Sosyal Hizmet Mesleği

Sosyal Hizmet Alanları

Sosyal Kaynak
Bilgiler

     
   
   



 Mehmet Emin ASLAN

Uzman Psikolog 

 alanemin@hotmail.com

   

 
 
 
 


  Koronavîrüs
Însan Üzerîndekî Psîkojîk Ve Sosyal Etkîsî

 


Koronavirüs, bilindiği üzere son zamanlarda Dünya gündeminde geniş travmalara sebebiyet  veren ve  bir önceki Epidemik-Pandemik virüslere oranla daha fazla sebebiyet veren bir virüs türü olarak tarihimize geçti. Çin’in Vuhan kentinden dünyaya yayılan ve Covid-19 adı verilen salgın insanlığı psikolojik açısından olumsuz bir şekilde etkilemiştir. Bu olgu aynı zamanda bazı Sosyal paylașımların bilinçsizce kullanılması ve kişilerin koronavirüs hakkında yanlış birçok bilgiye maruz kalmasına sebep oldu. Bilindiği üzere, bir önceki dönemlerde’de Sars, Mers-Cov ve Domuz gripleri farklı biçimleri ile insan saglığına olumsuz yönden sebebiyet vermiș olmasına rağmen insanlık kendi tarihinde böylesi bir Kadastrofu ilk kez kendi tarihinde görmüș oldu. 

Covid-19 adı verilen bu salgın insanlığı psikolojik açısından fazlasıyla olumsuz bir şekilde etkilemiştir. Dünya Sağlık Örgütü Koronavirüsün Haziran-2020 Tarihi itibariyle Dünyadaki ölüm oranının Dörtyüz bini geçtiği ve On Milyondan Fazla insana bulaștığı verilen bilgileri arasında’dır.

 Ocak 2020 itibariyle tanımlanan ve ilk olarak Çin’de bulunan Vuhan eyaletinde  ortaçıkan Koronavirüs salgını, hayvandan insana bulaşarak yayılmaya başlamış olduğu söylentilerine rağmen daha halen esas nedeni netlik kazanmıș değil,nitekim olagelen bu pandeminin bütün Dünya ülkelerini etkisi altına alarak her bir ülkenin kendisi için ivedi tedbirler almasını zorunlu hale getirmiştir. Ülkemizde de alınan tüm tedbirler çerçevesinde en kritik olanlarından biri Mart 2020 tarihi itibariyle 65 yaş ve üstü ile kronik hastalığı olan bireylerimiz için hastalıktan korunmak amacıyla getirilen sokağa çıkma yasağı olmuştur. Sürecin getirdiği bu zorluklar beraberinde psikolojik etkilerinin yaşanmasına sebebiyet vermiștir.


 BELÎRTÎLERÎ :

Yüksek ateş (38 derece) ,Öksürük ve nefes darlığı gibi solunum yolu belirtileri,  boğaz ağrısı ve burun akıntısı Koronavirüs açisindan belli-bașlı bazı belirtileri  arasındadır.

SEMPTOMATOLOJÎK ETKÎSÎ :

Hümen varlık için bilinmezlik duygusu beraberinde kişide yoğun bir kaygıya neden olur ve panik havasına yol açar,  yoğun kaygılı düşünceler kişide bir süre sonra depresyon, anksiyete ve paranoyak sebeplere neden olabileceği gibi, obsessif - kompülsif semptomlarda da neden olabilmektedir. Diğer taraftan belirsizlik ve kontrol altında olmayan duygular kişiyi paniğe sürükleyen bir diğer etmenleri arasında’dır. Bir bașka bilinmezlik ise ölüm korkusudur. Korona salgınında artan oranlar ve tedavi erkindeki gecikmeler ve de virüsün  kimden, nasıl bulaşacağını bilmeme kaygının tetiklemesine ve bu kaygı sebebi  ile kişinin kontrolünü kaybetme rizikosuna neden olmasına ve aynı zamanda  panik duygusu geliştirmesine neden olmaktadır.

Koronavirüs ile ilgili kaygıları arttıran bir başka faktör ise, virüsle ilgili belirsizlik durumudur. Hastalığın henüz bir tedavisinin bulunamamış olması, kaygı bozukluğunu tetiklemektedir. Koronavirüs sebebiyle oluşabilecek psikolojik problemlerden bir diğeri ise depresyondur. Kişinin kendisini eve kapatması ya da mutlu ve huzurlu hissettirecek aktivitelerden mahrum bırakması sonucunda depresif ruh haline bürünebilir. Toplum arasında takıntı olarak bilinen obsesif-kompulsif bozukluk koronavirüs sebebiyle uzun vadede oluşabilecek problemlerden arasında’dır.

PSIKOLOJÎK ETKÎLERÎ

 Sosyal izolasyon sürecinden hem Psikolojik hem de Fizyolojik olarak en çok etkilenen kesimin 65 yaş ve üstü kişiler olduğu bilinmekle bu kategoride ölüm oranlarının oldukça yüksek olması nedeniyle bu kesime sokağa çıkmayasağı getirilmiș olması ve aynı zamanda kendilerinin tipik bir izolasyona tekabül edilmeleri beraberinde kırgınlıklar, içe kapanmalar, moral çöküntüsü ve maalesef değersizleştirilmelerine sebebiyet vermiștir.  

