Sosyal Hizmet Mesleği

Sosyal Hizmet Alanları

Sosyal Kaynak
Bilgiler

İnsan Kaynakları

       
   
   



 

 
Mehmet Emin ASLAN

Uzman Psikolog  / alanemin@hotmail.com

   
   

 
 
 
 


KÜRESEL ISINMA DOĞA FENOMENÎ – BÎR DÜNYA FELAKETÎMÎ ?
HÜMEN VARLIK ÜZERINDE PSÎKONÖROLOJÎK VE FÎZYOLOJÎK ETKÎSÎ
 

 

KÜRESEL ISINMANIN TANIMI

Küresel ısınma, hava dengeleri ve ekosistemler üzerinde kalıcı bir etkiye sahip olan ortalama sıcaklıklarda genel bir artışla karakterize edilen küresel bir iklim değişikliğidir.
Bu olgu dengelenmez veya Kontrol edilmezse iklim değişikliği dahil, insanlar ve ekosistemler için ciddi, yaygın ve geri dönüşü olmayan sonuçların ortaya çıkma riskini artıracaktır.

TARIHCESÎ

Bugün küresel ısınmadan söz ettiğimizde Dünyada 100 ila 150 yıldır meydana gelen sıcaklık artışından bahsedilmekte’dir. Bilindiği gibi Sanayi Devrimi'nin başlangıcından bu yana, dünyadaki ortalama sıcaklıklar mevcut normlar üstünde artmıştır. 2016 yılında, dünya gezegenindeki ortalama sıcaklık, endüstriyel öncesi dönemin ortalama sıcaklıklarının (1850'den öncesine oranla) yaklaşık 1 ila 1.5 derece üzerine çıkmıștır.


NEDENÎ


Küresel ısınmanın nedenleri doğal değil, ekonomik ve endüstriyel olan küresel bir ısınma şeklidir.
IPCC modelleri, küresel ısınmanın nedenlerini, yani bu ısınmanın nereden kaynaklandığını bilince çıkarılmıştır. Bilim bunun iklim ve küresel ısınmayı etkileyen insan kaynaklı sera gazı emisyonları olduğunu kanıtlamıștır.
Temel olarak, küresel ısınmaya neden olan enerji (elektrik, ısıtma) ve taşımacılık için yakıt (çoğunlukla otomobiller, ancak kısmen havacılık veya deniz taşımacılığı) üretimidir. Ardından bölgelerin yönetimi gelir ve özellikle ormansızlaşma, tarım ve arazilerin yerinin endüstriyel alana bırakması olarak belirtilmekte’dir.

FENOMENOLOJIK TAHMÎN

Sera etkisine ilişkin ilk varsayımlar, 1824 yılında bilim adamı Jacques Fourier tarafından yapılmıştır. Ondan sonraki bilim Insanları, fenomen Claude Pouillet ve John Tyndall kuram üzerinde çalışıp ölçülmeye çalışılmıștır. Ancak sera etkisinin kesin doğrulanması ve miktar tayini için ilk deney, 19. yüzyılın sonunda bilim adamı Svante Arrhenius tarafından yapıldı. 1890'lı yıllarda, karbondioksit bakımından zengin bir havanın güneş ışınlarından daha fazla ısı koruduğunu ve bu sayede havanın sıcaklığının artmasına yol açtığını keşfetti. Atmosfere çok miktarda karbon salınması durumunda (kömür yakan endüstriyel faaliyetler nedeniyle), havanın CO2 ile tahliye edileceği ve daha fazla ısı tutacağı sonucuna varmıştır. Arrhenius veya jeolog Thomas Chamberlin gibi zamanın diğer bilim adamlarınınca yapılan ilk sıcaklık artışı tahminleri şöyledir: atmosferdeki sera gazı miktarını ikiye katlarsak, sıcaklık ortalama 5 derece artacak diye bir tahminde bulunmuștu ve nitekim 1901'de Gustaf Ekholm, fenomeni tanımlamak için ilk kez “sera etkisi” terimini kullandı.

