Ana Sayfa||Araştırmalar ||Editör ||Site  Haritası|  

ENGLISH |DEUTSCHE 

Sosyal Hizmet Mesleği
Mesleki Bilgiler
SHU Yazıları
SHU Yayınları
SHU Araştırmaları
SHU İsim Listesi
Sosyal Hizmet Alanları
Çocuk Refahı
Gençlik Alanı
Yaşlılık ve Sorunları
Aile Sorunları
Sosyal Sorunlar
Engeliler ve Sorunları
Tıbbi Sosyal Hizmet

İş İlanları

Kurum İlanları
Eleman İlanları
İş İlanı Verme
Bireysel Gelişim
Bireysel Gelişim
NLP
Toplam Kalite
Beden Dili
İletişim Bilgisi
Halkla İlişkiler
Ana-Baba Okulu
Sosyal Bilimler
Sosyoloji
Psikoloji
Sosyal Siyaset
Sosyal Siyaset Bilgileri
Kitap / Sanat
Kültür/Sanat
Kitap Tanıtımı
İnsan Hakları Bilgileri

 

Medya ve Sosyal Hizmet

Sosyal Hizmet Uzmanı Ali SONGÜL/Sitemiz Yazarı
Yazarımızın yayınları hakkında görüşlerinizi ve yorumlarınızı uzm.alisongul@mynet.com  ulaştırabilirsin


  İnsanların genel ilgi alanları, ihtiyaçları ile doğru orantılı olarak belirginleşmektedir. Kim ne derse desin televizyon ve bir bütün olarak medya araçları, sosyal yapımızı kültürel dokumuzu ve bireysel yaşamımızdaki ilişkilerimizi iyi ve kötü yönde etkilemekte, insanların yönelimlerini ve olaylara bakışını siyasal, sosyal, ekonomik ve kültürel alanlarda bir güç kaynağı olarak derinden etkilemektedir.
Bugün için en çok izlenen televizyon programlarını değerlendirdiğimizde komedi dizileri, ünlü edebiyatçıların romanlarından uyarlama dizi filmler, müzikal yarışmalar, ünlü isimlerin sunduğu ana haber bültenleri izlenme rekorları kırmakta.
Yaşamımızın bir parçası haline gelmiş olan televizyon ve televizyon programları insanlar arası ilişkilerimizin yeniden şekillenmesinde ve yaşam biçimimizin detaylarında, yeni davranış ve düşüncelerin oluşmasında etkili bir öneme sahip.


  
  Kuşkusuz iyi yönetildiğinde ve tasarlandığında televizyon programları, sosyal yaşamın renklenmesinde, zenginleşmesinde, insanların bilgilendirilip, aydınlatılmasında ve eğlendirilmesinde, kültürel etkileşimin gelişmesinde, sanat alanında ve daha bir çok alanda olumlu yansımaları olmaktadır. Kötü yönetildiğinde ve tasarlandığında ise televizyon, yanılışın benimsenmesinde, inanların aldatılmasında, oyalanmasında ve sosyal yaşamın yara almasında ve bir çok alanda sosyal yaralar da açabilen sonuçlar doğurmaktadır.
Özellikle çocuklar ve gençler açısından, yeni nesillerin yetişmesi bakımından durum oldukça stratejik önem taşımaktadır. Kurumsal eğitim sisteminin boşluklarını ve yetersizliklerini doğal olarak dolduran medya araçları ve öncelikle televizyon, genel eğitim kavramı açısından, formel eğitimin etkisini zayıflatmıştır.
İnsanlar ilköğretimde, liselerde ve üniversitelerde aldığı eğitim ve öğretimin kazandırdıkları ve yaşamlarına yansıtabildiklerinin ötesinde medya dünyasının vericilerinden yansıyan yayınlarla daha çok yaşamlarını ve algılarını oluşturmaktadırlar.
Doğal olarak bilim temelli ve akla dayalı yararcıl yaklaşımlardan uzak yayınlar, programlar insanların genel eğitim kavramı potansiyeline şöyle ya da böyle katkıda bulunmakta, sonuçta formel eğitimin şekillendirme etkisindeki payını azaltmaktadır. Bu kaçınılmaz bir medyatik gelişmedir.
Ne var ki, kılı kırk yaran ebeveynler, türlü güçlük ve zorluklara rağmen kazançlarını çocuklarının en iyi eğitim kurumlarında eğitim alması, kaliteli sağlık hizmetlerinden yararlanması, vb. gibi durumlar için harcarken ve çocuklarını geleceğe hazırlamada titizlik gösterirken, benzer duyarlılığı ve ilgiyi medya dünyasının araçlarından yayılan yayınların yaşa ve gelişim dönemlerine göre zararlı olabilecek etkilerine yönelik gereken özeni gösterememektedir.
Bu güne değin yaptığım çalışmalarda karşılaştığım bir gerçeğin altını çizmekte yarar görüyorum. Çocuklar, aileleri tarafından ne kadar iyi yetiştirilirse yetiştirilsin, ne kadar iyi alışkanlıklar kazandırılırsa kazansın , eğer sosyal çevre (çocuğu ve genci kuşatan arkadaş grupları ve kent yaşamı ortamı ile birlikte tüm çevresel enstrümanlar) medya araçları, internet, televizyon ve müzik dünyasının ikon ve idol oluşturmuş ünlülerinin yaşam tarzları çocuk ve gencin temas biçiminde ve yaşama bakışında olumsuz temel değişikliklere neden olmuşsa, ailenin kazandırdıklarını pek fazla önemi kalmamakta ve çevrenin olumsuz koşulları düzelmedikçe de, düzelme söz konusu olmamaktadır.

