Sosyal Hizmet Mesleği

Bilgiler
Yayınları
Araştırmalar
 


Sosyal Hizmet Alanları

Çocuk
Gençlik
Yaşlılık
Aile
Sosyal Sorunlar
Engeliler
Tıbbi Sosyal Hizmet


Kaynak Bilgiler

Bireysel Gelişim
Sosyoloji
Psikoloji
İnsan Hakları
İletişim Bilgisi

 

 

 

 

 
 



ANA SAYFA


İstanbul Büyükşehir Belediyesinin sosyal refah hizmetlerinin eleştirel bir gözle incelenmesi

Doç. Dr. İsmet Galip YOLCUOĞLU

Sosyal Hizmet Uzmanı
    ismetgalip@gmail.com
 

 

GİRİŞ
Bu çalışma ile temel değerlerinden birisi olarak her insanın doğuştan değerli olduğunu kabul eden ve amacı, insanın üyesi olduğu toplum içerisinde gerekli katkıyı alabilmesini sağlamak olan sosyal hizmet mesleği ve sosyal refah planlaması ve uygulaması açısından İstanbul Büyükşehir Belediyesinin sosyal refah hizmetlerinin eleştirel bir gözle incelenmesi amaçlanmaktadır.
20. yüzyılın ikinci yarısından sonra yaşanan teknolojik, ekonomik, sosyal ve siyasal gelişmeler, tüm dünyayı tarihte görülmemiş bir değişim ve gelişim sürecinin içine sürüklemiştir. Bu değişim ve gelişmeler, sosyal refah devletinin yeni koşullara uyumunu sağlayacak yenilenme gereğini ortaya koymuştur.
Devletin rolü konusundaki şüphecilik 1960'ların sonunda ortaya çıkmış, 1970'lerde güçlenmiş ve günümüzde yoğun olarak gündeme oturmuştur. Devletin yeniden yapılandırılması gereğini hazırlayan olgu, sosyal refah devletinin içine düştüğü problemler kadar devletlerin faaliyet gösterdikleri ortamın, küresel ekonomi gelişmeleriyle birlikte çarpıcı bir değişim göstermesidir. Süreç içerisinde yaşanan teknolojik değişim, hizmetlerin yaygınlaşmasına ve piyasaların daha büyük rol oynamasına imkan veren yeni fırsatlar yaratırken, vergiler, kamu harcamaları, yatırımlar ve ekonomik politikalar küreselleşmiş bir dünya ekonomisine uyum sağlamak durumunda kalmıştır. Bu gibi değişiklikler, devletin sadece temin eden değil, kolaylaştıran ve düzenleyen unsurlar olarak değerlendirilmesi gereksinimini doğurarak, devlet için yeni ve farklı roller anlamını taşımıştır.
“Yerel halk tarafından seçilmiş kişilerce yönetilen özerk ya da bağımsız bir yapıya ve kendisine ait bir maliyeye sahip” (Ayman Güler, 1992:257) bir kurum anlamına gelen belediyeler, “bir beldenin halkının yerel nitelikteki ortak ve medeni gereksinimlerini düzenlemek ve karşılamak amacıyla hizmet gören kamu tüzelkişileridir” (Günday,1999:325).

1. SOSYAL REFAH DEVLETİ
Genel olarak; sosyal refah devleti, sosyal refahın optimize edilmesi amacıyla devletin ekonomiye aktif ve kapsamlı müdahalelerde bulunmasını öngören bir devlet ortadan kaldırmak, yeniden-dağılım-ve-insanların temel ihtiyaçlarının karşılanması devlet müdahalelerinin temel gerekçeleridir.
Sosyal refah; aile, din, ekonomi, politika gibi geleneksel sosyal refah kurumlarının yanında daha sonra yer alan bir sosyal kurumdur. Sosyal refah kurumu, toplumun, üyelerine yardım etmedeki kolektif sorumluluğunu ifade eden karşılıklı dayanışma mekanizmalarını içerir ( Kut 1988: 5 ).
Sosyal devlet anlayışında, sosyal refah hizmetleri vatandaşlar açısından bir hak görünümündedir. Sosyal haklar düşüncesine göre herkesin bir ülkenin yurttaşları olarak hizmet ve imkanlardan yararlanma hakları vardır. Eğitim, tıbbi bakım, yaşlılık ödemeleri gibi temel hizmetler, gelir, meslek, sınıf gibi özelliklerine bakılmaksızın tüm vatandaşların ihtiyaç duyduğu temel hizmetler olarak ele alınmalıdır. Sosyal refahın ülke düzeyinde karşılıklı yardım biçimine gelebilmesi için vatandaşlar arası “karşılıklılık ve eşitlik” olması gereklidir.
Sosyal refah devletinin temel özelliğinin sosyo-ekonomik yaşama müdahale olduğu söylenebilir. Sosyal refah devleti, sosyal güvenlik, sağlık ve eğitim harcamalarının yanısıra tam istihdamın sağlanmasından, özel kişi ve kuruluşların faaliyetlerinin bireyin yaşam koşullarını iyileştirecek şekilde kontrol altına alınmasına kadar çok değişik görevler üstlenmiştir. Sosyal refah hizmetleri herkesi belli bir yaşam standardına ulaştırmayı amaçlar.
Tortusal sosyal refah yaklaşımında, sosyal yardım ve hizmetler temelde düşük gelir gruplarının ihtiyaçlarını karşılamak için tasarlanmıştır. Verilen yardım dağınık olup amacı, insanları yoksunluk ya da yoksulluktan kurtarmaktır. Bir başka deyişle tortusal sosyal refah yaklaşımın temel amacı, toplumda varolan sosyal kurumlar ( aile, eğitim, din, sosyal güvenlik vb.) fonksiyonlarını yerine getiremediğinde bireyin işlevselliğini sağlamaktır. Aile parçalanması, işsizlik, sakatlık, hastalık, yaşlılık gibi durumlarda sosyal refah, işlevini yerine getiremeyen sosyal kurumların işlevini üstlenerek yardım eder. Sosyal refah, ilgili sistemler düzenli bir biçimde işlemeye başladığında işlevini yerine getirmiş olmaktadır ( Şahin 2000:5 ).
Kurumsal sosyal refah yaklaşımında ise sosyal refah, “ kişilerin ve grupların verim kabiliyetlerini geliştirebilmeleri ve aileleri ile toplumların ihtiyaçlarının karşılanarak refaha ulaştırabilmeleri için doyurucu bir hayat ve sağlık standardına ulaşmalarını ve aynı zamanda kişisel ve sosyal ilişkilerini dengeli olarak devam ettirmelerini sağlamak amacı ile sosyal hizmetler ve sosyal kurumların organize edilmiş bir sistemidir” ( Friedlander 1961: 4 ). Bu görüş çerçevesinde, sosyal refah, modern endüstriyel toplumun, bireyin kendi potansiyelini gerçekleştirmesini sağlayacak sürekli ve vazgeçilmez bir fonksiyonu durumundadır. Çağdaş yaşamın karmaşıklığı gözönüne alındığında, bireyin bütün ihtiyaçlarının aile ve diğer sosyal kurumlarca karşılanması mümkün olamayacağına göre, sosyal refah kurumu bireyin işlevselliğinin devam ettirilmesini ve sosyal statütüsünün korunmasını sağlamak durumundadır ( Aktaş: 1990:2 ).
1.2. SOSYAL REFAH DEVLETİNİN TEMEL GEREKÇELERİ
Sosyal refah devleti anlayışının benimsenmesi ve uygulamaya gidilmesinde her biri arasında belirgin bir ayırım olmamakla birlikte iki önemli grup dayanak söz konusudur. Bunlardan birincisi “etkinlikle ilgili dayanak veya sebepler”dir. Bilindiği gibi bazı hizmetler ve görevler sadece devletçe yapılabilir. İkinci grup dayanak ise “ahlaki, politik ve hukuki prensipler ve tercihler”den oluşmaktadır. Bu prensip ve tercihler özellikle adil dağılım ve yeniden dağılımla ilişkili, bireylerden, aileden ve toplumdan kimin sorumlu tutulabileceği ve buna bağlı roller alabileceğini içeren unsurlardan oluşurlar.
İnsanların çeşitli tehlikelere karşı korunması, çevre kirliliğinin önlenmesi vb. konularda devlet moral açıdan sorumluluk alma durumundadır. Bunlar özel değerlerdir ve topluma özellikle karşılık beklemeksizin sunulması gerekir. Sosyal refah devletlerinde toplumsal bakış açısı geçerli olup işsizlik vb. konularda sorumluluğa ilişkin değer yargıları eğitim, sağlık, evsizlere yardım ve diğer birçok refah hizmeti için de geçerlidir.
Vatandaşlık kavramının gelişimi, kişinin devletten alacak haklarının genişlemesine yol açmış, bireyler arasında sadece yasa önünde eşitlik değil olanak eşitliği de önemli hale gelmiştir. Bunun için sosyal refah devleti, güçsüzleri, koruyucu tedbirlerle, sosyal ve ekonomik nedenlerin oluşturduğu eşitsizlikleri azaltmaya, zenginliklerin daha adil dağılımına, sosyal adaleti gerçekleştirmeye çalışmaktadır. Vatandaşlık ve hak kavramındaki vatandaşı devletten alacaklı kılan bu gelişmeler, devlet tarafından mutlaka yerine getirilmesi gereken yükümlülükleri ve bunların giderek artışını göstermektedir.
1.3. SOSYAL REFAH DEVLETİNİN MALİYETİ
Toplumda ortaya çıkabilecek her türlü sorunun devlet ve siyasal süreç kanalıyla çözümlenebileceği inancını esas alan sosyal refah devleti anlayışının, 1970’li yıllara gelindiğinde, benimsendiği ülkelerde iktisadi ve sosyal sorunların çözümlenemediği aksine arttığı gözlenmiştir. Bu konuda gözlenen bazı problemler şunlardır:
1.3.1. Kamusal Politikalar ve Harcama Yapısına İlişkin Sorunlar
Sosyal refah devleti anlayışının yayılması ve genişlemesinin ilk yansıması kamu harcamalarında çok büyük artışlar şeklinde olmuştur. Devletin savunma, güvenlik ve adalet gibi az sayıda aktivitelerle sınırlı olduğu dönemleri ele aldığımızda, örneğin, 1870 yılında kamu harcamalarının GSMH’ya oranı Almanya, İngiltere, Japonya, Fransa ve ABD gibi ülkelerde ortalama olarak % 8 (Amerika’da % 4, Fransa’da % 13 gibi uç oranlar mevcuttur) dolaylarındadır. Bu ortalama oran aynı ülkelerde 1920 yılına gelindiğinde % 15’ler seviyesine, savaş sonrası yapılan refah harcamaları ve 1930’ların başındaki büyük depresyonla birlikte de 1937 yılında % 21’e ulaşmıştır.
İkinci Dünya Savaşı sonrası dönem ve özellikle 1960 ve 1980 döneminde aktivist harcama politikaları için benzeri görülmemiş bir istek gözlenmiş, Keynesyen iktisat, sosyalizmin meydan okuması, kamusal mallar ve dışsallıklar alanındaki teorik gelişmeler ve çıkar gruplarının gücü bu gelişmeyi destekleyen önemli olgular olmuşlardır. 1960-1980 arası dönem incelendiğinde, özellikle gelişmiş ülkelerde kamu kesiminin GSMH’daki payını arttıran en önemli faktörün, sosyal harcamalar veya refah harcamalarındaki hızlı artış olduğu anlaşılabilir. 1990'lara gelindiğinde bu artışın devam ettiği, sanayileşmiş ülkelerde ortalama olarak GSMH'nın % 44.8'ine ulaşıldığı, 1994 yılında ise bu oran aşılarak % 47.2'ye çıkıldığı bilinmektedir. Harcamalarda görülen bu büyük artışlara rağmen, hizmetlerin kamusal sunumunun etkin olduğunu, sosyal hedeflere ulaşılabildiğini ya da en azından düşük maliyetlerle sağlandığını söylemek güçtür. Bu kadar büyük artışlara rağmen ekonomik ve sosyal göstergelerdeki ilerlemelerin, 1960 sonrasında çok sınırlı kaldığı yapılan araştırmalarda ifade edilmektedir. Özellikle, gelişmekte olan ülkelerde uygulanan müdahaleci politikalar, kaynak tahsisinde etkinliği sağlayamamış, daha hızlı bir ekonomik gelişmeyi garantileyememiş, daha istikrarlı bir fiyat ve piyasa yapısı oluşturamamış ve tatmin edici bir gelir dağılımını gerçekleştirememiştir. Yaygın devlet müdahaleleri-süresince-makro-ekonomik dengesizlik, işsizlik ve enflasyon pek çok ülkeyi etkilemeye devam etmiş ve yapısal sorunların çözümünde piyasa güçlerinden gelen baskılar, artan, devlet müdahalelerinin etkili kamusal politikalar üretmesine engel olmuştur.
Genellikle gelişmekte olan ülkelerde benimsenen sosyal refah devleti anlayışında uygulanacak sosyal politikaların doğrultusu, parasal transferler yani doğrudan doğruya harcama stratejisi yerine, büyük oranda, piyasada uygulanacak kuralları koyma ve piyasaya müdahale stratejisi yönünde olmaktadır. Belli, geliri düşük sınıflara doğrudan transferler yapılmak yerine, örneğin bu sınıf çiftçi sınıfı ise ürünlerinin fiyatını belirleyerek bunlara bir gelir aktarımı sağlanmaktadır. Ya da piyasada oluşacak ücret düzeyine, asgari ücreti belirleyerek müdahale ederek işçi sınıfının gelir düzeyinin yükselmesini sağlamak gibi stratejiler izlenmektedir.
Sosyal refah devleti uygulamalarının, çalışma gayreti üzerine olan olumsuz etkileri diğer birçok problemin kaynağı durumundadır. Gelişmiş ülkelerde yoğun olarak görülmeye başlanan artan işsizlik oranının bir sebebi de iş olmasına rağmen kişilerin çalışmak istememeleridir. Sosyal refah devletiyle birlikte ekonomik ve sosyal hakların artması ve kapsamının genişlemesi çalışma arzusunu azaltmaktadır. Sosyal güvenlik sisteminin çok yaygın ve geniş kapsamlı olması, sosyal yardımların büyük boyutlara ulaşması, kişilerin hem kendilerine hem de ailelerine ilişkin sorumluluğa dayalı, mevcut ve geleceğe ilişkin korkularını azaltmaktadır. Yoksulların, kimsesizlerin, çocukların, yaşlıların ve işsizlerin, sosyal güvenlik şemsiyesi altında olması kişileri daha fazla çalışma yerine boşta kalmayı yeğlemelerine sebep olmaktadır. Devletin kendilerini geniş bir sosyal güvenlik çatısı altında garanti altına aldığını düşünen, örneğin, işsizlik sigortası olan bireyler, işsizlik durumunda tazminat ya da yardım aldıkları için bu aldıkları miktarı çalışarak kazanacakları miktarla kıyaslayarak işsiz kalmayı tercih edebilmektedir. Sosyal refah devletlerinde tüm bu uygulamalar çalışma gayretini olumsuz etkileyebilmektedir.
Ekonomik ve sosyal hakların kapsamındaki genişlemeler, kişileri çıkarları doğrultusunda hareket etmeye sevkederek, bu hakların kötüye kullanılmasına yol açmıştır. Sistem, kural ve kurumlardaki aksaklıklar, kişileri sistemi istismara yönlendirmektedir. Sorumluluklar açısından incelendiğinde, sosyal refah harcamalarının, fakirleri çeşitli tehlikelere karşı koruyacağı halde kişilerde bağımlılık eğilimi yaratarak, sorumsuzluğu arttırabildiği savunulmaktadır. Yoksulluğu azaltmaya yönelik sosyal refah harcamalarının, yoksulu sorumluluk duygusundan uzaklaştırarak daha fazla fakirliğe yol açtığı ve devlet kaynaklarının israfına sebep olduğu ileri sürülmektedir.
1.4. ARAŞTIRMANIN AMACI

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde yapılan bu araştırmanın amacı İstanbul İli’nde Büyükşehir Belediyesinin yürüttüğü sosyal refah ve sosyal hizmet faaliyetlerinin planlama ve uygulama sürecinin belirlenmesidir.

