Sosyal Hizmet Mesleği

Bilgiler
Yayınları
Araştırmalar
 


Sosyal Hizmet Alanları

Çocuk
Gençlik
Yaşlılık
Aile
Sosyal Sorunlar
Engeliler
Tıbbi Sosyal Hizmet


Kaynak Bilgiler

Bireysel Gelişim
Sosyoloji
Psikoloji
İnsan Hakları
İletişim Bilgisi

 

 

 

 

 
 


ANA SAYFA

İLETİŞİMİ ETKİLEYEN BAZI TEMEL NEDENLER

Ramazan  ALTUNÖZ

Sosyal Hizmet Uzmanı
 

 

Hayatta varolan her canlının varlığını sürdürebilmesi için ihtiyaç duyduğu temellerden biri iletişimdir. Bir canlının iletişimi ne kadar çok çeşitli ve iyi kullandığı onun hayattaki şekillenişini bilmemiz açısından bize çok önemli ipuçları verir. İnsanların doğa içinde önplana çıkmasında akıl ve güç kadar sahip oldukları iletişim kabiliyeti ve bu kabiliyeti sürekli geliştirmeleriyle mümkün olmuştur. Tıpkı insanın doğa içinde geldiği konum gibi insanların toplum içinde şekillenişi, kendilerine yer edinmesi yani kendi aralarında konumlanışları büyük oranda kullandıkları iletişime bağlıdır. Burada her şeyi iletişime bağlamaktan çok iletişimin yukarıda da söylediğimiz gibi güç, akıl ve diğer etmenler kadar önemli olmasının yanısıra bu etmenlerin hayata geçirilmesinde elzem bir yere sahip olduğunu vurgulamakta fayda vardır. 

İnsanın toplum içinde geçimli geçimsiz, iyi kötü, başarılı başarısız, aktif pasif, zengin fakir, mutlu mutsuz olduğunun belirlenmesinde yakın ve uzak çevresiyle kurmuş olduğu ilişkilerin önemli bir payı vardır. Buradan anlaşılacağı üzere iletişimin hem maddi hem de manevi hayatımızın düzenlenmesinde etkin bir rolü olduğu görülmektedir. İnsan hayatında bu denli önemli ve etkili olan bir olgunun neden iyi kullanılmadığını bilmek bir o kadar önemlidir. Bir şeyin nelerden etkilendiğini bilmek onun olumlu bir biçimde hayata aktarılması yönündeki ilk adımdır Bundan dolayıdır ki düzgün bir iletişim kurma yolunda öncelikle bizi etkileyen nedenleri tanımakta fayda vardır. Bu nedenleri söyle sıralayabiliriz.

1-YANLIŞ İLETİŞİM 

İletişimi etkileyen en temel etken tabi ki uygun olmayan biçimlerde yapılmasıdır. Doğru olmayan iletişim denildiğinde akla ilk başta ÇATIŞMA gelmektedir. Birbirine karşı suçlama ve saldırı içeren sözcük ve davranışlarla gerçekleşen bu süreçte taraflarda öfke, kin, huzursuzluk, karşıdakine zarar verme, karşıdakine üstün gelme vb olumsuz duygular ve bu duygularla vücut bulan ifadelerden oluşur. Çatışmada saldıran ve savunmada olan iki taraf vardır. Savunmada olan fırsatını bulduğunda saldıran bir tarafa dönüşebilecektir. Bu süreç kör bir akıntı gibi insanın gücünü, zamanını, düşüncelerini ve olumlu bütün yanlarını alıp götürür. Yani genelde insanı sonuçsuzluğa götürmenin yanısıra varolan olumsuz durumdan daha kötü bir duruma sürükleme olasılığı yüksektir.

Yanlış iletişimin önemli öğelerinden biri de PASİFLİKTİR. Karşıdakine ayıp olmasın, karşıdaki kırılmasın diye hakkından vazgeçme, içe atma, karşıdakine karşı direnme gücü olmadığından bastırılma, kaçma, işine gelmediği, çıkarına dokunmadığı için susma, görmezlikten gelme gibi durumlarla kendini bulan bir süreçtir. Bu süreçte tıpkı çatışmada olduğu gibi ama gizil olan huzursuzluk, öfke, kin, karşıdakini zor duruma düşürme gibi benzer olumsuz duyguların yanısıra tedirgin ve sessiz bir bekleyiş hakimdir. İçe atılan her şey bir kurt olur insanın içini kemirir, insan nereye kaçarsa kaçsın sorunlar onu kovalayacak ve yine önüne dikilecektir. İnsan kendi hakkından vazgeçtikçe kendi iç dünyasında tıpkı volkan gibi bir sürü patlama yaşar ve bunları bazen kontrol edemeyip yakın çevresine yansıtarak kırıcı olabilir. Diğer bir değişle insan pasif iletişimi kullandıkça öncelikle kendini sonra yakın çevresi olan kardeşini, eşini, çocuğunu, ebeveynini veya arkadaşını kırabilir, istemeden zarar verebilir. 
İçerik açışından bakıldığında pasiflik ile çatışma arasında pek bir farkın olmadığını görmek mümkün. ikisinde de benzer olumsuz duygular, sonuçsuzluk, varolan durumdan daha kötüye gitme olasılığı, asıl soruna odaklanamama, sorunu erteleme, görmezlikten gelme gibi ortak süreçler bulunmaktadır. Pasif iletişim çatışmalı iletişimden biçimsel olarak daha yumuşak bir görüntü vermesine karşın özünde bireyler için eşit hatta bazen daha tehlikeli bir durum içerir. Çatışmaya girilirken kişinin en önemli yanılgılarından biri bağırma ve kavga etmenin beraberinde getirdiği geçici boşalma, rahatlama duygusudur

