Ana Sayfa||Araştırmalar ||Editör ||Site  Haritası|  

ENGLISH |DEUTSCHE

Sosyal Hizmet Mesleği
Mesleki Bilgiler
SHU Yayınları
SHU Araştırmaları
SHU İsim Listesi
Sosyal Hizmet Alanları
Çocuk Refahı
Gençlik Alanı
Yaşlılık ve Sorunları
Aile Sorunları
Sosyal Sorunlar
Engeliler ve Sorunları
Tıbbi Sosyal Hizmet

İş İlanları

Kurum İlanları
Eleman İlanları
İş İlanı Verme
Bireysel Gelişim
Bireysel Gelişim
NLP
Toplam Kalite
Beden Dili
İletişim Bilgisi
Halkla İlişkiler
Ana-Baba Okulu
Kaynak Bilgiler
Sosyoloji
Psikoloji
Sosyal Siyaset Bilgileri
Kültür/Sanat
Kitap Tanıtımı
İnsan Hakları Bilgileri

 

 

Google
 
Web www.sosyalhizmetuzmani.org

LİA’DA SOSYAL HEZİMET

 İlyas Ali DAŞTAN / Sitemiz yazarı
dastanilyas@gmail.com 
 

        İsmim Aşta, devlet üniversitelerinden birinde arkeoloji profesörü olarak çalışıyorum. İşimi severek ve isteyerek yapıyorum. Benim için yüzlerce yıl öncesinden kalma bir heykele, antika bir küpe ya da bir belgeye bakmak, onlara ilk dokunan olmak ve onları toprağın altından çıkararak güneş ile buluşturmak hayatımın en büyük zevki. Cerrah, nasıl ki neşterini çıplak tende dikkatle kaydırmakta ise ben de küçük fırçamla bir heykelciğin kıvrımlarındaki tozları özenle alırım.




