Ana Sayfa||Araştırmalar ||Editör ||Site  Haritası|  

ENGLISH |DEUTSCHE 

Sosyal Hizmet Mesleği
Mesleki Bilgiler
SHU Yazıları
SHU Yayınları
SHU Araştırmaları
SHU İsim Listesi
Sosyal Hizmet Alanları
Çocuk Refahı
Gençlik Alanı
Yaşlılık ve Sorunları
Aile Sorunları
Sosyal Sorunlar
Engeliler ve Sorunları
Tıbbi Sosyal Hizmet

İş İlanları

Kurum İlanları
Eleman İlanları
İş İlanı Verme
Bireysel Gelişim
Bireysel Gelişim
NLP
Toplam Kalite
Beden Dili
İletişim Bilgisi
Halkla İlişkiler
Ana-Baba Okulu
Sosyal Bilimler
Sosyoloji
Psikoloji
Sosyal Siyaset
Sosyal Siyaset Bilgileri
Kitap / Sanat
Kültür/Sanat
Kitap Tanıtımı
İnsan Hakları Bilgileri

 

 

İKTİDAR VE SOSYAL HİZMET İLİŞKİSİ

Sosyal Hizmet Uzmanı Ramazan ALTUNÖZ
Çukurova Üniversitesi Mediko-Sosyal Merkezi
didadi@mynet.com 


    Sosyal hukuk devleti çeşitli nedenlerle sosyal, kültürel, ekonomik, sağlık ve eğitim yönünden belirli sınırların altında kalan insanlara insan hakları, demokrasi ve fırsat eşitliği gereği yardım etmekle mükelleftir. Bunu söz konusu ihtiyaç sahiplerinin ihtiyacına göre nakdi yardımların yanı sıra koruyucu, iyileştirici ve geliştirici hizmetler şeklinde sunar. Bunun için iyi örgütlenmiş kurumları, meslek grupları ve kaynak gerekir. Bütün bu işlerin yürütülmesi olayına genel adıyla sosyal hizmetler bu işleri yürüten ana mesleğe de sosyal hizmet mesleği denir.

Sosyal hizmetlerin bir kısmı kapitalist sistem içinde özel müteşebbisler tarafından sağlanabilmesine karşın bizim asıl konumuz kaynağı, gücü, imkanı olmayan ihtiyaç sahiplerine yönelik olan sosyal hizmetlerdir. Yani kamu eliyle yürütülmesi gerekenlerdir. Parası olan bir yaşlı özel bir huzurevinden sosyal hizmet alabilir. Peki ya parası olmayan yaşlı, ya kimsesi olmayan çocuk, ya kimsesi ve işi olmayan yetişkinler, ya fuhuş şiddet terör, trafik savaş ve doğal afet mağdurları ne olacak? Ya kaderine terk edilecek ya da devlet sosyal yapısı gereği bu insanlara yardım edecektir. Ki devlet yasalarla muhtaç durumdaki insanlara yardım etmenin görevi olduğunu açıkça beyan etmiştir.

   Geçen haftalarda Sosyal Hizmet Uzmanları Mersin şube başkanı Bülent Karakuş arkadaşımız sosyal hizmet kurumlarında hayırseverlik anlayışı geri mi geldi? Diye sorguladı ve geri geldiği sonucuna vardı. Kendisinden özür dileyerek aslında bu anlayış geri gelmedi zaten hep vardı diye düşünüyorum. Böyle bir anlayışın geri gelebilmesi için öncelikle siyasetten arındırılmış bağımsız veya özerk bir sosyal hizmet sisteminin oturmuş olması sonrada dönem iktidarının çeşitli nedenlerle bu sistemden vazgeçmesi gerekir. Bu bağlamda baktığımızda ülkemiz tarihinde böyle bir sistemden bahsetmek pek mümkün değildir.

Az gelişmiş ve gelişmekte olan birçok ülkenin sosyal hizmet politikası felsefi, etik, sistem ve örgütsel anlamda henüz yerine oturmamıştır. Bu ülkelerden biri de Türkiye’dir. Ülkemizde yürütülen sosyal hizmetler maalesef yıllardır devletin bir görevi ve vatandaşların bir hakkı olarak değil de söz konusu dönem hükümetlerinin vatandaşına yaptığı bir iyilikmiş gibi ortaya konulmuştur. Bu durum iktidarın sosyal hizmetlerin finansmanını sağlarken kendi çıkarı doğrultusunda kullanma isteğini ve sosyal hizmetlerin iktidardan bağımsız hareket edebilme yeteneğinin henüz oluşmadığını ortaya koyar.

Sosyal hizmet mesleğinin toplumda üstlendiği görev ve sorumlulukları yerine getirebilmesi için en önemli temel kavramlar kurum, kaynak ve yetişmiş meslek elemanlarıdır. İhtiyaç sahipleriyle meslek elemanlarını bir araya getiren kurumdur. İhtiyaçlara göre kurumların oluşturulması gerekli araç-gereç ve personelle hizmet koşullarının sağlanması kaynakla olur. Sosyal hizmetlerin ana finansörü devlettir. Bunu yanında bağış ve yadımlarda bu işin finansmanında kullanılabilir. Fakat devlet katkısı olmadan hayırseverlikle sosyal hizmetlerin yürütülmesi imkansızdır. Dolayısıyla devleti o anda yöneten iktidar ne zaman nerede ne kadar sosyal hizmet verilmesi gerektiğine karar verir.

