Sosyal Hizmet Mesleği

Bilgiler
Yayınları
Araştırmalar
 


Sosyal Hizmet Alanları

Çocuk
Gençlik
Yaşlılık
Aile
Sosyal Sorunlar
Engeliler
Tıbbi Sosyal Hizmet


Kaynak Bilgiler

Bireysel Gelişim
Sosyoloji
Psikoloji
İnsan Hakları
İletişim Bilgisi

 

 

 

 

 
 



ANA SAYFA

MERAK OLGUSU VE BİLİM İNSANI

Durdu Baran Çiftci 

Sosyal Hizmet Uzmanı
 

 

Merak, kişinin kafasında oluşan belirsizliğe ve çelişkilere son vermek için giriştiği gerek bilimsel gerekse bilimdışı araştırmalar bütünü olarak tanımlana bilir. Her şey ihtiyaçtan doğar; merakta zihinsel belirsizliği sonlandırma çabasından doğar.
Peki bilim adamını harekete geçiren nedir: zihinsel hazdır belki de onu yönlendiren, bu hazzı var edense meraklı bir zihinsel yapıdır. 

Merak ve bilim. Bu iki kavram içiçelik gösterir. Merak olmadan bilim adamlığı olmaz ya da en azından olmamalıdır. Doğaya, topluma ve tekniğe karşı merak duymuyorsan gerçek bir bilim insanı olamazsın. Hiç bir şeye karşı merak duymayan bir insan kısmen bir hiçtir. Bu doğrultuda ben bilim insanı olmak istiyorum diye yola çıkıyorsan bu bir anlamda refleksif, yüzeysel bir tavırdır ve maalesef bu içi boş bir belirlemedir. Bir konudaki merakını(tarihsel bilgi birikimini) en düzeye taşıma etkinliğidir bilim adamlığı ve zihnindeki gerek teorik gerekse kurgusal boşlukları doldurmak için araştıran sorgulayan bir türdür bilim insanı.
Zihninde teorik boşluk yaşamayan ve boşlukları doldurmak istemeyen, ancak bilim yapmak isteyen kişi bilimsel anlamda bir profesyonel olabilir ama bilimsel gelişime katkı yapma olasılığı yüksek bir bilim insanı olmaz. Bu tür bir profesyonel bilim anlayışı devrimsel bir bilimsel gelişmeye götürmez, bu anlayışa sahip bilim adamlarına zanaatçı diyebiliriz ustalarından öğrendiklerini bir tekrarla üretirler ama gerçek bir bilim adamı merakı nedeniyle zanaatçılıkla yetinmez, sanatçı olmaya doğru üstün bir yaratıcılık gösterir, yeni kavramlar,yeni bilimsel teoriler ve yeni tartışmalar başlatır , merak bu gelişimin gerçek tetikleyicisidir.
Ancak merak bizde çoğu zaman toplumsal ve bireysel anlamda bir gereksizlik muhteva eder. Toplumsal yapılanmamız merakı çok rasyonel bulmaz, çocuklarımızın örneğin çok meraklı olmamasını isteriz dolayısıyla yarının bilim insanlarını meraksız yetiştirmeye özen gösteririz. Çok soru sorulmasından hoşlanmayız ama soru merakın başlangıçıdır ve büyük bilim adamı yetiştirmenin ilk adımıdır bunu pek dikkate almayız.
İşte bu kültürel tavırlar tüm toplumsal kurumlara yansır, bunlardan en önemlilerden biri konumuz gereği üniversitelerdir. Biz üniversiteye bilim adamı adayı alırken bilimsel merakından çok İngilizce sınavlardan kaç puan almış, LES(Lisansüstü Eğitim Sınavı)’ten kaç puan almış diye öncelikle bakarız, elbette bunlar dikkat edilmesi ve özen gösterilmesi gereken belirleyicilerdi ama hiç sormuş muyuzdur bu alanda neyi ispatlamak istiyorsun kafandaki sorular neye yöneliktir diye. Ve üniversitelere alınan bu genç dimağlar bilimsel meraklarının önüne geçecek olan profesör olma hevesiyle, gerçek bilim insanı olma ve meraklarını bir tarafa itip şanslarının yardımıyla iyi birer zanaatçı olmaya çabalarlar ve bu durum gerçek anlamda bilimsel bir talihsizlik olarak karşımıza çıkar.
Bir ülkenin bilimsel anlamda gelişmesini engelleyen temel kısıtlayıcılardan biri olur. Ve görünen odur ki bir an önce bilimsel merakı ön plana çıkaracak bir eğitimsel yapı ortaya koyamazsak bırakın gerçek bilim adamını, bilimsel zanaatçı yetiştirecek kadrolardan da yoksun kalacağız. 
 

 



Editörler




Google
 

 


 


KURUMSAL VE BİREYSEL İŞ İLANLARI

 


 

SOSYAL MEDYA




 

 

Yasal Uyarı , Gizlilik Beyanı ve Künye

sosyalhizmetuzmani.org © Bütün hakları saklıdır.