Araştırmanın bu amaçlarına ulaşabilmek için aşağıdaki soru cümleleri aracılığı ile ilgili bilgi toplama alanları oluşturulmuştur.

1. Belediyeler, sosyal hizmet ve yardımları sunarken hangi ölçüt ve kriterleri göz önünde bulundurmakta, bu hizmetleri nasıl organize etmekte ve bu alanda ne gibi projeler üretmektedirler?
2. Belediyeler, sosyal hizmet ve yardımların sunumunda kimlerden ve hangi meslek elemanlarından yararlanmaktadır?
3. Belediyeler, 2004 yılı Mart ayında yapılan son belediye seçimlerinden bu yana geçen süre içerisinde kaç kişiye sosyal hizmet ve yardım götürmüş ve bunun için ne kadar bir bütçe harcamasında bulunmuştur?

1. 5. ARAŞTIRMANIN ÖNEMİ

Bu araştırma ile İstanbul Büyükşehir ve metropol ilçe belediyelerinin yürütmüş oldukları sosyal hizmet ve yardımların yönetim ve organizasyon sürecini belirlemek mümkün olabilecektir. Ayrıca bu araştırma yoluyla ülkemizde belediyecilik alanındaki sosyal hizmet ve sosyal yardımlar ile ilgili politika ve uygulamalara doğrudan katkı sağlayacağı düşünülen bilimsel bilgi üretiminin amaçlandığı söylenebilir.

Ülkemizde belediyelerin yürüttüğü sosyal hizmet ve yardımların planlanma ve uygulama aşamalarında nasıl bir sürecin takip edildiğinin belirlenebilmesi ve uygulama sonuçlarının bilimsel bir bakış açısı ile değerlendirilmesi için konu ile ilgili çeşitli araştırma bulgularına ihtiyaç vardır. Bu nedenle çalışmadan elde edilecek bilgilerin belediyelerce yürütülen sosyal hizmet ve sosyal yardımların planlama, uygulama ve değerlendirme süreçlerinde yer alan tüm kişi ve belediye organlarına ışık tutacağı umulmaktadır.


1. 6. ARAŞTIRMANIN SAYILTILARI

1. Araştırmada kullanılan veri toplama aracı (yarı yapılandırılmış görüşme formu) araştırma amaçlarına uygun verilerin toplanmasında, aranan şartları taşımaktadır.
2. Belediye görevlileri ile derinlemesine görüşme (in depth interview) lerde verecekleri bilgilerin geçerli ve güvenilir olacağı varsayılmaktadır.


1.7. ARAŞTIRMANIN SINIRLILIKLARI

1. Çalışma evreni İstanbul olarak belirlenmiştir. Çalışma evreninin İstanbul Büyükşehir Belediyesiyle sınırlandırılmasının nedeni, Türkiye çapında bir örneklemle çalışmak için yeterli zamanın ve finansman kaynağının olmayışıdır.
2. Türkiye’de belediye yönetimlerinin sosyal hizmet ve yardım faaliyetlerini nasıl organize ettiklerini belirlemeye yönelik yapılmış bilimsel çalışmalar oldukça sınırlıdır. Bu durum, aynı alanda daha önce yapılmış çalışmaların yol gösterici işlevlerinden yararlanılmasını engellemiştir.
3. Araştırmanın bireysel olarak yapılması insan gücü açısından bir sınırlılık oluşturmuştur.

1. 8. TANIMLAR

Belediye: Yerinden yönetim ilkesince idare olunan, sınırlarını çevrelediği beldenin ve belde halkının ortak yerel gereksinimlerini karşılayan ve belde hizmetlerini gören kamu tüzel kişiliğine sahip bir mahalli idareyi ifade eder.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi: İstanbul il sınırları içerisinde kendisine bağlı 32 ilçe belediyesini kapsayan, bu belediyeler arasında koordinasyonu sağlayan; kanunlarla verilen görev ve sorumlulukları yerine getiren, yetkileri kullanan; idarî ve malî özerkliğe sahip ve karar organı seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan kamu tüzel kişisini ifade eder.
Sosyal Hizmetler: İnsanların sağlık ve iyilik hallerinin geliştirilmesinde, başkalarına bağımlı olma hallerinin önlenmesinde ve kendilerine daha yeterli hale gelmelerinde, aile bağlarının güçlendirilmesinde, bireylerin, ailelerin, grupların veya toplulukların sosyal işlevlerini başarıyla yerine getirebilmelerinde yardımcı olmak amacıyla sosyal hizmet uzmanları ve diğer profesyonel elemanlar tarafından gerçekleştirilen etkinlikler bütününü ifade eder.
Sosyal Yardımlar: Mutlak yoksulluk içinde olup da temel ihtiyaçlarını karşılayamayan ve yaşamlarını en düşük düzeyde dahi sürdürmekte güçlük çeken kişi ve ailelere karşılıksız olarak sağlanan ayni (yiyecek, giyecek, yakacak, kırtasiye gibi) ve nakdi yardımları ifade eder.
1.9.ARAŞTIRMA MODELİ
Araştırmanın modeli olarak genel tarama modeli kullanılacaktır.
1.10.EVREN VE ÖRNEKLEM
Araştırmanın evrenini, İstanbul Büyükşehir Belediyesinde ve bağlı kuruluşlarında görevli idareciler oluşturmaktadır.
1.11.VERİ TOPLAMA ARACI
Araştırma verileri, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Sağlık İşleri Daire Başkanlğı Darülaceze Müdürlüğü, beyaz masa sorumlusu Yasemin SEL, Yardım Sandığı Sorumlusu Mehmet ÇELİK, Basın Yayın Müdürlüğü Kemal SÜLEYMANOĞLU, Tuzla İSMEM SHU Ahmet KAYACIK’la yapılan çeşitli görüşmeler yolu ile toplanmıştır. Ayrıca araştırmacının kendisi de 6.5 yıldır SHÇEK Genel Müdürlüğü’ne bağlı İstanbul Atatürk Kız Yetiştirme Yurdu Müdürlüğü görevini yürütmekte olup Belediyenin çalışmalarını sürekli izlemekte olup Büyükşehir Belediyesinin sosyal refah hizmetleri açısından derinlemesine gözlemlerini de bir veri toplama aracı olarak kullanmıştır.
2. İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİNİN SOSYAL REFAH VE SOSYAL HİZMETLER AÇISINDAN İNCELENMESİ
Hızlı bir gelişme ve değişme dönemi yaşayan ülkemizde yıllık nüfus artış hızı 1940-1945 döneminde binde 10.6 ile en düşük seviyede iken 1955-1960 döneminde binde 28.5 ile en yüksek seviyeye ulaşmış ve bu dönemden sonra en cazip metropol olarak kırsal kesimden İstanbul’a göç olgusu hız kazanmaya başlamış, nüfusumuzun yıllık artış hızı 1960-1985 döneminde önemli bir değişim göstermemiş ancak 1985 yılından sonra hızla azalma sürecine girmiştir.
Yıllık nüfus artış hızı, 1980-1985 döneminde binde 24.9, 1985-1990 döneminde binde 21.7 iken 1990-2000 döneminde binde 18.3'e düşmüştür. Ancak 20. yüzyılın bitimiyle İstanbul’un nüfusu da 10 milyonun üzerine çıkmış ve ekonomik, toplumsal, sosyal tüm sorunların da merkezi haline gelmiştir.
2.1. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde Sosyal Hizmet Faaliyetleri
Büyükşehir Üst Yönetimi 102 Kişiden Oluşmaktadır. İstanbul Büyükşehir Belediyesinin organizasyon şemasına göre Büyükşehir Belediye Başkanı'ndan şube müdürlerine kadar uzanan üst yönetiminde 102 kişi görev yapmaktadır.
Organizasyon şemasında birimlerin dağılımı ise şu şekildedir :
Genel Sekreter ve dört yardımcısı, İSKİ ve İETT iki ayrı Genel Müdürlük olarak, 19 daire başkanlığı, 74 şube müdürlüğü, hukuk müşavirliği, savunma sekreterliği ve teftiş kurulu başkanlığından oluşmaktadır.
İBB tarafından verilen Ulaşım, Altyapı, Çevre, İmar, Sosyal, Sağlık, Kültür, Spor ve Afet gibi güncel hizmetler “hizmet alanları” içerisinde yer almaktadır.
İBB tarafından verilen Sosyal hizmetler adı altında, Eğitim yardımı müracaatı, Sosyal Tesisler ve köşkler, (İSÖM) İstanbul Özürlüler Merkezi, (İSMEK) İstanbul Meslek Edindirme Kursları, Kadın Koordinasyon Merkezi ifade edilmektedir.
Büyükşehir belediyeleri ile ilgili olan yasa 1984 tarihli 3030 sayılı yasa iken, Büyükşehir-yetki-alanı, 10 Temmuz 2004 tarihinde kabul edilerek 22 Temmuz 2004 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanan 5216 Sayılı Büyükşehir Belediye Kanununun 5.maddesine göre, Büyükşehir belediyelerinin sınırları, adını aldıkları Büyükşehirlerin belediye sınırları olarak belirlenmesine karşın, geçici 2.madde ile İstanbul ve İzmit illeri için istisnai bir uygulama yapılarak Büyükşehir belediye sınırları, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihi itibariyle il mülkî sınırı olarak genişletilmiştir.
Bu hükümle birlikte İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin yetki alanı 5343,02 km² olmuş, daha önce büyükşehir yetki alanında bulunan ilçe sayısı da 27'den 32'ye çıkmıştır. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin yetki alanının % 34.9'u Anadolu Yakasında, % 65.1'i ise Avrupa yakasında bulunmaktadır.
Bütçenin yarısı ulaşım harcamalarına harcanmaktadır. İstanbul'un ulaşım ve trafik sorununun çözümü için raylı sistemden yeni yollara, modern toplu taşımadan transfer merkezlerine, akıllı kavşaklardan trafik kontrol merkezine kadar geniş bir platformda çalışmalar yürütülmektedir.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Sağlık Daire Başkanlığı bünyesinde herkese sağlık ilkesiyle tüm İstanbullulara temel sağlık hizmetleri ulaştırılmaya çalışılmış, bu çerçevede İstanbul'un birçok ilçesinde kurulan Sağlık Danışma Merkezleri ve hayata geçirilen Genişletilmiş Toplumsal Rehabilitasyon Projeleri ile toplumun tüm kesimlerine ulaşılarak temel sağlık hizmetleri sunulmaya çalışılmaktadır.




Genişletilmiş Toplumsal Rehabilitasyon Projeleri, toplumda risk grubu kabul edilen;
oYaşlılar
oÖzürlüler
oKadınlar
oÇocuklar
oYoksullar
oAcil yardıma gereksinim duyanlara yönelik olarak uygulanan projelerdir.
2.1.1. Kadın Sağlığını Koruma Hizmetleri
Büyükşehir Belediye yetkilileri, kadın sağlığına özel bir önem verilmekte olduğunu ifade etmektedirler. “Ailenin temel direği analarımız, kadınlarımız ve de geleceğin anaları kızlarımızdır”, sloganıyla yola çıkılarak, kadınlarda sık görülen ve erken teşhisle tedavileri mümkün olabilen üç hastalığın osteoporoz (kemik erimesi), meme kanseri ve rahim kanseri'nin kadınlarda taranması ve tedavilerinin sağlanması amacıyla başlatılan projeyle İstanbul genelinde 2003 yılında 40 yaş üstü kadınların kemik yoğunluk ölçümü, smear testi ve meme muayeneleri yapılarak, sosyal güvencesi bulunmayan mağdur hastaların tedavileri sağlanmıştır.
Pendik, Bağcılar, Üsküdar ve Fatih İlçelerinde 2003'te başlayan bu proje kapsamında 12611 osteoperoz ölçümü, 5617 smear testi, 5641 meme muayenesi ve 227 mamografi yapılmış bu taramalar sırasında 56 rahim kanseri ve 140 meme kanseri erken teşhis edilerek tedavilerine başlanmıştır.
Rahim kanseri testi yapılan bütün kadınlar meme muayenesinden geçirilmiş, muayenede şüpheli görülen kadınlar mamografiye yönlendirilerek, mamografi incelemelerinde memede kitle tespit edilen ve sosyal güvencesi bulunmayan hastalar proje kapsamında tedaviye alınarak, gereken durumlarda ameliyatları yaptırılmıştır. Çalışmanın yürütüldüğü ilçelerde, muayenelere paralel, kanserden korunma, hamilelik, bebek bakımı, menapoz ve osteoporoz gibi konularda kadınlara toplu eğitim seminerleri düzenlenmiştir. Kadın sağlığını koruma hizmetleri Haziran 2003'te başlatılmış olup, 2005 yılı içinde de devam ettirilmesi ve sistemli olarak yürütülmesi planlandığı yetkililerce ifade edilmektedir.
2.1.2.Gençlik Barınma Eğitim Ve Meslek Edindirme Hizmetleri
“Çocuklarımız sokakta suçun pençesinde kalmayacak”, sloganıyla yola çıkan İstanbul Büyükşehir Belediyesi Sokak Çocukları Meslek Edindirme Merkezi (İSMEM), biri Sirkeci'de İlk Değerlendirme İstasyonu, diğeri de Tuzla'da Meslek Edindirme Merkezi olarak iki birim halinde kurulmuş, Sirkeci’deki 10 çocuk kapasiteli merkez 2004 yılında kapatılmıştır. 50 çocuk kapasiteli Tuzla Sokak Çocukları Meslek Edindirme Merkezi'nin amacı, 15-18 yaş arası, sokakta yaşayan, toplum ya da aile tarafından ihmal ve istismara uğramış, süregelen madde bağımlılığı olmayan erkek çocuklarını meslek edindirerek yaşadığı topluma katkısı olan bireyler haline getirmektir. Kuruma gelen gençler 3 sosyal hizmet uzmanı, çocuk gelişim uzmanı ve psikolog tarafından yapılan incelemelerden sonra yetenekleri ve ilgisi doğrultusunda mesleki eğitime başlamaktadır. Merkezde bilgisayarlı muhasebe, elektrikçilik, bahçıvanlık, marangoz, sıhhi tesisat, berber, inşaat alanlarında mesleki eğitimler verilmektedir. Ayrıca çocukların yetenekleri ve ilgisi doğrultusunda diğer meslek alanlarına yönelik çalışmalar da yapılmaktadır. Merkezde, Milli Eğitim Bakanlığı'nın okullarda uyguladığı müfredat haftalık 25 saat ders olarak uygulanmaktadır. Gençler, bir taraftan merkezde eğitim almakta diğer taraftan da açık ilköğretim ve açık liseye kayıt olup eğitimlerini tamamlamaktadır. Merkeze gelen gençlerin toplumun yapısına ve ahlaki değerlerine uygun davranış kazanmaları için sosyal, kültürel, sanatsal ve sportif etkinlikler düzenlenmektedir. Ayrıca, psikolojik destek çalışmaları, rutin sağlık kontrolleri ve gereken tedavi hizmetleri yapılmaktadır.
İstanbul’da korunmaya muhtaç çocuklar sorunu çok yönlü nedenlerle bağlı olarak ortaya çıkmaktadır. Korunmaya muhtaç olarak nitelenen çocuklar, çok geniş bir yelpazede yer almakta olup ana veya babası olmayan ya da onlar tarafından ihmal edilen, fuhuş, dilencilik ve uyuşturucu gibi kötü alışanlıklara sürüklenen çocuklar, çocuk işçiler bu kapsama dahil olmaktadır.
İstanbul’da korunmaya muhtaç çocuklar sorunu çoğunlukla kırdan-kente göçen, kente uyum ve kentle bütünleşme güçlüğü içinde olan ailelerde ortaya çıkmaktadır. Genelde, toplumsal-ekonomik düzeyi düşük olan bu kesimde, ölüm, boşanma ve terk gibi nedenler(aile çözülmeleri) korunmaya muhtaç çocuk sorunu açısından bir ara değişken işlevi görmektedir (Karataş, 1987).
Belediyenin bu alandaki işlevleri, bu tür çocukların saptanması, korunması ve yetiştirilmesi süreciyle bağlantılı olarak ortaya çıkmaktadır. Terk ya da buluntu çocukları, akıl hastalarını, kazaya ve afete uğrayanları koruyup gözetmek belediyenin zorunlu görevleri arasındadır (madde 15/18). Bununla birlikte yoksul ailelerin çocuklarına, öksüz, yoksul ve kimsesiz çocuklara yardım, bakım ve korunma ödevi yüklenen belediyelerin, yetimhane, acezhane vb. bakımevi açma ve işletme (madde 15/45) görevleri de bulunmaktadır. Ayrıca “yersiz, yurtsuz olanlara iş bulmak, bunlardan garip olup çalışmayanları memleketine göndermek, kimsesiz kadın ve çocukları korumak” (madde 15/48) da belediyeler yüklenen görevler arasındadır. Belediyeler bu işlevlerini ilgili merkezi yönetim birimi ve gönüllü örgütlenmelerle işbirliği ve eş güdüm içinde yerine getirmelidir.
2.1.3. Yaşlı Sağlığı ve Rehabilitasyonu Hizmetleri
a)Kayışdağı-Darülaceze-İşletmesi