 Yıllarca ayaklarımızın altında ezilip duran ören yeri, kazı çalışmalarının yapıldığı alan tesadüf eseri yol açma işlemleri sırasında fark edilmiş. Kral mezarları içerisinde hazine olduğunu sanan birkaç uyanık vatandaş güzelim tarihi eserlere zarar vermişler. Biz kazı çalışmalarına başladığımız sırada olay yerini koruma altına alarak araştırmalarımıza başladık.
Kalıntılarına ulaştığımız medeniyet yıllarca izini sürdüğümüz kayıp ülkeler Atlantis ve Mu gibi bilim adamlarının aradığı medeniyetlerden biriydi. Lia Medeniyeti günümüzden yüzlerce yıl öncesinde deniz kenarında kurulmuş ve son dönemlerine değin diğer medeniyetlerden ileri gittiği ancak son dönemlerde ülkeyi yönetenlerin yeteneksizliği ve basiretsizliği sonucu medeniyetin ilerleyişi durmuş. Eğitimde, sağlıkta, bilimde, sosyal hizmetlerde elde edilen başarılar ve oluşturulan sağlam yapılar gittikçe bozulmuş ve her alanda çöküş yaşanmıştır.
Üniversitede kurduğum kazı ekibimle Lia Medeniyetine ait birçok kalıntıyı arkeoloji müzesine kazandırdık. Bu kazı çalışmaları sırasında inanılmaz bir belge ile karşılaştım. Tarihe tanıklık edecek olan bu belgeleri görmek ve dokunmak yeniden doğmak gibiydi. Lia’da sosyal hizmet binası olarak kullanıldığını tespit ettiğimiz bir yerde özel muhafaza içerisinde saklanan bu belgeler dikkatimi çekti. Lia’da çalışan bu danışmanın tutmuş olduğu gizli günlükleri müzeye götürmeden önce kendi evime götürdüm ve dilini çözümledim.
Medeniyetin ne şekilde çöküşe hazırlandığı ve çürümenin kurumlardan başlayarak tüm kamusal vücuda nasıl yansıdığını anlatan bu trajik belgeler sadece sosyal hizmetler gibi bir alanın değil ülkede eğitim, sağlık, bilim vs. alanda hala geri oluşumuzu anlatması bakımından önemlidir. Aslında adam kayırmaca, yönetime yakın -yalaka- kişileri iş başına getirme tarihin her döneminde her medeniyette gözümüze çarpmaktadır.
Bu günlerde mesleksel önemi artan, kurdukları meslek odaları ile ülkede yaşanan insana dair olaylara yön tayin eden sosyal hizmet mesleğinin tarihi derinliklerini anlamak bakımından dilimize çevirdiğim günlüklerdeki olayları aktarmak istiyorum. Danışman Ayli’nin günah çıkarmalarının, pişmanlıklarının ve kendilerine teslim edilen bir kurumu nasıl içinden çıkılmaz bir hale soktuklarının resmidir bu gizli günlükler.
Günlüklerde isminin Ayli olduğunu öğrendiğim kişi o dönemde kurumun genel merkezinde danışman olarak görev yapmaktadır. Ancak, kendi danışmanlığı ile ilgili de özeleştiri yapmaktan geri durmamış. “Bana göre medeniyetimizin yöneticilerine danışmanlık yapanların içlerinde ben de dâhil yöneticilere hangi konularda danışmanlık verdiğimiz asla anlaşılamamıştır, zira hiçbir yönetici aldıkları kararlarda danışmanlarına danışma gereği duymamaktadır ki zaten bizim sadece adımız danışmandır, işimiz danışmanlık değildir” diye sitemde bulunmaktadır. Olayların bundan sonrasını Ayli’nin kendi ağzından dinleyelim:
…
Yönetici danışmanlığına o kadar talipli ve torpilli arasından nasıl seçildiğimi açıklayamam. Bu durum bana avantaj sağlayan ve yönetimdeki önemli kişilerin ifşa edilmesi anlamına gelir. Zaten, bu makama ben gelmesem benden sonraki torpili en kuvvetli kişi getirilecekti.
Sayın Velinimetim, küçük bir memur iken beni bu makama getirdikten sonra şöyle bir kapısından girdiğim binanın ön tarafından duran tabelaya göz atma fırsatım oldu. Sosyal diye bir şeyler okudum ancak devamını göremedim. Ne yalan söylemeli göbeğim ve belimdeki yağ tabakası ile koltuğa ancak sığdım.
Sayın Velinimetimin beni sosyal hizmetler denen bir kuruluşa atadığını, adını ve ne iş yaptığını daha yeni duyduğum kurumun çocuklara, yaşlılara, özürlülere benim hiç de anlamadığım bir takım hizmetler götürdüğünü öğrendim
Benden birkaç gün sonra atanan müdürüm de benim kadar yabancıydı bu kuruma. Devlet başkanının karısının amcasına uzaktan akraba olan müdür Mai Bey de ahbap çavuş, torpil ilişkileri sonucu koltuğu kapmıştı. Mai Bey, altmış yaşlarında, beyaz saçlı, çakır gözlü, iri cüsseli, sert bakışlı, kalın kaşlı, ince dudaklı, ikditar partisi bıyıklı -ben deniz gibi- bir beni âdemdi. Mai Beyin ne iş yaptığını tam olarak anlamış değilim ama birçok iş yaptığını söylerdi. Yani birçok iş yapmak demek aslında hiçbir işten anlamamak demektir. Bunu sadece birçok iş yaptığını söyleyen kişinin kendisi bilmez.
Mai Bey işlere çok hızlı başladı. Kendi aramızda kahvelerimizi höpürdetirken memleketin işleri çalışmakla bitmez, allasen kendini de beni de harap etme diyordum ama o ihtiyar bir kere kafasına koymuş sosyal hizmet kurumunu yeni baştan yaratacak. Tövbe tövbe, yaratmak Allaha mahsusken…
Mai Bey ile medeniyetin dört bir yanında bulunan çocuk yurtlarını, huzurevlerini ve özürlüler için kurdukları merkezleri dolaşmaya başladık. Adam meraklı, gözünden hiçbir şey kaçmıyor. Bir odaya dalıyor, masa başında yazı yazan birinin yakasına yapışıyor. Başlıyor ahiret sorularına. Sen kimsin, ne iş yaparsın, burada ne arıyorsun, saçını niye yana taradın, bıyığının ucunu neden kestin? Mai Beyin gözlerinde damar damar kanlar birikiyor, aldığı cevaplardan tatmin olamayınca olduğu yerde tepiniyordu. Böyle zamanlarda yanına yaklaşmanın ne kadar tehlikeli olduğunu beni de beygir gibi birkaç kere teptikten sonra anladım. Biraz sonra sakinleşip o yurdun idarecilerine, sosyal hizmet uzmanlarına, psikologlarına veryansın ediyordu. Bu arada ikimiz de kurumlarda çalışan meslek adlarını ilk defa duyuyorduk bu yüzden de ne yaptıklarını anlamakta zorluk çekiyorduk.
Medeniyetin her tarafında bulunan kuruluşları gezdikten ve teftiş ettikten sonra merkez müdürlüğe döndük. Mai Beyin deyimi ile kolları, paçaları sıvayarak çalışmalara başladık. Önce personelden başlamak gerekiyordu. Bizim bilmediğimiz, ne iş yaptığını anlamadığımız gereksiz personeli işten çıkarmak onların yerine daha faydalı olacak personeli işe almak şart diyorduk.
Mai Bey, personel müdürünü çağırdı ve personel durumuyla ilgili bilgi aldı. Personel müdürü, ben ve kendisi odasında hummalı bir çalışma içerisine girdik. Mai Beyin odasına biz çalışırken sadece acılı kebap ve ayran getiren odacı giriyordu.

