|
|
Çocukların gelişimsel açıdan yeni bir çağa adım
attığı 7 yaş dönemi, çocuğun gelişim alanlarını oluşturan;
Kişisel-Sosyal
Zihinsel
Fiziksel (İnce ve Kaba Devinim Becerileri) ve
Dil gelişim alanlarında belirgin pozitif ve negatif kırılmaları
beraberinde getirir. II. Bunalım çağı olarak da adlandırılan 7 yaş çağı bunalım
dönemi bu yaşa özgü değişim süreçleriyle yaşanır.
Yedi Yaş Bunalım Çağı; çocuğun terk edilme duygusunu yoğun
olarak yaşadığı ayrılık anksiyetesiyle seyreden, yeni çevresel objelere ve
nesnelere karşısında korku ve endişelerin doğduğu, yalnız kalma ve çaresizlik
duygularıyla örüntülü geçici bir duygusal bunalım süreci dönemidir.
Bu süreçteki yaşantı deneyimlerinde, negatif yaşantılar, çocuğun ileriki
yaşlarda alacağı davranış pozisyonlarında etkili olur. Bu etki bırakan izlerin
olabildiğince yaşanmaması için anne ve babaların bu çağın özelliklerini
bilmesinde ve çocuklarına yönelik okul çağı öncesi ve devamında sergilenmesi
gereken önlem ve yaklaşımların neler olabileceğini öğrenmesinde ve
uygulanmasında yarar vardır.
Ancak Anne ve Babalar şunu unutulmamalıdır ki; Tüm ilgi ve çabalarınıza rağmen
çocukta oluşabilecek okul fobisi ve buna bağlı etkiler, sizin çocuğunuza okul
öncesi çağda gösterdiğiniz temas biçiminizden, çocuğun gelişimsel mevcut
potansiyelinden ve okul-eğitim kavramlarını çocuğunuzla nasıl tanıştırdığınızla
ilgili yaklaşımlarınızdan bağımsız değildir. Devamında çocuğun göstereceği
davranışlara yönelik müdahalelerinizin biçimi de bu izlerin etki ve
yansımalarını belirleyecektir.
Öyleyse; okul ve eğitim kavramlarının çocukta algılanmasında ebeveyn ve aile
olarak sergilediğiniz temas biçiminiz çocuğun bu kavramlarla iç içe yaşamaya
başlaması ile sonuçları görülmeye başlayacaktır. Bu yüzden diyebiliriz ki, okul
ve eğitim üzerine aile içinde sloganlaştırdığınız söylemlerinizde olabildiğince
olumlu duyguların ve düşüncelerin çocukla paylaşılması sözü edilen sorunun
yaşanmaması açısından bir önlem niteliği taşımaktadır.
Çocuğun yanında, onu endişeye ve korkuya sevk edecek çeşitli ebeveyn
kaygılarının yansıtılmaması da diğer bir önlem olarak ortaya çıkmaktadır. Daha
etkili bir okul öncesi önlem ise, çocuğun 3 yaş çağında akranları ile birlikte
kreş ve benzeri çocuk eğitim merkezlerinde zaman geçirmesinin sağlayacağı
faydadır. Daha da önemli olan çocuğun 3 yaşına basması ile birlikte okul öncesi
eğitimin nitelikli ekipmanlarla birlikte ailenin çalışmasının sağlanmasıdır.
Bütün bunların dışında ve öncesinde, tüm ailelerin temelde yapması gereken görev
ve sorumluluğu ise, çocukların doğumundan itibaren ilk yıllar 6 aylık
periyotlarda ve sonra 1 yıllık periyotlarda, 0-6 yaş dönemde çocukların mutlaka
Gelişimsel Tarama Testlerini (Denver Testi) yaptırmaları büyük önem
taşımaktadır. Çünkü; çocuğun gelişimsel açıdan takibinde okul başarısına ilişkin
ışık tutacak verilerin önceden belirlenmesinde bir projeksiyon olarak Denver
Testi gerekli, daha da önemlisi gelişimsel bozuklukların erken teşhisi için
elzem kabul edilmektedir. Bu gün itibariyle dünya da 50 milyonun üzerinde çocuk
bu taramadan geçmiş ve bu taramalar sonucunda çok erken dönemde gelişimsel
bozukluklar saptanarak okul öncesi eğitim, rehabilitasyon ve destekle bu
çocuklar okul çağlarında akranları ile birlikte eğitim alma şansına kavuşmuşlar
ve gelişim gerilikleri önemli ölçüde iyileştirilebilmiştir.
Okul öncesi dönemde, özetle;
Çocuk, Gelişimsel Tarama Testi (Denver II)’ ilk yıl dahil mutlaka
uygulanmalıdır. Testin yorumlanmasına bağlı olarak gereken önerler yerine
getirilmelidir. Çocuğun gelişim alanlarında geciktiği saptanırsa, bu alanlarla
ilgili eğitim, rehabilitasyon ve destek alması sağlanmalıdır.
Okul ve eğitim kavramlarının algılanmasında korku ve endişe yaratacak
söylemlerden kaçınılmalıdır.
Okulla tanışma biçimine ilişkin bir okul sosyal hizmet uzmanından destek
alınmalıdır.
Okulu çekici kılacak olumlu bilgiler çocukla paylaşılmalıdır.
Çocuğun kişisel sosyal gelişim potansiyeli çocuk refahı alanında çalışan sosyal
hizmet uzmanı ile birlikte ele alınmalı ve ona göre bir yaklaşım modeli
biçimlendirilmelidir.
