SOSYAL HİZMET MESLEĞİ

 

 OKUL SOSYAL HİZMETİ NEDEN GEREKLİ VE ŞİDDET ÜZERİNE…

Aziz ŞEKER / Sosyal Hizmet Uzmanı

Sitemiz Editörü 
shuaziz@gmail.com

Ana Sayfa
 
Aile Sorunları
Çocuk Refahı
Engelli
Gençlik
Sosyal Sorunlar
Tıbbi Sosyal Hizmet
Yaşlılık

Mesleki Bilgiler

SHU Araştırmaları
SHU İsim Listesi
SHU Yayınları
İnsan Hakları
Sosyal Siyaset
Sosyoloji
Söyleşiler
Psikoloji
 

 

 

 


ŞİDDET ÜZERİNE

Dünyanın birçok yerinde şiddet olgusu her gecen gün önemini korurken topluma yansımaları da görünen ve görünmeyen yönleriyle varlığını sürdürmektedir. Dünya toplumları siyasal şiddetten, etnik şiddete, kadına yönelik şiddetten, ayrımcılığı besleyen en uç sembolik şiddet tezahürlerine, baskıya, zorbalığa, kültürel yok etmeye, yaşamı yok saymaya, iç savaşlara, cinayetlere, sömürüye, işkenceye, teröre kadar şiddetin bir çok görünümüyle iç içe bir düzen yaşıyor ve zaten şiddetin çeşitliliği de söz edilen bu sosyal olguların çerçevesinde biçimleniyor.

Şiddet olgusu temelde ekonomik / toplumsal eşitsizlikler kutuplaşmasından gidilerek hakkıyla çözümlenebilir. Bu nedenle de uygarlık olanaklarının dahi üstesinden gelemediği şiddet; güçlü-güçsüz, öteki-ben, etiketlenenler arasında da doğrudan varlık bulabilmektedir.

Somut şiddet görünümlerinin çağdaş toplumda artmasını değerlendirdiğimizde şiddeti çözümlemek için boylu boyunca kuramsal analizlere, etimolojik araştırmalara girmeye gerek olmadığını bir ölçüde kabul edilebiliriz. Örneğin, Dünya ölçeğinde somut şiddet bir güçlü ülkenin zayıf bir ülkeyi işgal etmesiyle belirlenirken “korsan-imparator” etkileşiminde de gözlenebiliyor. Her işgal ve savaş insan haklarının gaspından başka bir şey de değil oysa...

Uluslararası sivil toplum kuruluşları, hukuk birlikleri, dünya barış örgütleri şiddetin boyutlarıyla ilgili olarak insani amaçlı daha çok şey yapılması yönünde aktif tavır belirlenmesi gerektiğini savunsa da istenen gelişmeler bir türlü sağlanamamaktadır. Yine de yılmadan şiddete karşı mücadelede toplumsal kurumları içine alan bir görev dağılımının zorunluluğunu benimseyebiliriz. Elbette sosyal refah modelli bir toplum idaresi birçok toplumsal sorunun önünü alacağı gibi şiddete karşı katılımlı etkili stratejilerin de gelişimini kolaylaştıracaktır.

Şiddeti ortaya çıkaran nedenlerin dinamiğine baktığımızda eşitsizlik kaynaklarını belirleyici olarak görmekteyiz. Önemsenmesi gereken şiddet olgusunun nasıl değerlendirilmesi gerektiği, çözüm yollarının nasıl belirlenebileceğidir. Dünya zenginliğinin eşitsiz / dengesiz dağılımı şiddetin temel nedeni olarak ortaya çıkıyor aslında. Kuşkusuz bir takım gerekli koşulların ayrımında olmak da fayda var. Bunlar ise çoğunluk şiddeti tetikleyen psikososyal etmenlerce anlamlandırılan süreçler olarak kavranabilir.

