Ana Sayfa||Araştırmalar ||Editör ||Site  Haritası|  

ENGLISH 

Sosyal Hizmet Mesleği
Mesleki Bilgiler
SHU Yazıları
SHU Yayınları
SHU Araştırmaları
SHU İsim Listesi
Sosyal Hizmet Alanları
Çocuk Refahı
Gençlik Alanı
Yaşlılık ve Sorunları
Aile Sorunları
Sosyal Sorunlar
Engeliler ve Sorunları
Tıbbi Sosyal Hizmet

İş İlanları

Kurum İlanları
Elaman İlanları
İş İlanı Verme
Bireysel Gelişim
Bireysel Gelişim
NLP
Toplam Kalite
Beden Dili
İletişim Bilgisi
Halkla İlişkiler
Ana-Baba Okulu
Sosyal Bilimler
Sosyoloji
Psikoloji
Sosyal Siyaset
Sosyal Siyaset Bilgileri
Kitap / Sanat
Kültür/Sanat
Kitap Tanıtımı
İnsan Hakları
İnsan hakları Bilgileri

 

  Hızlı Erişim
 

Google
 
Web www.sosyalhizmetuzmani.org

 

ÖZÜRLÜLER YASASI ÇIKARKEN,ÖZÜRLÜ ÇOCUK ANASI NE DİYOR?

Özürlüler İdaresi Başkanlığı’nca hazırlanan 71 maddelik “Engelliler Yasası Taslağı’nın”
4. maddesi “G” bendinde yer alan, “Yaşam hakkının kutsallığı ve dokunulmazlığı temelinde özürlü doğma ihtimali gerekçesi ile kürtaja cevaz verilemez” ibaresi tıp, hukuk, din, siyaset ve kitle örgütleri çevresinde yeni bir tartışma yarattı.
            Açıkçası, bu yasa ile çocuğun özürlü doğma olasılığı kesin dahi olsa, 10 haftalık hamilelik döneminden sonra kürtaja izin verilmiyor. Oysa down sendromlu bir cenin, ancak 17. haftadan sonra, çocuğun, zihinsel engelli olup olmayacağı 16 ile 24 haftalar arasında tespit edilebiliyor. 16 haftalık hamilelik döneminden sonra çocuğunun down sendromlu veya zihinsel engelli doğacağını öğrenen anne ne yapacak?
            İlçemizde faaliyet gösteren Rehabilitasyon ve Aile Danışma Merkezi’ne binbir güçlükle zihinsel engelli çocuğunu getiren annelere sorduk;
            16 haftalık, yani 4 aylık hamilesiniz.Sağlık kuruluşlarında yaptırdığın testlerle , çocuğunuzun zihinsel engelli doğacağını öğrendiniz. Ne yaparsınız?

 

N.G.    : Kesinlikle kürtajla aldırırım.
V.T.     : 3 aylık hamileyken çocuğumun özürlü olabileceğini hissettim. Çocuk doğum uzmanlarına hamileliğimin anormal geçtiğini, gerekli tetkiklerin yapılmasını söyledim. Üniversite hastanelerinde tetkikler yaptırdım. Bana “herşey normal, endişeye gerek yok” dediler. Çocuğum doğduktan sonra özürlü olduğunu öğrendikten sonra o doktorların canını almayı planladım, ama yapamadım. 10 haftalık değil, 24 haftalık olsa dahi kesinlikle hamileliği sona erdirirdim.
G.A.    : Özürlü çocuğumla beraber yaşarken çektiğim çileyi bir ben bir de Allah biliyor. Değil 10 hafta 24 haftalık ta olsa, özürlü çocuk doğurmak istemediğimden, her yolu dener kesinlikle hamileliğe son verirdim.
M.D.    : Çocuğun günahına giremem.
M.G.    : Evlendikten sonra 4 düşük yaptım. Annelik duygusunu yaşamayı çok arzu ediyordum. Sessiz ve içine kapanık biriydim ve kimseyle sorunumu paylaşamıyordum. 7 yıl sonra bu özürlü çocuğum doğdu. Onunla mutlu olmaya çalışıyordum. Bu çocuğumdan sonra çok sağlıklı olarak ikinci bir çocuğum oldu. Özürlü çocuğum için çalmadık kapı bırakmadım. Çocuğumla Bakan’ın odasına kadar girdim. Çare olmadığını öğrendim. Çocuğumla beraber yaşarken çok sıkıntı çekiyorum. Tedavisi olmayan zihinsel engelli bir çocuğun doğmaması gerektiğine inandım. Böyle bir olayı şimdi yaşasaydım hamileliğime son verirdim. 
K.K.    : Tedavisi olmayan özürlü çocuğu doğurmak istemem, aldırırım.
A.A.    : Şu anda özürlü çocuğumla beraber çok çile çekiyoruz. Kesinlikle aldırırım.
F.Ö.     : Kaderim derim, aldırmam. 1,5 veya 2 aylık ise aldırım.
B.A.     : Aldırırım.
S.A.     : Doğururum.
K.K.    : Benim çocuğum ağır özürlü değil, ama bana bağımlı yaşayacak çocuğu doğurmak istemem.
H.A.    : Aldırırım.
G.A.    : Aldırırım.
Z.A.     : Aldırırım.
F.Ş.     : Kesinlikle aldırırım. Eğer bu günahsa o günahı bir kere işlerim. Şimdi her gün günaha giriyorum.
S.Ö.     : Kesinlikle aldırırım.
E.S.     : Çocuğum okula gidiyor. Her ortamdan dışlanıyor. Kahroluyorum. Kesinlikle aldırırdım.
G.M.    : Kesinlikle aldırırdım.
Y.K.    : 16 hafta değil, 20 haftalık da olsa her yolu dener, hiç düşünmeden hamileliği sona erdiririm.Almanya’da özürlü çocuklara her türlü sağlık ve eğitim hizmetinin mükemmel bir şekilde verildiğini öğrendim. Almanya’da yaşayan akrabalarıma evlatlık vermeyi denedim, olmadı.Bir Alman kadına vermeyi bile denedim.
            Çoğunluk, kürtajla bu çocuğu aldırırım diyor. Peki 10 haftalık hamilelikten sonra “Cenin özürlü de olsa kürtaja cevaz verilmez” diyen yaşa çıkarsa bu insanlar yasa dışı yollara baş vurmayacaklar mı? Anne ölümleri artmayacak mı? Cami avlularına bırakılan çocuklar çoğalmayacak mı?