İstanbul Büyükşehir Belediyesi yetkilileri, İstanbul'da yaşayan kimsesizlerin kimsesi olma sorumluluğuyla hareket ettiklerini ifadeyle, 150 dönüm arazi üzerinde 50.000 m2 kapalı alanda kurulu Darülaceze tesislerinde 2004 yıl sonu itibarı ile 215 bayan 271 erkek 485 yaşlıyı ve 13 kız 15 erkek hepsi ilköğretim öğrencisi 28 çocuğu misafir-etmektedir.
Tesis; Kendine yetenler sitesi, kısmen kendine yetenler sitesi, yatağa bağımlılar sitesi, özel aceze birimleri, çocukevi, poliklinik, fizik tedavi ünitesi, spor tesisleri, hobi bahçesi, mini hayvanat bahçesi, kütüphane, rehabilitasyon merkezi, gibi sağlık ve sosyal birimleri ile hizmet vermektedir. Kayışdağı Darülaceze Tesislerinde bulunan kronik şizofren, nörolojik, dahilî, ortopedik ve diğer hastalıkları olan acezelere düzenli banyo ve giydirme yardımı, doktor önerisiyle hazırlanmış diyetlerin uygulanması, yemekleri yedirme hizmeti, ilaçların programlı alımında gözetim ve yardım, ek temizlik hizmeti, çeşitli etkinliklerde özel personel yardımı doktor ve hemşire hizmetleri, gerektiğinde teknik donanımı yüksek hastanelerde ameliyat-yoğun bakım ve sair hastane hizmetleri, uzman personeli ile özenle sunulmaktadır.
Kurumda kalanların yıl boyunca fiziksel ve duygusal yalnızlıklarına son vermek amacıyla; doğa gezileri, piknik, sinema, tiyatro, opera, bale, konser ve konferans programları, video film gösterimleri, TV programı, yemek, kahvaltı, yat gezisi, şehir turu gibi değişik aktiviteler için kurum dışına götürülmekte ve farklı ortamlarda bulunma-imkanı-sağlanmaktadır.
b)Yaşlı-Sağlığı-Hizmetleri

Bu projeyle İstanbullu 65 yaş üstü bakıma muhtaç bireylerin, yaşlılık sürecinde güçlüklerini belirlemek, yaşlı bireylere danışmanlık ve rehberlik hizmeti sunmak, üretkenliklerini kazandırmak, kendi ev ortamlarında sağlıklı ve güvenli yaşamaları için destek olmak amaçlanmaktadır. Yaşlılara özgü, yaşamlarını kolaylaştıracak uygulamaları tüm kamusal alana yaymak, yaşlı bireylerin sivil toplum kuruluşlarına katılımını sağlamak için Ağustos 2003'te Ümraniye de pilot çalışma başlatılmış, 1 doktor 1 hemşire 3 sosyal çalışmacının görev yaptığı yaşlı sağlığı projesinin-3-uygulama-aşaması-bulunmaktadır.
Tespit: Yaşlılar evlerinde ziyaret edilerek projeye uygun olanlar sosyal çalışmacı tarafından tespit edilir. Projede 300 yaşlı tespit edilmiştir.
Evde değerlendirme: Tespit edilmiş projeye aday yaşlılara doktor, hemşire ve sosyal çalışmacıdan oluşan bir ekiple ikinci ziyaretler düzenlenerek, yaşlılar sağlık, sosyoekonomik ve bakım gereksinimi açısından değerlendirilmiş, Projeye alınan yaşlılara-bakım-planı-düzenlenmiştir.
Bakım: Sağlık bakımı ve Sosyal bakım olarak uygulanmıştır.
Sağlık bakımı: Check-up, aylık kontroller, kişisel bakım (banyo, duş, tıraş, ağız bakımı,saç,tırnak bakımı) koruyucu bakım (aşı, eğitim) kronik hastalık bakımı (takip, diyet ve ilaç eğitimi) rehabilitasyona yönelik bakım (solunum terapisi, fizyoterapi, psikoterapi) girişimsel sağlık bakımı (iv/im ilaç uygulamaları, katater uygulamaları ve bakımı)-uygulanmıştır.
Sosyal bakım: Danışmanlık ve rehberlik, ev bakımı (temizlik, onarım, tamir,yaşlıya göre evin düzenlenmesi) gıda desteği,yemek hazırlama ve sunma, giysi temini ve bakım onarımı, ısınma ihtiyacının karşılanması alışveriş ve fatura ödemeleri, yaşlının talep etmesi durumunda Darülaceze müracaatlarının yapılması, 65 yaş aylığı başvurusu, her türlü refakat işlemleri, aktivasyon amaçlı sosyal faaliyetler (gezi, toplantı, el işleri, müzik vs.) destekleyici bakım (yaşlının akrabalarıyla bağlarının güçlendirilmesi,-psikolojik-destek-ziyaretleri).
İstanbul'da soğuk hava şartlarında donma tehlikesi geçiren İstanbulluların acil bakım, transport, tedavi ve barınmalarının sağlanması gibi hizmetler verildiği bundan sonra da ihtiyaca binaen devam edeceği yetkililerce ifade edilmekte, Sağlık Komuta Merkezine vatandaşlar tarafından gelen ihbarlar doğrultusunda ekipler vakayı değerlendirerek sağlık problemi olan kişileri hastaneye sevkedip, donma riski bulunan vatandaşları da hazırlanan barınma merkezine getirmişler ve 2004 yılında 212 kimsesiz mağdur vatandaşa bu şekilde hizmet götürülmüştür.
Teknolojik gelişme, tıpta yenilikler ve refah düzeyinin artması, yaşam standartlarının yükselmesi ile ortalama ömür uzamakta ve toplam nüfus içindeki yaşlı nüfus oranı giderek artmaktadır. Toplumsal değişmeye bağlı olarak geniş aileden çekirdek aileye geçiş yaygınlaşmakta ve önceden aile içinde sorun olmaksızın yaşamını sürdüren yaşlılar, yalnızlaşmakta ve çeşitli sorunlarla karşı karşıya kalmaktadır.
İstanbul’da yaşayan yaşlıların bakımı, korunması ve serbest zaman değerlendirilmesi bir sorun olarak ortaya çıkmaktadır. Belediyeler, korunmaya ve bakıma muhtaç yaşlılara yönelik kurum bakımı hizmetleri götürmede etkin roller üstlenmelidir. Mevcut durumda İstanbul Büyükşehir Belediyesinin bu alanda yürüttüğü hizmetler yeterli olmaktan uzaktır. Belediyelerin sorumluluğunda yürütülen kurum bakımı hizmetlerinin profesyonel bir anlayışla ele alınması gerekmektedir.
Kentsel alanlarda yaşlılar, boş zamanlarını değerlendirme açısından önemli sorunlarla karşılaşmaktadırlar. Belediyelerin, yaşlıların boş zamanlarını değerlendirmelerine katkıda bulunacak “rekreasyon” ortamları hazırlaması, hobilerini geliştirici etkinlikler düzenlemesi, sanatsal uğraşıları olanlara araç-gereç sağlama ve ürettikleri ürünleri sergileme ve pazarlama olanağı verilmesi gibi katkıları olmalıdır.
Ayrıca, yaşlılıkta sağlık, beslenme, spor ve cinsel yaşamla ilgili bilgilere ihtiyaç duyulduğundan. Yaşlıların ruh sağlığını koruyucu ve geliştirici etkinlikler düzenlenmeli, günlük yaşamı kolaylaştırıcı pratik bilgiler verilmelidir.
Yaşlılara yönelik hizmetlerde, yaşlıyı doğal ve toplumsal çevresinden koparan kurum bakımı hizmeti, bu nedenle önemli sakıncalar içermektedir. Bu nedenle belediyelerin geliştireceği hizmetler, yaşlıyı fiziksel ve toplumsal çevresinden uzaklaştırmadan yerine getirecek niteliklerde olmalıdır.
2.1.4. Evde Sağlık Hizmetleri
Belediye yetkililerinin ifadesine göre; İstanbul hane hane taranarak, İstanbul'un sağlık haritası çıkartılması amaçlanmıştır. Evde Sağlık Hizmetleri Projesi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Sağlık Daire Başkanlığı tarafından Dünya Sağlık Örgütü'nün "Sağlıklı Kentler Projesinde" İstanbul'un yerini alabilmesi için geniş bir yelpazede hizmet üretmek ve uygulamak amacıyla yapılmaktadır.
Evde Sağlık Hizmetleri Projesinde, İstanbul'da mücavir alan içinde yer alan toplam 1,5 milyonu aşkın hanede hasta, özürlü, gebe, yaşlı ve bakıma muhtaç birey tespitlerini yapmak, evde sağlık hizmetine ihtiyaç duyan hastaların evde ya da hastane ortamında muayenelerini sağlamak, sosyal güvencesi bulunmayan hastaların tedavilerini karşılamak, sosyal destek hizmetleri sunmak ve bütün çalışmaları bilgisayar ortamında kayıt altına almak suretiyle İstanbul'un sağlık haritasını-oluşturmak-amaçlanmaktadır.
80 kişilik tespit ekibi, 25 kişilik doktor ekibi, 80 kişilik hemşire ekibi, 7 sosyal çalışmacı, bir halkla ilişkiler uzmanı ve yeterli sayıda şoförün görev aldığı Evde Sağlık Hizmetleri projesi ekibi, 2003 yılında Fatih, Küçükçekmece, Esenler, Ümraniye ve Kartal'da oluşturulan evde sağlık merkezinden çalışmalar yürütülmüş, ayrıca, Zeytinburnu, Bağcılar, Pendik, Kâğıthane, Kadıköy'de takip üniteleri oluşturularak, evde bakım uygulamaları, bu merkezlere bağlı ilçelerde sürdürülmüştür.
Çalışmanın sistemli ve düzenli yürütülebilmesi için ilçelerde tek tek tespit işlemleri tamamlanarak, bu aşamada hasta, özürlü ya da bakıma muhtaç olduğu belirlenen hanelere doktor ve hemşireler giderek, Yapılan muayeneler sonucunda evde bakıma alınması uygun görülen hastalara sürekli hemşire ziyaretleri gerçekleştirilip, evde tedavileri sağlanmış, Uzman doktor muayenesi gereken hastaların muayeneleri, tetkikleri ve ameliyatları karşılanmıştır.
Evde sağlık hizmetinin üç uygulama aşaması bulunmaktadır:
Tespit: Her bir haneye tek tek yaşlı, hasta, özürlü ya da bakıma muhtaç birey tespiti yapılmakta ve bu tespitte evin ve hane halkının sosyo ekonomik durumu belirlenmektedir.
Evde Muayene: Sosyal güvencesi bulunmayan ya da mağdur durumda olduğu tespit edilen hastaların evde doktor ve hemşireler tarafından muayeneleri yapılmakta ve takibe alınmaktadır.
Evde Bakım / Hastanede Tedavi: Yapılan muayeneler sonucunda evde bakım hizmeti alması gerektiği belirlenen hastalara hemşireler veya fizyoterapistler tarafından evde bakım uygulamaları gerçekleştirilmiş, evde tedavi göremeyecek durumda olan hastaların ise hastane ortamında tedavi görmeleri sağlanmakta, bu aşamada ayrıca, ihtiyaç sahibi ailelere gıda, yakacak, giyecek, tıbbi destek malzemeleri ve benzeri konularda sosyal yardım hizmetleri gerçekleştirildiği ifade edilmektedir.
2002 yılı Temmuz ayında başlayan bu çalışma ile tespit edilen ilçelerde 2003 yılı sonu itibarı ile toplam 1.304.071 haneye tek tek gidilmiş, gidilen hanelerden 361.849'unda hasta, özürlü, gebe, yaşlı ve bakıma muhtaç beyan edilmiş, bunların içinden 116.415 hasta beyanı evinde ziyaret edilerek, ziyaretlerin sonucunda 24.127 hasta evde bakıma muhtaç olarak belirlenmiştir. Belirlenen hastalara toplam 185.832 kez doktor kontrolü ve hemşire bakımı gerçekleştirilmiştir.
Evde tedavisi yeterli olmayıp uzman muayenesi, laboratuar tetkiki, hastanede yatışı ve ameliyatı gereken 7.972 hasta hastanelere sevk edilerek, 1.012 hasta yatarak tedavi görmüş, 891 hasta ameliyat edilmiştir.
Evde bakıma alınan hastalara 21.468 adet reçete yazılmış ve 97.928 ayrı ilaç kullanılmış, ayrıca ihtiyaç sahibi olduğu belirlenen bireylere gıda yardımı, hijyen paketi hasta altı bezi, kırtasiye yardımı gibi sosyal destek paketlerinden 14.991 adet ulaştırılmıştır.
Kent yaşamının karmaşıklığı, bireylerin fiziksel ve ruhsal sağlığını çeşitli açılardan olumsuz etkileyebilecek risklere sahiptir. Bu nedenle, halk sağlığının korunması açısından belediyelerin sağlık hizmetleri vermeleri önemli bir yükümlülüktür.
Oturulan konutun niteliği, altyapı hizmetlerinin kent yaşamına uygunluğu, kentte yaşayan insanların yaşam standartları, fiziksel ve ruhsal sağlıkları içinde büyük önem taşımaktadır. Belediye, halkın sağlıklı konutlarda yaşaması için gerekli denetim görevini eksiksiz yerine getirmeli ve mevcut konutların sağlıklı hale getirilmesi ve ıslahı konusunda da büyük çapta vizyon sahibi olarak deprem vb. olası risklere karşı hemşehrilerinin sağlık ve iyilik halini destekleyecek, güçlendirecek çalışmalar içerisine girmelidir.
İstanbul gibi ülkemizin en büyük ve dünyanın sayılı metropollerinden birisinde temelde yoksulluk, eğitimsizlik, işsizlik sorunlarıyla bağlantılı olarak yetersiz ve dengesiz beslenme, özellikle çocukları oldukça olumsuz etkilemektedir. Belediye, düşük gelirli ailelerde yetersiz beslenme konusunda özellikle çocukların mağdur olmamaları için gerekli düzenli katkıyı sağlayabilecek programlar geliştirmelidir.
Belediye, aile planlaması, ana-çocuk sağlığı ve halk sağlığı açısından koruyucu sağlık hizmetlerinin kentin her köşesine götürülmesinde aktif rol almalıdır.
Kent yaşamı, çevre kirlenmesi, kentleşme, ve sanayileşmenin yarattığı çok sayıda stres yaratıcı, sağlığı tehdit eden faktörler içermektedir. Belediye, kent insanının sağlığı ile ilgili her türlü kirlenmeyi önlemede çok daha etkin roller üstlenmelidir.
1580 sayılı Belediye Kanunun 15. maddesinde sayılan görevlerden çoğu doğrudan orada yaşayanların sağlıkları ile bağlantılıdır. Örneğin kamuya açık yerlerin temizliği, hijyen kurallarına uygunluğu, bulaşıcı hastalıkları önlemek gibi genel sağlığı ilgilendiren düzenlemeler bulunmaktadır.
2.1.5. Özürlülere Yönelik Hizmetler
İstanbul Özürlüler Merkezi (İSÖM), İstanbul Büyükşehir Belediyesi Sağlık Daire Başkanlığı Sağlık İşleri Müdürlüğü bünyesinde, 1994 yılında, Özürlüler Koordinasyon Merkezi adı altında oluşturulmuş ve görme, işitme, ortopedik, zihinsel ve diğer özürlerinden dolayı günlük hayatlarını sürdürmekte yardıma ihtiyaç duyan her yaştan özürlüye destek olan, bir sosyal hizmet kuruluşudur. İstanbul Özürlüler Merkezi (İSÖM) aşağıdaki amaçlar doğrultusunda çalışmalar yapmaktadır;
a-Özürlülerin topluma bir yük olmasından öte, katkıda bulunmalarını sağlamak
b-Kapasitelerini-geliştirmek
c-Yaşam-koşullarını-iyileştirmek
d-Toplumsal-gelişmelerden-pay-almalarını-sağlamak
e-Bağımsızlaşmalarına-destek-olmak
f-Bakım ve korunmaya ihtiyacı olan özürlülerin özel ihtiyaçlarını karşılayarak yaşam kalitelerini-yükseltmek
g-Toplumsal-hayata-daha-aktif-katılımlarını-sağlamak
h-Belediyenin yapmış olduğu hizmetlerden özürlü ve özürlü yakınlarının faydalanmasını-sağlamak
i-Engellilerin, kendileriyle ilgili hizmetlerin geliştirilmesinde aktif katılımlarını ve söz sahibi olmalarını sağlamak
j-Engellilere ve ailelerine eğitim vererek, çözümlere ortak etmek.
k-Şehirsel çevrenin ulaşılabilirliğinin sağlanması amacıyla; İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve ilçe belediyelerinin ilgili birimleriyle, özellikle, üniversiteler ve sivil toplum-kuruluşlarıyla-ortak-çalışmalar-yürütmektir.