Meslek ve sosyal devlet aynı amaç doğrultusunda iken maalesef devletin yürütme erkine sahip olan iktidarlar çoğu zaman karşıt kutuplarda yer alırlar. Sosyal hizmet mesleği kendi felsefesi ve yasalar gereği yaptığı işi vatandaşın bir hakkı olarak görür. Dolayısıyla her bireyin insan hak ve onuruna yaraşır koşullarda yaşaması için çaba sarfeder. Bu bağlamda hizmet verirken müracaatçılılarının haklarını koruma ve geliştirme yönünde hareket eder. Burada herhangi bir çıkar veya özel amaç gütmez. Fakat iktidar bunun tam tersine bu işi genelde siyasi ve ekonomik ranta çevirme telaşı içindedir. Bu amaçla değişik dönemlerde değişik hükümetler sosyal hizmetlere yönelik gerçek ve kalıcı bir çözüm bulma konusunu hiçbir zaman gündemlerine almadılar. Kalıcı ve üretime dayalı çözümler yerine geçici tüketime dayalı ve karşıdakini kendine bağımlı kılan politikaları desteklemişlerdir. Böylelikle muhtaç ve yoksunlara yapılan yardımların oy olarak kendilerine dönebileceği bir arka bahçe sistemi oluşturmuşlardır. Bunun hayırseverlik değil de devletin ve iktidarın bir görevi olduğu vurgusundan sürekli kaçınırlar.

Ülkemiz açısından örneklendirecek olursak geçmiş dönemlerde fak-fuk fonu aracılıyla hem para hem de gıda torbaları dağıtılmıştır. Son yıllarda da yine gıda, kömür, yeşil kart ve çeşitli kılıflara uydurarak nakdi yardım da dağıtılmaktadır. İş garantisi var diye bir sürü çocuk için gerekmediği halde çeşitli yollarla koruma kararı çıkarılmıştır. Yine bir sürü çocuk zihinsel engelli olmadığı halde bakım parası veya özel eğitim rantı için zihinsel engelli raporu ile engelli olarak gösterilmiştir.. Fakat bunları yapılırken insanların gerçekten ihtiyaç sahibi olup olmadığına bakılmamaktadır. Herhangi bir mesleki çalışmaya ihtiyaç duyulmadan kafa kol ilişkileriyle çok büyük kaynaklar kullanıldı kullanılmaya da devam ediliyor. Buradaki tek koşul yardım alanların oylarını söz konusu iktidarlara vermesi olmuştur. Bizim gibi az gelişmiş ülkelerde sosyal hizmet verirken iktidar bir yandan kendine mürit yetiştirmeye çalışır öte yandan yardımlarda kullanılan malzeme ve hizmetlerin ihalelerini yandaşlarına peşkeş çekerek memnun etme amacı güder.

Sosyal hizmet mesleği ve iktidar arasında karmaşık ve tuhaf bir ilişki vardır. İktidar müracaatçılara hizmet vermek için sosyal hizmet mesleğini görevlendirir. Bunu yaparken de bazen açıkça bazen de dolaylı siyasi ve ekonomik rant beklentisi içinde olur. Meslekse etik anlayışı ve felsefesi gereği hizmeti gerçekleştirmek dışında bir amaç gütmez. İktidar sosyal hizmet mesleği aracılığıyla verdiği hizmeti bir propagandaya dönüştürmek ister. Fakat sosyal hizmet mesleği buna izin vermez. Sosyal hizmet mesleği iktidar tarafından görevlendirilmiş ve meslek icraatını ancak iktidarın sunduğu kaynaklar çerçevesinde yürütmek durumundadır. Bu durumda iktidardan tamamen bağımsız davranmasını beklemek mümkün değildir. Ama iktidarın bir silahı olarak görmekte yanlış olur. Meslekle iktidar arasındaki en büyük çelişki burada ortaya çıkmaktadır.

Hem meslek elemanlarını hem de müracaatçıları tatmin edebilecek bir sosyal hizmet sisteminin oluşturulabilmesi için bu hizmetlerin bağımsız veya özerk bir kurum tarafından gerçekleştirilmesi gerekir. Bunun için öncelikle insan haklarına demokrasiye ve fırsat eşitliğine inanan bu konularda siyasi ve ekonomik rant gütmeyen yani sosyal hizmet mesleğini felsefi ve etik değerlerine saygı duyan bir iktidar gerekir. Bu anlayışa ve duyarlılığa sahip bir iktidarın mevcudiyetini şu ana kadar ülkemizde göremedik. Görebilmenin de zor olduğunu düşünüyorum. Oturup kaderini beklemek yerine ihtiyaç sahiplerinin ve meslek elemanlarının bu işin geliştirilmesi için her dönem iktidara baskı yapmak zorundadır.
 

 


         UYARI!
©
Sitemize ait yazılarımızı izin almadan yayınlanmamasını talep etmekteyiz.Her hakkı saklıdır.

Google