|
|
İnsanların genel ilgi alanları, ihtiyaçları
ile doğru orantılı olarak belirginleşmektedir. Kim ne derse desin televizyon ve
bir bütün olarak medya araçları, sosyal yapımızı kültürel dokumuzu ve bireysel
yaşamımızdaki ilişkilerimizi iyi ve kötü yönde etkilemekte, insanların
yönelimlerini ve olaylara bakışını siyasal, sosyal, ekonomik ve kültürel
alanlarda bir güç kaynağı olarak derinden etkilemektedir.
Bugün için en çok izlenen televizyon programlarını değerlendirdiğimizde komedi
dizileri, ünlü edebiyatçıların romanlarından uyarlama dizi filmler, müzikal
yarışmalar, ünlü isimlerin sunduğu ana haber bültenleri izlenme rekorları
kırmakta.
Yaşamımızın bir parçası haline gelmiş olan televizyon ve televizyon programları
insanlar arası ilişkilerimizin yeniden şekillenmesinde ve yaşam biçimimizin
detaylarında, yeni davranış ve düşüncelerin oluşmasında etkili bir öneme sahip.
Kuşkusuz iyi yönetildiğinde ve tasarlandığında televizyon programları,
sosyal yaşamın renklenmesinde, zenginleşmesinde, insanların bilgilendirilip,
aydınlatılmasında ve eğlendirilmesinde, kültürel etkileşimin gelişmesinde, sanat
alanında ve daha bir çok alanda olumlu yansımaları olmaktadır. Kötü
yönetildiğinde ve tasarlandığında ise televizyon, yanılışın benimsenmesinde,
inanların aldatılmasında, oyalanmasında ve sosyal yaşamın yara almasında ve bir
çok alanda sosyal yaralar da açabilen sonuçlar doğurmaktadır.
Özellikle çocuklar ve gençler açısından, yeni nesillerin yetişmesi bakımından
durum oldukça stratejik önem taşımaktadır. Kurumsal eğitim sisteminin
boşluklarını ve yetersizliklerini doğal olarak dolduran medya araçları ve
öncelikle televizyon, genel eğitim kavramı açısından, formel eğitimin etkisini
zayıflatmıştır.
İnsanlar ilköğretimde, liselerde ve üniversitelerde aldığı eğitim ve öğretimin
kazandırdıkları ve yaşamlarına yansıtabildiklerinin ötesinde medya dünyasının
vericilerinden yansıyan yayınlarla daha çok yaşamlarını ve algılarını
oluşturmaktadırlar.
Doğal olarak bilim temelli ve akla dayalı yararcıl yaklaşımlardan uzak yayınlar,
programlar insanların genel eğitim kavramı potansiyeline şöyle ya da böyle
katkıda bulunmakta, sonuçta formel eğitimin şekillendirme etkisindeki payını
azaltmaktadır. Bu kaçınılmaz bir medyatik gelişmedir.
Ne var ki, kılı kırk yaran ebeveynler, türlü güçlük ve zorluklara rağmen
kazançlarını çocuklarının en iyi eğitim kurumlarında eğitim alması, kaliteli
sağlık hizmetlerinden yararlanması, vb. gibi durumlar için harcarken ve
çocuklarını geleceğe hazırlamada titizlik gösterirken, benzer duyarlılığı ve
ilgiyi medya dünyasının araçlarından yayılan yayınların yaşa ve gelişim
dönemlerine göre zararlı olabilecek etkilerine yönelik gereken özeni
gösterememektedir.
Bu güne değin yaptığım çalışmalarda karşılaştığım bir gerçeğin altını çizmekte
yarar görüyorum. Çocuklar, aileleri tarafından ne kadar iyi yetiştirilirse
yetiştirilsin, ne kadar iyi alışkanlıklar kazandırılırsa kazansın , eğer sosyal
çevre (çocuğu ve genci kuşatan arkadaş grupları ve kent yaşamı ortamı ile
birlikte tüm çevresel enstrümanlar) medya araçları, internet, televizyon ve
müzik dünyasının ikon ve idol oluşturmuş ünlülerinin yaşam tarzları çocuk ve
gencin temas biçiminde ve yaşama bakışında olumsuz temel değişikliklere neden
olmuşsa, ailenin kazandırdıklarını pek fazla önemi kalmamakta ve çevrenin
olumsuz koşulları düzelmedikçe de, düzelme söz konusu olmamaktadır.
