Ana Sayfa||Araştırmalar ||Editör ||Site  Haritası|  

ENGLISH |DEUTSCHE

Sosyal Hizmet Mesleği
Mesleki Bilgiler
SHU Yayınları
SHU Araştırmaları
SHU İsim Listesi
Sosyal Hizmet Alanları
Çocuk Refahı
Gençlik Alanı
Yaşlılık ve Sorunları
Aile Sorunları
Sosyal Sorunlar
Engeliler ve Sorunları
Tıbbi Sosyal Hizmet

İş İlanları

Kurum İlanları
Eleman İlanları
İş İlanı Verme
Bireysel Gelişim
Bireysel Gelişim
NLP
Toplam Kalite
Beden Dili
İletişim Bilgisi
Halkla İlişkiler
Ana-Baba Okulu
Kaynak Bilgiler
Sosyoloji
Psikoloji
Sosyal Siyaset Bilgileri
Kültür/Sanat
Kitap Tanıtımı
İnsan Hakları Bilgileri

 

 

Google
 
Web www.sosyalhizmetuzmani.org

İLETİŞİMİN DÜŞÜNSEL ANALİZİ

Kemal GÖKCAN/Site Editörü
sosyalhizmetuzmanlari@gmail.com

       İletişimin,karşılıklı anlayış ve paylaşımla gerçekleşmesi için,iletişim kuran kişilerin duygu ve davranışlarının nedenleri üzerinde düşünme ve anlamlarına bağlıdır.

        İletişimin engellerinin en önemlisi kişisel engellerdir. Bunlar,kişilerin amaçları,niyetleri,duyguları,değerleri,yargıları,düşünce modelleri,iletişim niyetleri olarak sayabiliriz. Tüm bunlar mesajlarımızı oluştururken de o mesajları dinlerken ve çözümlerken de belirleyicidir.




          İletişimin etkiliği ve başarısında temel sorumluluk bireydedir. Birey iletişim sürecinde doğru ve sağlıklı akışını denetleyen ve yönlendiren bir roldedir.

          İletişimsizlik sorunları günümüz de oldukça fazladır. Herkes anlaşılmamaktan şikayetçidir. Önce kendimizi anlamakla başladığımız iletişimde kazanacağımız özelliklerden biride bizim kendimizi ne oranda ifade ettiğimiz,ne ölçüde anlatabildiğimizi sorgulamaktır.

        İletişimde temeli anlam yaratmayı ve paylaşmayı amaçlamalıyız. Bunun için bireysel alanımızdan da çıkıp,başkalarını da anlamaya çalışmalıyız. Modern çağın stresli ortamından hep anlaşılmamaktan söz ettiğimizi unutmayalım…
“Beni anlamıyorlar” diye söylenmekten vazgeçip,bu cümleyi “ben kendimi anlatamıyorum”a dönüştürmek daha doğru bir davranış olacaktır.

         Duygu ve davranışımıza yol açan düşüncemizi değiştirmeden onun yol açtığı iletişim davranışımızı değiştirmemizin olanaksız olduğunu kabul etmek gerekir.

         Kadir Özer,düşüncelerin özeliklerini otomatik pilot,mantık ihtiyacı,telkin güçleri,hayal gücü gibi başlıklar altında ele alır. (1)

          Otomatik Pilot: Beyin,belirli bir davranışın gerisinde yatan düşünceleri,bir inanış haline dönüştürdüğünde,bunları bilinç düzeyinden çıkartıp,ilk elde kolaylıkla farkına varmadığımız bilinç gerisine yerleştirir. Yürürken,araba kullanırken,yüzerken veya bacak bacak üstüne atarken,söz konusu işlevin yerine getirilişi sırasında düşünürmüsünüz gibi bir soruyu çoğu birey “Yok artık düşünmem”benzer bir yanıt verir. Oysa tabii ki düşünürüz. Ama farkında değilizdir. Çoğu davranışımızın gerisinde artık farkında olma ihtiyacı duymadığımız ve otomatik pilota bağlandığımız düşüncelerimiz yatmaktadır. (2)