TARÎHÎ YANILSAMA

Onlarca yıldır bu keşifler bilimsel toplulukta ciddiye alınmamıştır. O zamanlar, birçok uzman, doğanın kendi kendini düzenleyebileceğine ve insanın etkisinin asgari olduğuna inanıyor. Özellikle, birçok bilim adamı aşırı CO2'nin okyanus tarafından zaten absorbe edileceğini düşünüyordu, bu doğru, ancak tamamen doğru olmayan bir tahmindi. Bununla birlikte, sera gazlarıyla (küresel karbondioksit dahil) bağlantılı küresel ısınma ihtimalinin tezi, 1940'larda Gilbert Plass tarafından onaylandı. Modern teknolojiler kullanılarak, atmosferdeki sera gazı konsantrasyonunun havanın kızılötesi radyasyon ve ısıyı tutma yeteneğini etkilediğine dair kesin kanıtlar sundu. Bunlar küresel ısınmanın ilk tanımları olarak tarihe geçti.
 

KÜRESEL ISINMANIN FARKINDANLIĞI

 

1960'lı yıllarda birkaç bilim adamı, sera etkisine ilişkin tahminlerin gerçek olduğunu göstereceklerdir. Charles David Keeling, örneğin, Hawaii'deki ölçümleri sayesinde atmosferdeki CO2 konsantrasyonunun giderek arttığını kanıtlıyor. Akabinde Roger Revelle, fosil yakıtların yakılmasıyla salınan karbonun okyanus tarafından hemen emilmediğini kanıtladı. Bilim adamları küresel ısınma konusunda giderek daha fazla endişe duymaya başlıyor ve bunun sonucunda uluslararasș girișimciler bu ekolojik sorunu siyasal ve toplumsal bir sorun olarak göz önüne almaya başlayacaklardir.


ULUSLARARASI KONFERANSA ÎLK ADIM

1971'de ilk Dünya Zirvesi, ilk kez büyük bir uluslararası konferansta küresel ısınmanın ve sonuçlarının tanımını hatırlatır. 1972'de John Sawyer, küresel ısınma ve sera etkisi arasındaki bağlantıları giderek daha net vurgulayan bir bilimsel rapor yayınladı. On yıl aradan sonra, küresel ısınmanın kanıtı, bilim toplumunda 1980'lerin ortalarında dünyanın en büyük 7 ekonomik gücünün (G7) BM'den bir grup oluşturmasını istendi, konuyu incelemek için uzmanlar, Uluslararası kurumlar tarafından kamuoyunda bir sorun olarak küresel ısınmanın gerçek bir tanımı ve gerçek bir tanımı olduğu ilk defa masada görüșüldü.

PARÎS KONFERANSI

Paris Konferansının temel amacı, küresel ısınmayı 2°C'nin altında tutmakla yükümlüydü. Bu hedefe ulaşılmazsa, ekotahminciler gelecekteki sıcaklık kayıtlarını ve sıcaklık bölümlerinin çarpımını vahim olarak nitelendirmekte ve bu tahmin doğacak olan kadastrofların "Isı dalgalarının daha sık ve daha uzun sürmesinin muhtemel olacağı kanatındaydılar ve Bilim adamları 2100 yılına kadar sera gazı emisyonlarının miktarına bağlı olarak, Dünya yüzeyinin ortalama sıcaklığındaki 0.3 ve 4.8°C arasında bir artış öngörüyor ve bu artıș seviyesini çok vahim olarak görüyorlardı.





Uzmanlara göre, yoğunluğa sahip kasırgalar ve siklonlar küresel ısınmanın doğrudan sonuçlarından biri olacak. Bu olguya özgü kanıtlanmıș etmenler arasında olan Karayipler bölgesine dokunan Harvey, Irma, Maria, Jose, Katia gibi kasırgalar enerjilerini okyanuslardan çeker ve böylece vahim kadastroflara sebebiyet verebilmektedirler.

