Ana Sayfa||Araştırmalar ||Editör ||Site  Haritası|  

Sosyal Hizmet Mesleği
Mesleki Bilgiler
SHU Yazıları
SHU Yayınları
SHU Araştırmaları
SHU İsim Listesi
Sosyal Hizmet Alanları
Çocuk Refahı
Gençlik Alanı
Yaşlılık ve Sorunları
Aile Sorunları
Sosyal Sorunlar
Engeliler ve Sorunları
Tıbbi Sosyal Hizmet

İş İlanları

Kurum İlanları
Elaman İlanları
İş İlanı Verme
Bireysel Gelişim
Bireysel Gelişim
NLP
Toplam Kalite
Beden Dili
İletişim Bilgisi
Halkla İlişkiler
Ana-Baba Okulu
Sosyal Bilimler
Sosyoloji
Psikoloji
Sosyal Siyaset
Sosyal Siyaset Bilgileri
Kitap - Sanat
Kültür/Sanat
Kitap Tanıtımı
İnsan Hakları
İnsan hakları Bilgileri

 

  Hızlı Erişim
 

Google
Web sosyalhizmetuzmani.org

 

O GÜN
Editör. Kemal GÖKCAN

            Yoksulluğun soğuk ile buluştuğu, soğuğun inansın içine işlediği, her tarafın kar altında olduğu zemheri ayıydı. Kar yağışı yeni başlamıştı. İnce ince yağıyordu. Beyaz bir örtü oluşmuştu. Kar şiddetini artırıyordu. Kulaklara uğultu ile gelen rüzgâr, büyük bir tipinin olacağının habercisi gibiydi.

            Beyaz örtü; Zeki, İsmail ve Tajgin için kara bir örtüydü.

            “Zeki ve Zozan 6 aylık evliydiler. Zeki Zozan’ı Sarıkamış’tan köyü Alisofu’ya giderken yolda görmüştü. İlk gördüğünde nefesi tutulur gibi hissetmişti. Yol arkadaşı amcasının oğlu Selim, Zeki’nin heyecanından korkmuştu ve anlam verememişti.

 Zeki daha 22 yaşındaydı. İnce, yağız çakmak gibi gözleri vardı. Rüzgârdan yüzü kararmıştı. Elleri balta kullanmaktan nasır tutmuştu. 13 kardeşli ailenin 8.çocuğuydu.

Zozan,komşu köyü olan Hamamlı köyündendi. Her iki köyde Sarıkamış’a 6 km mesafedeydi. İki köyün yolu Sarıkamış’a 4 km kala birleşir ve ortak olurdu.

Zozan’da Zekiyi gördüğünde aynı heyecanı hissetmişti.17 yaşındaydı. Simsiyah kocaman gözleri ile dünyaya meydan okur gibiydi. Yeşil çiçekli elbisesi içinde bir kardelen çiçeği kadar güzeldi.  Alisofu  ve Hamamlı köylerinde düğünleri olmuştu. ”

Uğultu sesi her tarafı sarmıştı, kızağı artık emektar at çekemiyordu. İsmail bağırıyordu!

-ho ho de de

Ama atın hareket edecek gücü kalmamıştı.

-Tajgin, “ kızağın sağından tut.”

-Zeki, “ tutirim.”

-İsmail, “ olmir”

-Zeki, “ ne olacak şimdi?”

-Tajgin, “tek yapacağımız şey kızaktaki yükü boşaltacağız.”

-İsmail, “hiç olur mu bunca emek, ben bu ağaçları Sarıkamış’ta hızarcı Celal’a satmıştım.”

-Tajgin, “ başka çaremiz yok. Yoksa köye varamayız. Bu havada bu atla 3 saatlik yol”

Zeki, “ ağabeyler bir soğuksuya geldik mi gerisi kolay.”

 Çaresiz olarak kızağın yükünü çok acele boşaltılar. Kar şiddetini artırıyordu. Köye dönmeleri böylece çok daha hızlı olacağını düşündüler. Ancak kızağın yükünü boşaltmasına rağmen, atın boş kızağı çekecek gücü bile yoktu.