İstanbul Özürlüler Merkezi, özürlülerin toplumun diğer kesimlerinden farklı görülmemesi için her türlü eğitim ve istihdam imkanlarından eşit yararlanabilmeleri konusunda, tüm özürlülere ulaşmayı hedeflemektedir. Bu konudaki çalışmalar, bir programa bağlanmıştır. Merkezin temel ilkesi; "sakatlıkların oluşumuna engel olmak, ilerlemesini önlemek ve etkisini hafifletmektir." Ayrıca Merkez, özürlüler için üç kavramın yerleşmesini sağlamaya çalışmaktadır: "Eşit hizmet, bağımsız hareket, sınırsız-paylaşım"-ilkeleri-benimsenmektedir.
İstanbul Özürlüler Merkezi, hizmet verdiği özürlüler, hizmet türleri ve kapsamı bakımından ülkemizin ilk ve tek merkezi olduğu yetkililer tarafından dile getiriliyor. İstanbul Özürlüler Merkezi; sivil toplum kuruluşları, kamu kuruluşları, özel sektör, üniversiteler, muhtarlıklar, ilçe belediyeleri ile işbirliği içinde, bütün özür gruplarına hizmet vermektedir.
Büyükşehir Belediye Meclisi'nin Özürlüler Koordinasyon Merkezi'nin Sağlık Daire Başkanlığı'na bağlı bir müdürlük olma kararından sonra hizmetler Sağlık İşleri Müdürlüğü Bünyesi'nde organize edilmiştir. 01.06.2000 tarihinde Beyoğlu Tophane'de açılan İstanbul Özürlüler Merkezi, Özürlüler Koordinasyon Merkezi'nin yeni adı olmuştur. Buna ek olarak, 02.05.2000'de Sirkeci'deki Mesleki Rehabilitasyon Birimi, 17.06.2001'de de Kartal Dragos'taki Spastik Çocuklar Rehabilitasyon Birimi hizmete girmiştir. Halen bu birim Kartal Uğur Mumcu Mahallesi'nde çalışmalarını sürdürmektedir.
Özürlü bireyin niteliklerinin yükseltilmesi, birçok sorunun çözümü anlamına gelmektedir. Bu yüzden İstanbul Özürlüler Merkezi bireyin kendi kendine yeterli hale gelmesi, çevresindeki olayları anlayabilecek kadar bilgilenmesi, bir meslek edinip işe sahip olması ve çevresindekilerle sağlıklı ilişkiler kurabilmesi için çeşitli çalışmalar yürütmektedir. Bu bağlamda İstanbul Özürlüler Merkezi'nin amacı doğrudan hizmet veya bilgilendirme hizmeti vererek özürlü bireylerin eğitim, sosyal rehabilitasyon, fiziki çevre düzenlemeleri, ekonomik ve teknik sorunların çözümü gibi ihtiyaçlarının karşılanmasına yardımcı olmaktadır.
Danışmanlık Hizmetleri: İstanbul Özürlüler Merkezi'nde merkeze başvuran tüm özürlülere her konuda danışmanlık ve yönlendirme hizmeti sunulmaktadır."Sakatlık raporu, en kolay ve en çabuk nerelerden alınabilir?", "Özürlü kimlik kartı nedir ve nasıl alınabilir?", "Özürlüler, hangi kurumlardan eğitim alabilir?", "Özürlülerin yasal hakları nelerdir ve karşılaşılan problemler nasıl aşılır?" gibi pek çok soru hakkında ayrıntılı bilgi sunulmaktadır.
Kütüphane Hizmetleri: İstanbul Özürlüler Merkezi bünyesinde bulunan kütüphane, alanında Türkiye'de ilk ve tek kütüphanedir. Kütüphanede özürlülerle ilgili kitap, makale, tez, süreli yayınlar, film, CD, doküman ve yayınlar bulunmaktadır. İstanbul Özürlüler Merkezi Kütüphanesi, özürlüler hakkında araştırma yapmak isteyen akademisyenlere, araştırmacılara ve konuyla ilgili ödev hazırlamak isteyen öğrencilere hizmet vermektedir.
İstanbul Özürlüler Merkezi, maddi imkânsızlık içindeki özürlülere, bireysel becerilerini geliştirme, yaşamlarını kolaylaştırma noktasında yardımcı olmaktadır. Özürlülerin büyük bir bölümü, eğitim olanaklarından yeterli ölçüde faydalanamamakta, bunda, ailelerinin gelir seviyelerinin düşük olması önemli bir etken olmaktadır. Kullanmak zorunda oldukları yardımcı malzemelerin maliyetinin, gelir seviyelerine uygun olmaması, özürlülerin sosyal hayatın dışında kalmaları sonucunu doğurmaktadır. İstanbul Özürlüler Merkezi, engellilere bu konuda destek olmak üzere, her yıl tekerlekli sandalye, işitme cihazı, hasta altı bezi ve beyaz baston-yardımında-bulunmaktadır.
İstanbul Özürlüler Merkezi tarafından, özürlülere rehber niteliğinde sayılan "Özürlüler El Kitabı" bastırılarak engellileri ve ilgili kurumlara dağıtılmış, böylece hem toplumun hem de kurumların özürlüler hakkında genel olarak bilgilendirilmeleri sağlanmıştır. Ayrıca, İ.E.T.T. Genel Müdürlüğü ile işbirliği yapılarak, özürlülerin otobüslerden ücretsiz olarak yararlanmaları sağlanmıştır
Çağlayan-İş-Üretim-ve-Rehabilitasyon-Birimi:

İlgili kurum ve kuruluşlarla iş birliği yaparak, genç ve yetişkin özürlüler için, bölgenin iş gücü piyasasına uygun mesleklerde, meslek ve beceri kazandırma kursları açmak ve iş eğitim yeri oluşturmak amacıyla Mayıs 2000 tarihinde ilk olarak Sirkeci'de kurulan Çağlayan Zihinsel Özürlüler İş Üretim ve Rehabilitasyon Ünitesi, aynı zamanda özürlülere sosyal rehabilitasyon olanağı da sağlamaktadır.
Zihinsel Özürlüler İş Üretim ve Rehabilitasyon Ünitesi'nde, özürlülerin üretime katılması ve özürlülere rehabilitasyon amaçlı olarak, dış firmalardan gelecek olan basit el sanatı ve montaj işleri ile ilgili eğitim verilmektedir. Aileleri ve kendileri açısından büyük bir fırsat olan bu hizmetlerin verilmesi, herhangi bir eğitim alma ve işe girme olanağı bulunmayan, bu sebeple evlerinden bile dışarıya çıkamayan özürlüler için, sosyal rehabilitasyon olanağı da sağlamış olmaktadır.
Çağlayan Eğitim Birimi'nde eğitim alan özürlülere; el sanatları, ahşap boyama, temizlik ve bahçıvanlık eğitimlerinin yanı sıra, kişisel idare eğitiminin bir parçası olan "yemek pişirme" eğitimi de verilmektedir. Bu eğitim sırasında hazırladıkları yemekler ziyarete gelen misafirlere sunulmakta ve merkez içi faaliyetlerde ikram edilmektedir. Ayrıca bu birimde yapılan el sanatları ürünleri, çeşitli sergi ve fuarlarda sergilenmektedir.
Kartal-Uğur Mumcu Spastik Çocuklar Rehabilitasyon Birimi:

Haziran 2001'de, Anadolu yakasında yaşayan özürlülerin tıbbî rehabilitasyonunu gerçekleştirmek amacıyla kurulmuştur. Rehabilitasyon ünitesinde, 0-13 yaş grubu gelişme geriliği olan çocuklara ve ailelerine eğitim verilmektedir. İhtiyaç sahibi özürlülerin, tekerlekli sandalye, hasta altı bezi gibi bir takım gereksinimleri karşılanmaktadır. Başvuran özürlülerden fizik tedaviye uygun olanlara, tıbbî rehabilitasyon hizmeti de sunulmaktadır. Ayrıca Kartal Uğur Mumcu Spastik Çocuklar Rehabilitasyon Ünitesi'nde, haftalık olarak, çeşitli sosyal aktiviteler düzenlenerek, hem sosyal hem de tıbbî rehabilitasyon hizmeti bir arada verilmektedir.
Kâğıthane-Bağcılar ve Fatih Toplumsal Rehabilitasyon (ÖTİR-CBR) Birimi:

Birinci basamak rehabilitasyon hizmetlerinin verildiği Toplumsal Rehabilitasyon (CBR) Birimleri Kağıthane, bağcılar ve Fatih'te hizmet vermektedir. Bu birimler, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından geliştirilen, "Yaygın Toplumsal Rehabilitasyon (Community Based Rehabilitation)" programı örnek alınarak, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, İstanbul Özürlüler Merkezi ve İstanbul Üniversitesi işbirliğiyle üretilen, "Özürlünün Toplum İçinde Rehabilitasyonu (CBR İstanbul) Projesi"nin, pilot olarak uygulandığı birimlerdir. Bu birimlerde, özürlülüğün tespiti, rehabilitasyona yönelik bilgilendirme, tedavi, yönlendirme, özürlü ve özürlü yakınlarına psikolojik destek ve özel eğitim çalışmaları yapılmaktadır.
Ortez-Protez-Atölyesi:

Ülkemizdeki ortopedik özürlülerin, gerek fiyat yüksekliği ve gerekse kaliteli üretim yetersizliği nedeniyle büyük ölçüde sorun yaşadıkları protez ve ortez konusunda, uluslararası standartlarda üretim yapacak yeterlilikte bir "Ortopedi Atölyesi" kurulmuştur. İstanbul Özürlüler Merkezi bünyesinde hizmet vermekte olan atölye ile, ortopedik özürlülerin mevcut ortez ve protezlerinin tamiri yapılmakta ve ihtiyaç sahiplerine ücretsiz protez desteği sağlanmaktadır.
Florya-Özürlüler-Yaz-Kampı

İstanbul Özürlüler Merkezine bağlı olarak faaliyet gösteren Florya Özürlüler Yaz Kampı, her yıl Mayıs-Eylül ayları arasında, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Florya Sosyal Tesisleri'nde, 10 günlük dönemler halinde, sadece özürlülere ve ailelerine yönelik hizmet vermektedir. Kampa katılan özürlüler düzenlenen eğitim faaliyetlerinden, sosyal ve kültürel faaliyetlerden, rehabilitasyon hizmetlerinden, tarihî ve-turistik-gezilerden-faydalanabilmektedir.
Florya Özürlüler Kampı deniz kenarında 5 bin metrekare alan üzerine kurulmuştur. Kampta 45 adet bungalov bulunmakta ve her dönem ortalama 100-120 kişi ağırlanmaktadır. Bir yaz döneminde kamp hizmetlerinden yaklaşık 1800-2000 arasında özürlü ve özürlü yakını faydalanmaktadır.
Bunların dışında kamp alanında çocuk bahçesi, futbol, voleybol ve basketbol sahaları, masa tenisi ve satranç gibi spor dalları için uygun mekânlar bulunmaktadır.
Özürlü bireylerin en üst seviyede eğitim alabilmeleri için yeni projeler geliştirilmekte ve kurumlarla görüşmeler yapılarak işbirliği sağlanmaktadır.
Merkez içinde yer alan geniş kapsamlı sağlık ünitesinde, özürlülere yönelik tıbbî rehabilitasyon hizmetleri; Fizik Tedavi, Rehabilitasyon, Hidroterapi, Psiko-sosyal servis başlıkları altında ve tamamen ücretsiz olarak sürdürülmektedir. Ayrıca özürlüler, düzenlenen programlarla, tiyatro, sinema ve konserlere götürülmekte; tarihi ve turistik mekânlara yapılan gezilere katılmaları sağlanarak, sosyal rehabilitasyon uygulanmaktadır.
Özürlüler Merkezi, her yıl ihtiyaç sahibi özürlülere, tekerlekli sandalye, işitme cihazı, hasta altı bezi ve beyaz baston gibi yardımlarda bulunmakta; yaz aylarında Florya'da düzenlediği kamp ile de, özürlülere ve ailelerine ücretsiz tatil imkanı sunmaktadır. İstanbul Özürlüler Merkezi, özürlülere yönelik olarak; eğitim, sağlık, özel kullanım malzemeleri temini, şehir planlaması ve mimarî düzenleme, kütüphane ve dokümantasyon hizmetleri gibi alanlarda çalışmalarını sürdürülmektedir.

