Ana Sayfa||Araştırmalar ||Editör ||Site  Haritası|  

ENGLISH |DEUTSCHE 

Sosyal Hizmet Mesleği
Mesleki Bilgiler
SHU Yazıları
SHU Yayınları
SHU Araştırmaları
SHU İsim Listesi
Sosyal Hizmet Alanları
Çocuk Refahı
Gençlik Alanı
Yaşlılık ve Sorunları
Aile Sorunları
Sosyal Sorunlar
Engeliler ve Sorunları
Tıbbi Sosyal Hizmet

İş İlanları

Kurum İlanları
Eleman İlanları
İş İlanı Verme
Bireysel Gelişim
Bireysel Gelişim
NLP
Toplam Kalite
Beden Dili
İletişim Bilgisi
Halkla İlişkiler
Ana-Baba Okulu
Sosyal Bilimler
Sosyoloji
Psikoloji
Sosyal Siyaset
Sosyal Siyaset Bilgileri
Kitap / Sanat
Kültür/Sanat
Kitap Tanıtımı
İnsan Hakları Bilgileri

 

 


İnsan Hakkı Ötelenemez!

Hasan KAYA/ Sitemiz Yazarı
haskaya58@yahoo.com

Yazar/İnsan Hakları Uzmanı


İnsan Hakkı Ötelenemez!

2005 yılında çıkarılan, 5378 Sayılı Özürlüler ve Bazı Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması hakkındaki Kanun’un Geçici Madde 2 ve Geçici Madde 3’e göre başta kamuya açık alanlar olmak üzere kamu ve kurumlarına ait resmi yapıların, kaldırımların, yolların, toplu taşıma araçlarının yedi yıl içerisinde engellilerin erişimine uygun hale getirilmesini öngörmekteydi. Geçtiğimiz günlerde TBMM çıkarılan bir Kanun ile bu süre üç yıl sonraya ötelenmiştir.

Aslında bu gelişme bir sürpriz değil, engelli STK’larınca beklenilen ve öngörülen bir gelişme idi. Burada düşündürücü olan bu gelişmeyi bekleyen STK’ların bir “B” planı hazırlamada geç kalmalarıydı.

Temel Hak ve Özgürlükler Kanunla Ötelenemez

Yaşama, adil yargılanma, sağlık hizmeti, eğitim, yaşanabilir çevre, erişim, çalışma, gibi talepler sosyal, siyasal, kültürel gibi evrensel ‘negatif’ ve ‘pozitif’ haklardan bazılarıdır. Bu haklar uygulanma alanı olarak herhangi bir coğrafya ya bağlı olmayıp evrensel olduğu gibi, aynı zamanda da bu haklardan yararlanmak için de; belli bir cinsiyet, etnik köken, din, mezhep, siyasal düşünce, felsefi görüş gibi, bir kimliğin ya da grubun üyesi olmak zorunluluğu yoktur. İnsan olma üst kimliğinde ‘temel hak ve özgürlük’lerden yararlanmak herkesin ve her kesimin en insani hakkıdır.

21. Yüzyılın ilk insan hakları belgesi olan, BM Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşme Türkiye’nin de aralarında bulunduğu Dünya ülkeleri tarafından 2006 yılında kabul edilmiş ve 30 Mart 2007 yılında imzaya açılmıştır. 3 Aralık 2008 tarihinde TBMM tarafından kabul edilerek yürürlüğe girmiştir. Sözleşme başta; engellilerin topluma katılımı, ayrımcılıktan korunması, hizmetlerin engelliler için erişilebilir olması, yasalar önünde eşitlik gibi çeşitli konularda devlete yükümlülükler getiriyor.

Nasıl ki, temel hak’lardan biri olan “yaşama hakkı”ndan, bir kişinin feragat etmesini istemek ve beklemek kabul edilemez ise, aynı şekilde bu hak’kın ne zaman kullanılacağına Kanunlarla karar vermek, tarih belirlemek temel hak ve özgürlüklerin korunması bakımından da sakıncalı bir yaklaşımdır.