Koronavirüsün bu kişilerin günlük rutinlerini derinden etkileyip farklı psikolojik rahatsızlara sebep olduğu biliniyor. Salgın sürecinde kişilerde olușan panik bozukluk, depresyon, Fobik, anksiyete ve obsessif-kompülsif bozukluk rahatsızlıkları beraberinde tetikledi.

Bu tür vakalarda Klestro fobi, Sosyal anksiyete olarak da adlandırılan bu durumda kişi yeni bir ortama girdiğinde kaygıyı yaşar, sıkıntı duyar ve endişelenir. Kendini ifade etmede yaşadığı sıkıntıda bu durumlar bir moral çöküntüsüne sürükler.

Toplumsal arenada görülen bu kaygı ve endişe içeren etmenler bağışıklık sistemini’de zayıflatır, insan psikolojisini olumsuz yönden etkiler. Nihayetinde Bağışıklık sisteminin zayıflamasına sebebiyet verip bazı kronik ve psikolojik hastalıkları beraberinde tetikler.

Sürekli evde olma durumu, özgürlük alanlarıın kısıtlanması, iletişimin eski yoğunlukta olmaması, insanların sevdiklerinden uzak olmaları, fiziksel temasın ortadan kalkması gibi durumlar öfkeli ve gergin hallerin olunmasına sebebiyet verebilmekte’dir.

65 YAȘ ÜSTÜ ÎNSANLARIN PANDEMÎDEN ETKÎLENMELERÎ

Sosyal izolasyon sürecinden hem Psikolojik hem de Fizyolojik olarak en çok etkilenen kesimin 65 yaş ve üstü kişiler olduğu bilinmekle bu kategoride Ölüm  oranlarının oldukça yüksek olması nedeniyle bu kesime sokağa çıkma yasağı getirilmiș olması ve aynı zamanda tipik bir izolasyona tekabül olmaları beraberinde kırgınlıklar, içe kapanmalar, değersizleştirme ve bir takım farklı düşünmelere neden oldu. Bir diğer yönüyle bu süreç bir nevi kendilerinin  kendi deyimleri ile itibarsızlașmalarına sebebiyet verdiği varsayımına dikkat  çekmek gerekir.

 YAPILMASI GEREKENLER

Korona virüs gündemimize biraz hızlıca girdi ve ani bir gündem olușturdu,akabinde toplumsal hayatta bir panik etkisi yaratmaya başladı. Bu olgu beraberinde bizleri rizikolu bir yașam savașına zorladı. Ancak şunu unutmamamız lazım’ki: Hayatın doğasında zaten riskler var : ( Depremler, Sel felaketleri, Kazalar, v.s…). Nitekim bunlar her gün karșı-karșıya bulunduğumuz riskler’dir. Bütün bunlara rağmen bizler hayatımızı makul seviyede kabul ederek yaşamaya devam etme mecburiyetini duyuyoruz. Bir Ônceki Pandemilerde olduğu gibi  Korona virüse de biraz bu gözle bakmak gerekir. Aslında olayın özünde “bize de bulaşabilir mi”? korkusu bu kaygı olayını tetikleyen esas sebeptir, ve lakin, denilebilirki, bu kaygı olayı maalesef  toplumsal arenada ciddi bir psikolojik erozyonu beraberinde olușturdu.  Bulaşma  korkusu;  Kimden bulaşacağını, ne zaman - nasıl bulaşacağını ve nasıl korunmak gerektiğini ciddi anlamda bir paniğe sebebiyet verdiğini hepimiz biliyoruz ve maalesef halen bu riskin travmasını yaşıyoruz.

 Bu noktada kaygılanmak kötü bir şey değil aslında. Ancak bazı zamanlarda kaygıyı özellikle kontrol edemediğimizde ve yaşadığımız olayları mentalitemizde bir felaket senaryosuna dönüștüğünde  kaygılar bir paniğe dönüşmeye başlıyor ve hayattaki her şey psikolojikmen bize ciddi anlamda bir panik etkisini yaratmaya başlıyor.

Olayın realitesinde günlük hayatımızda kaygılanabildiğimiz ve endişe duyduğumuz birçok şey yaşıyoruz aslında ve kaygının bu noktada da işlevi önemli seviyede etkileyici bir durumu tetiklemekte’dir. Olayın özünde kaygı bizi hayata hazırlar ve tedbir almamıza yardımcı olur. Aşırı kaygıyı yaşamak,yașanan mevcut olaylara karşı abartılı tepki vermemiz uykusuzluğa neden olabilir, bu olgu beraberinde yeme düzenimizi bozar ve bağışıklık sistemimizi zayıflamasına sebebiyet verebileceği gibi vücudumuzun korona virüsle baş etmesini’de zorlaştırabilir. Bu olgu ayni zamanda kaygımızı kontrol edilemeyecek düzeye ve günlük aktivitelerimizi engelleyecek seviyelere düșürebilir. Lakin bu bu durumun geçici olduğunun bilincinde olmakla birlikte bu süreçte hastalanma obsessif-kompulsif bozukluk ve benzeri hastalıkları tetikleyebileceği unutmamalıdır.

