|
| Hızlı Erişim |
 |
|
|
|
|
|
OKUL SOSYAL HİZMETİ NEDEN GEREKLİ VE
ŞİDDET ÜZERİNE…
Sosyal Hizmet Uzmanı
Aziz ŞEKER
Sitemiz Yazarı
ŞİDDET ÜZERİNE
Dünyanın birçok yerinde şiddet olgusu her gecen gün önemini korurken topluma
yansımaları da görünen ve görünmeyen yönleriyle varlığını sürdürmektedir.
Dünya toplumları siyasal şiddetten, etnik şiddete, kadına yönelik şiddetten,
ayrımcılığı besleyen en uç sembolik şiddet tezahürlerine, baskıya,
zorbalığa, kültürel yok etmeye, yaşamı yok saymaya, iç savaşlara,
cinayetlere, sömürüye, işkenceye, teröre kadar şiddetin bir çok görünümüyle
iç içe bir düzen yaşıyor ve zaten şiddetin çeşitliliği de söz edilen bu
sosyal olguların çerçevesinde biçimleniyor.
Şiddet olgusu temelde ekonomik / toplumsal eşitsizlikler kutuplaşmasından
gidilerek hakkıyla çözümlenebilir. Bu nedenle de uygarlık olanaklarının dahi
üstesinden gelemediği şiddet; güçlü-güçsüz, öteki-ben, etiketlenenler
arasında da doğrudan varlık bulabilmektedir.
Somut şiddet görünümlerinin çağdaş toplumda artmasını değerlendirdiğimizde
şiddeti çözümlemek için boylu boyunca kuramsal analizlere, etimolojik
araştırmalara girmeye gerek olmadığını bir ölçüde kabul edilebiliriz.
Örneğin, Dünya ölçeğinde somut şiddet bir güçlü ülkenin zayıf bir ülkeyi
işgal etmesiyle belirlenirken “korsan-imparator” etkileşiminde de
gözlenebiliyor. Her işgal ve savaş insan haklarının gaspından başka bir şey
de değil oysa...
Uluslararası sivil toplum kuruluşları, hukuk birlikleri, dünya barış
örgütleri şiddetin boyutlarıyla ilgili olarak insani amaçlı daha çok şey
yapılması yönünde aktif tavır belirlenmesi gerektiğini savunsa da istenen
gelişmeler bir türlü sağlanamamaktadır. Yine de yılmadan şiddete karşı
mücadelede toplumsal kurumları içine alan bir görev dağılımının
zorunluluğunu benimseyebiliriz. Elbette sosyal refah modelli bir toplum
idaresi birçok toplumsal sorunun önünü alacağı gibi şiddete karşı katılımlı
etkili stratejilerin de gelişimini kolaylaştıracaktır.
Şiddeti ortaya çıkaran nedenlerin dinamiğine baktığımızda eşitsizlik
kaynaklarını belirleyici olarak görmekteyiz. Önemsenmesi gereken şiddet
olgusunun nasıl değerlendirilmesi gerektiği, çözüm yollarının nasıl
belirlenebileceğidir. Dünya zenginliğinin eşitsiz / dengesiz dağılımı
şiddetin temel nedeni olarak ortaya çıkıyor aslında. Kuşkusuz bir takım
gerekli koşulların ayrımında olmak da fayda var. Bunlar ise çoğunluk şiddeti
tetikleyen psikososyal etmenlerce anlamlandırılan süreçler olarak
kavranabilir.
OKUL SOSYAL HİZMETİ VE ŞİDDET
Gün geçmiyor ki, bir şiddet dalgası yaşanmasın Türkiye’de… İnsanın aklına
hemen şu soru geliyor. İnsanlar gerçekten bu kadar mutsuz-umutsuz-yaşam
sevincini yitirmiş mi? Nedeni bu da olmalı ki bir baba ya da anne korunmasız
bir çocuğa şiddet uygulayabiliyor. Lisede okuyan genç, bıçakla en yakın
arkadaşını bir yerinden yaralayabiliyor, bir öteki diye etiketlenen insan,
azgın bir grup tarafından linç edilebiliyor. Hatta sevgi ve aşk adına
işlenen cinayetler bile gündelik yaşamın bir yerinden çıkıp gelebiliyor
sofralarımıza.