2.1.5.1. Rehabilitasyon Hizmetleri
Rehabilitasyon; doğuştan veya sonradan, kalıcı veya geçici olarak kaybedilmiş veya kısıtlanmış olan fonksiyonel kapasitenin tedavi edilmesi ve günlük yaşama uyumlu hale getirilmesidir. İstanbul Özürlüler Merkezi'nde yer alan geniş kapsamlı sağlık ünitesi, özürlülere sağlıklarıyla ilgili konularda cevap vermek ve gerekli yerlere yönlendirmek üzere oluşturulmuştur. Rehabilitasyon hizmetleri; tıbbî, sosyal ve meslekî rehabilitasyon olmak üzere üç grupta sunulmaktadır.
a) Tıbbî Rehabilitasyon
Fizik Tedavi Ünitesi: Çok yönlü tedavi yaklaşımı olan rehabilitasyon, bedensel engellilerde, hastaya ve hastalığa özgü yaklaşımı gerektirir. Bu nedenle Fizik Tedavi Ünitesi'nde, uzman doktorlar ve fizyoterapistler görev yapmaktadır. Fizik tedavide amaçlanan, hastanın ağrılı süreci atlatıp, hayatını rahat bir şekilde sürdürmesini sağlamaktır. Ayrıca hastalığın kronikleşmesini engellemek için, hasta bilgilendirilmekte ve hastaya çeşitli egzersiz uygulamaları yaptırılmaktadır. Fizik Tedavi Ünitesi'nde çalışma alanları şu şekilde gruplandırılmıştır:

Çocuk rehabilitasyonu: Çocuk rehabilitasyonunda, "modifiye bobath" tekniği kullanılmaktadır. Rehabilitasyon programına, 0-15 yaş arası çocuklar alınmaktadır. Hastaların bir kısmı servisle evlerinden alınmakta bir kısmı da kendi imkânlarıyla merkeze gelmektedir. Programın çalışma kapasitesi ve kalitesinin artırılması, randevuların düzgün tutulabilmesi için, fizik tedavi hemşireleri yetiştirilmektedir.

Erişkin rehabilitasyonu: Bu grupta hemipleji, parapleji, quadrıparazi,ortopedik rahatsızlığı olan hastalar tedaviye alınmakta; kas kuvvetlendirme ve fonksiyonel hale getirme amaç edinilmektedir. Hastalar, gerektiğinde cihazlar yardımıyla daha fonksiyonel hale getirilmektedir. Hastalara mesane ve kalın bağırsak kontrolü konusunda eğitim verilmektedir. Bu gruba 15 yaş ve üstü hastalar kabul edilmektedir.

Eloktroterapi: İstanbul Özürlüler Merkezi Fizik Tedavi Ünitesi'nde; boyun ve bel fıtığı hastaları, eklem rahatsızlığı ve kas ağrıları bulunan hastalar, fibromyalji hastaları, omurga eğrilikleri, yumuşak doku romatizması bulunan romatizma hastaları elektroterapi yöntemiyle tedavi edilmektedir. Elektroterapi; ultrason, tens, sıcak paketler, infraruj gibi uygulamaları içermektedir. Elektroterapi uygulamalarından, ağrıyı giderme ve fonksiyonelliği artırma amaçlanmaktadır.

Hidroterapi: Bedensel özürlü kişilerin tedavisinde, havuz terapisi önemli bir yer tutmaktadır. Dirence karşı yapılan su içi egzersizleri; iltihaplı olmayan romatizmal hastalara, cerebral palcy'li çocuklara, kas hastalarına, bel ve boyun fıtığı bulunan hastalara grup terapileri şeklinde uygulanmaktadır. Hastaların kas kuvvetinin arttırılması ve kaslarının gevşemesi hedeflenmektedir. Bunun için suyun kaldırma kuvvetinden yararlanılmakta, su içerisinde denge çalışmaları yapılmaktadır.
2.1.5.2.Psiko-sosyal-Servis:

İstanbul Özürlüler Merkezi'nde Psikososyal Servis altında şu hizmetler verilmektedir:
a- Psikolojik Danışmanlık ve Terapi Hizmetleri: Merkeze kayıtlı olan veya merkezin çeşitli birimlerinde(Eğitim programlarında kursiyer olan, fizyoterapi gören v.b) hizmet alan özürlü ve özürlü ailelerine ihtiyaç tespiti ve talepler doğrultusunda bireysel ve grup olarak psikolojik danışmanlık ve terapi hizmeti verilmektedir.

b-Eğitim Danışmanlığı, Değerlendirme ve Yönlendirme: Merkeze başvuran özürlüler mental ve psikolojik açıdan değerlendirilerek kurum içinde ya da dışında uygun eğitim programlarına ve okullara yönlendirilerek en sağlıklı eğitimi almaları amaçlanmaktadır. Ayrıca aileler eğitim çalışmaları konusunda desteklenmektedir.
c-Özel Eğitim Çalışmaları: Özel eğitim; Kişinin akademik, iletişim, motor beceri ve uyum alanlarında önemli eksiklik yaratan durumların önlenmesi, azaltılması ya da ortadan kaldırılması ile ilgili ve yetileri istenen düzeye ulaştırma amacı güden bir eğitim türüdür. İstanbul Özürlüler Merkezi özel eğitim çalışmalarında hedef 0-6 yaş grubu çocuklara ulaşarak erken eğitimi yaygınlaştırmaktır.

Özel eğitim hizmeti; zihinsel özürlüler, görme özürlüler, işitme özürlüler, bedensel yetersizliği olanlar, Konuşma ve dil problemi olanlarla yürütülmektedir.
Özel eğitim çalışmalarımızın temel hedeflerinden biri, ailenin eğitilmesi yoluyla çocuğun gelişimi ve eğitimi hakkında gerçekçi bilgilere sahip olmalarıdır. Böylece; özel eğitim uygulamalarının ev ortamında tekrarı amaçlanmaktadır.
2.1.5.3. Sosyal Rehabilitasyon
Özürlülerin büyük bir bölümünün dünyası eviyle sınırlıdır. Oysa diğer insanlar gibi özürlülerin de sosyal hayatın içerisinde yer almaları onların en doğal hakkıdır. Kuşkusuz, kişinin kendini yeterli hissetmesi ve ayakta kalabilmek için gerekli motivasyona sahip olması, sosyal hayatın ne kadar içinde olduğuyla doğru orantılıdır. Bu amaçla İstanbul Özürlüler Merkezi, birtakım sosyal aktivitelerle, özürlülerin sosyal rehabilitasyonunu sağlamayı hedeflemektedir:
Sporla-eğitim-ve-rehabilitasyon:
Merkezde verilen rehabilitasyon çalışmalarına destek amacıyla, 2002 yılında sporla rehabilitasyon birimi kurularak hizmete başlamıştır. Bu birimin tıbbi ve sosyal rehabilitasyona-yönelik-çalışmaları-vardır. Tıbbi rehabilitasyona yönelik çalışmalar; fizyoterapi uygulanan çocukların tedavisine destek amaçlı, hidroterapi havuzunda verilen yüzme eğitimleri şeklindedir. Çalışmanın amaçları, çocukların fizyolojik gelişimine katkıda bulunmak ve çocukların havuzda birbirleriyle ve hocalarıyla iletişim kurmasını sağlayarak, onlara başarılı olabileceklerini hissettirerek psikolojik gelişimlerine-katkıda-bulunmaktır.
Ayrıca fizik tedavi hizmetlerinden faydalananlar yapılan değerlendirmeler sonucunda yüzme eğitimi almak üzere İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin yüzme havuzlarına-da-yönlendirilmektedirler.
Bunların yanı sıra, Merkez'deki sporla rehabilitasyon çalışmalarına jimnastik, judo, basketbol, futbol ve benzeri spor faaliyetlerinin de eklenmesi ve şu anda devam eden çalışmaların yaygınlaştırılması çalışmaları sürmektedir.
Sosyal rehabilitasyona yönelik çalışmalar genelde turnuvalar şeklinde gerçekleştirilmektedir. İstanbul Özürlüler Merkezi, her yıl geleneksel olarak görme, işitme ve ortopedik özürlülere yönelik futbol turnuvaları düzenlemektedir. Ayrıca; görme özürlüler için satranç, işitme özürlüler için bowling, ortopedik özürlüler için tekerlekli sandalye basketbol, ve benzeri turnuvalar düzenlenmektedir
Sosyal-Etkinlikler:

İstanbul Özürlüler Merkezi; düzenlediği bir dizi sosyal etkinlikle, özürlülerin sosyal hayatın içinde yer almasına imkan sağlamaktadır. Özürlüler, organize edilen programlarla, tiyatro, sinema ve konserlere götürülmekte; tarihî ve turistik mekânlara geziler yapılmakta, bu etkinlikler çerçevesinde oluşan dostluklar ve arkadaşlıklar aracılığıyla da, özürlülerin sosyal hayata adaptasyonu kolaylaştırılmaya çalışılmaktadır.
2.1.5.4. Meslekî Rehabilitasyon
Beceri Geliştirme: İstanbul Özürlüler Merkezi'ne bağlı olarak faaliyetlerini yürüten Meslekî Rehabilitasyon Ünitesi, İstanbul'da yaşayan, iş görme yeteneğine sahip ancak çalışmayan özürlülerin, potansiyel olarak yapabilecekleri işleri yapar hale gelmelerini sağlayarak, onları üretken hale getirmeyi amaçlamaktadır.
Zihinsel özürlü gençlerin (otistik, down sendromu mental reterdasyon) çoğunlukta olduğu Meslekî Rehabilitasyon Ünitesi'nde ayrıca, ortopedik ve görme özürlülere de hizmet verilmektedir. Söz konusu özürlülere, kavrama ve iş yapabilme güçleri göz önünde bulundurularak çeşitli işler yaptırılmaktadır. İş ortamının sağladığı atmosfer içinde gelişen arkadaşlık ilişkileri, kendilerini ifade edebilme yetileri, işbirliği, paylaşım, organize üretim gibi iş disiplini ilkelerinin kazandırılması hedeflenmektedir.
İstihdama Yönlendirme: İstanbul Özürlüler Merkezi'nde, özürlülerin uygun işe girebilmeleri için gereken becerileri kazanmalarına yönelik olarak düzenlenen; bilgisayar, muhasebe, tamircilik, santral operatörlüğü gibi meslek edindirme kursları neticesinde çalışabilecek duruma gelen özürlülere, özel sektör ve kamu kuruluşlarında işe girmeleri konusunda gerekli yönlendirmeler yapılmaktadır. Bu kapsamda gerçekleştirilen en somut çalışma, 2003 yılı sonunda, otomasyon eğitimi alanında söz sahibi olan bir özel kuruluşla İstanbul Özürlüler Merkezi'nin ortaklaşa düzenlediği eğitim ve istihdam programı olmuştur. Bu çalışmada, başlangıçta, ortopedik engelli 14 gencin otomasyon alanında profesyonel eğitim almaları sağlanmış ve eğitimin tamamlanmasının ardından, gençlerin tamamının Türkiye'nin büyük bir sanayi kuruluşunda işe başlamaları sağlanmıştır. Pilot olarak gerçekleştirilen bu çalışmanın önümüzdeki yıllarda genişletilmesi yönünde görüşmeler sürdürülmektedir.
Büyükşehir Belediyesi, engellilerin bakılıp-korunması, eğitimi ve rehabilitasyonu konusunda merkezi yönetim çok etkin bir şekilde işbirliği içinde olması ve gönüllü örgütlenmelerle, halk katılımını sağlayarak bu alandaki çalışmalara yerel düzeyde kent ölçeğinde önderlik etmelidir. Belediye, bir taraftan özürlülere yönelik hizmetler projeler geliştirirken özellikle halen, ulaşım ve mimari engeller ortadan kaldırılamamış, kent engellilerin rahatça hareket edebileceği bir yaşam alanı haline getirilememiştir. Bu konunun üzerinde hassasiyetle durulması, duyarlı davranılarak bu yönde düzenlemelere hız verilmesi gerektiği açıktır. Bunun dışında engellilerin istihdamı konusunda da üzerine düşeni yaparak, halen çok az sayıda bulunan engelli personel sayısını yeteri kadar artırarak bu yönde çalışmalara liderik etmelidir.
Özürlülere yönelik sosyal hizmetler kamu ve özel tüm sektörlerin ortak katılım göstermesi gereken ve acıma duygusuyla yapılan bir yardım olmaktan çok bir yükümlülük, sosyal bir görev olarak düşünülmeli ve özürlüye sevgi ve fırsat eşitliği açısından samimiyetle yaklaşılmalıdır.
Özürlülük alanında 30.05.1997 tarih ve 572 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile belediyelere çok önemli görevler yüklenmiştir. Kararnamenin 4. maddesi ile Belediye Kanununun 15. maddesine eklenen 78,79,80 ve 81. fıkralarla özürlülere yönelik çok önemli konular belediyelerin görevleri arasına sokulmuştur. Buna göre “ her türlü yapılar ve çevresinin yolların, park ve bahçe rekreasyon alanlarının, sosyal ve kültürel hizmet alanları ile ulaşım araçlarının özürlülerin kullanımına ve ulaşabilirliğine uygun olarak yapılmasını sağlamak ve denetlemek” (madde 15/78) belediyelerin görevleri arasındadır.
2.1.5.5. Eğitim, Danışmanlık Ve Yönlendirme Hizmetleri
İstanbul Özürlüler Merkezi'nde, özürlülere yönelik verilen danışmanlık ve yönlendirme hizmetlerinin öncelikli hedefi, kendilerine sunulan eğitim programlarıyla engellileri, muhtaç değil; kendi ayakları üzerinde duran donanımlı, üretken ve toplumla sağlıklı ilişkiler kurabilen bireyler haline getirmektir. Bu amaçla eğitim programları düzenlenmekte, bilgilendirme ve danışmanlık hizmetleri verilmektedir.
Eğitim-Programları
İstanbul Özürlüler Merkezi özürlülere birçok branşta eğitim hizmetleri sunmaktadır. Okuma-yazmadan yabancı dil eğitimine, bilgisayar operatörlüğünden çanta imalâtı eğitimine, bağımsız hareketten diksiyon eğitimine kadar çok geniş bir yelpazede ücretsiz eğitim verilmektedir.
Verilen eğitimlerle özürlü bireyin niteliklerinin yükseltilmesi sağlanmakta, bu da birçok sorunun kendiliğinden çözümü anlamına gelmektedir. Özürlü bireylerin eğitim alabilmeleri için yeni projeler geliştirilmekte ve kurumlarla görüşmeler yapılarak işbirliği sağlanmaktadır. Bu bağlamda İl Halk Eğitim Müdürlüğü, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meslek Edindirme Kursları (İSMEK), Sivil Toplum Kuruluşları ile görüşmelerle özürlülerin ücretsiz eğitim alabilmeleri konusunda-işbirliği-yapılmıştır.
2002-2003 eğitim döneminden itibaren yapılan işbirliği sonucunda başarılı olan kursiyerlere Milli Eğitim Bakanlığı onaylı sertifika verilmektedir.

