Ana Sayfa||Araştırmalar ||Editör ||Site  Haritası|  

ENGLISH 

Sosyal Hizmet Mesleği
Mesleki Bilgiler
SHU Yazıları
SHU Yayınları
SHU Araştırmaları
SHU İsim Listesi
Sosyal Hizmet Alanları
Çocuk Refahı
Gençlik Alanı
Yaşlılık ve Sorunları
Aile Sorunları
Sosyal Sorunlar
Engeliler ve Sorunları
Tıbbi Sosyal Hizmet

İş İlanları

Kurum İlanları
Elaman İlanları
İş İlanı Verme
Bireysel Gelişim
Bireysel Gelişim
NLP
Toplam Kalite
Beden Dili
İletişim Bilgisi
Halkla İlişkiler
Ana-Baba Okulu
Sosyal Bilimler
Sosyoloji
Psikoloji
Sosyal Siyaset
Sosyal Siyaset Bilgileri
Kitap / Sanat
Kültür/Sanat
Kitap Tanıtımı
İnsan Hakları
İnsan hakları Bilgileri

 

  Hızlı Erişim
 

Google
 
Web www.sosyalhizmetuzmani.org

  IRAK DİRENİRKEN, İNSAN HAKLARI ve DEMOKRASİYİ YENİDEN    DÜŞÜNMEK
(
BİR GERÇEKLİĞİN ÖTESİNDE: BİR VAHŞETİN ANATOMİSİ VE IRAK)

                                                        Gazanfer KAYA
(Cumhuriyet Üniversitesi Sosyoloji Doktora Öğrencisi-Sosyolog)

 Batı - O, Elatun kaldı - Batı? neymiş Batı?
                                                              Anamalın sömürgeci saltanatı,
Ceyhun Atuf  Kansu

İnsanın salt insan olmasından dolayı sahip olduğu hak ve özgürlüklere karşılık gelen “insan hakları” kavramını, uygar ilişkilerin vazgeçilmezi olan demokratik değerlerden soyutlamak mümkün değildir. Bu nedenle birbirini bütünleyen bu kavramların, insanlığın geçirdiği tarihsel ve toplumsal evriminden hareketle incelemek yerinde olacaktır.

İnsan hakları ve demokrasi kavramları önsel olarak kamusal medeni ilişkilerin alanı olarak beliren kent devletlerinde, yurttaş hak ve özgürlüklerini içeren bir çerçevesinde biçimlenmiştir. Dar anlamda halkın (demos) iktidarı olarak tanımlanan demokrasiyi, Aristoteles incelediği yönetim biçimlerinden bozulmaya daha az elverişli bir düzen olduğundan ön plana çıkarır (Şenel, 1996: 174).

Antik Yunan kent devletlerinde temellenen demokrasi ile yurttaşlar kendileriyle ilgili kararlarda söz sahibi olma hakkını edinirler. Bu demokrasi, her ne kadar doğrudan bir yönetim biçimi getiriyor görünse de temel insan hakları yönünden eksik ve eşitsiz bir yapıdaydı. Şöyle ki  köleler, kadınlar ve yabancılar, kent yönetimine katılan yurttaş kapsamına girmemekteydiler.

İnsan hakları ile demokrasinin temellerini hazırlayan bu düşünsel ve eylemsel girişimler; özgür düşünce ile  yurttaş hak ve özgürlüklerini sekteye uğratan Ortaçağ ile birlikte geriler. Toprak mülkiyetinde dayalı kapalı-geleneksel üretim biçimi ve ilişkileriyle tanımlayabileceğimiz Ortaçağ feodal toplum düzeninde; demokratik hak ve özgürlüklerin önünü açacak sosyo-ekonomik yapının ortaya çıkması mümkün değildi.

Batı’da feodalite sonrası coğrafi keşiflerle büyüyen merkantilist servet birikiminin doğurduğu ticaret burjuvazinin, meta üretimine dayalı ilişkilere yönelmesi sonucu toplumsal yapıda önemli değişmeler meydana gelmiştir. Bu sürece koşut gelen bir durum da Ortaçağın katı dogmatik düşün geleneğinin karşısında, özgür aklı ve bilimi temel alan aydınlanmacı düşün geleneğinin yükselmesidir. Aydınlanma, Rönesans, Reform hareketleri modern (çağdaş) toplum düzeninin düşünsel temellerini hazırlamıştır.

İnsan hak ve özgürlüklerinin modern bir çerçevede şekillenmesinde, Batı’nın yaşadığı iki büyük toplumsal olayın, yani Sanayi Devrimi ile Fransız İhtilali’nin önemli bir rolü bulunmaktadır.

Sanayi Devrimi, geleneksel üretim ilişkilerini ve ona bağlı olarak da siyasal, kültürel yapıyı hızlı bir dönüşüme uğratarak modern ve güçlü ulus devletleri ortaya çıkarmıştır. Sanayileşme üzerinde yükselen burjuva demokratik toplum düzenini, siyasal ve kültürel anlamda tamamlayan gelişme ise 1789 Fransız İhtilalidir. Bu ihtilal İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi”nin (1789) düşünsel zeminini hazırlamıştır. Bu bildiride temellendirilerek yasal güvence altına alınan “özgürlük”,“eşitlik” “kardeşlik” düşüncesine bağlı olarak, klasik yurttaşın hak ve özgürlükleri yeniden belirlenmiştir. Böylece modern toplumun içerdiği kişisel ve kamusal yurttaş özgürlüklerinin kapsamı genişletilerek (basın, siyasal dernekleşme ve toplanma gibi özgürlüklerin eklenmesiyle), modern yurttaş anlayışına yaklaşılmıştır (Tanilli, 1990: 449).

