Ana Sayfa||Araştırmalar ||Editör ||Site  Haritası|  

ENGLISH |DEUTSCHE 

Sosyal Hizmet Mesleği
Mesleki Bilgiler
SHU Yazıları
SHU Yayınları
SHU Araştırmaları
SHU İsim Listesi
Sosyal Hizmet Alanları
Çocuk Refahı
Gençlik Alanı
Yaşlılık ve Sorunları
Aile Sorunları
Sosyal Sorunlar
Engeliler ve Sorunları
Tıbbi Sosyal Hizmet

İş İlanları

Kurum İlanları
Eleman İlanları
İş İlanı Verme
Bireysel Gelişim
Bireysel Gelişim
NLP
Toplam Kalite
Beden Dili
İletişim Bilgisi
Halkla İlişkiler
Ana-Baba Okulu
Sosyal Bilimler
Sosyoloji
Psikoloji
Sosyal Siyaset
Sosyal Siyaset Bilgileri
Kitap / Sanat
Kültür/Sanat
Kitap Tanıtımı
İnsan Hakları Bilgileri

 

 

 KAYBEDEN HAYAT’LARA

Türkan BAKIR
(Sosyal Hizmet Uzmanı)
zaja_asi@hotmail.com


      Her Sosyal İnceleme öncesi,gözyaşlarının eşlik ettiği dramları dinlemek,notlar almak müracaatçının çizdiği karanlık tablodan,mağaranın sonundaki çıkış ışığının ne olacağını düşünmek ve gerçekle olayların geçtiği yerde bir kez daha yüzleşmek için,sürekli yollara düşmek..

      Gerçeğin izini sürmek,bazen kentin arka mahallerinde,bazen deniz kenarında sevimli  bir kasaba da,bazen de,Bahçesaray’lı kamyon şoförünün hissiyatı ile en tepeye çıktığınızda incir,ceviz ağaçlarını arkada bırakıp göğe değecekmişsiniz gibi,.yol almak dağ köylerine doğru...ne olursa olsun acının coğrafyasında gelir bulur sizi kadınlar,çocuklar,yetişkinler ve siz onlara ulaşmakta hep geç kalmışsınızdır..
Esmer tenli Hayat bir Cuma günü mesainin bitimine yakın,saçları Balkan sarısı,gözleri Ege mavisi,çocukların en yorgunlarından,çocukların en yoksulundan 6 yaşındaki kızı Elem ile odama girince,ilkin elindeki kırış kırış not kağıdını uzatıp belediyeye gittim,beni çok dinlemediler git sosyal hizmetler sana yardımcı olur dediler dedi.Oturması için sandalyeyi gösterdim..Yüz ifadesinden ve ses tonundan huzursuz olduğunu anladım. Annesinin konuşmalarından olumsuz etkilenebileceğini düşünerek,kısa bir açıklama yaptıktan sonra çocuğu oyun odasına gönderdiğimde,Elem’in oyun odasının adını duyunca,annesinden nazlanmadan ayrılması annesinin ani şaşkınlığına neden oldu..Belki de anne kızının,ağlayarak ben annemden ayrılmam demesini bekliyordu...ancak bu sefer oyun kazanmıştı..
Kızı gittikten sonra;
     
      Hayat, büyük bir yükten kurtulmak istermiş gibi,44 yıl boyunca yüreğinde,düşüncelerinde,ellerinde,eteğinde,masanın üstüne koyduğu günlük alışveriş poşetinde birikmiş ne varsa zamanla yarışırcasına anlatmaya koyuldu..
Benim ilgiyle dinlediğimi görmek rahatlatmış olmalıydı ki onu,ilk defa karşılaştığı bana sevinçlerinden çok acılarını anlattı.O anlattıkça düşündüm ister istemez.Sahi bu kadının sevinçlerine ne olmuştu..Hangi yaşta yitip gitmişti o sevinçler.Ve,bir insan bu kadar kederi nereye sığdırır.?Ya da,acılar çoğalırken insanlar eksilir mi?Kelimeleri,düşünceleri,düşleri,yürüyüşü,umutları teslimiyetin esaretinde silikleşir mi?