Bu kaygı ve korkunun paniğe neden olacak düzeye gelmemesine dikkat etmek gerekiyor nitekim kaygıya ve korkuya teslim olmak, en az korona virüs kadar tehlikeli sonuçlar doğurabilir.Korona virüse karșı tabi ki olması gereken tedbirleri  önemsemek ve uygulamak gerektiğinin farkında olmak ve bu konuda daha dikkatli olmanın bilinci ile günlük yașamımıza adapta olmak gerekmekte’dir, ancak, bütün  bunlara rağmen, günlük yașamımıza’da riskin varlığı hiçbir zaman sıfıra indirgenemeyeceği gibi, olayın bir diğer madalyosunda kaygılanmıș bir hayatın dönüșebileceği korkunun bir ileriki süreçlerde paniğe sebebiyet verebileceğini ve bu tür ortamlarda gelecek nesillerin olumsuz bir șekilde etkileneceğini, yada diğer bir tabirle sosyal ve toplumsal anlamda bu olgunun ciddi manada zerafata uğrayacağının bilincinde olmak da gerekir.

Bu olguları dikkate alarak öncelikle panik ile hareket etmemeliyiz, bunun yerine sakin ve bilinçli bir şekilde hastalığa karşı önlemler almamız daha doğru olur. Lakin Koronavirüs salgınına karşı panik yapmaktan ziyade mevcut durumu kabullenmeli ve bilinçlenmeliyiz.

NETÎCEDE

Covid – 19 Pandemisi nedeniyle halen Dünyada ve Ülkemizde geniş çaplı karantinalar uygulanmaktadır. Uygulanmakta olan bu zorunlu izolasyon sürecinde toplumsal ortamda maalesef bazı olumsuz ruhsal sonuçlar yaşayabilmekteyiz. Bu olguya bağlı olarak evde uzun süre kalma ve açık havadan mahrum olmak beraberinde  ani duygu değişimlerine’de sebebiyet vermekte’dir. Hal böyle olunca Koronavirüs sebebiyle evlerimizde kaldığımız bu dönemde çeşitli psikolojik problemlerle karşılaşabiliriz ( Stres, kaygı, depresyon v.s…). stresle tetiklenen Psiko-Biyolojik mekanizmaların beraberinde Fizyolojik etkilenmelere sebebiyet verediği’de așikardır. Bu olgu kronik strese maruz kaldıkça vücuttaki aşınma ve yıpranmalar  olarak’da açıklanabilir,nitekim bu olguya sebep olan hormonlar fazla salgılandıklarında Hümen varlığı stresvari bir anomaliteye sürüklemek ve Hafiza-Bellek sistemi ile Dikkat  eksenine zarar verebileceğini düșünmek gerekir.

Bu durum söz konusu olduğundan Hümen varlık kendi üzerinde çeşitli ruhsal bozuklukların belirtilerini, ve Nevrotik davranıșlara tekabül olma gibisinden psikopatolojik konum gibisinden bir takim duyguları olușturabilir (örneğin sinirlilik, öfke, korku, üzüntü halleri, v.s…) bu olgu aynı zamanda hümen varlik açısından karmașık ve olumsuz duyguları’da yașatabilir.

Ruhsal bozukluluk olarak tanımlanan bu süreçte insanlık için ciddi sorunlara sebebiyet verebilir. Bütün olagelen bu negasyon ve spekülasyonlara karșın, bu tür bir vakanın anlık Hümen varlığın Düşüncelerini, ve, duygusal tepkilerini kontrolleri dışında Etkilemesine rağmen  kendi davranışları ve olaya bakış açısını kontrol etmenin kendisinin elinde olduğu düșüncesi ile, kontrolün sağlamanın mümkün  olabileceğini, ve lakin virüsün yarattığı bu psikolojik durumun kişilik özelliklerine her ne kadar etki etse’de, ve bütün bu olumsuzluklara karşı olan tepkileri ve tecrübelerine göre değişse’de bu durumun sadece bizimle sinirli olmadığını, nihayetinde  tüm dünyanın aynı süreçlerden geçerek aynı zorluklarla başa çıkmaya çalıştığını kendimize hatırlatmamız gerekir.

Nitekim bu olguyu psikolojik bir dayanıklılık ve bir moral süreci olarak görmek, ve, bu olguda sağlamlığımızı artırmaya yönelik atacağımız her adımı, sürecin elimizden
geldiğince en iyi şekilde atlatılmasına ve tekrar olağan hayatlarımıza döndüğümüzde Psiko-sosyal  yașama daha hızlı ve daha kolay erișebileceğimize vesile olacağını hatırlatmak gerekir.

Sağlıklı bir Gelecek bir Dünya temennisi ile….

 
 
 

 




Yasal Uyarı , Gizlilik Beyanı ve Künye  

sosyalhizmetuzmani.org © Bütün hakları saklıdır.