Bilinmeyen karşında oluşan korkuların giderilmesinde, çocuğun anlayabileceği
dilde okul ve eğitime ilişkin her karşılaşmada tanımlayıcı ve sürekli
bilgilendirici olmak yarar vericidir.
Okul öncesinde çocuk, okul öncesi eğitim süreçleri ile kreş ve benzeri
ortamlarla mutlaka tanıştırılmalıdır.
Gelişim gecikmelerinin, çocuğun okula uyumunu zorlaştıracağı bilinmekle
birlikte, her uyum problemi yaşayan çocuğun gelişim problemi bulunduğu
söylenemez. Çevresel etmenlerin ve ebeveyn tepkisinin rolü bu aşamada ön plana
çıkmaktadır.
Okul fobisinin yaşanmaması için çok önceden neler yapılabileceğine ilişkin temel
ebeveyn görevlerini bu şekilde açıkladıktan sonra şimdi de özetle uygulama
önerilerine yer verelim.
ilk gün okul travmalarının önlenmesi ve eğer sorun yaşanmaya başlamışsa bu
duruma ilişkin neler yapılabileceği ilişkin öneriler için şunlar söylenebilir;
Okulun ilk açılış günü beklenmeksizin, Anne, Baba ve varsa çocuğun kardeşi ile
birlikte okul ziyaret edilmeli, bahçesinde, koridorlarda, oyun ve spor alanları
gezilmeli ve bu gezinti sırasında çocuğa abartısız ancak okulun çekici yönleri
konusunda merak uyandıracak doğru bilgiler verilmeli. Okulun ilk gününe ilişkin
çocuğun aklındaki bilinmemezlik giderilerek korkunun oluşması engellenmelidir.
Çünkü bu bir hazırlık ve tanışma aşamasıdır ve bilinmemezlik, çocukta korku
yaratır. Her fırsatta tanımlamalar yapılmalı ve ilk güne ilişkin çocuğa ilk gün
programı tek tek anlatılmalıdır. Böylece çocuğun öncelikle okulun fiziksel
çehresine ısınması sağlanmış olacaktır.
İlk gün, yine birlikte, “Yanındayım, birlikte okula gidiyoruz, yeni
arkadaşlarınla tanışıyoruz ve okulu keşfediyoruz” mesajı verilmeli.
Sınıfta 1 saat kadar öğretmenle tanışma sürecinde çocukla birlikte olunmasında
yarar var. Daha sonra sınıfta çocuktan ayrılma aşamasında bunun gerekçeleri
çocuğa anlaşılır bir dille anlatılmalı. Asla aniden yanından kaçar gibi
ayrılmamalı ve çocuğa kısa bir süre sonra zil çaldığında tekrar gelineceği ve
hemen sınıfın penceresinden gördüğü bahçede kendisini beklemekte olacağı ifade
edilebilir, bu çocuğa güven verecektir. Bu arada ilk gün hediyesi ile birlikte
çocuğun sevdiği bir yiyecekle aynı gün ödüllendirmenin de yararı olacaktır.
Okulun çocuk tarafından fiziksel yapısının bilinmesi ve özellikle ilk
tenefüslerde evde kazandığı tuvalet alışkanlığının okuldaki koşullarda nasıl
sürdüreceğine ilişkin annenin yardımı ilk gün mutlaka gereklidir.
Diğer günler tenefüs buluşmaları yerini öğlen buluşmalarına ve akşam çıkışta
karşılamaya bırakmalıdır.
Çocuğun okulun ilk günlerinde yaşayacağı arkadaşlarıyla ve öğretmenleriyle olan
iletişiminde sorun yaşamaması büyük önem taşımaktadır. Sorunun ortaya çıkmasında
bu durum en önemli etkenlerden biridir. Bu durumun kontrolü ebeveynin elinde
değildir ancak öğretmenin bu aşamada çocukların birbirleriyle ilişkilerinde ve
öğretmenin çocukla nitelikli ilgilenmesi önem taşımaktadır.
Tüm çabalarınıza rağmen bir okul fobisi teşhisi konmuş ise yapmanız gereken bu
sorunu sınıf öğretmeni, çocuk ve uzman üçlüsü ile birlikte ele alınacak bir
süreçte, destekle çözmenizdir. Bu durumda, okul sosyal hizmet alanında çalışan
sosyal hizmet uzmanlarından yardım ve destek almanız önerilir.
Son olarak çocuğun korkusunun içeriğine ilişkin duyguların mutlaka açığa
çıkarılması, çocuğa duygularını ifade etmesi fırsatının yaratılmalıdır. Tehdit
içerikli ve azarlayıcı söylemlere asla yer verilmemesi gerekmektedir. Bu aşamada
çocuğu dinlemeli, gözlemlemeli ve onunla sevgi dilinden hareketle iletişim
kurup, onu anlamayı ve anladığınızı hissettirerek korku oluşturan yaşantı
formlarını yeniden tanımlayıp çocuğun anlayacağı sözcüklerle okul ve eğitim
kavramları anlatılmalıdır. Böyle bir süreç uzman desteği ile kolaylaşır ve daha
kısa bir sürede iz bırakmadan sorunun çözülmesine katkı sağlar.
* S.B. Alanya Devlet Hastanesi Sosyal Hizmet Uzmanı
Yararlanılan Kaynaklar :
Prof. Dr. Kemal ÇAKMAKLI 100 Soruda Çocuk
Denver II gelişimsel tarama testi (DGTT) Eğitim Notları..
|
UYARI!
©Sitemize ait yazılarımızı izin almadan yayınlanmamasını talep etmekteyiz.Her hakkı saklıdır.
|
|