Ana Sayfa||Araştırmalar ||Editör ||Site  Haritası|  

ENGLISH |DEUTSCHE

Sosyal Hizmet Mesleği
Mesleki Bilgiler
SHU Yayınları
SHU Araştırmaları
SHU İsim Listesi
Sosyal Hizmet Alanları
Çocuk Refahı
Gençlik Alanı
Yaşlılık ve Sorunları
Aile Sorunları
Sosyal Sorunlar
Engeliler ve Sorunları
Tıbbi Sosyal Hizmet

İş İlanları

Kurum İlanları
Eleman İlanları
İş İlanı Verme
Bireysel Gelişim
Bireysel Gelişim
NLP
Toplam Kalite
Beden Dili
İletişim Bilgisi
Halkla İlişkiler
Ana-Baba Okulu
Kaynak Bilgiler
Sosyoloji
Psikoloji
Sosyal Siyaset Bilgileri
Kültür/Sanat
Kitap Tanıtımı
İnsan Hakları Bilgileri

 

 

Google
 
Web www.sosyalhizmetuzmani.org

ÖRTÜNÜN ARDINDAKİLER

Ramazan ALTUNÖZ / Sosyal Hizmet Uzmanı

        Evet bir süreden beri özgürlük savaşçıları değişmiş! Bugüne kadar tarih boyunca özgürlükleri en fazla çiğneyen ve yasaklayan zihniyetlerden birinin temsilcileri tuhaf bir biçimde birdenbire özürlük savaşçısı kesildiler. Türbana özgürlük, eğitim hakkı ayrımcılık yapılarak engellenemez gibi lafları söyleyenler;’ biz her şeyin önce üniversitelerde sonra diğer kamu kurumlarında serbest olmasını istiyoruz, özgürlük istiyoruz ‘ laflarını söylerken ya ne söylediklerini bilmiyorlar ya da söylediklerinde tamamen samimiyetsiz ve riyakardırlar.
Sayın Başbakan ve partisine mensup birçok insan en sonunda türbanın bir siyasi simge olduğunu itiraf ederken aynı zamanda demokrasiye ve laikliğe açıkça meydan okumuşlardır. Siyasi bir simge olarak türban acaba neyin kimin simgesidir kapıyı aralayalım ki gerçekler biraz daha açıkça ortaya çıksın.



