Ana Sayfa||Araştırmalar ||Editör ||Site  Haritası|  

ENGLISH |DEUTSCHE 

Sosyal Hizmet Mesleği
Mesleki Bilgiler
SHU Yazıları
SHU Yayınları
SHU Araştırmaları
SHU İsim Listesi
Sosyal Hizmet Alanları
Çocuk Refahı
Gençlik Alanı
Yaşlılık ve Sorunları
Aile Sorunları
Sosyal Sorunlar
Engeliler ve Sorunları
Tıbbi Sosyal Hizmet

İş İlanları

Kurum İlanları
Eleman İlanları
İş İlanı Verme
Bireysel Gelişim
Bireysel Gelişim
NLP
Toplam Kalite
Beden Dili
İletişim Bilgisi
Halkla İlişkiler
Ana-Baba Okulu
Sosyal Bilimler
Sosyoloji
Psikoloji
Sosyal Siyaset
Sosyal Siyaset Bilgileri
Kitap / Sanat
Kültür/Sanat
Kitap Tanıtımı
İnsan Hakları Bilgileri

 

 

ÜÇAYAKLI KEDİ

İlyas Ali DAŞTAN /  Sitemiz yazarı
Yazarımızın yayınları hakkında görüşlerinizi ve yorumlarınızı
 dastanilyas@gmail.com  ulaştırabilirsiniz


     Nurgül, babasından hatıra kalan kurmalı saatine baktı. Mesaisinin bitmesine birkaç dakika kalmış. Çalışma masasında duran evrakları gelişi güzel toparladı. Pencereden gökyüzüne bir haftalık yorgunlukla göz attı. Hava bulutlu, birazdan Ankara sokakları yağmurdan ıslanacak diye düşündü. Sabah evden çıkarken güneşli havaya aldanmış yanına yağmurluğunu almamıştı. Oysa Ankara’nın havaları ve insanları onu defalarca aldatmıştı. Otobüs durağına gidene kadar yağmur bastırmasa diye geçirdi içinden.
Saat beşi gösteriyordu iş yerinin kapısından çıktığında. Çıplak omuzlarına ilk yağmur damlası düştü. Adımlarını sıklaştırdı. İş yeri ile otobüs durağının arası yürüme mesafesi on dakika sürüyordu.
Nurgül, adımlarını hızlandırdıkça yağmurda şiddetini arttırmaya başladı. Otobüs durağına yorgun bedenini attığında bayağı ıslanmıştı. ‘Ne var sanki biraz daha sabretseydin’ diye söylenerek gökyüzüne baktı.
Otobüsü beklerken kulağına inceden bir kedi sesi geldi. Sesin nereden geldiğini anlamaya çalışırken durağın kenarına sinmiş kedi yavrusunu gördü. Kahverengi tüylü, bir haftalık kedinin ıslak tüyleri yapışmış, vücudunun derisi görünüyordu. Kediyi sevmek üzere elini uzattı. O zaman gördü kedinin sol ön ayağının ezilmiş olduğunu ve cansız bir şekilde kuru bir dal gibi sallandığını. İçi acıdı. Kedinin ağlamaklı gözlerinde yalvaran sesine dayanamadı. ‘Şimdi bu yağmur seni de alır götürür,’ dedi.


