Ana Sayfa||Araştırmalar ||Editör ||Site  Haritası|  

ENGLISH |DEUTSCHE

Sosyal Hizmet Mesleği
Mesleki Bilgiler
SHU Yayınları
SHU Araştırmaları
SHU İsim Listesi
Sosyal Hizmet Alanları
Çocuk Refahı
Gençlik Alanı
Yaşlılık ve Sorunları
Aile Sorunları
Sosyal Sorunlar
Engeliler ve Sorunları
Tıbbi Sosyal Hizmet

İş İlanları

Kurum İlanları
Elaman İlanları
İş İlanı Verme
Bireysel Gelişim
Bireysel Gelişim
NLP
Toplam Kalite
Beden Dili
İletişim Bilgisi
Halkla İlişkiler
Ana-Baba Okulu
Kaynak Bilgiler
Sosyoloji
Psikoloji
Sosyal Siyaset Bilgileri
Kültür/Sanat
Kitap Tanıtımı
İnsan Hakları Bilgileri

 

 

Google
 
Web www.sosyalhizmetuzmani.org

KÜRESELLEŞME SÜRECİNDE DEVLETİN DEĞİŞEN FONKSİYONLARI VE SOSYAL HİZMETLERİN YERİ

Dr. Zerrin FIRAT

Uludağ Üniversitesi, Mustafa Kemalpaşa Meslek Yüksek Okulu, İşletme Bölümü

1990’lı yılların dünyası 1950’li yılların dünyasından oldukça farklıdır. Özellikle son yirmi yıl içinde Dünya’da küreselleşme ve Rekabete dayalı piyasa ekonomisinin hakimiyeti yanında 1990’lı yıllarda Japonya’nın dünya ekonomisinde üstlendiği rolün artması, bilgi-işlem teknolojilerindeki gelişmelere bağlı olarak bilgilerin çok çabuk yayılması ve teknoloji alanında ortaya çıkan uluslararası rekabet dünya ekonomisinde önemli gelişmelere neden olmuştur.



Ortaya çıkan küresel rekabet, yerel ve bölgesel düzeyde rekabeti de yoğunlaştırmıştır. Artık Dünya’da sermaye, bilgi, teknoloji, hammadde ve onlar kadar yüksek olmasa da emek transfer edilebilmekte, bu durum uluslararası rekabetin şiddetini arttırırken uluslararası pazar ile yerel pazarlar ayrılmaz bir bütün oluşturmakta, devletin ekonomiye müdahale alanlarının daraldığı gözlenmektedir. Devlet bütçe açıklarını kapatmak ve gelir sağlamak yanında ekonomik etkinliği arttırmak çabası ile özel sektör ile rekabet halinde olduğu alanlardan çekilmekte ve ekonomik faaliyetlerini yeniden düzenlemektedir(1).

Ekonomi perspektifinden bakıldığında özelleştirmenin başta istihdam olmak üzere çeşitli alanlarda etkisi kamu kesiminin göreceli öneminden etkilenecektir. Zira kamu kesiminin büyüklüğü ve ekonomi içindeki etkinliği ülkeler arasında büyük farklılıklar göstermektedir. Günümüze kadar geçen süreçte, çok sayıda nedenle gittikçe büyüdüğü gözlenmiştir(2). Sonuçta düşük verimlilikte çalışan, sürekli istikrarsızlık üreten, gelir dağılımındaki dengeleri daha da bozan bir ekonomik yapı şekillenmiştir. "Ancak günümüzde artık insanların devlete değil, devletin bireye ve topluma hizmet etmesi, onun hak ve özgürlüklerini güvence altına alması anlayışı benimsenmeye başlamıştır"(3).

Esas itibariyle devletin ekonomi içindeki payını belirlemede iki temel ölçüte başvurulur. Bunlar;

1.Toplam vergi gelirlerinin milli gelir içindeki payı,

2.Toplam kamu harcamalarının milli gelir içindeki payıdır.

Böylece "özellikle bizim gibi ülkelerin rakipleriyle yarışabilmesi ve dünya ticareti içindeki payını arttırabilmesi için yapılması gereken, vergi gelirlerinin milli gelir içindeki payının artması ve bu yolla eğitim, sağlık, güvenlik gibi toplumsal verimliliği yükseltici hizmetlerin gelişmesinin sağlanmasıdır" (4). Devletin küçülmesindeki amaç,

her şeyi üreten, müdahale eden devlet yerine standartları belirleyen, kuralları koyan, denetleyen; rant yaratan değil, bunu engelleyen; ileri teknoloji ve yüksek verimlilik düzeyinde demokratik sanayi oluşmasını hedefleyen bir devlet olmalıdır (5). "Optimal devlet, sınırlı ve sorumlu devlettir. Negatif müdahale yapmayan bireyin hak ve özgürlüklerini güvence altına alan, çeşitli kesimler arasında tarafsız kalan, demokratik ve katılımcı bir devlet modelidir. Küreselleşme süreci bu anlamda bir devlete olan gereksinimi daha da arttırmaktadır"(6).