Meteorologlar, Kuzey Kutbu ve Kuzey Kutbu'nun soğuk hava kütlelerini genellikle kuzey yarımkürenin sıcak havasından ayıran ünlü körfez akımının iklim değişikliğiyle bozulduğunu ve gittikçe azaldığını belirtiyorlar.

Bu olușumdan etkilenen Kuzey Kutbu’ndaki sıcaklık artararak buzulların erimesine sebebiyet vermektedir. Bu olușumdan kaynaklanan hava kûtlesi kuzey yarım küresini olduğu gibi Dünyanın bütün coğrafyasını olumsuz yönden etkilemekte’dir. Nitekim son zamanlarda artan orman yangıların olușuna bir sebebiyet olarakda bilinmekte’dir. Etkilenen Îklimde Sıcak hava dalgaları daha sık görülür, bu da kurak ve aşırı sıcak hava koşullarına neden olarak orman yangınlarının oluşmasını kolaylaştırmakta’dır.

KÜRESEL ISINMADA DOĞAN SONUҪLAR

IPCC'nin ve küresel ısınmanın tanımı üzerinde çalışan diğer bilim adamlarının çalışmaları sayesinde, bu fenomenin hayatımızdaki sonuçlarını daha iyi anlıyoruz. İlk olarak, küresel ısınmadan kaynaklanan sıcaklıklardaki artış, yalnızca hissedilen ısıyı değil, tüm ekosistemi etkilemektedir. Bu olușumda normal hava düzenlerinde değişiklikler oluyor ve bu olușum daha fazla fırtına, daha fazla sel, daha fazla siklon ve kuraklık anlamına gelmektedir.
Sera gazı konsantrasyonundaki bu artışın neden olduğu iklim değişikliklerinin, tanımlanması hala zor olan birçok sonucu olacaktır. Bununla birlikte, sıcaklık, yağış ve diğer iklim değişkenlerinde bölgesel ve küresel değişikliklere neden olmaları beklenmektedir; denizden aşırı şiddetli ataklar, taşkınlıklar, kuraklıklar olasılığı, v.s ...

Ekobilimcileri Bu iklim değişikliklerinden etkilenen farklı sistemlerin (iklimsel, ekolojik, sosyo-ekonomik) sonuçları geri dönüşümsüz kılan veya binlerce yıl boyunca devam edecek olan doğal bir atalet ile nitelendirilmektedir.

Sonuçlar kalıcı olarak değiştirilebilecek veya tahrip edilebilecek doğal ve insan sistemlerinin tepki kapasitesini aşacaktır.

Bu nedenle, IPCC "beklenti uyarlama ve azaltma önlemleri"nin önemini vurgulamaktadır. Aslında, dengeleme ve hatta emisyonların düşük bir seviyede azaltılması, mevcut iklim değişikliğini engellemeyecektir.
Kuraklıklar, tayfunlar, taşkınlar, siklonlar... İklim değişikliği, aşırı hava olaylarının sıklığı ve yoğunluğunda bir artışa neden olduğu biliniyor. Gelecek yıllarda çoğalacak olan doğal afetler, nüfus göçü dahil bir çok insani travmalara neden olacaktir. (2012 yılında yayınlanan bir raporda, BM, 2050'de dünya çapında 250 milyon insan yerinden olmuş olabilecegini öngörmekte’dir).

SAVAȘ VE ÎKLÎM MÜLTECÎLÎĞÎ

Bugün savaş mültecilerinden daha fazla iklim mültecisi gündemdeki konu olarak tartıșılmaktadır.

IDMC çıkan verilerine göre, 2011-2014 yılları arasında 83,5 milyon iklim mültecisi kaydedildi.
2030 yılına kadar Dünya Bankası, Kasım 2015'te yayınlanan bir raporda, sera gazı azaltma hedeflerine ulaşılmadığı takdirde 100 milyondan fazla insanın aşırı yoksulluk ile sonuçlanabileceğini tahmin ediyor.