OKUL SOSYAL HİZMETİ VE ŞİDDET

Gün geçmiyor ki, bir şiddet dalgası yaşanmasın Türkiye’de… İnsanın aklına hemen şu soru geliyor. İnsanlar gerçekten bu kadar mutsuz-umutsuz-yaşam sevincini yitirmiş mi? Nedeni bu da olmalı ki bir baba ya da anne korunmasız bir çocuğa şiddet uygulayabiliyor. Lisede okuyan genç, bıçakla en yakın arkadaşını bir yerinden yaralayabiliyor, bir öteki diye etiketlenen insan, azgın bir grup tarafından linç edilebiliyor. Hatta sevgi ve aşk adına işlenen cinayetler bile gündelik yaşamın bir yerinden çıkıp gelebiliyor sofralarımıza.

Son yıllarda şiddet için söylenmesi gereken belki de bu olgunun iyi-doğru gibi erdemlerin kimi pedagojik ve sosyalleştirme değerleriyle çocuklara-gençlere aktarılmaya çalışıldığı okullarda da şiddet olgusunun ürkütücü boyutlarda yaşanabildiği gerçeğidir. Okullarda işlenen cinayetlerin, kavgaların, ve her türlü şiddetin nedenini yalnızca aile içi ilişkilerde aramak değil, yoksulluk, medya ile ilişkilendirmek de gerekir. Çünkü şiddet hem toplumsal sorunlardan beslenen hem de kimi toplumsal sorunlara kaynaklık eden bir olgudur.
Eğim-Sen’in 2006 araştırmasında okullardaki şiddet üzerine elde ettiği bulgulara bir bakalım; Eğitim-Sen’in İl Merkezleri Türkiye Taraması 2006 araştırması, 29 il merkezi ve 193 okulda gerçekleştirilen araştırmanın sonuçları şöyle:
Okulların yüzde 54’ünde bıçak türü kesici ve delici alet bulunuyor. Okulların yüzde 87’sinde idareciler, yüzde 86’sında da öğretmenler tarafından öğrenciler azarlanıyor... Araştırmaya katılan okulların yüzde 33’ünde idareci, yüzde 38’inde ise öğretmen dayağının olduğu. Okulların yüzde 55’inde ise öğretmene hakaret edildiği.
Öğrencilerin yüzde 33.7’si her gün birbirine küfür ederken, yüzde 38’6 sı bu dönem birbiriyle kavgaya giriştikleri, yüzde 21.7’sinin de bu dönem bıçaklı-silahlı kavga yaşadıkları belirtildi.

Okuldaki şiddetin arka planında aile faktörü, okul içi ilişkiler, arkadaşlık ilişkileri, edinilen yanlış modeller, medyanın şiddet içerikli tipleri yansıtır yayınları, yetersiz kişilik özellikleri gibi nedenler rahatlıkla ileri sürülebilir. Hatta sorunun çözümüne yönelik pratik çözüm yollarından da söz edilebilir. Ancak bilinmelidir ki, toplumsal şartların değişimi, toplumsal yapının insancıl kılınması, umut ve özlemlerin, erdemin, yaşam sevincinin dayanak ve yaşanabilir kılındığı toplumsal tahayyül düşüncesinin hayata geçirilmesi asıl etkin çözüm yolu olacaktır.

Yine okullarda Psikolojik Danışma ve Rehberlik Servislerinin işlevselleştirilerek yetkin kılınması, nitelikli sosyal meslek elemanlarının yetiştirilip istihdam edilmesi, Okul Sosyal Hizmeti uygulamalarına ağırlık verilmesi, okul-aile-toplum odaklı çalışmalar yapılması, ekonomik-sosyal destek olanaklarının artırılması, toplumsal duyarlılığı artırıcı çalışmalar da aciliyeti olan işler olarak üzerinde sıklıkla durulması gereken konuların başında gelmektedir.

Okullarda yaşanan şiddet sorunsalıyla mücadelede özellikle Okul Sosyal Hizmetinin öneminin görülmesi yalnızca şiddeti değil bir çok toplumsal sorunun da öğrenci-okul-toplum-aile diyalektiğinde çözüm yolları için sisteme olumlu veriler yükleyeceğini söyleyebiliriz.
Bu nedenle Türkiye’de Okul Sosyal Hizmeti hem gereklidir hem de okul sosyal hizmetine gereksinim vardır...

 

 BİZE YAZIN
     Sosyal Hizmet Uzmanı Web Sitesi
     E-Posta : sosyalhizmetuzmanlari@gmail.com

   

© Copyright 2011
www.sosyalhizmetuzmani.org