Ana Sayfa||Araştırmalar ||Editör ||Site  Haritası|  

ENGLISH |DEUTSCHE

Sosyal Hizmet Mesleği
Mesleki Bilgiler
SHU Yayınları
SHU Araştırmaları
SHU İsim Listesi
Sosyal Hizmet Alanları
Çocuk Refahı
Gençlik Alanı
Yaşlılık ve Sorunları
Aile Sorunları
Sosyal Sorunlar
Engeliler ve Sorunları
Tıbbi Sosyal Hizmet

İş İlanları

Kurum İlanları
Eleman İlanları
İş İlanı Verme
Bireysel Gelişim
Bireysel Gelişim
NLP
Toplam Kalite
Beden Dili
İletişim Bilgisi
Halkla İlişkiler
Ana-Baba Okulu
Kaynak Bilgiler
Sosyoloji
Psikoloji
Sosyal Siyaset Bilgileri
Kültür/Sanat
Kitap Tanıtımı
İnsan Hakları Bilgileri

 

 

Google
 
Web www.sosyalhizmetuzmani.org

Mülksüzlerin Rövanşı
SHU. Durdu Baran ÇİFTÇİ
Yazarımızın yayınları hakkında görüşlerinizi ve yorumlarınızı
       dbaranc@mynet.com   ulaştırabilirsiniz.

   Giderek artan mülkiyete yönelik suçlara bakış açımızı klasik anlamda suç ve ceza kavramları içinde tutarsak yüzeysellikten kurtulamayız ve bu sorunun açıklanışını daraltmış oluruz. Sürekli olarak ülke gündeminde yer alan gasp, hırsızlık v.b mülkiyete yönelik suçların artışı bizi farklı düşünmeye sevk etmelidir. Mülkiyete yönelen suçlar mülksüzlerin işlediği suçlardır. Mülksüzler artık bu suçları o kadar açık, fütursuzca ve rahatlıkla işlemeye başladılar ki sanki bunu bir hak olarak görmekteler.

 

 Bu fütursuzluk kendi meşruiyetini de içinde üretmektedir. Bu meşru durumu mülkiyetin meşruiyetini yitirmeye başladığı savı ile değerlendirebilir miyiz? Bu meşruiyet , giderek artan gelir dağılımındaki dengesizliğin artışı , sayıları 100 geçen dolar milyarderlerin varlığı ile giderek yitirmektedir. Düşük gelirli bu grubun hatta hiç gelirli bu grubun kendini kısıtlamaları sonsuza dek sürmeyecekti elbette ve bir yerden patlak verecekti ve verdi de suçların dağılımında mala dönük suçların sayısındaki artış bunu net olarak göstermektedir. Bilinen haliyle yoksulluk suça yönelmenin temel nedenlerinden biridir. Yoksullukla birlikte gelen tüm olumsuzluklar daha önceden geleneksel aile dayanışması, cemaat dayanışması ile çözülmeye çalışılmaktaydı ancak bu yapılanmanın hızla tasfiyesi ile bu da bir çözüm olmaktan uzak bir hal aldı. Yoksullaşma karşısındaki diğer bir tutumda bireyin kişisel harcamalarını kısıtlaması idi bu da artık bir çözüm olmamaktadır. Tüm bu gelişmelerin gösterdiği gibi gittikçe yoksullaşan bu bireylerin yoksulaştıkça dışlanmaya ve ötekileşmeye maruz kaldıkları ortadadır. Ve bu dışlananlara ister underclass , ister öteki diyelim sayıları hızla artmaktadır. Sayılarının hızla artmasıyla doğru orantılı olarak siyasal bir güç halini aldığını daha önceki bir yazımızda ele almıştık. Bu genişleyen kitlenin mülke karşı olan bu saldırıların artışının bu yoksulluk kültüründe çok fazla yadırganmaması gerektiğini düşünüyorum. Mülkiyete yönelik suçlar o kadar ayyuka çıkmıştır ki birkaç ay önce sipariş üzerine hırsızlık yapan bir çetenin üyesi Ankara adliyesi çıkışında polis memurlarına bağırarak “Hayvan çalıp adliye önünde keseceğiz” demiştir. Bu aslında oldukça manidardır. Mülkiyete ve zenginliğe olan tepkinin, mülk sahiplerinin her şeyine yöneldiğini bize göstermektedir. Tabi bu suça yönelişin çok olumlu tarafları yoktur. Fakat bu yönelimi engellemek için daha ağır cezalar talep etmek bir çözüm olarak gösterilmektedir. Ancak bunun bir çözümden ziyade daha büyük toplumsal infiallere sebep olacağı unutulmamalıdır. Toplumsal olarak dışlanan, ötekileştirilen bu kitleleri, ihtiyaç duydukları kaynaklardan yoksun bırakır, diğer taraftan toplumun dar bir grubunun da zenginliğini artırırsan burada mülkiyetin meşruiyeti ortadan kalkar. Buda yaşamak için her şey mubahtır sürecine sokar bu kitleleri. Ve bu kısa yazımızı alıntıyla bitirecek olursak “Özgür bir toplum yoksul olan çok sayıda insana yardım edemezse, zengin olan bir avuç insanı koruyamaz(Atlle’den aktaran Sibel Özbudun )”

©Sitemize ait yazılarımızı izin almadan yayınlanmamasını talep etmekteyiz. Kaynak göstermek ve izin almak etik kuraldır.



Bize Ulaşın