Bu yasa, AB normları çerçevesinde hazırlanıyor. Peki AB ülkelerinden bazıları ile ABD’de durum ne?

Almanya          : Engelli birinin, engelsiz bir insanla eşit sayılmayışına yol açacağı için böyle bir kürtaja karşı çıkılması, öte yandan da insanın anne rahmindeyken yaşam hakkının elinden alınması şeklinde.Buna rağmen eğer doktor tavsiyesi ve anne adayının isteği üzerine hamilelik sona erdirilecekse iki metod uygulanıyor.(1)

1)      Damar yoluyla verilen Kalsiyum Klorid ile ceninin hayatına son verilmesi.

2)      Göbek bağı üzerinden cenine sağlanan kan dolaşımının durdurulması.

Fransa  : 2002 yılında Nicolas adlı özürlü bir çocuk, anne karnında iken özürlülüğünün tespit edilmediği, zamanında müdahalede bulunulmadığı gerekçesi ile, doktoru mahkemeye vererek anne ve babasının yanı sıra kendiside tazminat aldı.(1)
Amerika: Engelli olarak dünyaya gelen insanlar, ana karnında iken özürlülüklerinin saptanamaması ve zamanında müdahalede bulunulmaması dolayısı ile mahkemelere baş vurup tazminat alabiliyorlar.(1) 

Olayın, bilim adamları, din adamları, hukukçular, siyasetçiler tarafından tartışılması güzel de, bu tartışmaya özürlü olarak doğurduğu çocuğuna, ölünceye kadar bağımlı, hatta ben ölünce çocuğuma kim bakar endişesi ile kahrolan anne ve onun eşi, neden bu tartışmanın içinde yer almıyor? Neden onlara sorulmuyor?       

            Özürlü veya özürsüz çocuklara sağlık ve eğitim hizmetleri vermek sosyal devletin görevidir.7 milyona yakın özürlü bireyimizin %10’una bile eğitim ve sağlık hizmeti veremezken, bu alana yatırım yapamaz durumdayken, kürtajın 10 hafta ile sınırlandırılması tartışması yerine, mevcut özürlülere verilebilecek sağlık ve eğitim hizmetleri planlanmalı.Bilim adamları, siyasetçiler, din adamları, demokratik kitle örgütleri enerjilerini bu alanda harcamalıdır.
            Özürlü çocuğu doğurup doğurmama kararını, aile ve bu alanda uzman kişiler karar vermelidir.

İsmail GÖKÇE
Öz. Eğt. Reh. Muh. Çoc. Kor.Der. Yönetim Kurulu Üyesi

İLETİŞİM:

Çaycuma Rehabilitasyon ve Aile Danışma Merkezi ZONGULDAK

TEL-0372 6152520 FAX: 0372 6150969

Kaynakca:

1-KOCA ÖMER,Yavuz , Posta Gazetesi,17.11.2003
 

 

 

 


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

.