        Gerçekçi Mantık: Düşüncelerin ikinci önemli niteliği düşünce sürecinin kaynağı olan beyin,mantık tutkunu bir organ olarak tanımlanır. Hiçbir davranışı,temelinde kendi içinde tutarlı bir mantık silsilesi olmaksızın üretmez. Beynimiz günlük yaşantı içinde bir başlangıç ve bir de bitiş noktaları olan mantık sislileri birlikte ve onlar için yaşar. Her bir mantık silsilesinin sonu daha önce takip edilen mantıksal önermelerin yaptırımları olan duygu ve davranışlardır. Davranışın veya duygunun şekli yapısı yoğunluğu ve türü ne olursa olsun gerisinde bir mantık akışı görmemek olası değildir. (3)

         Günlük hayatta yaşadığımız öfke,sevinç,çöküntü gibi duyguların gerisinde kendi içinde tutarlı bir mantık akışı vardır. Her bir davranış ve duygu söz konusu mantık akışının noktalandığı sonuçta oluşur. Beyin temelde mantık akışları için ve içinde yaşamamaktadır. Birey için gerçekçi olsun veya olmasın önemli olan bir mantık akışını bitirebilmektir. (4) Bu nedenlerle bazen gerçekçi olmasa da mantıklı şekilde öfke,kaygı ve çöküntü gibi olumsuz duygular yaşayabilmekteyiz. Asıl sorunumuz,ne ölçüde mantıklı olup olmadığımız değil,mantığımızın ne ölçüde gerçekçi olup olmadığıdır.

        Açı Farklılıkları: İletişim becerisi olaylara farklı acıdan bakabilme esnekliği gerektirir. Tek açıya bağlanıp kalma yani açı sadakati iletişim becerisini iletişimsizlik becerisine dönüştürür. (5) İletişim becerisi kişiden karşı karşıya kaldığı olayla ilgili olası bakış acılarını ve tanımlamalarını araştırmayı,soruşturmayı ve bütünleştirmeyi içerir. Bu beceriyi kazanmış birisi,kendisine yöneltilen bir uyarı,eleştirir veya şikayet karşısında tek açı yerine çok açıdan anlam verme yeteneğine sahip olabilecektir. Özer (1995)

        Açı farklılıkları,farklı yorumlar içinde hangilerinin çözme diğerlerine oranla daha hızlı ve verimli bir şekilde ulaştırılabileceğini görebilmektir.
Diğer yandan olmuş, bitmiş,değiştirilmesi son derece güç bir takım olaylar üzerinde “keşke böyle olsaydı”,ya da “keşke oraya gitmeseydim” gibi düşünce biçimleri de olumlu iletişim kurma olasılığını azaltan düşünce özellikleri arasında yer alır. Hayata dair bakışımızda şikayetler,bahaneler,mazeretler birer kaçışı ifade ederler. Ayrıca görülmeyen olasılıklarla veya belirsizliklerle ilgilenmek,olaylarla ilgili değerlendirmelerde “ya hep,ya hiç” veya “ya böyledir,ya şöyle” gibi uzlaşmayı zorlaştıran düşünme tarzlarında direnmek de iletişimi zorlaştıran düşünce alışkanlıklarımız arasında yer alır. (6)

       Özetlersek,iletişimin düşünsel analizinde ön yargı ve kabullerden uzak,gerçekçi mantıkla açı,kültürel,cinsiyet,statü gibi farklıkları dikkate alarak iletişime geçmeliyiz.

        
       Dipnotlar

(1)-Özer Kadir,İletişimsizlik Becerisi.İstanbul,Varlık,1995;30-31
(2)-Özer Kadir,Gerçekçi Yönetişim.İstanbul,Sistem,2003
(3)-Özer,2003 a.g.k;57
(4)-Özer,2003 a.g.k;58
(5)-Özer,2003 a.g.k;56
(6)-Gürgen Haluk,Örgütlerde İletişim Kalitesi.İstanbul,Der,1997;149
    
   ©Sitemize ait yazılarımızı izin almadan yayınlanmamasını talep etmekteyiz. Kaynak göstermek ve izin almak etik kuraldır.




Bize Ulaşın