 


      Babam çocukluğumda hep döverdi beni dediğinde hıçkırarak ağlamaya başladı..Konuşması gözyaşları aktığında bir süre kesildi.Biraz toparladığında ağladığı için özür diledi..Ağlayabildiği için şanslı olduğunu ifade ettim..Gülümsedi ve biliyor musunuz? ben hayatta hiç sevgi görmedim.Çocuk olduğuma bakmadılar bir Roman’la evlendirdiler beni.Çocuğum daha kalabalık bir aile..Çadırda yaşarlar,düzen yok..Dert çok anlayacağın.Dayanamadım kaçtım ilk kocamdan..Eve döndüğümde babamın dayaklarına dayanamayan annemin evi terk ettiğini öğrendim.Babam delinin tekiydi.Annemde çekmiş gitmiş.Küfürbaz bir babayla yaşamaktansa sokaklarda yaşarım dedim ve evi terk ettim..
Bulgaristan göçmeni kamyon şoförü Sencar ile sokakta tanıştığımda her şeyin eskisinden iyi olmasını dilemiştim.Ancak yanıldığımı anladığımda ilk çocuğuma hamileydim.20 yıldır Sencar’la yaşıyorum.5 çocuğum var.Resmi nikahım yok,düzenim yok,huzurum yok,aklım yok..20 yılda 12 ev değiştirdik.Sürekli kavga,dövüş.Ev sahipleri bizi istemiyor evlerinde.Sencar rakıyı benden daha çok sevdi yıllar içinde..Yalnız içmek istemediği zamanlarda iki göz evimize arkadaşlarını da getirdi.Onları da sığdırdı daracık odalara..İçti içti,Tuna Nehri’nden türküler söyleyerek hatırında ne kalmışsa..

       Bir ara sağlık karnesini çıkarttı ve bak neredeyse psikiyatri dışında gitmediğim doktor kalmamış dedi.Peki neden psikiyatriye gitmedin..?diye sordum.Ben deli değilim ki..
Bu arada karnenin içinden bir kağıt düştü.Alıp kendisine uzatırken geçmiş duruşma günü yazılı bir mahkeme kağıdı olduğunu gördüm.Merak edip sordum.Hayırdır Ağır Ceza Mahkemesinde bir davan mı var?Çok sıkılsa da,geçen yıl tecavüze uğradığını,tecavüzcünün eşinin eve gelen arkadaşlarından biri olduğunu ancak eşinin buna inanmak istemediğini arkadaşını savunduğunu anlattı..Hıçkırıkların eşlik ettiği uzun bir sessizlik daha.
Henüz bitmedi..Sencar’ın resmi nikahlı evli olduğunu bu evliliğinden 4 çocuğu olduğunu da anlattı.Dahası,bütün acılarına sebep gördüğü babası,kaldığı özel bir huzurevinden çıkmış..Yıllardır görüşmemelerine rağmen,akrabaları babasını başına bırakıp gitmişler.Babam sabaha kadar konuşuyor,sürekli küfrediyor.Çıplak soyunup ortalıkta dolaşıyor.Bana ve çocuklarıma şiddet uyguluyor.Manisa Ruh Hastanesi’ne yatırılması için Sağlık Müdürlüğüne gittim.3 günlüğüne aldılar babamı sonra saldılar..
Bu saatten sonra iş de bulamam,Hem ben hiç çalışmadım ki.Hep evde çocuklara ve kocama hizmet ettim.Evi terk etsem,nereye gitcem..Ne iş yapcam..aldığım para kirayı ödemeye yeter mi ?ya çocuklar ne yer?ne içerler?
Sorunların anlatımı bitti,2.bölüm,sorular.3.bölüm çözümler..
Pek çok şey konuştuk.Müdürlüğümüzden ayrıldığında, gayri resmi eşi ve babası hakkında aile içi şiddete maruz kaldığı için suç duyurusunda bulunacağını,pazartesi tekrar geleceğini söyledi.

      Pazartesi,bekledim gelmedi.Merak ettim ancak ulaşabileceğim bir numarası da yoktu.Salı günü sakin ve gülümseyen bir yüz ifadesi ile göründü kapıdan.Onu sakinleşmiş görmek bana da iyi geldi.Ancak biraz sonra yanıldığımı anladım.Aslında Hayat için hiçbir şey değişmemişti.Savcılığa yazdığı iki uzun sayfayı masaya koyup dilekçelerimi kabul etmediler.Sizden bahsettim görevliler o zaman sosyal hizmetler dilekçeni yazsın dediler.dedi.
Dilekçesini verememiş olsa da,anladım ki,adliyeye ye kadar gitmiş olmak iyi gelmişti Hayat’a .Gülümsemesi ondandı.Karar verdim,gittim,olmadı ancak denedim.duygusu.Çarşamba günü için evine Sosyal İnceleme için geleceğimi söyledim.Evin adresini yanlış verdiğini hatırladı.Son dakika sürprizi bir açıklama daha yaparak gitti..15 yaşımdaki kızım evde durmuyor.Arkadaşlarının evinde kalıyor...
Ve,Çarşamba.Sıcak bir sabah..
Neyse ki adres bildiğim bir semtte..Araç şoförümüzün de pratikliği ile verilen adrese geliyoruz.Ancak,birbirine benzeyen numarasız iki evden hangisine gideceğim konusunda kısa süren karışıklığı bakkal Hüseyin’in bıkmış bir ses tonu ile onlar benim kiracım açıklaması ve el işareti ile şu ihtiyarın kapısında oturduğu evde otururlar tarifi ile aşıyorum...