-Tajgin, “ çok oyalandık. Kar çok yağıyor. Bu atla köye dönmemiz çok zor.”

-İsmail, “ köyden merak etmişlerdir. Ne yapacağız? Tajgin ağabey.”

-Tajgin, “ Atı ve kızağı da bırakacağız. Hiç durmamamız lazım. Durursak donarız. Yada bir sığınacağımız yer bulacağız.”

Tüm bu konuşmalar olurken, korku içlerine sinmişti, belli etmemeye çalışıyorlardı. Hayatları gözlerinin önünden bir film şeridi gibi geçiyordu.

Zeki, bir an olsun Zozan aklından çıkmıyordu. Altı ay sonra baba olacaktı. Tüm bunları düşünürken Tajgin ağabeyisin bağırtısı ile irkildi.

-Tajgin, “ hadi örtüleri alın ve hiç durmadan gittiğimiz yere kadar gidiyoruz. Durmak yok !”

Köyde,

-Zozan, “ ana çok geç oldu. Kar çok yağıyor gelmediler.”

-Tevrat, “korkma gelin, onlara bir şey olmaz. Dualarımız yanında sen merak etme, şimdi gelirler. Sen git yemek hazırla.”

Alisofu ,Köyü, Sarıkamış’ın en büyük köylerindendir.  Yarı orman köy sayılır. Geçim bu köyde zor olur. Sınırlı tarım yanında, hayvancılık yapılmaktadır. Ancak bu yeterli değildir. Ormandan kaçak ağaç kesmek de kısmen olmaktadır. Zeki yeni düğün yaptığı için borçlanmıştı, Tajgin ve İsmail’inde borçları vardı. Mecburen ormandan kaçak odun getirmek istemişlerdi. Başka borçlarını ödemek zordu. Çok erkenden ormana gitmişlerdi, fakat hava şartları değişmiş, umulmadık bir kar yağışı vardı. Nede olsa ay zemheri ayıydı.

Tajgin,İsmail ve Zeki yoğun kar altında 1 saat yol aldılar. Her üçünün de artık gücü kalmamıştı. Kar ve tip etkisini azaltmıştı.

-İsmail , “hey hey ! Depo görüldü.”

-Tajgin, “ Allah’ım sen çok büyüksün, bizi çocuklarımıza ve ailemize bağışladığın için, şükürler olsun. Köye dönünce adağım olsun bir koyun keseceğim. Size belli etmedim. Ölümden döndük.”

10 dakika sonra soğuksudaki depoya ulaştılar. Bekçi sobasını yakmış,radyo diniliyordu.

-Tajgin, “ Selam Aleyküm”

-Bekçi, “ Aleyküm selam, ola !bu havada ne arırsız.”

-Zeki, “Sorma”

-Bekçi, “ Ulan bu Alisofulular, tipide bile ormanı keser. Hadi geçin ısının,çayda hazır.”

Köye, vardıklarında akşam olmuştu. Ormana gittiklerini bilen herkes korku ve merak içindeydiler.

Zeki, için bu olay dönüm noktası oldu. Karar almıştı, Alisofudan göç edecekti. Kararını babasına anlatacaktı.

-Zeki, “ baba, burada hayat çok zor bak iki ağaç için az kala donacaktık. Karar aldım. İstanbul’a gideceğim. Orada inşaatlarda çalışırım. Buradaki hayattan daha iyidir.”

-Baba “ İstanbul’da hayat hiçde kolay değil. Artık karar almışsın, ne yapalım hayırlı olsun.”

Zeki, bahar ayında İstanbul’a göç etti. Sarıyer’e akrabalarının yanına gitti. Oğlu İstanbul’da doğdu. Adını Baran koydu. İstanbul’a inşaatlarda çalışıyordu. Kazancıda fena değildi. Zeki ve Zozan’ın  içindeki köyüne karşı özlemi hiç bitmiyordu.

İki yıl sonra babalarının ölümüne geldiler köylerine.

Tajgin ve İsmaille yaşadıkları o günü andılar……….