BİR TOPLUMSAL DEĞİŞİM PROJESİ OLARAK KÖY ENSTİTÜLERİNİ ANARKEN…
Aziz ŞEKER / Sosyal Hizmet Uzmanı

Sitemiz Editörü 
shuaziz@gmail.com

Ana Sayfa
 
Aile Sorunları
Çocuk Refahı
Engelli
Gençlik
Sosyal Sorunlar
Tıbbi Sosyal Hizmet
Yaşlılık

Mesleki Bilgiler

SHU Araştırmaları
SHU İsim Listesi
SHU Yayınları
İnsan Hakları
Sosyal Siyaset
Sosyoloji
Söyleşiler
Psikoloji
 

 

 

   

 Unutmamaya adanmış bir yaşama...
Aziz ŞEKER

Kuruluşunun 70. yıldönümünü andığımız ya da bir hüzünle kutladığımız Köy Enstitülerini; ya okuyarak öğrenmişizdir ya oralardan mezun olanları dinlemişizdir ya da kendi aydınlanmamamızın içinden aklımızın bin türlü çabasıyla bilinçlenmemize ekmişizdir.


17 Nisan 1940’ta, ilgili yasayla Köy Enstitüleri kurulur. Köy aydınlanmasına eğitim kanalıyla geçilir. Hani artık davranış bilimleri kitaplarının hatırı unutulmuş sayfalarında kalan toplum örgütlenmesi, kırsal kalkınma, köy kalkınması gibi olgular bu tarihsel dönemde ete kemiğe bürünür. Sırada bir türlü yapılmayan toprak reformu vardır. Bu yöntemle feodal kalıntılar da tasfiye edilecektir. Ne ki, bu gerçekleşmez. Gerçekleştirilemez!

Cumhuriyet kurumu, ülke nüfusunun o dönem itibarıyla %82’sinin köylü olduğu bir topluma aydınlanma projesi olan Köy Enstitüleriyle girdi. Yani 16 milyonluk halkımızın 14 milyonunun köylerde yaşadığı bir toplumsal yapı düşünün. İşte bu yapıyı dönüştürmek, değiştirmek için koşullar var edildi. Köy sorunsalı üzerinde yapılan çalışmalarda emek, paylaşım, üretim gibi konular üzerinden gidilerek olumsuz hayat koşullarını değiştirmeye inanmış, bu yola çıkmış aydın insanlar, eğitmenler yetişmeye başladı. Yetiştirildi de! Sosyal onur baş tacı edildi. Türkiye’nin bölgelerinde yaşayan farklı kültürlerin öznesi insanlar bir Cumhuriyet okulunda buluşmanın, kültürel paylaşımın en güzel yanını yaşadılar. Yaşadıklarını cumhuriyet kimliklerinde harmanladılar. Çevreye, sanata, kültürel gelişmeye, kitaba, toplumsal değişmeye, sosyal sorumluluğa bilinçli öğrenciler etkin öğretim yöntemlerinden yararlanarak bu eğitim sisteminin getirdikleriyle sosyalleştiler… Köy Enstitülerinin başarısı bu altı çizilen noktalarda bir tarihsel örüntü kazanmıştır.

Zamanla siyasal çekişmelere alet edinen Köy Enstitüleri kapatılır. Kapatılmanın gerekçeleri hazırlanmıştır. Nice yazarların, aydınların çıktığı, köy varoluş koşullarını değiştiren köy enstitülerinin kapısına böylece kilit vurulur. Aradan 70 yıl geçer. Sonuç sosyal sorunlarıyla Avrupa kıyılarına yanaşmış bir toplum olduk. İşte içinden çıkılmayacak şekilde; göç, kentleş(eme)me, işsizlik, eğitim sorunları, yetersiz kırsal kalkınma, gelir dağılımı bozukluğu, aile içi şiddet, yaşlı sorunları, gençlik sorunları, gecekondulaşma gibi sosyal refah alanında yaşanan sorunlara ek olarak sosyal-ekonomik amaç birlikteliğini bir çizgide yakalayamamış bir coğrafya! Bedeli ne kadar ağır olmuş…

Kısaca özetleyecek olursak, Mustafa Kemal’in Türkiye’sinde tam bağımsızlık, toplumsal gelişme, refahın adil dağılımı ve çağdaşlaşma gibi olgusal süreçler tam anlamıyla Köy Enstitüleri döneminde toplumsal düşünceye yayılmış, yetişen kuşakta kristalize olmuştur. Bir sosyal refah yaklaşım biçimi olarak da kavramsallaştırılabilecek olan Köy Enstitülerinin varlığı ortadan kaldırılınca toplumsal ilerleme açıkçası tarihsel bir yanılgıya itilmiştir. Günümüzde Türkiye’de yaşanan birçok toplumsal sorunun varlığı işte bu tarihsel yanılgının sonuçlarından kaynaklanır. Aklın, bilimin, emeğin bir memleket sevdasında harmanlandığı eğitim kapısı olan Köy Enstitüsü gerçekliğini kısaca irdelediğimiz bu yazıyı Bertrand Russel'in bir sözüyle bitirmek kederli yüzümüze bir gül dalı düşürecektir. Ne demiş bilge Russel; “Dünyanın sorunu, akıllılar hep kuşku içindeyken aptalların küstahça kendilerinden emin olmalarıdır.

 BİZE YAZIN
     Sosyal Hizmet Uzmanı Web Sitesi
     E-Posta : sosyalhizmetuzmanlari@gmail.com

   

© Copyright 2011
www.sosyalhizmetuzmani.org