Son yıllarda şiddet için söylenmesi gereken belki de bu olgunun iyi-doğru
gibi erdemlerin kimi pedagojik ve sosyalleştirme değerleriyle
çocuklara-gençlere aktarılmaya çalışıldığı okullarda da şiddet olgusunun
ürkütücü boyutlarda yaşanabildiği gerçeğidir. Okullarda işlenen
cinayetlerin, kavgaların, ve her türlü şiddetin nedenini yalnızca aile içi
ilişkilerde aramak değil, yoksulluk, medya ile ilişkilendirmek de gerekir.
Çünkü şiddet hem toplumsal sorunlardan beslenen hem de kimi toplumsal
sorunlara kaynaklık eden bir olgudur.
Eğim-Sen’in 2006 araştırmasında okullardaki şiddet üzerine elde ettiği
bulgulara bir bakalım; Eğitim-Sen’in İl Merkezleri Türkiye Taraması 2006
araştırması, 29 il merkezi ve 193 okulda gerçekleştirilen araştırmanın
sonuçları şöyle:
Okulların yüzde 54’ünde bıçak türü kesici ve delici alet bulunuyor.
Okulların yüzde 87’sinde idareciler, yüzde 86’sında da öğretmenler
tarafından öğrenciler azarlanıyor... Araştırmaya katılan okulların yüzde
33’ünde idareci, yüzde 38’inde ise öğretmen dayağının olduğu. Okulların
yüzde 55’inde ise öğretmene hakaret edildiği.
Öğrencilerin yüzde 33.7’si her gün birbirine küfür ederken, yüzde 38’6 sı bu
dönem birbiriyle kavgaya giriştikleri, yüzde 21.7’sinin de bu dönem
bıçaklı-silahlı kavga yaşadıkları belirtildi.
Okuldaki şiddetin arka planında aile faktörü, okul içi ilişkiler, arkadaşlık
ilişkileri, edinilen yanlış modeller, medyanın şiddet içerikli tipleri
yansıtır yayınları, yetersiz kişilik özellikleri gibi nedenler rahatlıkla
ileri sürülebilir. Hatta sorunun çözümüne yönelik pratik çözüm yollarından
da söz edilebilir. Ancak bilinmelidir ki, toplumsal şartların değişimi,
toplumsal yapının insancıl kılınması, umut ve özlemlerin, erdemin, yaşam
sevincinin dayanak ve yaşanabilir kılındığı toplumsal tahayyül düşüncesinin
hayata geçirilmesi asıl etkin çözüm yolu olacaktır.
Yine okullarda Psikolojik Danışma ve Rehberlik Servislerinin
işlevselleştirilerek yetkin kılınması, nitelikli sosyal meslek elemanlarının
yetiştirilip istihdam edilmesi, Okul Sosyal Hizmeti uygulamalarına ağırlık
verilmesi, okul-aile-toplum odaklı çalışmalar yapılması, ekonomik-sosyal
destek olanaklarının artırılması, toplumsal duyarlılığı artırıcı çalışmalar
da aciliyeti olan işler olarak üzerinde sıklıkla durulması gereken konuların
başında gelmektedir.
Okullarda yaşanan şiddet sorunsalıyla mücadelede özellikle Okul Sosyal
Hizmetinin öneminin görülmesi yalnızca şiddeti değil bir çok toplumsal
sorunun da öğrenci-okul-toplum-aile diyalektiğinde çözüm yolları için
sisteme olumlu veriler yükleyeceğini söyleyebiliriz.
Bu nedenle Türkiye’de Okul Sosyal Hizmeti hem gereklidir hem de okul sosyal
hizmetine gereksinim vardır...

|
|