Otobüsün, durağa yaklaştığını fark ettiğinde kediyi ani bir hareketle avucuna aldı. Bir an tereddüt etti ama avucunda kedi ile otobüse bindi. Arka koltuklardan birine çöktü. Kendisine yan gözle bakan diğer otobüs sakinlerine aldırmadan kediyi kucağına oturttu ve sırtını okşamaya başladı.
Evine yaklaşırken yağmur hızını kesmişti. Kapıdan içeri girdi. Çantasını bir köşeye fırlattı. Kedi ve kendisi yağmurdan sırılsıklam olmuştu. Salonun ortasında kediyi bir bezle kuruladı. Aralıksız miyavlayan kedinin ön ayağının ezikliğini inceledi. Bir araba tekeri mi yoksa duyarsız bir insan ayağımı ezmişti, çıkaramadı.
Kedinin canının yandığını biliyor ama elinden bir şey gelmiyordu. Kedi sürekli olarak yaralı ayağını yalıyor ve bir yandan da iç parçalayıcı şekilde miyavlıyordu. Miyavlamaların tonu acıdan inlemeye, inceden ağlamaya dönüşüyordu.
Salonun ortasında öylece kedi ile kalakaldı. Ne yapacağını, yaralı kediye nasıl davranacağını bilemedi. Kedinin yaralı ayağına bakmak için elini uzattı, hayvanın ayağı neredeyse kopacaktı. Nurgül’ün gözleri doldu. İnsanlığından utandı. ‘Vicdansızlık bu,’ dedi. Oysa kendisi hayatı boyunca karıncayı dahi incitmemişti.
Sabaha kadar kedinin başında durdu. Cılız ve yorgun kedi aralıklarla inledi. Sabaha karşı biraz dalmışken tekrar kedinin inlemeleri ile uyandı. Sabah olur olmaz ilk iş kediyi küçük bir sepete koydu ve evinin yakınlarındaki veterinere götürdü. Veteriner kediyi muayene etti. Hayvanın ayağının tamamen ezildiğini, damarların koptuğunu ve hayvanın uzun süre yaşayamayacağını söyleyerek kediyi iğne ile uyutmayı önerdi. Kedinin ölüm kararını onaylamasını bekleyen veterinere sinirle bakarak ne yapılması gerekiyorsa sonuna kadar yapılmasını istedi. Kadının bu kararlılığı üzerine veteriner kedinin ezilmiş ayağının ameliyatla kesilmesi gerektiğini, yavru kedinin bu operasyon sonucunda ölme ihtimalinin yüksek olduğunu ve ameliyat masraflarının bir hayli tutacağını söyledi.
Hayatta paraya hiçbir zaman değer vermemiş olan Nurgül veterinerin bütün şartlarını kabul etti ve ameliyat masasında bir yakını varmış gibi içi yanarak operasyonu izledi. Narkozun etkisi geçtikten ve bir ayağı kesildikten sonra kendine gelen sargılı kediyi kucağında eve getirdi.
Veteriner, ameliyat sonrası düzenli pansuman yapılmasını ve kedinin güçlenmesi için iyi beslenmesini salık vermişti.