      Tek katlı bir evin caddeye bakan girişinde yerlere atılmış gazeteleri minder niyetine kullanan,şortlu ve atletli,esmer tenli,saç,bıyık,sakal kar gibi beyaz,şişman kısa boylu bir adam.Esmer ayakları çıplak.Sağ elinde üst üste koymuş olduğu 2 mercekle,sol elinde ters tuttuğu bir gazeteyi okumaya çalışıyor.Merhaba dediğimde,merceklerini gözlerine iyice yaklaştırıp,sen de kimsin dedi.Bilgi verip evde kimse var mı?diye sordum.Kızgınlıkla evdeki herkes,dün gece resmi görevlilerin tecavüzüne uğradı dedi..Ve,büyük bir ciddiyetle gazetelerine döndü..
Daha girişten itibaren ağır bir koku biraz sonra nasıl bir evle karşılaşacağımın ip ucunu veriyordu.Kapıyı çaldığımda Uykudan yeni uyanmış,Hayat ilk günkü umutsuz yüz ifadesi ile karşıladı beni..
Sencar,up uzun boylu,mavi gözlü,beyaz saçlı bir adam..sakin ve güler yüzlü bir ifade ile evi gezebilirsiniz dedi..Ev dediği 4 duvarın içine konulmuş yıkık dökük birkaç mobilya,kirli halılar,elbise dolabından taşmış,elbiseler.
1 oda da yere atılmış,eski bir yatakta 2 kız 1 erkek çocuğu yan yana uykuda.Diğer 2 büyük kızı soruyorum.Sencar biri 17’de evlendi..Kiminle diyorum.Damat Urfa’lı diyor.Kızla görüşüyoruz,birde torun oldu diyor kestirme cevaplarla..Benim diğer kızla sorunum var.Evde tutamıyorum arkadaşlarında kalıyor eve getiremiyorum.Bu arada çocuklar uyanıyor..

      Biraz zaman geçtikten sonra annesi gibi esmer tenli olan Gamlı ile konuşuyorum.4.sınıfa geçtiğini söylüyor.Bezgin bir ruh hali ile.Gözlerinde çok tanıdık bir umutsuzluk.Gün içinde neler yapıyorsun ?diye soruyorum..Bu evde yapacak bir şey yok..Ben uyumayı seviyorum.Uyudukça,her şey daha güzel..daha iyi.Uyudukça mutlu oluyorum..
9 yaşında olmasına rağmen yaşından küçük gösteren kumral kız çocuğu Leyli’nin 3 sınıftan terk olduğunu öğreniyorum.Anne ve baba;okula gitmek istemedi,zorladık ikna olmadı diye açıkladılar durumu.Leyli biraz mızmızlanınca anne hemen kızının gönlünü almaya çalışıyor.Korkma seni okula göndermeyecekler,hem şimdi okullar kapalı.Sana bakkaldan bisküvü alacam bugün. Konuşmalarını izliyorum.Anne kızına bebek muamelesi yapıyor.Leyli’de bu rolü benimsemiş,annenin eteğinden ayrılmıyor.Elem,beni gördüğüne sevinmiş gibi ben seni tanıyorum diyor..
Başka evleri kendine yurt edinen Dünya ile tanışmak ve nerde kaldığını öğrenmek için anne ile evden çıkarken Hintlilere benzeyen ihtiyar bu seferde,sıkıldım ben buralardan adaya gitcem diyor.Ada neresi diye soruyorum.Kimliğini istetiyor evdekilerden bakıyorum doğum yeri Kuşadası..Adaya selam söyle diyorum ve Hayat’la arabaya biniyoruz.Çocuklar baba ile ev kendi dağınıklığı ile kalacak kısa bir süre.Yol boyunca Hayat tedirgin.Kızının kaldığı ailelerin soyadlarını bile bilmiyor.Ancak evlerden birini hatırlıyor.
Arabadan indikten sonra Hayat’a göre çok yakın bana göre uzak bir sokak boyu yürüyoruz.Bir apartmandan içeri giriyoruz.Hayat merdivenlerden yukarı çıkıp bir kapıyı çalıyor.Kim o diye evden seslenenlere benim Dünya’nın annesi..Kapı hemen açılmadığı için Hayat kızgın.Kapı açıldığında ise ortaokul öğrencisi bir kız çocuğu ve annesi kapıda..Hayat,nerdeyse selamsız kızım sizde mi diye soruyor onlarda.dün gece Seda’ya gitti diyorlar.
Hayat Seda’nın evini bilmiyor.Şimdi de,Nilgün ve kızı ile Seda’nın evine doğru yürüyoruz.Nilgün ve Hayat dertleşiyorlar.Konuşmalarından Nilgün’ün Makedon göçmeni olduğunu öğreniyorum.Nilgün kendisini arayıp fal baktırmak isteyenler nedeni ile,uykusuz kaldığından yakınıyor Hayat’a.Kendi hayatı yerlerde sürünen Hayat’ın Nilgün’e yaşamını düzene koyması yönünde verdiği tavsiyeler tam yurdum insanı manzaraları..
Neyse.Seda’nın evine geldik nihayet..Kapıyı çalışından Hayat’ın bu evdekileri pek sevmediğini anlıyorum.Kapıyı Semahat açıyor.Nerdeyse öğlen olacak evdekilerin uyuduğunu söylüyor..Ön açıklamalar yaparak Dünya’nın evde olup olmadığını soruyorum.Dünya odalardan birinden çıkıyor.Annesini görmekten pek memnun olmamış gibi benim diyor .