2-ÖNYARGILAR VE YANLIŞ İNANÇLAR

Önyargılar ve yanlış inançlar olumsuz yaşam deneyimleri, toplumlar ve kişiler arası çekişme, aşırı güven veya güvensizlik, umutsuzluk, kronikleşen sorunlar, kabul görememe, ret edilme, yanlış anlaşılma korkuları vb durum ve duygular sonucunda insanda oluşabilen insanı belli durumlar karşısında gereksiz yere engelleyen veya harekete geçirebilen bir özelliğe sahiptir. Ne yaparsam boşuna, her yolu denedim olmuyor, kesinlikle olmaz, o zaten hep öyle, bana bir şey olmaz, ben yapamam, onlar zaten beceriksiz, sen hep bunu yapıyorsun gibi mutlak ifadeleri içeren karşıdakine veya kendine hiçbir şekilde şans tanımayan istem dışı tik’ sel davranışlarla kendini bulur. Önyargılarda hakim olan ani, mutlak, yargılayıcı, saldırgan, suçlayıcı ve çekingen gibi özellikler insanı pasif veya çatışmalı iletişime sürükler. Önyargılar ve yanlış inançlar İnsanı amaçları ihtiyaçları doğrultusunda adım atmasını engeller veya gereksiz yere kaosa, çatışmaya sürükler. İnsanın değişimi ve gelişimi önünde direnç oluşturabilirler. Bu yüzden iletişimi en fazla etkileyen faktörlerden biri olduğunu söyleyebiliriz.

3-BİREYSEL YAPI VE YAŞANILAN SİSTEM ARASINDAKİ İLİŞKİ 

Ülkemizde ve dünyanın birçok yerinde işlerlikte olan kapitalist sistem yapısı gereği ÇIKAR üzerine kuruludur. Çıkarın ana öğesi değerdir. Her insan bir değer olduğundan(ekonomik, sosyal, duygusal, cinsel, akademik değer) kapitalist sistem içinde her zaman başkaları için bir hedef olma özelliği taşır. İnsanların bir kısmı doğal olarak veya sonradan oluşan iyi niyet, saflık, yardımseverlik, sosyallik, girişkenlik, pozitif ayrımsız herkese eşit yaklaşma vb özelliklere kimisinde de bunların tam tersi olan kullanma, kötülük yapma, sömürme, atalet, kurnazlık, çıkarcılık, ayrımcılık vb özelliklere sahip olabilir. Bu iki grup arasındaki aksiyonların sonuçları iletişimi şekillendiren ana etmenlerdendir. Eşler, kardeşler, arkadaşlar ve çeşitli taraflar arasında tek taraflı iyi veya kötü niyete dayanan çabalar ve çabaların karşılıksız kalması, kötü ve istenmeyen biçimde kullanılması çok sık rastlanan bir durumdur. Kullanılan taraf genelde hayal kırıklığı, kendine ve insanlara karşı güvensizlik, dolayısıyla sosyal ilişkilerde geri çekilme, yaptıklarından ve hayattan zevk alamama; Kullanan taraflarda ise yalnız bırakılma, şüphecilik, ilişkilerin yapaylaşması, doyumsuzluk, anlamsızlık vb. duygular yaşanabilir. Her bireyin kendi yapısı ve yaşadığı sitemin yapısı arasındaki ilişkiyi kavrayıp kavrayamaması onun iletişimini ciddi biçimde etkiler.

4-BİREYSEL İRADE İLE TOPLUMSAL YAPI ARASINDAKİ İLİŞKİ

Her bireyin kendi has bir düşünsel, duygusal ve davranışsal yapısı vardır. Bu yapı kalıtım, aile, okul, sosyal çevre, medya, gelenek görenek vb geniş bir yelpazeden etkilenir. Burada ön plana çıkan ihtiyaç ve isteklerdir. Bireyin kendi ihtiyaç ve isteklerinin toplumsal kurallar ve sosyal çevreyle ne kadar uyumlu olup olmadığı iletişim biçimini etkiler. Kişinin istek ve ihtiyaçları söz konusu yelpazeyle uyumluysa kişi girişken ve pozitif olabilir. Tersi durumdaysa engellendiğini hissedebiliri, İçe kapanana bilir, hayata ve insanlara küsebilir Bu da kişiyi aşırı pasifliye veya başkaldırıya hatta saldırganlığa da sürükleyebilir.

5-DİRENÇ 

insan yaşamının bir çok sürecinde çeşitli nedenlere bağlı dirençler oluşabilir. Direnç iletişim sürecinde kişinin değişmesi ve gelişmesi önünde yavaşlatıcı bir etmen veya bir engel olarak ortaya çıkar. Yukarıda saydığımız bütün etmenler direnç oluşumuna katkı yapar. Kişinin olaylar karşısında inatçı, korkak, saplantılı, cesur gibi özellikleri kaçan veya kovalayan şeklinde davranışa dönüşen direnç kişinin iletişimini ciddi biçimde etkiler.

 

 



Editörler




Google
 

 


 


KURUMSAL VE BİREYSEL İŞ İLANLARI

 


 

SOSYAL MEDYA




 

 

Yasal Uyarı , Gizlilik Beyanı ve Künye

sosyalhizmetuzmani.org © Bütün hakları saklıdır.