Mai Bey, ellerini açarak -bu hareketi ile uzun bir vaaz vereceğini bilirdim- olmayan bir varlığı tokatlıyormuş gibi, Lia Medeniyetinin sosyal hizmetleri bize emanet edildi, emanet demek “kutsallık” demektir. Yeri gelecek bu emanetleri korumak için canımızı bile vereceğiz. O kimsesiz ve yetim yavrucakları, gözü yaşlı ihtiyarları, gariban özürlüleri ne iş yaptıklarını anlayamadığımız meslek elemanlarına teslim edemeyiz. Bunun için bu günden sonra önemli atılımlara imza atacağız. Tıknaz personel müdürü Ahi Bey, elinde kalem Mai Beyin ağzından havalı tüfek saçması gibi çıkan ve dört bir yana tükürükler salarak dağılan kelimeleri topluyordu.
Mai Beyin, gözleri önemli bir nokta yakaladığında tornet bilyesi gibi küçülürdü. Arkadaşlar, atalarımız ne demiş ağaç yaşken eğilir. Atalarının söylediklerine kulaklarını tıkayan bir medeniyet diğer medeniyetler nezdinde gerilemeye mecburdur. Bu çocuklar da henüz körpe fidan olduklarından bizim işimiz daha yolun başında önem kazanıyor. Derhal orman işlerinden sorumlu bakanlık ile yazışmalar yapılacak ve oradan bize ağaç bakımından anlayan uzman bahçıvan görevlendirilmesi istenecek. Çünkü bu yetim ve de öksüz körpe fidanları yetiştirmek üzere bahçıvanlar çocuk yurtlarında çalışmaya başlayacaklar. Düzenli ve bakımlı bir orman yetiştirmek için elimizi çabuk tutmamız gerekiyor.
Toplantı devam ederken Mai Beyin nefes almak üzere bir anlık boşluğunda ileri doğru atıldım ve en azından bostan korkuluğu olmadığımı, makam koltuğunu dolduran bir kıça sahip olduğumu göstermek maksadıyla Sayın Müdürüm, benim de bir önerim olacak dedim. Mai Beyin, en çok kızdığı şeylerden birsi kendisinin bulunduğu ortamlarda birilerinin öneri getirmesiydi, bunu göze alarak fikrimi söyledim. Efendim, bahçıvanların yanında at yetiştiriciliği için seyis ile büyükbaş hayvan çobanlarını da istihdam edelim. Siz demiyor musunuz atalarımızın dediklerini yapmak ve onların yolundan gitmek bizi ileri medeniyetler seviyesine götürecektir. Atalarımız ne demiş, sakla samanı gelir zamanı. Biz, seyis ve çobanları da işe alalım da ileride bir işimize yarar elbet, dedim. Mai Beyin yüz hatları gevşedi, bana aklın çalışıyormuş seninde köftehor diye iltifatta bulununca, teveccühünüz efendim dedim.
Benim önerimle birlikte personel rejimi de şekillenmiş oldu. Bizden önce çocuk yurtlarında çalışan ve adlarına meslek elemanı denilen kişiler şimdiye kadar bir başarı elde edememiş olup, çocukları küçük yaşta bükemediklerinden yerlerine bahçıvanların, ileride kullanılmak üzere seyis ve çoban kadrolarında fazlasıyla personel alınmasına karar verildi. Tüm ülke genelinde personel değişikliğine gidildi ve aldığımız kararlar –Mai Beyin kendi başına buyruk aldığı- uygulanmaya başladı.
Mai Beyin, en büyük atılımı Lia’da yaşayan her çocuğu çocuk yurduna almak oldu. Çünkü aileler çocuk yetiştirme konusunda hiçbir bilgiye sahip değildiler. Mai Beyin kurduğu yurtlarda ve onun belirlemiş olduğu personel ile Lia’nın bütün çocukları birer dahi olarak yetişecekti. Bunun için akrabası olan Başkan’a ricada bulunarak ağzından çıkan her sözün ferman olması yönünde kanunda çıkarttırdı.