          Nilgün’de,Semahat’te Dünya’nın 1 yıldan bu yana kendilerinde kalmaya başladığını kızın eve gitmek istemediğini,söylüyorlar.Dünya ile baş başa konuşma fırsatı bulduğumda,
Evde sürekli yoksulluk,huzursuzluk var.Ben ne yapayım evde.Başkalarında daha mutluyum..
Karşılaşabileceği risklerden bahsediyorum..Verdiği cevaplardan,Dünya’nın düşüncelerinin de,düşlerinin de yaşadığı aile ortamında yoksullaşmış olduğunu görüyorum..Bir kez daha anlıyorum ki,bu evde bütün çocuklar kırık dökük eşyalar gibi paramparça,elbise dolabından taşan elbiseler gibi,evlerinden sokaklara taşınmışlar..
.........................
Sonuç,bir Hayat ile binlerce hayatlar kaybediliyor,Farkında mıyız?
Aile içi şiddetten kaçan kızlar,kadınlar,eğitim yaşantısından,
Güvenli bir aile ortamından,İstihdamdan,
Güvenli bir ilişkidenKendi yaşamları hakkında karar vermekten uzaklaştıkça
...........bize düşen
tek tek parçaları birleştirip büyük sorunu sondan başlayarak
ve çok gecikmiş olarak çözmeye çalışmak...

Çocuklara gelince,
Mutluluğu uykuda arayan
Çocuklardan yalnızca biri Gamlı.
Şehrin ortasında yalnız bir çocuk..
Çığlıklarını tesadüfen duyduğumuz..
Sevgiden
Şefkatten
Oyundan
...yok sayılmış bir çocuk..Oysa evi bir okulun karşısına düşüyor.
Yakınlarında muhtarlık
.Az ileride polis karakolu.
Yürüme mesafesinde sağlık ocağı.
Belediyenin çöp arabası her gün mahallenin çöpünü alıyor...
Karşı semtte
Çocuklara
Gençlere hizmet veren bir toplum merkezi
Yine..
Belediyenin kültür merkezi,
Tiyatroların sahnelendiği günlerde
Kalabalıkların alkışlarının yükseldiği..

Dünya
......kayıp bir çocuk..
sığabilmiş değil
bir annenin şefkatine
bir babanın
rakı kokmayan nefesine ..
evler arıyor kendisine
bir değil
bir den fazla...


Leyli..
Okumayacak
Yaşı büyüse de

Hep küçük ..
Bir çocuk...
Sarılacak annesinin
Eteğine
Ağlayacak
............................Hayat
kendisi kaybetti şimdi bütün kayıplara sebep..
Sencar
İki kadına,9 çocuğa
Emekli parası ile
Bakamayınca
İçecek.....
....dünya umurunda olmadığı için değil

dertlerle başka türlü nasıl baş edilir bilemediği için..

adasını özleyen Bir şizofren...
özledikçe adasını
mercekleri kıracak
gömleğinin düğmelerini koparacak..
ayaklarındaki postalları
bırakıp en yoksullara
Hayat’a
Küfredecek..

Not: Bu yazıyı yazdığım şu günlerde Hayat ve Sencar,13.cü evlerine taşındılar.


 

 


         UYARI!
©
Sitemize ait yazılarımızı izin almadan yayınlanmamasını talep etmekteyiz.Her hakkı saklıdır.

Google