Mükemmel bir aile yaklaşımı gösterilse dahi , tek başına aile kurumunun çabası
ve kazandırdıkları olumsuz çevre koşullarında yüksek bir olasılıkla yenilgiye
uğrayabileceğini akıldan çıkarmamak gerekiyor. Bu kötümser bir bulguya çözüm
olabilecek en iyimser yaklaşım, çevrenin de yeni nesillerin sağlıklı
yetiştirilmesine neden olabilecek sosyal düzenlemelerle sosyal sorunların
çözülmesi hatta sosyal sorunlar gelişmeden önlem alınması ile sosyal yaşamın
iyileştirilmesidir.
Bu aşamada sosyal politikalarda koruyucu, önleyici ve rehabilite edici sosyal
hizmetlerin ve sosyal çalışmaların yer alması ve uygulanması zorunluluğu ortaya
çıkmaktadır. Bu tür bir bakışın yerleşmesi sosyal devlet ve sosyal adalet
anlayışının yaşama geçirilmesi ile sağlanabilir.
Bu anlayışın ve çevre koşullarının bireyin mutluluğu ve başarısı için
hazırlanmasında en etkili araçlardan biri de medya ve özellikle televizyondur.
Televizyonun kültürel dokunun geliştirilmesinde, sağlıklı bir toplumsal
anlayışın yaygınlaştırılmasında, sosyal sorunların gündeme taşınmasında,
işlenmesinde, çözümlenmesinde ve en çok ihtiyaç duymamız gereken ortak bir
bilincin oluşturulmasında stratejik öneme sahiptir.
İnsanlara arası ilişkileri bu denli etkiyen medya araçları ve özellikle
televizyonun en çok izlenen dizileri, programları ortak bilincin oluşturulmasına
katkıda bulunacak ve ortak bilince zarar vermeyecek titizlilikle ele alınarak
hazırlanmalıdır. Bu aşamada Sosyal Hizmet Uzmanlarının, Psikolog ve
Sosyologların oluşturacağı bir değerlendirme izleme ve danışma ekibinden
yararlanılmalıdır. Yine aynı yoğunlukta ilgi uyandıracak sosyal sorumluluk
projeleri uygulamaya geçirilerek, sosyal sorunların çözümlenmesine yönelik
halkla iç içe uygulamalı televizyon programları, söyleşiler özendirilmelidir.
Maalesef bugüne kadar ne bir yerel televizyon, ne de ulusal düzeyde yayın yapan
televizyonların tarihinde, toplumun beklentilerine, ihtiyaçlarına, sosyal
problemlerinin çözümüne ve toplumun geliştirilmesine, bilinçlendirilmesine
yönelik, insanlar arası ilişki ve iletişim sorunlarının da ele alınabileceği,
Sosyal Hizmet Uzmanlarından oluşan bir ekip tarafından hazırlanmış, sunulmuş bir
tek program rastlayamazsınız.
Bu durum elbette böyle sürmemeli, Sosyal Hizmet Uzmanları eşliğinde sosyal
sorumluluk projeleri televizyon aracılığı ile tanıtılarak ve etkileşim
sağlanarak sosyal sağlığın gelişmesi ve desteklenmesi sağlanmalıdır. İnanıyorum
ki Sosyal Hizmet Uzmanlarından danışmanlık hizmeti alınarak ve uzman eşliğinde
programlar yapılarak sosyal içerikli konuların işlenmesi televizyonculukta ilgi
çekici yeni bir alışkanlığın başlamasını neden olacaktır.
Böyle yapıldığında sosyal gelişim bağlamında ortak bir sosyal bilincin
oluşturulması, insanları arası ilişkilerin daha sağlıklı sürdürülmesi ve olumsuz
çevre koşullarının etkilerinin azaltılması mümkün olabilecektir. İlginin bu
yönde sağlanması, halkın öncelikli sosyal ihtiyaçlarının gündeme gelmesini ve
sonuç olarak sosyal politikaların buna göre şekillenmesi ve uygulanması ile
televizyon çok daha yararlı bir etkileşim aracı olarak kullanılmış olacaktır.
(Bu yazı milliyet blog
sayfalarında yayınlanmaktadır)
|
UYARI!
©Sitemize ait yazılarımızı izin almadan yayınlanmamasını talep etmekteyiz.Her hakkı saklıdır.
|
|