Ayrıca Mesleki ve kültürel eğitimin yanı sıra örgün eğitime destek amacı ile üniversiteye hazırlanan özürlü öğrencilere takviye ders desteği verilmeye başlanmıştır. Sanata ilgi duyan özürlüler için müzik, tiyatro ve resim dallarında uzman eğitimciler ile görüşülerek çalışma takvimi oluşturulmaktadır. Özellikle eğitim alanları sınırlı olan görme, işitme ve zihinsel özürlüler için yeni eğitim branşları araştırılmaktadır.
Ayrıca öğrencilerin eğitim dönemine başlarken gerekli motivasyonu almalarını sağlamak amacı ile kişisel gelişim seminerleri verilmekte ve ailelerin de özürlülük hakkında bilinçlenmesi amacı ile periyodik olarak seminerler düzenlenmektedir.
2.1.6. Sosyal Yardım Hizmetleri
Eğitim Yardımları:
Belediye, İstanbul’daki ilköğretim okulları ve liselerde okuyan şehit çocuğu, yetim ve öksüz öğrencilerin tamamına ve İstanbul’da-ki devlet üniversitelerinde okuyan ekonomik sıkıntı içerisindeki öğrencilere eğitim yardımı yapmaktadır. 2003-2004 eğitim öğretim yılında 34 bin lisans öğrencisine 7 ay boyunca aylık 100’err milyon TL, 800 yüksek lisans öğrencisine 150’şer milyon TL ve 200 doktora öğrencisine 250’şer milyon TL ödenmiş, 2003-2004 Eğitim-Öğretim döneminde 20 bin şehit çocuğu, yetim ve öksüz öğrenciye yardım yapılarak bu öğrencilere bir kereye mahsus 120 milyon TL ödenmiştir.
Bugün, özellikle göç sonucu hızla büyüyen kentlerde “göçmen nüfusun” en önemli sorunu kente uyum ve bütünleşmedir (Karataş, 1987). Bireyin kente uyumunu ve kentle bütünleşmesini temelde ekonomik değişkenler olmak üzere diğer pek çok faktör etkilemektedir. Belediyelerin, nüfusun istihdam artırılmasına katkı yapacak şekilde meslek kursları açması yönünde, yasada maddeler mevcuttur. Ayrıca 30.05.1997 tarih ve 572 sayılı Kanun hükmünde kararnamenin 4. maddesi ile belediye kanuna eklenen bir hüküm eklenerek, “belediyelerin diğer kurumlarla işbirliği yaparak genç ve yetişkin özürlüler için işgücü piyasasına uygun alanlarda meslek ve beceri kazandırma kursları, iş eğitim merkezleri” açmaları öngörülmektedir.
Diğer taraftan göçle gelen nüfusun kentsel işlevlere katılımını artırıcı, kültür, sanat ve spor alanında da belediyeler çok önemli eğitici hizmetler geliştirebilir. Halk için okuma salonları, kütüphaneler açmak, büyük çaplı oyun parkları, spor kompleksleri yapmak ve çocukların, gençlerin kullanımına sunmak belediyelerin önemli görevleri arasındadır( madde 15/33).
Ayrıca yoksul ailelerin çocuklarına, korunmaya muhtaç çocuklara “tahsil, terbiye konularında” yardım etmek de belediyeler görev olarak yüklenmiştir. (15/34).
2.2. Projeler
2.2.1 Özürlünün Toplum İçinde Rehabilitasyonu Projesi
Özürlülük, bir insanın oluşan bir bozukluk sonucunda normalde yapabileceği bir işlevi yerine getirememesi veya kısıtlı olarak yerine getirmesi olarak tanımlanmaktadır. Tahminlere göre dünya nüfusunun 500 milyon kadarı özürlüdür ve bu sayı artmaya devam etmektedir. Herhangi bir bölgedeki nüfusun %25'i ise bir şekilde özürlülükten etkilenmektedir.
Gelişmekte olan ülkelerde görüldüğü gibi, ülkemizde de fizik tedavi uzmanları, fizyoterapist ve sosyal hizmet uzmanlarının sayısının yetersiz olması, rehabilitasyon maliyetinin yüksekliği ve özürlülerin hizmete ulaşamamaları nedeniyle, birçok özürlü rehabilitasyon hizmeti alamamaktadır. Ayrıca özürlülük konusu halkın gündeminde önemli bir yer tutmamaktadır. 10 milyon nüfuslu ve 1 milyon özürlünün yaşadığı tahmin edilen İstanbul'da durum daha da çarpıcıdır.
Bu boşluğun doldurulması için yürütülen ÖTİR projesiyle;
• Her tür özür grubundan insanı yaşam kalitesinin artması ve sosyal yaşama entegre olması için yaşadığı ortamda rehabilite etmek,
• Özürlüye ve ailesine basit teknikler öğreterek ve/veya yardımcı aralar sağlayarak hayatlarını-kolaylaştırmak,
•Özürlüyü ve çevresindekileri özürlülük konusunda aydınlatmak,
•Özürlünün ev ortamında, yaşamını kolaylaştıracak değişiklikleri yapmak ve/veya yapılmasına-önderlik-etmek,
•Toplumda özürlülere karşı pozitif davranışlar geliştirmek ve halkın programa katılımını sağlamak amacıyla özürlülerle ilgili konulara dikkati çekmek,
•Özürlülükle ilgili sivil toplum kuruluşlarının özürlüler tarafından tanınmasını,bu kuruluşların daha yararlı hale gelmesini sağlamak,
• Özürlünün tıbbi rehabilitasyonunu sağlamak ve diğer sağlık sorunlarının çözümünde yardımcı olmak,
•Özürlülüğün önlenmesine yönelik eğitim programları hazırlamak,
•Çocuklarda özürlülüğü erkenden yakalayıp müdahale etmek,
•Özürlülerin meslek ve iş sahibi olmaları için imkanlar hazırlamak,
•Çevrede ve hizmetlerin veriliş yöntemlerinde özürlü yaşamını kolaylaştırmaya yönelik gerekli değişiklikleri yapmalarını sağlamak amacıyla resmi, gayrı resmi kuruluşların-dikkatlerini-çekmek,
•Programın değerlendirilmesi ve buna bağlı olarak, ileriye yönelik planlama amacıyla kullanılmak üzere bir özürlü kayıt sistemi oluşturmak
hedeflenmektedir.
2002 yılı çalışmaları:
1- Kağıthane, Pendik, Zeytinburnu gibi saha çalışmalarının yapıldığı bölgelerde tespit edilen özürlülerin İstanbul Özürlüler Merkezi'ne kaydedilmeleri.
2- Yaygın Toplumsal Rehabilitasyon kitapçıkları ile sahada 1. basamak rehabilitasyon ve eğitim düzenlenmesi.
3-İstanbul'daki özürlüleri ilgili kurum ve kuruluşlara yönlendirme.
4-Mahalle-muhtarlarının-eğitimi.
5-Rehabilitasyon-hemşirelerine-eğitim-verilmesi.
6- Saha çalışmalarında hasta kabul, takip ve tedavi sonlandırma kriterlerinin-belirlenmesi.
7- İstanbul'da tespit edilen pilot yerlerin ve binaların özürlülere uygun hale-getirilmesi.
8- Sportif rehabilitasyon projesinin uygulanması.
2.2.2. Özürlülerin Sosyal Hayata/Toplumun Özürlülere Adaptasyonu:
Temel amacı "toplumsal özürlü bilincini oluşturmak" olan özürlülerin Sosyal Hayata Adaptasyonu projesi, İstanbul Vakfı ve İstanbul Özürlüler Merkezi işbirliğiyle hazırlanmış ve yürütülmektedir. Proje iki yönlü olarak;
•Özürlülerin-sosyal-hayata-adaptasyonu
•Toplumun özürlülere adaptasyonu, şeklinde hazırlanmıştır.
Proje, özürlü tanımı, toplumda özürlülerin farklılığı ile ilgili sistematik bilinçlendirme çalışmaları, teknik personel ve fiziki mekanların özürlüye adaptasyonu, istihdama yönelik çalışmaları kapsamaktadır.
Proje, 2003 yılında, okullarda bilinçlendirme çalışmalarıyla devam etmektedir.
2.2.3. Fiziki Mekanların Özürlüye Adaptasyonu:
"Özürlüler Adına Yaşanabilir Bir İstanbul" inşa edilmesi amacıyla,İstanbul Özürlüler Merkezi ve İstanbul Vakfı işbirliğiyle hazırlanmış olan Fiziki Mekanların Özürlüye Adaptasyonu projesi, kent tasarımının, sistematik bir biçimde özürlülerin kullanabileceği standartlara ulaştırılmasını amaçlamaktadır. Projede yapılmak istenen, varolan yapıların yıkılıp yeniden yapılması değil, kent tasarımının özürlüye adaptasyonunun, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin inşaat, yol bakım ve onarım çalışmalarının ayrılmaz bir parçası haline getirmektir. Bu çalışmalar, belirlenen pilot bölgelerde başlayacak ve zamanla, kentin yeniden yapılandırılmasının bir parçası olacaktır. Projenin başlangıç aşamasında STK, İBB birimleri ve öğretim üyelerine yönelik çeşitli toplantılar düzenlenmiştir.
Yapılan iki önemli çalışma;
•İmar Yönetmeliği'nin özürlülerin kent yaşamına uygun hale getirilmesi
•İstanbul Metrosunun özürlü kullanımına uygun hale getirilmesidir.
2003 Avrupa Özürlüler Yılı çalışmaları kapsamında projenin pilot uygulama alanları aşağıdaki-gibi-belirlenmiştir:
•İstanbul Büyükşehir Belediye binası ve yakın çevresi
•İstanbul-Özürlüler-Merkezi-yakın-çevresi
Taksim, Harbiye ve yakın çevresi (Lütfi Kırdar Kongre Sarayı, CRR, Harbiye Açık Hava-Tiyatrosu, Cumhuriyet Caddesi ve yakın çevresi)
Cerrahpaşa, Çapa, Haseki Hastaneleri, Millet ve Vatan Caddeleri ve Aksaray çevresi
2.2.4. Sosyal Doku Projesi
Sosyal Doku Projesinde İstanbul’da 2003 yılında başlayan çalışmalarla “yoksulluk haritası” çıkartılmasına devam edilerek, böylelikle ihtiyaç sahiplerine yapılacak yardımların mahallinde, muhtaç insanların evlerinde yapılmasını sağlayacak bir düzenlemeye gidilmesinin amaçlandığı ifade edilmektedir. İstanbul'un tamamını kapsayacak olan Yoksulluk Kültürü ve Gecekondu Araştırması ile birlikte, üzerinde bugüne kadar hiçbir ciddi çalışma yapılmayan bir kentte, o kentte yaşayanların kentle olan duygusal bağlarının arttırılmasında, merkezin çevreyle, çevrenin de merkezle diyaloğunu arttıran ve kentin sosyal dokusunda çok ciddi yeri olan Zenginlik Kültürü ve Kentli Dayanışması Araştırması Sosyal Doku Projesi ve Sosyolojik haritanın da tamamlayıcı bir unsuru olacağı düşünülmüştür.
Yetkililer, İstanbul Büyükşehir Belediyesinin, kentte paylaşım duygusunu geliştirmek, kentimizin imkanlarını kentliyle paylaşmak, yoksulluğu en aza indirmek, kimsesizlerin kimsesi olmak, yaşayanların kente olan bağlılıklarını arttırmak ve kentte davranış biçimlerini olumlu yönde değiştirmek amacıyla 2002 yılında Sosyal Doku Projesi’ni faaliyete geçirdiklerini beyan etmektedirler.
Muhtaç Kimselere Yardım Sandığı Gıda Yardımları
2004 yılında Sosyal Doku Projesi kapsamında 150 bin aileye gıda paketi dağıtılmış, muhtaç ailelere bulundukları mekanda ulaşılmış; zaman zaman da muhtaç ailelerin tesbiti ve 35 kg’lık gıda paketlerinin dağıtımında muhtarlıklardan yardım alınmıştır.
Ramazan Çadırları
2003 yılı Ramazan ayı içerisinde Aksaray ve Kadıköy’de iftar çadırı kurulmuş ve kurulan bu çadırlarda her gün 5 bin kişiye iftar yemeği verilmiştir. Böylelikle Ramazan ayı boyunca yaklaşık 150 bin kişiye iftar yemeği dağıtılarak toplumda dayanışma duygusun pekiştirilmesinin amaçlandığı yetkililerce ifade edilmektedir.
Sıcak Yemek Dağıtımı (Aşevi)
Ekonomik krizler sonrası insanların açlık sınırında bir hayat sürmesi, evlerinde bir tabak sıcak yemeğe muhtaç oldukları gerçeği baz alınarak yapılan araştırma neticesinde belirlenen fakir ve muhtaç 28 bin aileye her gün aşevlerinde sıcak yemek dağıtımı yapılmış, Aşevi hizmeti yılın tamamında ve İstanbul genelinde tespit edilen 44 noktada devam etmiştir. 2004 yılında Sosyal Doku Projesi kapsamında gerçekleştirilecek yardımlara temel oluşturması amacıyla 72 bin aileye ait veri Sosyal Doku Projesi kapsamında veri tabanına işlenmiş, 2004 yılında yardıma muhtaç vatandaşlara yönelik hizmetler bu veriler ışığında gerçekleştirileceği ve böylece vatandaşa muhtaç olduğu noktada yardım yapılması sağlanacağı belirtilmektedir.
Sosyal doku projesi kapsamında muhtaç ailelere ekmek dağıtımı
da yapan İstanbul Büyükşehir Belediyesi yetkilileri, yoksulları sevindirmeyi amaçladıklarını ifade etmektedirler.
Toplumsal ekonomik sitemin ürettiği bir sorun olan yoksulluk, geleneksel yardımlaşma ve dayanışma ilişkilerinin büyük oranda çözülmeye uğradığı İstanbul’da öncelikle önem verilmesi gereken bir konudur. Belediye, kendi sınırları içindeki insanların yoksulluk ve yoksulluğa bağlı sorunlarıyla yakından ilgilenmekle yükümlüdür. Yoksulluğun temelinde ekonomik ve toplumsal nedenlerden başka, bireylerin sonradan karşılaştıkları hastalık ve sakatlık vb. nedenlerde bulunmaktadır. İstanbul’da yoksulluk daha çok gecekondu bölgelerinde yaşanmaktadır. Eğitim düzeyi düşük, iş ve kent yaşamına ilişkin yeterli donanıma sahip olmayan insanların yaşadığı gecekondularda yoksulluğu üreten yapısal nedenler halen ağırlıktadır. Ülkemizdeki gelir dağılımı bozukluğu ve bunun ürettiği adaletsizliğin derinleşen sosyal yarası en çarpıcı şekliyle İstanbul’da karşımıza çıkmaktadır. Böyle bir yapıda birçok insan, açlıktan korunabilmek, yaşamını sürdürebilmek için başkalarının yardımına gereksinim duyar hale gelmiştir. Belediye ve diğer bazı gönüllü yardım derneklerinin dağıttığı gıda yardımlarında yaşanan izdiham, sorunun boyutlarını ortaya koymaktadır. Bu tür acıma duygusu ile yapılan yardımlarda, çağdışı bir yaklaşımı sergilenmekte ve muhtaç kişiler, temelde sorumlusu olmadıkları “yoksulluk” nedeniyle insan onuruna yakışmayacak durumlara düşürülmektedir.
İstanbul’da yoksulluk sorunuyla doğrudan bağlantılı olarak ortaya çıkan bir başka büyük sorun dilenciliktir. Son yıllarda dilencilik sorunu gittikçe artmaktadır. Belediyenin çalışmaları açısından dilencilerle ilgili olarak, sorun genellikle görmezden gelinmekte, dilencilik yapan şahısları şehrin merkezinden uzaklaştırılmakta ya da zabıta aracılığıyla toplanıp belirli bir para cezası uygulayarak serbest bırakılmaktadırlar. 1580 sayılı Belediye Kanunun 15/17. maddesi belediyelere, dilencileri dilenmekten men edecek önlemleri almakla yükümlü ve görevli kılmışken, dilencileri toplayıp serbest bırakmakla, bu alanda ciddi ve radikal çalışmalar yapılmadığı görülmektedir. TCK’nun 544. maddesinde de çalışmaya gücü olduğu halde dilencilik ederken yakalanan bir kişinin bir haftadan bir aya kadar hafif hapis cezasıyla cezalandırılacağı, 545. maddede ise 15 yaşından küçük çocuklar dilencilik yaptıran büyüklere üç aydan aşağı olmayacak hafif haris cezası verileceği hükme bağlanmıştır. Diğer taraftan, 2828 sayılı sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanununda büyükleri tarafından dilenciliğe sürüklenen çocuklar, korunmaya muhtaç çocuk olarak tanımlanmakta, korunma sistemine alınması öngörülmektedir.
1580 sayılı Belediye Kanunun 15/34. maddesine göre, bütün öksüz, kimsesiz çocuklara para, hekim, ilaç, yeme-içme, giyinme, barınma, eğitim, öğretim konularında yardım etmek, yoksullar için yardım sandıkları kurmak belediyelerin zorunlu ya da isteğe bağlı görevleri arasında sayılmaktadır.
İstanbul, ülkemizin en büyük metropolü olarak, geleneksel denetim mekanizmalarının ortadan kalktığı, ailenin çocuklarını yetiştirme sürecindeki eski gücünü ve ağırlığını yitirdiği, sosyal yapıda önemli çözülmelere bağlı sapkın davranışların ortaya çıkma ve artma zemini bulduğu bir kent olarak yetişkin ve çocuk suçluluğunun yeşerdiği ve kangren haline dönüştüğü bir alan haline gelmiştir.
Evden kaçan, ailelerinin ilgisizliği, ihmali ve istismarı nedeniyle evden kaçan sokaklarda yaşamını sürdürmeye çalışan sokakta yaşayan ve çalışan çocuklar her an büyük suç işleyebilmekte, sapkın davranışlara yönelebilmektedirler.
Bu alanda kayda değer çalışmalarına rastlanmayan İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin bu tür çocuklara sahip çıkması, büyük çaplı envanter çıkarmaya yönelik projelerle hedef kitleyi belirleyerek sorunu doğru teşhis etmeli, önleyici çalışmalar yapmalıdır. Bu çocukların rehabilitasyon hizmetlerinde, eğitilmelerinde ve topluma kazandırılmalarında merkezi yönetimle birlikte büyük ölçekli işbirliği projelerine girilmeli ve sorunu doğru kavrayacak, makro ölçekli bakışla yerinde müdahale planları oluşturulmalı bu yönde bir vizyon ve misyon oluşturulmalıdır.
2.2.5. İstanbul STK Platformu Merkezi Projesi
Bu projeyle, stanbul sınırları içerisindeki dernek, oda, vakıf, sendika, birlik, platform ve benzeri oluşumlar ile kooperatiflerin envanterlerini çıkararak onlar hakkında bilgi toplamak, tüzükleri, yönetim kurulları, çalışmaları, yayınları, mali durumları ve profilleri, yerel yönetimlerden beklentileri konularında bilgi edinmek ve liste oluşturmak, bu suretle tüm STK’na ilçeler bazında ortak mekanlar ve faaliyet alanları hazırlamak ve böylece kamuoyu duyarlılığının nabzını tutmak amaçlanmıştır.
SONUÇ