     
Bilindiği üzere türban takanlar Müslüman dininin gereği olarak örtündüklerini dile getirmektedirler. Son zamanlara kadar masumane bir inançlılık gereği gibi görünen bu talep sayın Başbakan ve AK partinin diğer kurmaylarının söz konusu çıkışıyla tarihsel bir rotaya girmiştir. İnanç, evet sonuna kadar toplumsal bir öğedir. Peki ya siyaset! Siyasette kesinlikle sonuna kadar bir yönetim dolayısıyla da bir rejim öğesidir. Türban takmak Müslüman dininin bir gerekliliği ise ve aynı zamanda bu siyasi bir simgeyse türban aracılığıyla dini kuralların üniversitelere ve açıkça ifade edilmeye başlandığı üzere devletin diğer kurumlarına girmesi demektir. Dini kural ve gerekliliklerin resmi kurumlarda uygulanması ancak din devletlerinde olur. Gerek toplumsal yaşamda gerekse devletin idari yapısında dini kurallar, gereklilikler ve simgelerin kullanılması sizce ne anlama gelir. Evet! Türbana özgürlük diyen herkese soruyorum bu ne anlama geliyor? Din devletine gidiş değil midir? Önce üniversiteler sonra diğer kurumlar! Önce türban sonra diğer dini kural ve gereklilikler! Niyetten öte açıkça çizilen rota adım: adım dini devlete doğru gidiştir.
Türkiye Cumhuriyeti eğer bir din devleti değilse, diğer bir değişle dini gerek ve kurallarla yönetilmiyorsa; gerek üniversitelerde gerekse devletin diğer bütün kurumlarında türbana kesinlikle yer olmamalıdır. Türban takanların ‘türban taktığımız için eğitim hakkımız, çalışma hakkımız engelleniyor, özgürlüklerimiz kısıtlanıyor, bize karşı ayrım yapılıyor’ demeleri tamamen bir aldatmacadır.
Öncelikle Türkiye cumhuriyeti devletinin kuralları herkes için eşittir. Hiçbir dine, ırka, veya renge göre şekillenmemiştir. Evet! Bu ülkede yaşayan herkes yasa ve kurallara eşit mesafede iken birileri kalkıp yok efendim biz farklıyız; biz bu kuralları bu yasaları kabul etmiyoruz. Bizim kurallarımız bizim inançlarımız farklı diyorsa! Acaba ayrımcılığı yapan kim? Oyunbozan kim?
Ben herkesin kabul ettiği devletin kural ve yasalarını tanımıyorum dinimin veya inancımın emrettiği gibi davranmak istiyorum, bana ayrıcalık tanıyın, demek devleti tanımıyorum, herkesi tanımıyorum anlamına gelmez mi! Öyle değil diyorsanız! Acaba yarın devlet kurumunda çalışan bir memur veya üniversitede okuyan birileri benim inancım çıplaklık! Deyip çıplak gelmek isterse, bir diğeri benim felsefem içmek! Deyip devlet dairesine ve sınıflara rakı şişesiyle gelmek isterse, başka biri ben uzaylılara inanıyorum deyip bilim-kurgu filmlerinden fırlamış şekilde giyinip gelirse, bir diğeri ben satanistim deyip devlet kurumlarında ve üniversitelerde inancı ereği şeytanının gerektirdiği gibi giyinmek ve davranmak isterlerse ne olacak! O zaman siz türbanı savunanlar: hala biz bütün serbestlikleri destekliyoruz, sizlere saygı duyuyoruz, her şeye ve herkese özgürlük istiyoruz gibi ham liberal söylemleri diyebilecek misiniz? Hoşgörünüz yerinde kalacak mı? Yoksa takkeniz düşüp riyanın öteki yüzü Sivasta, Maraşta, Afganistanda, İranda ve Suudi Arabistanda olduğu gibi bir yobaz, bir cani ve barbar olarak mı hortlayıp herkesi sizin gibi olmaya mı zorlayacaksınız? Sizin gibi olmazsa da kafir deyip asacak, kesecek, yakacak veya taşlayacak mısınız?
Özgürlük herkesin istediği gibi giyinme ve davranması anlamına gelmiyor. Öyle olduğu anda hiçbir hak ve yasa sağlam kalmaz. Hepsi tecavüze uğrar, anarşi ve kaos yaşanır. Dini kurar ve gerekliliklerle yönetilen İran ve Suudi Arabistanda var olan baskı, yasak ve dayatmaları saymakla bitiremeyiz. Temel insan haklarının yanı sıra kadın hakları çocuk hakları her gün çiğnenmektedir. Türbana özgürlük adına üniversitelerde ve kamu kurumlarında her şeye özgürlük diyenlerin ne kadar samimi olduğunu sizlerin takdirine bırakıyorum. Şimdi buradan demokrasi ve özgürlük adına üniversitelerde türbana serbestlik kampanyasına imza atarken aydın diye geçinenleri kınarken demokrasiyi kullanarak demokrasiyi yok edip cumhuriyet yerine teokrasiyi kurmak isteyenlere alet olmamaları yönünde çağrı yapıyorum. Sözde özgürlükçü ham liberal argüman ve inançlara sayın Ali Nesin, Mete Tunçay ve Halil Berktay gibi akademisyenlerin de imza atmış olması sanırım en fazla Ali Nesinin babası Aziz Nesinin kemiklerini sızlatmış olmalıdır.
Türkiye Cumhuriyeti laik bir sosyal hukuk devletidir. Ve bu çerçevede devlete ait kurum ve kuruluşlarda türban takmanın yanı sıra dini kural ve gereklilikleri uygulamaya çalışmak hem bir ayrımcılık hem de bir suçtur. Her canlı organizmada olduğu gibi her rejimde de kendini koruma ve devamlılığını sürdürme refleksi vardır. Türkiye Cumhuriyeti de kendi rejimini korumaya yönelik yasa ve kuralları oluşturmuştur. Nasıl ki devleti bölmeye çalışan, banka soymaya çalışan, diğer insanların canına kastetmeye çalışan birileri yasa önünde suçlu oluyorsa; kamu kurum ve kuruluşlarında türban takmaya çalışanlar da açıkça ayrımcılık istemekle kalmayıp suç işlemektedirler. Yasanın önemlisi önemsizi olmaz. Devletin bir yanında başlayacak bir çürüme veya yozlaşma bütün devlet yapısına sirayet edebilir.
Son olarak suçlunun, ayrımcının, oyunbozancının mağduru oynayarak ne yapmak istediğini görmek için aklınızın üstündeki örtüyü kaldırın. Türbanın ya da örtünün örttüğü emelleri cumhuriyet yıkıldıktan, demokrasi gittikten sonra kimsenin görmeye fırsatı kalmaz. O yüzden siyasi bir simge olarak üniversitelerde ve devlet kurumlarında türbana hep beraber HAYIR deme zamanıdır. Bu modası geçmiş mağdur edebiyatına artık geçit vermeyelim.

 


Yazının içeriğinden yazarın kendisi sorumlu olup,sitemiz sorumluluk almaz.