BM Engelli Hakları Sözleşmesi nin Madde 3, “Genel İlkeler Bölümü”nde; “(a) Kendi seçimlerini yapma özgürlükleri ve bağımsızlıkları da dahil olmak üzere, kişilerin doğuştan sahip oldukları onura ve bireysel özerkliklerine saygı gösterilmesi; (b) Ayrımcılık yapılmaması; (c) Topluma tam ve etkili katılım ve dahil olma; (d) Farklılıklara saygı gösterilmesi ve engelliliğin insan çeşitliliğinin ve insanlığın bir parçası olarak kabul edilmesi; (e) Fırsat eşitliği; (f) Erişilebilirlik; (g) Kadın ve erkek arasında eşitlik; (h) Engelli çocukların gelişen kapasitelerine saygı duyulması ve engelli çocukların kendi kimliklerini koruyabilmeleri için haklarına saygı duyulması”. Şeklinde formüle edilmiştir.

Ayrıca sözleşme “Başlangıç” bölümü’nde “(d) Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme’yi, Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme’yi, Her Türlü Irk Ayrımcılığının Ortadan Kaldırılmasına İlişkin Uluslararası Sözleşme’yi, Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesine Dair Uluslararası Sözleşme’yi, İşkence ve Diğer Zalimane Gayri insani veya Küçültücü Muamele veya Cezaya Karşı Sözleşme’yi, Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’yi ve Tüm Göçmen İşçilerin ve Aile Fertlerinin Korunmasına Dair Uluslararası Sözleşme’yi anımsatarak, engelli insanın haklarına güçlendirici bir vurgu yapmıştır.

Yerelden, Evrensele Doğru Engelli Hakları

Erişim hakkı açısından “yedi yıllık” sürenin iç hukuk açısından ötelenmesi, engelli insan olarak haklarımızı kullanmamızı engellemesi beklenemez. T. C. Devleti yukarda ‘başlangıç’ ilkeleri içersinde saydığımız bütün maddelere imza koymuş ve taraf olmuştur. Ve bu Sözleşmeler T. C. Anayasa “Milletlerarası andlaşmaları uygun bulma” Madde 90. “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. (Ek: 7.5.2004-5170/7 md.) Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır”.demektedir.

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı – UNDP Türkiye aylık bülteni “Yeni Ufuklar” 13 Ocak 2007 sayısın da. BM Engelli Hakları Sözleşmesi kapsamında en önemli çalışma alanlarının “eğitim” ve “erişim” olduğunu belirterek; “Erişim’i, tüm insanların doğuştan hakkı olan fiziksel ulaşımı (kamusal araçlarla yolculuk etme, sokakların, kaldırımların, kamu binalarının kullanımı) ve bilgi/iletişim ortamına ulaşımı içerdiği gibi, ücretli çalışma fırsatlarının sağlanmasını da içerir olarak belirtmiştir. Bu da gösteriyor ki, erişim aynı zamanda diğer hakların kullanılmasının da en önemli başlangıç noktasını oluşturtmaktadır.

Bekle Bizi, Evrensel İnsan Hakları Hukuku!

18 Mayıs 2012 tarihinde Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Özürlü ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğün tarafından, “Engelsiz Türkiye İçin Birlikte Yürüyoruz” Çalıştayı yapılmıştı. Bu “Çalıştay”a katılan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sayın Fatma Şahin yapmış olduğu konuşma da, “5378 sayılı Özürlüler Kanununun 2005 yılından çıkarılmasından bu yana 7 yıl geçti. 7 yılda dünya da değişti, biz de değiştik, koşullar da değişti. Artık engellilik konusunda arkamızda atılmış büyük adımlar, önümüzde de konulmuş yeni hedefler var. Kanunun da bu açıdan güncellenmesi şart oldu” demişti. Kanunda yazan 7 yıllık sürenin 3 yıl daha ötelenmesini güncelleme olarak algılamak gerekir sanırım.

“Engelsiz Türkiye için birlikte yürümeye, biz hazırdık, ama Sayın Bakanım siz bizi yalnız bıraktınız.

Yapmamız gereken ulusal Kanun ile elimizden alınan erişim hakkını, evrensel insan hakları hukuku alanına taşımak ve uluslararası insan haklarını koruyan mekanizmaları hayata geçirmektir.
                                           

 

 


               Bize Ulaşın

Google
 

 

 

UYARI! ©Sitemize ait yazılarımızı izin almadan yayınlanmamasını talep etmekteyiz.Her hakkı saklıdır.