Ben danışmanım ama bana Sayın Müdürüm Mai Bey, allah için bir kere danışmış değil sadece kebapları acılı mı yoksa acısız mı yemesi konusunda danışır. Bir insanoğlunun bilmesi gereken her konuda bilgisi vardı. Mai Bey, sosyal bilimler, fen bilimleri, kamu yönetimi, iktisadi ilimler, dinsel konular, tavukların nasıl yemleneceği, öküzlerin sırtlarının ne yönde tımarlanacağı, civcivin mi yoksa yumurtanın mı önce olduğunu bilirdi.
Lia Medeniyeti kurulduğundan bu yana belki de Mai Bey denli hırslı bir müdür görmedi. Nur içinde yatsın rahmetli sekiz yıl müdürlük koltuğunda oturdu. Kendisinden önce görev yapan müdürlerin yapmış oldukları bütün uygulamaları kaldırdı ve yerlerine kendisi tarafından üretilen yöntemler koydu. Lia’nın sosyal hizmetler diye adlandırdığı yapı sonunda Mai Hezimetler olarak değiştirildi.
…
Şimdi iyiden iyiye yaşlandım, elim ayağım tutmuyor. Ben de Lia Medeniyetinin bir huzurevinde hayatımın geri kalanını tamamlamayı bekliyorum. Yıllar önce Mai Bey ile geceli gündüzlü çalışarak kurduğumuz sistemi bizden sonra değiştirmişler. Ne yalan söylemeli şimdi sunulan sosyal hizmetler daha çağdaş ve insana yaraşır düzeye çıkarılmış. Biz aslında hizmeti hezimete çevirmişiz. Mai Bey öldü kurtuldu ama ben bu vicdan azabıyla ölemiyorum da… Allah ikimizin de günahlarını affetsin!
…
Danışmanın yazmış olduğu günlüklerin bazı bölümleri zamanla yıpranmış, toprak altında kalarak silinmiş durumda. Günümüze kadar bozulmadan kalan günlüklerden yaptığım çeviriyi paylaşmak istedim.
Ben de günlüğüme şöyle yazdım: Arkeoloji profesörü olmasaydım kesin sosyal hizmet uzmanı olurdum.

 




Bize Ulaşın