Günümüzde, artık birçok ülke, hantal bir şekilde büyüyen devlet, kronikleşen kamu açıkları ve ekonomik istikrarsızlıklarla, vatandaşların beklentileri arasında güç bir seçim yapmak durumundadır. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde sosyal devlet anlayışı doğrultusunda hükümetlerin etkin olamamaları, eğitim, sağlık ve altyapı gibi temel kamu hizmetlerini gerçekleştirememeleri, kişilerin ve şirketlerin vergi ödemeden kaçınmaları ve kamu hizmetlerine tepki göstermeleri, kamu yönetiminde çürüme olgusu ve yolsuzluklar, krizleri beraberinde getirmektedir. Mal ve hizmetlerin birçoğunun devletçe sağlanmasının etkin olmadığı ve sosyal amaçlar açısından başarılı olunamadığı, özel sektöre kıyasla daha kalitesiz ve yüksek maliyetli üretim yapıldığı ve devletin görev alanının genişliğiyle ilişkili olarak politik yozlaşmaların kaçınılmaz olduğu göze çarpmaktadır.


Öncelikle önem taşıyan olgu, devletin sorumluluklarının neler olduğu konusunda bir uzlaşmanın sağlanması ve bu sorumlulukların yeniden tanımlanmasıdır. Teknolojik ve örgütsel yeniliklerin elverdiği ölçüde, özel sektöre güvenilerek, piyasanın sağlayabileceği hizmetlerin çoğunun piyasa sürecine bırakılması düşünülebilir. Ayrıca devletin yapacağı faaliyetlerin seçiminde devletin kapasitesi gözardı edilmemeli, devlete az sayıda kaynak ve kapasiteyle çok fazla fonksiyon yüklendiğinde yarar yerine zararla karşılaşılacağı unutulmamalıdır. Devlet kurumlarının kapasitesinin arttırılması için kamu kurumları arası rekabet,merkezi olmayan yapı, bireysel isteklerin tam tatmini için daha geniş katılım, yolsuzlukla mücadele reformun diğer önemli hedefleri olmalıdır.
Sosyal refah devletlerinde değişim fırsatları olarak, iletişim ve toplumsal uzlaşmayla beraber,içsel ve dışsal baskılar ve derin ekonomik krizlerin etkili olacağı açıktır. Kişilerin kısa dönemli özel faydalarını düşünerek, değişime karşı direnmek ya da güvence aramak yerine, değişimde güvence bulmalarının sağlanması, yeni bir devlet anlayışının benimsenmesinde anahtar bir faktördür.
Yirmibirinci yüzyılın başlangıcında, yoğun küresel rekabet karşısında özel ve kamu yönetimleri belirsiz, karmaşık ve hızlı bir değişim süreci ile karşı karşıyadırlar. Bu değişime zamanında ve yerinde uyum saylayabilen organizasyon ve yöneticileri hayatta kalabilme şansına sahip olabilecek yoksa bu değişim döngüsü içerisinde kaybolup gideceklerdir.
Devletin müşterisi, ona vergi veren vatandaşıdır. Dolayısıyla vergi mükelleflerinin hiç de kolay kazanmadıkları paralardan ödedikleri vergiler Devletçe müşterilerin istemleri doğrultusunda değerlendirilmelidir. Şu anki sorun, uygun kamu politikaları değildir. Sorun kendimizi dünyanın değiştiğine ve bizim de onunla beraber değişmemiz gerektiğine inanmaktır. Değişimin gerekliliğine düşünsel olarak, daha da önemlisi duygusal olarak inanmak doğru politikaların uygunlanmasını kolaylaştıracaktır.
Yerel yönetimler insanların, yaşadıkları yönetimsel mekanizmaların karar, uygulama ve denetim süreçleri içinde yer alarak gerek kendileri, gerekse içinde bulundukları toplum için en doğru seçenekleri yaşama geçirmek arzusundan kaynaklanan nedenlerle ortaya çıkmış ve gündemdeki önemini artırarak sürdürmektedir.
Sürekli değişim içinde olan dünya şartlarının yaşamın her alanında kendini gösterdiği ve çeşitli etkinliklerin görüldüğü günümüzde en önemli beklentilerin günlük hayatımızda ortaya çıktığı önemli bir gerçektir. Bu açıdan değerlendirdiğimizde özellikle yerel yönetimlerin, ortaya çıkan yeni ihtiyaçların giderilmesindeki fonksiyonelliği ve önemi tartışılmaz bir olgudur. Yerel yönetimler yaptıkları hizmetler yönünden olduğu kadar, bir ülkenin demokratik rejimi yönünden de oldukça önemlidir.
1980’den sonra başlayan hızlı iç göçle nüfus artmış ve halkın belediyelerden beklentileri fazlalaşmıştır. 1983’den sonra hükümetler çıkardıkları kanunlarla belediyelerin yetki ve gelirlerini arttırmışlardır.
1984 yılında 3030 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu çıkarılmıştır. Yine bu yıldan sonra kent imar planı yapma yetkisi bakanlığın düzenleme yetkisi saklı kalmak koşuluyla belediyelere verilmiş ve bazı belediye hizmetleri ulaşım, temizlik gibi özel sektör aracılığıyla görülmeye başlanmıştır.
1984 genel bütçe gelirlerinden belediyelere verilen pay %5’den %10’a çıkartılmış, daha sonra %8,55 olarak belirlenmiştir.
Daha sonra yapılan düzenlemelerle Büyükşehir belediyelerinin gelirleri, ilçe belediyelerine göre artırılmış ve Büyükşehir belediyelerinin ilçe belediyeleri üzerindeki vesayeti genişletilmiştir.
Dünyada birçok ülkede milli gelirin %80lere varan payı yerel yönetimlere ayrılmışken ülkemizde bu pay %6 civarındadır. Bu kıt kaynaklar karşısında uygulanan yüksek ücret politikası, belediye bütçelerinin yatırım yapmasına olanak tanımamakta ve belediyeleri her geçen gün artan bir borçlanma ve faiz yüküyle karşı kaşıya bırakmaktadır.
Hükümetler, genelde kendi partisinden adayların belediye başkanlığını kazandığı durumlarda belediyelere mali ve diğer konularda destek vermekte, diğer durumlarda belediye gelirlerini kısmaktadırlar.
Bugün Türkiye’de tüm belediyelerin içinde bulunduğu mali sıkıntının asıl sebebi uygulanan personel politikasıdır. Politikacılarımız seçimi kazanmak için seçim önceleri daima iş sözü vermekte, seçimi kazandıkları zaman mecburen bu sözleri yerine getirmek için kadroları artırmaktadırlar.
Bütçelerde personel giderleri %30’dan fazla olamayacağından, kabarık olan personel masraflarını karşılamak için daima bütçe gelirleri olmayacak kadar yüksek tutulmaktadır.
Kronik sorunlardan biri ve en önemlisi de idari vesayet yani merkeziyetçiliktir. Belediyeler yerel yönetim birimi olmasına rağmen çoğu zaman merkezi idarenin destek ve yönlendirmesi ile görev yapabilmektedir. Bu durum hizmetlerin gecikmesine, merkezi örgütün işlerinin artmasına ve önemli kararlar için yeterli zaman ayıramamasına ve hizmetlerin pahalı hale gelerek halkın beklentilerinin de uzak bir şekilde yerine getirilmesine sebep olmaktadır.
Belediye çalışmalarının şeffaf olmaması ve halkın denetiminden yoksun olması da önemli bir olumsuzluktur.
Uygar kentlerin her türlü alt ve üst yapıları imar planlarını tamamlamış olmasından geçmektedir. Bu düşünceden hareketle İstanbul Büyükşehir Belediyesi Planlama departmanları olarak, kentin planlarını köklü çözümlere kavuşturmak ana hedef olmuştur. İmar Planları 1/5000 ölçekte Nazım İmar Planları olarak hazırlayıp bir an önce hayata geçirmek için çalışılmaktadır. Bu kapsamda 1995 yılında İstanbul’un planlama stratejileri yeni bir anlayış kazanmış, 1995 yılından 2003 yılına kadar 1/5000 ölçekli kentin %95’i yeniden planlanarak bir çok bölgede de revizyon plan çalışmaları tamamlanmıştır. Ancak Büyükşehir Belediyesi’nin imar, alt yapı gibi alanlarda gösterdiği organizasyon yeteneği ve çalışmalarını ne yazık ki sosyal alanda aynı tutarlılıkla görememekteyiz.
Konut sorunu için bir ara çözüm olarak ortaya çıkan gecekondu, daha yeni ve uygun bir çözüm yolu üretilmedikçe her türlü engellemeye karşın varlığını sürdürecektir. Belediyeler, konut gereksinimi olan; fakat bunu edinecek parasal gücü olmayan yurttaşlara, çağdaş ve ucuz konutlar sağlamakla görevlidirler. Yasa, ucuz belediye konutları yapmayı ve belediye adına inşaat yaparak kiraya vermeyi belediyenin gelişme ve genişlemeye uygun mahallelerinde arazi olarak yeni plana göre düzenlemeyi ve yeniden inşaat yapmak isteyenlere satarak arsa vurgunculuğunu önlemeyi (md.15/68) ve aynı zamanda yoksullar için yatı evleri kurulmasını görevler arasında saymaktadır.
Sosyoekonomik nedenlerle köyden kente göç serüveni ile başlayan, barınma ihtiyacını karşılamak amacı ile yapılan gecekondular günümüzde artık yerini hazine arazisi ve şahıs arazilerinde yapılmış çok katlı yapılara dönüşmüştür. Kaçak düzensiz yapılaşma kentlerde 1950’li yıllarda başlamış ve 1957 yılında 6785 sayılı İmar yasası ile başlamış olup, uygulamada görülen eksiklikler üzerine 1605 sayılı yasa ile 1972 yılında giderilmeye çalışılmıştır, ancak günün ihtiyaçlarına bu yasa da cevap veremediğinden 1985 yılında 3194 sayılı yasa yürürlüğe konmuştur. Bu yasa da yeterli olmayıp, yasalarda yapılan düzenleme ve değişiklikler, kısa süreli imar affı yasalarından çözüm olarak yerine çarpık yapılaşmayı daha da artırdığı görülmüştür.
İstanbul’un bu duruma gelmesinde merkezî yönetimde siyasilerin, yerel yönetimlerde Belediyeler, bürokratlar, meslek odalarının olup bitene seyirci kalan toplumun her ferdinin payı vardır. Çarpık kentleşme neticesinde İstanbul’un durumuna bakılacak olursa; gecekondu yerleşim yerleri toplam yerlerin %55’e yakın bölümünü oluşturmaktadır. Buna müteakiben %20 ile düzensiz yapılaşma gelmektedir. Özetle İstanbul’un %75’i plansız ve kaçak yapılaşma şeklindedir. Düzensiz konut olanlarının ilçe toplam konut alanına göre en fazla bulunduğu ilçeler, Bayrampaşa, Zeytinburnu, Esenler, Bağcılar, Kartal, Pendik ve Bahçelievler ilçeleridir. Düzenli konut alanlarının ilçe toplam konut alanlarına göre en fazla bulunduğu ilçeler; Fatih, Kadıköy, Bakırköy, Beşiktaş, Maltepe, Güngören ilçeleridir. Gecekondu alanlarının ilçe toplam konut alanına göre en fazla bulunduğu ilçeler Ümraniye, Kağıthane, Gaziosmanpaşa, Beykoz, Avcılar ve Eyüp ilçeleridir.
Evsizlik, konut sorununun en çarpıcı boyutlarda yaşandığı bir aşama olmaktadır. İstanbul’da işsizlik ve benzeri olgularla birlikte artan evsizlik olgusu artık görmezden gelinemeyecek boyutlara ulaşmıştır. Sokakta yaşayanların çoğunluğunu işsizler, dilenciler ve psiko-sosyal rahatsızlığı olanlar oluşturmaktadır. Çoğunluğu kırsal kökenli olan bu insanlar, aile ilişkilerinin bozuk olması ve kendilerine sahip çıkan kimsenin bulunmaması sonucunda “sokağa düşmekte” ve “insan onuruna uygun olmayan bir yaşam” sürmektedirler.
İstanbul’da önemli bir toplumsal sorun olarak ortaya çıkan evsizler karşısında duyarlı, sorumlu ve çağdaş bir yaşam üretmesi hem yasal hem de toplumsal bir görev olarak algılanmalıdır.