Mükemmel bir aile yaklaşımı gösterilse dahi , tek başına aile kurumunun çabası ve kazandırdıkları olumsuz çevre koşullarında yüksek bir olasılıkla yenilgiye uğrayabileceğini akıldan çıkarmamak gerekiyor. Bu kötümser bir bulguya çözüm olabilecek en iyimser yaklaşım, çevrenin de yeni nesillerin sağlıklı yetiştirilmesine neden olabilecek sosyal düzenlemelerle sosyal sorunların çözülmesi hatta sosyal sorunlar gelişmeden önlem alınması ile sosyal yaşamın iyileştirilmesidir.
Bu aşamada sosyal politikalarda koruyucu, önleyici ve rehabilite edici sosyal hizmetlerin ve sosyal çalışmaların yer alması ve uygulanması zorunluluğu ortaya çıkmaktadır. Bu tür bir bakışın yerleşmesi sosyal devlet ve sosyal adalet anlayışının yaşama geçirilmesi ile sağlanabilir.
Bu anlayışın ve çevre koşullarının bireyin mutluluğu ve başarısı için hazırlanmasında en etkili araçlardan biri de medya ve özellikle televizyondur. Televizyonun kültürel dokunun geliştirilmesinde, sağlıklı bir toplumsal anlayışın yaygınlaştırılmasında, sosyal sorunların gündeme taşınmasında, işlenmesinde, çözümlenmesinde ve en çok ihtiyaç duymamız gereken ortak bir bilincin oluşturulmasında stratejik öneme sahiptir.

İnsanlara arası ilişkileri bu denli etkiyen medya araçları ve özellikle televizyonun en çok izlenen dizileri, programları ortak bilincin oluşturulmasına katkıda bulunacak ve ortak bilince zarar vermeyecek titizlilikle ele alınarak hazırlanmalıdır. Bu aşamada Sosyal Hizmet Uzmanlarının, Psikolog ve Sosyologların oluşturacağı bir değerlendirme izleme ve danışma ekibinden yararlanılmalıdır. Yine aynı yoğunlukta ilgi uyandıracak sosyal sorumluluk projeleri uygulamaya geçirilerek, sosyal sorunların çözümlenmesine yönelik halkla iç içe uygulamalı televizyon programları, söyleşiler özendirilmelidir.
Maalesef bugüne kadar ne bir yerel televizyon, ne de ulusal düzeyde yayın yapan televizyonların tarihinde, toplumun beklentilerine, ihtiyaçlarına, sosyal problemlerinin çözümüne ve toplumun geliştirilmesine, bilinçlendirilmesine yönelik, insanlar arası ilişki ve iletişim sorunlarının da ele alınabileceği, Sosyal Hizmet Uzmanlarından oluşan bir ekip tarafından hazırlanmış, sunulmuş bir tek program rastlayamazsınız.
Bu durum elbette böyle sürmemeli, Sosyal Hizmet Uzmanları eşliğinde sosyal sorumluluk projeleri televizyon aracılığı ile tanıtılarak ve etkileşim sağlanarak sosyal sağlığın gelişmesi ve desteklenmesi sağlanmalıdır. İnanıyorum ki Sosyal Hizmet Uzmanlarından danışmanlık hizmeti alınarak ve uzman eşliğinde programlar yapılarak sosyal içerikli konuların işlenmesi televizyonculukta ilgi çekici yeni bir alışkanlığın başlamasını neden olacaktır.
Böyle yapıldığında sosyal gelişim bağlamında ortak bir sosyal bilincin oluşturulması, insanları arası ilişkilerin daha sağlıklı sürdürülmesi ve olumsuz çevre koşullarının etkilerinin azaltılması mümkün olabilecektir. İlginin bu yönde sağlanması, halkın öncelikli sosyal ihtiyaçlarının gündeme gelmesini ve sonuç olarak sosyal politikaların buna göre şekillenmesi ve uygulanması ile televizyon çok daha yararlı bir etkileşim aracı olarak kullanılmış olacaktır.

(Bu yazı milliyet blog sayfalarında yayınlanmaktadır)
 

 


               Bize Ulaşın

Google
 

 

 

UYARI! ©Sitemize ait yazılarımızı izin almadan yayınlanmamasını talep etmekteyiz.Her hakkı saklıdır.