Kuruma göre, "düşük yağış nedeniyle kötü hasatlar", aşırı hava olaylarının neden olduğu gıda fiyatlarındaki yükseliş nedeniyle insanlar tehdit altında’dir. Bu olusumdan en fazla etkilenecek olan Afrika kıtası olacak.

BM, yaklaşık 600 milyon insanın 2080 yılına kadar yetersiz beslenmeden muzdarip olabileceğini tahmin ediyor. "Aşırı hava, artan sıcaklıkların ve deniz seviyelerinin sıklığı ve yoğunluğundaki artış, Sel ve kuraklıkların yanı sıra tahil üretimi üzerinde de önemli bir etkisi olacak, ”diyor. Dünya Bankası ayrıca küresel ısınmanın “sıcak dalgaları ve taşkınlardan kaynaklanan hastalıkların görülme sıklığını” artırarak sağlık üzerinde ciddi bir etkisi olabileceğinin altını çiziyor.

Bu fenomen sivrisineklerin yaydığı hastalıkların bulaşmasının yanısıra. 2 ila 3° C'lik bir küresel ısınma, sıtmaya maruz kalan nüfusun sayısını % 5 artıracak ve bu da 150 milyon insani bilfiil etkileyecektir. DS֒ye göre, 2080 Yılında bu rakam “iki milyar’dan fazla insana bulaşma riski altında olabilir” diye kayda geçmekte’dir.
Su kirliliğinin neden olduğu ishal ise farklı biçimde hastalıkları %10 artırması anlamına gelmekte’dir.
 
 

HAYVANLAR ÜZERINDEKÎ ETKÎSÎ

BM tarafindan Yapılan bir araștırmaya göre kürsel ısınma ve iklim deșișikliğin hayvanlara olan etkisi altı türden birinin kaybolması olarak nitellendirilmekte’dir.

ABD'li araştırmacılar, küresel ısınmanın vahşi yaşam üzerindeki etkisine ilişkin yüzlerce çalışmanın sonuçlarını analiz ederek, mevcut sera gazı emisyonları oranı mevcutsa altı hayvan türünden birinin kaybolacağını saptadılar ve ne yazıkki sera gazı tehditi halen devam ediyor.
Mayıs 2015'te Sciences vie dergisinde yayınlanan bu araştırmaya göre, nesli tükenmekte olan türlerin sayısı her santigrat derece ile birlikte artmaktadır. Bu nedenle, küresel yüzey sıcaklıklarının sanayi öncesi döneme göre iki derece artması durumunda, türlerin % 5.2'si etkilenecektir. 4.3 derecelik bir artışla% bu olgu 16'ya ulaşan bir rakam anlamına gelmekte’dir.
Okyanusların düzenleyici kapasitesi de sıcaklıktaki artıştan etkilenmektedir. Küresel sıcaklıklar çarpıcı şekilde artarsa, okyanus seviyeleri artar, ancak okyanus asitlenmesi ve deoksijenasyon da beraberinde artmıș olacak. Ek olarak, çok belirgin okyanus asitleşmesi, dünya denizlerinin oksijen üretme ve CO2 depolama yeteneğini sınırlayabilir ve böylece küresel ısınmayı daha da artırabilir. Ancak orman alanlarını ve kırılgan ekosistemleri (mercan kayalığı, Amazon yağmur ormanları) ve biyolojik çeşitliliği (mercanlar, bazı böcekler ve hatta memelileri yaşayamaz konumla etkileyebilir).

Çalışmanın asıl yazarı ve Connecticut Üniversitesi Ekoloji ve Biyoloji Bölümünde araştırmacı olan Mark Urban, nesli tükenme tehditleri dünyanın bölgelerine göre de değişiyor: türlerin % 23'ü Kuzey Amerika'da tehdit altında. Güney Avustralya ve Yeni Zelanda'da bu rakam % 14’tür.

Bazı bilim adamları, mavi gezegenin 66 milyon yıldır görmediği bir durum olan 6. kitlesel hayvan neslinin başladığını iddia ediyorlar.