"Bu koşullar altında devletin stratejik görevleri şunlardır: Her şeyden önce devlet, rekabet gücü yaratıcı ve rekabeti düzenleyici devlet olmalıdır. Ayrıca devlet, küreselleşmenin beraberinde getirdiği gelir ve tüketim dengesizliklerini ayarlayarak, gelir dağılımını düzenlemelidir"(7).

Devletin gelir dağılımını düzenleme araçlarından biri de sosyal güvenliktir. Sosyal güvenlik sistemi içinde sosyal sigortalar kadar kamu sosyal güvenlik harcamaları (sosyal yardım ve sosyal hizmetler) da özellikle gelirin yeniden dağılımında önemli role sahiptir. Zira bu yolla devlet kendi zorunlu fonksiyonlarının (barış, huzur ve adaletin gibi) sağlanması için çeşitli gruplar arasında yeniden gelir dağıtıcı harcamalar yapmaktadır.

Devletin yaptığı harcamalar ve hizmetlerden bölünebilir ve ölçülebilir fayda sağlayanlar, yeniden gelir dağılımında önemli etkiye sahiptir(8). Kamu sosyal güvenlik harcamaları da bunlar arasındadır. Kamu sosyal güvenlik harcamaları, bireyin tehlikeye uğraması halinde, tehlikenin birlikte getirdiği harcamalarda dahil geçim garantisi sağlama amacı güder. Ancak geçim garantisi her zaman gelir garantisi anlamına gelmez(9). İhtiyaç olan hizmetlerin verilmesi de bireylerin geçimlerini bir başka anlatımla yarınlarını güvence altına alır ki, en genel tanımı ile bu, yarından emin olma garantisidir.

Devletin, küçülmesi sürecinde sosyal sigorta hizmetleri kadar kamu sosyal güvenlik harcamalarından (sosyal yardımlar ve sosyal hizmetlerden ) da vazgeçmesi halinde, toplum bu işi üstlenebilir. Ancak; bu hizmetlerden vazgeçmenin maliyeti vardır. Toplum içinde bu hizmetlerin özel kesim tarafından karşılanması sonucu, özellikle muhtaçlık düzeyindeki bireyler için adil olmayan bir dağılım meydana gelir ki, bu da toplumda sağlıksız bir yapının oluşmasına yol açar. "O halde bu hizmeti yapmamanın sosyal bir maliyeti vardır" (10).

Bu tarz mal ve hizmetler özel mal ve hizmetler gibi ilave her birey için marjinal maliyeti olan bir üretimdir. Bu nedenle özel sektör tarafından da üretilebilir. O halde sosyal sigortalar yanında sosyal hizmetler de hem devlet hem de özel sektörün üretebileceği özel bir hizmettir (11). Ancak toplum içinde bu hizmetleri, maliyeti ya da basiretsizlik nedeni ile alamayanların olacağı hiçbir zaman gözardı edilmemeli, sosyal devlet anlayışının bir gereği olarak bu hizmetin ihtiyacı olanlara sunulması sağlanmalı ve yeniden gelir dağılımı düzenlenmelidir.

Zira küreselleşme sürecinde Dünyanın bir bütün olduğu 21. yüzyılda, uluslararası alanda rekabet edebilmenin önkoşullarında biri; toplum içinde hiçbir bireyin istisna kabul edilmeden insan onuruna yaraşır bir yaşam kalitesine sahip olmasından geçmektedir.


Dipnotlar

1.Watanabe, Susumu; Resructuring of the Japanese National Railways: Implications for Labour, İnternational Labour Review, Vol.133, No.1, 1994, s.89.
2.Ekin, Nusret; Küreselleşme ve Gümrük Birliği, İTO Yayınları, Yayın No. 1996-32, İstanbul 1996, s. 190.
3.Ekin; a.g.e., s.191.
4.Özdamar, Serpil; Ekonomide Devletin Küçülmesi ve Özelleştirme Politikaları, Ankara 1996 ( Yayınlanmamış Tebliğ )’den aktaran Ekin; a.g.e., s.191.
5.Ekin; a.g.e., s.191.
6.Özdamar; a.g.e.den aktaran Ekin; a.g.e., s.191.
7.Ekin; a.g.e., s.191.
8.Yazgan, Turan; Gelir Dağılımı Açısından Sosyal Güvenlik, İstanbul Üniversitesi Yayın No.2116,İktisat Fakültesi Yayın No.364, İstanbul 1975, s.60.
9.Yazgan, Turan; İktisatçılar İçin Sosyal Güvenlik, Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı, İstanbul 1992, s.200.
10.Yazgan; İktisatçılar..a.g.e., s.274.
11.Yazgan; İktisatçılar..a.g.e., s.274.
kaynak: http://www.isguc.org/zfirat2.htm



Bize Ulaşın