Sosyal Hizmet Mesleği
Mesleki Bilgiler
SHU Yazıları
SHU Yayınları
SHU Araştırmaları
SHU İsim Listesi
Sosyal Hizmet Alanları
Çocuk Refahı
Gençlik Alanı
Yaşlılık ve Sorunları
Aile Sorunları
Sosyal Sorunlar
Engeliler ve Sorunları
Tıbbi Sosyal Hizmet

İş İlanları

Kurum İlanları
Elaman İlanları
İş İlanı Verme
Bireysel Gelişim
Bireysel Gelişim
NLP
Toplam Kalite
Beden Dili
İletişim Bilgisi
Halkla İlişkiler
Ana-Baba Okulu
Sosyal Bilimler
Sosyoloji
Psikoloji
Sosyal Siyaset
Sosyal Siyaset Bilgileri
Kitap - Sanat
Kültür/Sanat
Kitap Tanıtımı
İnsan Hakları
İnsan hakları Bilgileri

 

  Hızlı Erişim
 

Sitemizin Yazarları

Google
Web sosyalhizmetuzmani.org


Kapitalizm kanser ediyor

 

Ağır sanayi bölgesi olan Dilovası'nda meydana gelen ölümlerin yüzde 32.3'ünün nedeni kanser. 2005 yılı verilerine göre, Dilovası bölgesindeki fabrikaların yüzde 44'ü ruhsatsız, yüzde 76'sının deşarj izinleri bulunmuyor ve bu fabrikalardan yüzde 72'sinin de hava emisyon izinleri dahi yok.
Fabrika bacalarına takacakları filtreleri dahi karlarından çalınmış pay sayan patronlar kar hırslarıyla yarattıkları hava kirliliği ve zehirli atıkların etkisiyle bölgede kanserden ölümleri örgütlüyorlar. Keza Dilovası'nın bağlı bulunduğu Gebze ilçesinin komşusu olan Tuzla'da her gün yüzlerce zehir dolu varil ortaya çıkartılıyor.

 Verem de hortladı

Daha önce de sitemizde değindiğimiz gibi 20-30 yıldır görülmeyen ortaçağa ait bir hastalık olan verem yine ortaçağa ait kölece çalışma ve kölece yaşama koşulları nedeniyle bugün yeniden hortlamış ve salgınlaşmış durumda.

Yaşadığımız düzen, olanakların eşit paylaşıldığı bir düzen değil, aksine barbarlık ve emekçilere yoksunluk düzenidir. O nedenle verem, kanser, kuş gribi (ortaçağdaki adıyla tavuk vebası), ishal, tifo vakaları biz işçi ve emekçileri şaşırtmamalıdır. Emekçilere reva görüleni budur çünkü...

İnsanca yaşanacak ücret, çalışma koşulları ve iş-sağlık güvencesinin zorunluluğu ise, hastalık şartlarında daha da belirginleşiyor. Fakat halk ve doğa zehirliyicilerinin önünü para cezası ile açan burjuvazinin devleti, GSS gibi yıkım yasalarıyla onlarca yıllık mücadelelerin ve babalarımız olan işçilerin ödedikleri bedellerin kazanımı SSK'yı yok ederek sağlığımızı da bu kan emici tekellerin kar alanı ve insafına terk ediyor.

Çöp vergisiyle emekçilerin çöpünden bile ortak kasalarına sermaye aktaranlar, kendi çöpleriyle yine emekçileri öldürüyorlar. Paran varsa emekçi semtlerine zehir varilleri bile gömebilirsin. İnsanlara kendi yaşadıkları dünyayı yok edebilecek gözü dönmüşlüğü kazandıran bu düzende emeğin karşılığı da, direnmeyene yaşam hakkı da yok.

Direnmek yalnızca yaşam hakkını korumak anlamında değil aynı zamanda bizden öncekilerin kazanımlarını korumak içindir. Varoluşunu koruyamayan bir sınıfın daha ileriye gitmesi mümkün değil. Çünkü verdiğimiz her hakkımızla kendi geleceğimizden harcıyoruz.

KAYNAK: http://www.alinteri.org/