Büyük Bariyer Resifi'nin Kaybolması Avustralya kıyılarının kuzey doğusundaki 348.000 km2'yi kapsayan dünyadaki en büyük mercan kayalığı, iki fenomen tarafından tehdit ediliyor: yükselen su sıcaklıkları ve okyanus asitlenmesi bu olușum açısından büyük bir tehdittir.

Toplumsal ekonomide küresel ısınmanın potansiyel olarak insani altyapılarını etkileyeceği gibi, tıbbi kaynakları ile halk sağlığı bazında ciddi sonuçları olacak

KÜRESEL ISINMAYA ILISKIN IPCC RAPORLARI

IPCC (Uluslararası İklim Değişikliği Paneli) 1988 yılında küresel ısınma olgusunun evrimini ve sonuçlarını incelemek amacıyla kuruldu. Yüzlerce bilim insanı, iklim uzmanı, jeolog, oşinografi uzmanı, biyolog, aynı zamanda ekonomistleri, Psikolog, sosyolog, mühendisleri ve çeşitli alanlarda uzmanları bu fenomenin küresel bir vizyonunu bir araya getirmekte’dir.

Rapor’da :

• İklim değişikliğini süreci ve büyüklüğü;
• küresel ısınmanın sonuçları ve ekosistem üzerindeki etkisi ile toplumsal katastroflara sebebiyet verebilecek etmenler;
• Küresel ısınmaya karşı mücadele konulari yer edinmekte’dir.
Bu raporlarda dikkat çekilen etmenler arasinda : Güneş lekesi döngüsünde gecikme, Milankovich döngüsü, okyanus ve atmosferik dolaşımın bozulması, mevcut iklimin gezegenizin genel bir küresel kaosa yönelik olası bir evrimini açıklayan birçok teori mevcuttur.

Sebeplerin astronomik, volkanik veya antropojenik (ısınmanın yerel sonucu),
Sıcaklıklardaki genel artıș, yağışlar, Çökeltme suyu erozyonu, kıtalarda buz erimesi (kutup buzulları) ve buzulların paralel büyümesine ve daha düşük seviyelere neden olmasi. Okyanuslar ve denizlerdeki dalgalanmalar ve siklonlar konu edinmekte’dir.

KÜRSEL ISINMANIN COĞRAFYAYA OLAN ETKÎSÎ

IPCC’nin raporuna göre en büyük ısınmanın karada ve yüksek enlemlerde olması bekleniyor ve en az Güney Hint Okyanusu ve Kuzey Atlantik'in bazı bölgelerinde beklenmekte’dir” (IPCC, 2007).

En verimli topraklar ve bunların ürünleri Ekvator'a ve tarıma elverişli alanların keskin biçimde daraldığı alanlara taşınırken, dünya tarımı bu değişimden tamamen zarar görecektir.

Bu değişikliklerin günümüz toplumları üzerinde derin bir etkisi olacaktır. Bununla birlikte, mevcut ısınmanın neden olduğu iklim değişiklikleri yerel soğutma ile sonuçlanabilse bile, gezegenin böyle bir küresel soğutmasının hemen gerçekleşmesi olası değildir.
Genel olarak, mevsimler ve kıtalar arasındaki termal farklar daha az belirginleşecek, sıcaklık artışı kutuplarda ekvatordan daha fazla, kıtalar üzerinde okyanuslardan daha etkili, Hidrolojik rejim, buharlaşma-çökelme döngüsünün hızlanmasıyla birlikte coğrafik alanları değiştirebilecektir.

Tropikal iklim bölgelerinin kutuplarına doğru kaymasi (sıcaklık artışı derecesi başına yaklaşık 100 km) meydana gelecektir.

Örneğin, kuzey yarım küreye kar paketi azalması devam edecek (% 7 ila% 28 arasında bir kayıp).

LÜTFEN DEVAM EDİNİZ
 

 
 
 

 




Yasal Uyarı , Gizlilik Beyanı ve Künye  

sosyalhizmetuzmani.org © Bütün hakları saklıdır.