Devletin toplumdaki işlevi ne olmalıdır? konusu günümüzün en önemli sorunlarından birisi haline gelmiştir. Refah Devleti hakkındaki mevcut tartışmalar ya devlet denetimi ya da özelleştirme alternatifi üzerinde yoğunlaşmaktadır. Devlet zaman içerisinde dinamik olmayan, kendisini yeniden yenileyemeyen, çok sınırlayıcı, kalıplaşmış bir yapıya bürünmüş ve hemen her yerde toplum aleyhine giderek büyümüştür. Bu yapının daha dinamik, alternatifler üretebilen, daha esnek bir şekle dönüştürülebilmesi için belirli ara mekanizmalar ve yeni örgütlenmelerin ortaya çıkması gereği doğmuştur.
Etkin kamu yönetimi anlayışı; vatandaşların istek ve taleplerini dikkate alan ve vergi verenleri müşteri kabul eden bir anlayıştır. Yönetimi daha müşteri-odaklı hale getirmek ve onu daha performans-yönlü kılmak yaşamsal önem taşımaktadır. Hizmetlerin artırılması, şeffaflık ve şikayet süreçlerinin sağlanması gibi bazı alanlarda gelişmeler olmaktadır. Düzenleyici sistemlerin etkilerinin analizi ve düzenlemenin maliyet-etkin alternatiflerinin araştırılması, gittikçe artan bir şekilde yönetimin merkezi idare işlevlerinin rutin işleri haline gelmektedir. Kamu sektörünün performansının artırılmasında; "performansa daha fazla önem verilmesi", "paranın daha iyi kullanılması", "esnekliğin artırılması", "kontrol ve sorumluluğun artırılması", "müşteri ve hizmet-yönlü bir kamu sektörü", "strateji ve politika geliştirme kapasitesinin güçlendirilmesi","ekonomik etkinlik üzerinde olumlu etki" ön plana çıkmaktadır.
Artık günümüzde devletin üstün olduğu bir refah karışımından devletin, merkezde olduğu hatta gönüllü sektörün merkezde olduğu bir refah karışımına doğru değişim yaşanmaktadır. Gönüllü kuruluşların doğmasının temel nedenlerinden en önemlisi devletin, halkın tüm sosyal ihtiyaçlarını etkinlik ve verimlilik açısından yeterince karşılayamamasıdır. Refah Devleti'nin günümüzdeki dönüşümüyle birlikte son yıllarda sosyal hizmetlerin temininde kar amacı gütmeyen kurumlar büyük ün kazanmış ve daha aktif bir rol oynamaya başlamışlardır. Gönüllü kuruluşların, bugüne kadar yerleşmiş demokrasi, politika anlayışını da değiştirecek güce ulaşarak kişiyi merkez alan, sürdürülebilir kalkınmanın sağlanmasında halkın yaygın katılımının gerçekleştirilebilmesi için vazgeçilmez rolleri vardır. Son yıllarda, çevre, kadın hakları, etnik grupları koruma ve insan hakları gibi özellikle yeni ortaya çıkan konuların ele alınışında gönüllü kuruluşların rolü artmıştır.
Yirminci yüzyılın sonunda, ulusal ve uluslararası üçüncü sektör hareketi ile yönetilen vatandaşın yöneten aşamasına geçiş dönemi ve ekonomik, toplumsal iliţkilerde devletten daha çok toplumun kendi içsel dinamikleri tarafından yönlendirilmesi gerektiği görüşü ön plana çıkmıştır. Vatandaş rolündeki bu değişim, 2000’li yılların üçüncü sektörün egemenlik yılları olacağını göstermektedir. Gönüllü kuruluşlar devletin çeşitli konulardaki hizmetlerine katkı sağlayarak devletin yükünü azaltabilirler. Dolayısıyla özellikle gelişmekte olan ülkeler gönüllü kuruluşları sayesinde eğitim, sağlık gibi konularda eksikliklerini kapatabilmeleri mümkündür.
Özellikle 1960’lar sonrasında refah devletinin müdahale alanının genişlemesinde, sosyal refah devletinin müdahalesini gerekli kılan, piyasa aksaklıkları, gelir dağılımı gibi argumanlardan ziyade demokrasi rejiminin özelliklerinden kaynaklanan siyasi nedenlerin çok önemli bir etken olduğunu söylemek gerekir. Demokratik mekanizma ile birlikte, vatandaşlık ve hak kavramındaki vatandaşı devletten alacaklı kılan gelişmeler ve devlet tarafından mutlaka yerine getirilmesi gereken yükümlülüklerin artması da bu gelişmeyi desteklemiştir. Demokratik ülkelerde toplumcu ya da bireyci bakış açısına sahip olan bireylerin çoğu çıkar grupları oluşturarak ya da seçmen olarak devletten pek çok şeyi desteklemesini, engellemesini, düzenlemesini istemektedirler. Bunun sonucunda ise siyasi iktidarlar bu alanlarda devlet müdahalesinin gerekli olup olmadığını düşünmeden ve böyle bir müdahalenin toplumsal maliyetini dikkate almadan müdahalelerini arttırma eğiliminde olmaktadırlar. Artan devlet müdahaleleri ve genişleyen müdahale alanları siyasi yozlaşmaları da beraberinde getirmiş, rüşvet, yolsuzluk ve torpil gibi geleneksel siyasi yozlaşma türleriyle birlikte, hizmet kayırmacılığı, teşvik kollamacılık ve oy ticareti gibi yeni türde yozlaşmalar da gündeme gelmiştir. Kamu yönetiminin yozlaşması ve kamuda çürüme olarak belirtilen bu olgular, devlete karşı hoşnutsuzluğu ve güvensizliği de arttırmıştır.
Sonuç olarak; İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin sosyal hizmet faaliyetleri olarak; yılda ortalama yoksunluk içerisinde 6588 kişiye nakdi yardım yapıldığı; yılda 100 bin aileye 30 kg’lık gıda paketi dağıtıldığı; 20 bin aileye kömür yardımı yapıldığı; her gün 19.100 kişiye Aşevi hizmeti verildiği; 34.000 üniversite öğrencisine aylık 100 YTL burs verildiği; 27 ilçede 66 İSMEK kursunda yılda 12 bin kişiye meslek kursu verildiği; 14 bin kişiye ilaç ve tedavi yardımı yapıldığı görülmektedir.
Sosyal refah ve sosyal hizmet uygulamalarında sosyal hizmet uzmanlarının sayıca tüm Büyükşehir çapında 10 kişi olduğu, sosyal refah hizmetlerinin bu uzmanlar tarafından planlanıp uygulanmadığı, çalışmaların profesyonellikten uzak sadece hayırseverlikten kaynaklanan acıma duygusuyla planlanıp gerçekleştirildiği görülmektedir.
Oysa sosyal refah düşüncesinde çalışmalar, zaman içerisinde hayırseverlikten doğan bir aktivite olmaktan, salt vatandaş olmaktan kaynaklanan bir insan hakkı kavramına dönüşmüş, optimum düzeyde sosyal çevre ve kaynakların insan potansiyelini besleyip güçlendireceği ve herkes için arzu edilir bir esenliği sağlanabilmesini sağlamaya yönelik bir arayış içerisine girilmiştir.
Sosyal Refah Hizmetlerinin, sadece bir birimden koordine edilmediği, Sağlık Hizmetleri Daire Başkanlığı’nın özürlülük alanı, sağlık ve yaşlılara yönelik Darülaceze çalışmaları; Yardım Sandığı Müdürlüğü’nün sosyal yardımları; Sağlık A.Ş.’nin bir iştirak olarak Sokakta çalışan çocuklara yönelik iş ve meslek edindirme çalışmaları; Kadın Koordinasyon Merkezinin yoksullara ev eşyası ve Ayni Yardımları yürüttüğü ve bu parçalı yapı içerisinde dağınık ve profesyonel yardım anlayışından uzak yapıda planlı, verimli ve çağdaş sosyal hizmet yaklaşımına, genelci uygulamaya uygun bir sosyal hizmet uygulamasının yapılamayacağı açıktır.
Belediyelerin çok daha fazla işlevsel hizmetler yerine getirmeleri gereken alanlardan birisi de “muhtaçlık içerisindeki kişilere” yönelik sosyal yardımlardır. Sosyal yardım yapılırken, yoksulluğun ve yoksunluğun bilimsel ve mesleksel temeller çerçevesinde tespiti ve buna göre değerlendirilmesi gerekir. Ekonomik ölçütlere ve toplumsal gerçeklikler baz alınarak yoksulluk belirlenirken, birey ve ailesinin özellikleri dikkate alınarak, bireyi küçültücü insan onurunu zedeleyici uygulama ve profesyonellikten uzak, politik yardım amaçlı programlardan uzak durulmalıdır. Sosyal yardımlarda ve yoksulluğu azaltıcı çalışmalarda temel amaç, yalnızca geçici çözümlerle bireylerin yaşamını devam ettirebilmesi için acil yardımları sunmak olmayıp, uzun dönemde aileyi kendi kendine yetebilecek duruma getirmeye yönelik daha ciddi düzenlemeler yapmak olmalıdır. Buradan hareketle sosyal yardımların koruyucu, önleyici ve geliştirici sosyal hizmetlerle birlikte ele alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir.
Büyükşehir Belediyesi 2004 yılında sosyal transferler olarak, 29.5 Milyon YTL harcamış olup bu büyüklükte bir finansmanla, tek elden koordine edilecek hizmetler yoluyla çok büyük sayıda ihtiyaç gruplarına, sosyal hizmet uzmanlarının yapacağı sosyal refah hizmetleri planlaması ve uygulamasıyla daha kaliteli daha yetkin sosyal hizmet uygulamalarının gerçekleştirilebileceği açıktır.

KAYNAKÇA

AKTAN Coşkun Can, 21.Yüzyıl İçin Yeni Bir Devlet Modeline Doğru Optimal Devlet, Kamu Ekonomisinin ve Yönetiminin Yeniden Yapılanması ve Küçültülmesine Yönelik Öneriler, TÜSİAD Yayınları İstanbul, 1995.
AKTAN Coţkun Can, Değişim ve Devlet. TİSK Yayın No:176, Türk Matbaacılık, Ankara, 1998.
AYMAN GÜLER, Birgül. Yerel Yönetimler:Liberal Açıklamalara Eleştirel Yaklaşım. Ankara:TODAİE Yayın No: 244, 1992.
DİCLE Ü.- A. Dicle, '' Örgütsel Değişim'', Verimlilik Dergisi, Ankara: MPM Yayınları, C. 2, S. 3(1973).
DOLGOFF, Ralph L. (1981). Clinicians as Policymakers, Social Casework: The Journal of Contemporary Social Work, 62,5:284-292.
FRIEDLANDER, Walter A. (1961). Introduction to Social Welfare. Englewood Cliffs, New Jersey: Prentice Hall.
GOR Al, "Daha İyi Çalışan ve Maliyeti Daha Az Olan Bir Devlet Yaratılması", Verimlilik Dergisi, 1995/1(1995).
GÖKBUNAR R.-KAYALI C., “Kamu Yönetiminde Toplam Kalite Uygulaması Olanakları”, İşletme ve Finans, Y. 13, S. 146(Mayıs 1998).
GÖKBUNAR Ramazan, “Kamu Sektörünün Yeniden Yapılandırılmasında Üçüncü Sektörün Rolü”, DEÜ-İİBF Dergisi, C. 12, S. 1(1997).
KARATAŞ, Kasım. Gecekondu Ailelerinin Kentle Bütünleşmesini Engelleyen Nedenler ve Ortaya Çıkan Toplumsal Sorunlar. Yüksek Lisans Tezi, H.Ü. SHYO, 1987.
KUT, Sema. Sosyal Hizmet Mesleği, Nitelikleri, Temel Unsurları, Müdahale Yöntemleri, Ankara 1988.
MUTER Naci-GÖKBUNAR R., “Müşteri ve Hizmet Yönlü Bir Kamu Sektörüne Doğru”, Prof. Dr. Nezihe SÖNMEZ’e Armağan, Dokuz Eylül Üniversitesi İİBF Yayını, İzmir, 1997.
SAKINÇ Süreyya, Kamusal Mali Yerinden Yönetim Ve Yerel Kamusal Malların Sunumunda Etkinlik, Emek Matbaacılık, Manisa, 1998.
SAVAŞ Vural Fuat, “Politik Yozlaşma Ortamında Refah Devletinden Minimal Devlete”., Politik Yozlaşma ve Şeffaf Yönetim Sempozyumu, Doğuş Matbaası, İzmir, 1994.
SAYBATILI Kemali, Liberalizm, Refah Devleti Eleştiriler, Bağlam Yayıncılık, Ankara, 1993.
SEZE Birkân Uysal,“Büyük Devlet-Küçük Devlet Tartışması”, Amme İdaresi Dergisi, C. 2, S. 4(1992).
SEZEN, Seriye. Devletçilikten Özelleştirmeye Türkiye’de Planlama. TODAİE Yayın NO: 293, Ankara 1999.
TALAS, Cahit. Türkiye’nin Açıklamalı Sosyal Politika Tarihi. Cantekin Matbaası, Ankara 1992.
TAYLAN Gencay, Değişim Küreselleşme ve Devletin Yeni İşlevi, İmge Kitabevi, Ankara, 1995.

©Sitemize ait yazılarımızı izin almadan yayınlanmamasını talep etmekteyiz. Kaynak göstermek ve izin almak etik kuraldır.
 

 



Editörler




Google
 

 


 


KURUMSAL VE BİREYSEL İŞ İLANLARI

 


 

SOSYAL MEDYA




 

 

Yasal Uyarı , Gizlilik Beyanı ve Künye

sosyalhizmetuzmani.org © Bütün hakları saklıdır.