Temel ya da birinci kuşak insan hak ve özgürlükleri, kanun karşısında eşitlik, anayasacılık, parlamentarizm, ekonomide serbestlik, halk egemenliği, azınlık hakları, kuvvetler ayrılığı gibi temel demokratik ilkeler, ekonomik liberalizm üzerine yükselen, siyasal liberalizmin daha doğrusu liberal demokrasinin ürünüydü (Berzeg; 1995: 63).

Liberal demokratik bir yapılanmanın sonucu olan klasik (temel) insan haklarının; sosyal, ekonomik ve kültürel haklarla zenginleşmesi ise sosyal demokrat düşüncenin ve refah devleti politikalarının önem kazanması ile gerçekleşir. Tekelci kapitalist anlayışın uzantılarını oluşturan dünya savaşlarının ortaya çıkardığı yıkımlar ile faşizmin insan onurunu ayaklar altına alması; insan haklarının uluslararası sözleşmelerle hukuksal güvence altına alınmasını hızlandırmıştır. Savaşlar, katliamlar, totaliter, diktatoryal yönetimler insan haklarının ancak demokratik kural  ve ilkelerle, yani özgür düşünebilme, örgütlenebilme, eşit yurttaş olabilmeyle (yasal, sosyal, ekonomik, siyasal gibi)  var olabileceği gerçeğini  bir kez daha ortaya koymuştur. Özetle, 19. yüzyılda modern anlamda biçimlenen insan hakları ve demokrasi kavramları, 20. yüzyılda ortaya çıkan dünya savaşlarının ardından ortaya çıkan sosyo-ekonomik yapıyla yeniden içeriklendirilmiştir.  Bu içerikleşmede sömürgelerden Batı’ya aktarılan zenginliğin, sınıflar arasında görece daha adil bir biçimde paylaşılmasının yarattığı yaşam standartlarına karşılık gelen sosyal demokrat reformlar ile sosyal devletçi yapılanmanın da önemli belirleyiciliği bulunmaktadır.

Günümüzdeki insan hakları ve demokratik değerler söz konusu olduğunda Batı Avrupa ve özellikle de  imparator ABD,  daha duyarlı bir görüntü vermelerine  karşılık, bu görüntü çoğu zaman bir yanılsamadan öteye geçmemektedir. Küresel düzlemde hegemonik bir güç olan ABD,  temel insan hakları ile demokratik değerlerin çiğnenmesinin önünü açan uygulamaların en önemli başlatıcısıdır. ABD’nin gerek kendi ülkesindeki farklı etnik gruplara uyguladığı ayrımcılık, gerekse de diğer coğrafyalardaki faşizan, gerici yapılanmaları sırf çıkar dengeleri açısından desteklemesi ve de doğrudan işgallere girişmesi, özgürlük heykelinin yükseldiği bu ülke açısından ciddi bir paradoksu oluşturmaktadır. Irak işgali ve sonrası bu paradoksun en sıcak yanına karşılık gelmektedir. Birer aldatmacadan öteye geçmeyen işgal gerekçeleri ile işgal sonrasında ülkesinin onurunu savunan Irak halkına (ki ABD’ ye göre teröristlere) yaşatılan yeryüzü cehennemi, insanlık adına utanç verici bir hal almıştır. Özgürlük, eşitlik ve kardeşlik  düşüncelerinin yükseltildiği “uygar batı”, ABD’nin yüz binlerce insanı yıkıma uğratan politikaları karşısında adeta silik bir görüntü sergilemiş, hatta işgale ortak olmuştur.

Günümüz emperyalizminin moda adı olan küreselleşme ile kıtalar, bölgeler, ülkeler ve  sınıflar arasında yaşanan çelişkiler gittikçe derinleşmektedir. Bu süreç temel insan hak ve özgürlüklerini ciddi bir şekilde tehdit ederek; insanlığı her geçen gün daha çok  sefalete, gerici güçlerin tuzaklarına ve  de tutsaklığa sürüklemektedir.  Küresel sermayenin yarattığı bu açmaz,  toplumsalın  eşitlikçi, özgür ve barışçıl bir şekilde yapılandırılmasına olanak sağlayabilecek gerçek bir demokrasi mücadelesinin yükseltilmesiyle aşılabilinir.  Irak’taki direniş, sömürgeleştirmeye dur diyebilecek toplumsal muhalefet güçlerini, bu mücadeleye davet eden bir çığlığı andırmaktadır.

Özgürlük, eşitlik ve barışın kısaca insanca yaşamın egemen olduğu bir IRAK’ın, çok da ırak olmadığı bir yarın özlemiyle... 

Kaynakça

BERZEG; Kazım, (1995); “Çağdaş Demokrasi Liberalizmin Ürünüdür”, Türkiye’de Demokrasi, Yeni Yüzyıl Kitaplığı.

ŞENEL, Alaeddin (1996); Siyasal Düşünceler Tarihi, Bilim ve Sanat Yayınları, Ankara.

TANİLLİ, Servet (1990); Yüzyılların Gerçeği ve Mirası 18. Yüzyıl, Cilt 4, Say Yay. İstanbul.

 

 

 


 
 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

.

©Sosyal Hizmet Uzmanı Web Sitesi