Nurgül, Hemşire olan kapı komşusuna kediye gündüzleri bakmasını rica etti. Hemşire, hastanenin acil servisinde gece nöbetine kaldığından gündüz evde bulunuyordu. Komşusu, kediye bakacağını ancak bunun karşılığında bakanlıktan istemediği bir hastaneye yapılan atamasının durdurulması konusunda kendisine yardımcı olmasını talep etti. Nurgül, komşusunun bu talebini kabul etti. Ne de olsa bakanlıkta tanıdıkları, kendisini kırmayacak dostları vardı.
Ertesi gün dostlarını aradı ve hemşirenin atamasını iptal ettirdi. Gündüzleri evden çıkarken kedisini hemşireye bırakıyor, akşam işten eve geldiğinde ise alıyordu. Birkaç gün böyle devam etti. Ancak, sağlığı iyiye giden kedinin hareketlerinde değişmeler, ayağında ise kanamalar başladığında işlerin yolunda gitmediğini anladı.
Kedisini tekrar veterinere götürdüğünde kediye hiç bakılmadığı ve ilgilenilmediği, bu nedenle kedinin kesik ayağının mikrop kaptığını öğrendi. Hemşirenin bu vefasızlığı karşısında sinirlendi. Ertesi gün hemşirenin kapısını çaldı ve neler olduğunu sordu. Hemşire, aldırmaz tavırlarla uyuz kediye daha fazla bakamayacağını, zaten gece yorulduğu için gündüz uyuduğunu söyledi. Anlaşmalarını hatırlatan Nurgül’ü de tersledi. Nurgül kendisini kaybetti. Bir kere daha ölümden dönen kedisi yüzünden ve komşusunun vicdansızlığından açtı ağzını yumdu gözünü. Bir ara kendisini öyle kaptırmış ki hemşirenin saçları avuçlarından taşıyordu. Gürültüye gelen komşuları tarafından iki kadın birbirinden zorlukla ayrıldı.
Hemşire bu olayı mahkemeye taşıdı. Nurgül’ün kendisine olan hakaretleri ve davranışları nedeniyle tazminat davası açtı. Mahkeme günü geldiğinde Nurgül kucağında kedisi ile duruşma salonuna girdi.
İlk söz hemşirenin avukatına verildi. Savunma yapıldı ve hâkim bir Nurgül’e bir de kucağında tuttuğu kediye baktı. Olan biteni anlamaya çalışan pos bıyıklı babacan hâkim gözüyle kediyi sorup anlatmasını istedi.
Nurgül, olayı en başından itibaren hiçbir ekleme yapmadan anlattı. Nurgül anlattıkça hâkimin kaşları yukarı doğru kalkmaya ve bakışları arada bir hemşire kaymaya başladı. Yüz hatları gerilen hâkim hemşireye döndü ve ‘bunlar doğru mu?’ diye sordu.
Hemşire, ‘ama efendim,’ diyecek oldu ancak hâkim onu azarlayarak yerine oturmasını emretti ve kararı açıkladı. Davanın düşmesine, mahkeme masraflarının hemşireye ödettirilmesine…
Nurgül kucağında kedi ile eve geldi. Derin bir soluk aldı. Birkaç haftalığına kediyi gündüzleri veteriner kliniğine bıraktı. Kedi kendisini toparladıktan sonra artık gündüzleri evde tek başına kalmaya alıştırdı.
Anlayışlı bir hayvan olduğunu ta başından beri bilen Nurgül, kedisinden hiçbir yaramaz davranış görmüyordu. Gündüzleri işe giderken kedinin mamasını hazırlıyor ve mutfak masasının altına bırakıyordu. Kedi, Nurgül eve gelene kadar her seferinde iki öğünde mamasını bitiriyor ve kapısı açık bırakılan tuvalet taşının kenarına çişini yapıyordu.

Kedi, Nurgül’ün hayatına gireli altı ay olmuştu. Kadın, artık iş yerinden çıkarken evde yalnızlığı ile karşılaşacağım diye korkmuyordu. Kedi, Nurgül’ün eve gelme saatini biliyor ve anahtar kilitte dönmeye başladığında bulunduğu koltuktan yavaşça aşağı kayıyor ve üç ayağı ile sekerek kapının yanına geliyor. Kapı açıldığında selamladığı sahibinin kendisini kucağına almasını bekliyor ve birlikte içeri giriyorlardı.
Kedinin kesilen ayağında ki yaralar tamamen iyileşmiş, sanki doğuştan üç ayaklıymış gibi bir görünüm almıştı.

Nurgül, bir gün kahvaltı ederken çatalla cebelleşip masadan yuvarlanan zeytini kedinin kemirdiğini gördüğünde gülmekten kendini alamamış ve kedisine Zeytin adını takmıştı.

Nurgül, halı da kendi kendine oynayan Zeytin’in bazen hızını alamadığı zamanlar yere kapaklanmasına dayanamıyordu. Akşamları oyunlar oynadığı ve arkadaş gibi sohbetler ettiği özürlü kedisi için daha başka ne yapabilirim diye aklından geçirmiyor değildi. Bir belgeselde yabancı ülkelerde hayvanlara da protez ayak takıldığını izlemişti. ‘Ülkemde insanlara bile protez yapılmakta güçlük yaşanırken hayvanlara sıra ne zaman gelecek,’ diye oturup ağlamıştı.

Nurgül, hem kendisinin hem de üç ayaklı kedisinin hayatını değiştiren o yağmurlu günü her daim şükranla anmaya devam etmektedir.

 


         UYARI!
©
Sitemize ait yazılarımızı izin almadan yayınlanmamasını talep etmekteyiz.Her hakkı saklıdır.

Google