SOSYAL SORUNLAR

KADIN ŞİDDETİ ve ERKEKLERİN EĞİTİM
Taylan KAYA /
Sosyal Hizmet Uzmanı
tylankaya@mynet.com 
 

Ana Sayfa
 
Aile Sorunları
Çocuk Refahı
Engelli
Gençlik
Sosyal Sorunlar
Tıbbi Sosyal Hizmet
Yaşlılık

Mesleki Bilgiler

SHU Araştırmaları
SHU İsim Listesi
SHU Yayınları
İnsan Hakları
Sosyal Siyaset
Sosyoloji
Söyleşiler
Psikoloji

Meslek Elamanı Arayan Kurumlar ve İş Arayan Meslek Elamanları


 

 
    Şiddet: Kadına yönelik şiddet, kadın olarak bir bireyin temel hak ve özgürlüklerinin yanında, toplumda kadının onurunu zedeleyen bir eylemdir. Genelde akla ilk olarak fiziksel şiddet gelmektedir. Oysa, şiddet farklı kaynaklarda, bireylerin yaralanmasına, sindirilmesine, öfkelendirilmesine veya duygusal baskı altına alınmasına yol açan fiziki veya herhangi bir şekilde ki hareket, davranış veya muamele olarak tanımlanmaktadır. Kadına yönelik şiddet ise, duygusal, sözel, ekonomik, cinsel ve fiziksel olarak başlıklara ayrılmaktadır. Duygusal şiddet, duyguların ve duygusal ihtiyaçların, karşı tarafa baskı uygulayabilmek için tutarlı bir şekilde istismar edilmesi, bir yaptırım ve tehdit aracı olarak kullanılmasıdır. Sevgi, şefkat, ilgi, onay, destek gibi duygu ve duygusal ihtiyaçların göz ardı edilmesi, küçümsenmesi, inkar edilmesi bunlara örnektir.

Kadına yönelik son zamanlarda görülen şiddet türleri içerisinde; aile içerisinde kız çocuğuna sahip olunması, kız çocuklarının cinsel istismara maruz kalması, yaşının küçük olmasına rağmen evlendirilmesi, genç kadınların karşı cinsle duygusal yakınlaşmasını cezalandırma, dayak ve tecavüz şeklinde sıralanabilmektedir. Sıraladığımız şiddeti uygulayan erkeğin bilinçaltında yatan temel nedenlere bakıldığında: özgüvenin yetersiz olması (eşine güvenmemesi ve kıskanç olması vb.), yalnız kalma korkusu, kişilik sorunları, yetiştikleri aile ortamında istismara ve şiddete maruz kalmaları, şiddetin normal bir davranış ve stres atma aracı olarak algılamaları, empati konusunda zayıf kişilik özelliklerine sahip olmaları, alkol ve uyuşturucuya bağımlı olma gibi nedenleri sıralayabiliriz. Kadına yönelik şiddetin şekli ve yoğunluğu ne olursa olsun, özünde kadının kendisine tanınmış olan sosyal rolün dışına çıkmasını önleme isteği yatmaktadır.

Erkeğin, kendisine şiddet uygulamasını normal bir davranış olarak algılayan kadın, duygusal anlamda pasif davranış içerisine girmekle birlikte, sosyal açıdan yalnızdır ve şiddet eyleminin içinde yaşadığı sosyal çevrede olduğuna inanmaktadır. Bunun sonucunda erkeğin kendisine gösterdiği saldırgan davranışın nedeninin kendisinden kaynaklandığına inancı artmaktadır. Ekonomik anlamda zayıf, özgüveni yetersiz olan kadınlar, kendisine uygulanan bu şiddeti ait olduğu sosyal çevreden inkar ederek normal hayatını devam ettirmektedir.

“Kadına yönelik şiddet” genel başlığı altında, şiddete maruz kalan kadın üzerinden sosyal politikalar üretilmektedir. Şiddeti uygulayan erkeğe yönelik ciddi anlamda sosyal politikalar, eğitim ve bilinçlendirme faaliyetleri, uygulamada olması gerekenden oldukça azdır. Kadına yönelik şiddetin önlenmesinde, ait olunan toplumda kadına yönelik şiddetin kabullenilmesi çözüme yönelik çabaların önündeki en büyük engellerden biridir. Ayrıca, erkek ve kadının eşit haklara sahip olduğu bilinci yaratılmalıdır. Kadına yönelik şiddetin önlenmesinde, kadının eğitiminin yanı sıra, özellikle erkeklerin eğitimleri de önemli rol oynamaktadır. Şiddetin hoş görülmediği bir ortam yaratıldığı takdirde önemli bir mesafe alınmış olunur. Bu amaçla erkeklerin çoğunlukta oldukları yerlerde; Askeri birlikler, ibadet yerleri, hastaneler, kamu kurum ve kuruluşları ve özellikle cezaevlerinde eğitim ve bilinçlendirme faaliyetleri oluşturulmalı; STÖ, kısa film gösterimi, uzman kişiler ve şiddet sonucunda ortaya çıkan aile dramları örnekleri verilerek, uzun vadede eğitimler düzenlenip, aile hekimliği bünyesinde bilgilendirme, öfke kontrolü eğitim programlarına tabi tutulmalarının sağlanması sonucunda erkeklere; “ŞİDDETİN OLUMSUZ, TOPLUMDA DIŞLANAN ve İLKEL bir davranış modeli olduğunu BİLİNÇLERDE uyandırmak” bu anlamda önemli ilerleme sağlayacaktır. Kadına yönelik şiddetin tam anlamıyla önlenebilmesi için, önlemlerin hukuk alanıyla sınırlı kalması, yasal düzenlemelerin yapılması tabii ki yeterli değildir.

Kanun konusunda bilgilendirme toplantıları yapılmasında Barolara, bu bilgilerin yaygınlaştırılmasında görsel ve yazılı medyaya, kanunun uygulanmasında adli tıptan, sosyal hizmetlere, polis teşkilatından, yargı mekanizmasına kadar herkese görev düşmektedir.
 

 

 BİZE YAZIN
     Sosyal Hizmet Uzmanı Web Sitesi
     E-Posta : sosyalhizmetuzmanlari@gmail.com

   

© Copyright 2011
www.sosyalhizmetuzmani.org