Ana Sayfa||Araştırmalar ||Editör ||Site  Haritası|  

ENGLISH |DEUTSCHE

Sosyal Hizmet Mesleği
Mesleki Bilgiler
SHU Yayınları
SHU Araştırmaları
SHU İsim Listesi
Sosyal Hizmet Alanları
Çocuk Refahı
Gençlik Alanı
Yaşlılık ve Sorunları
Aile Sorunları
Sosyal Sorunlar
Engeliler ve Sorunları
Tıbbi Sosyal Hizmet

İş İlanları

Kurum İlanları
Elaman İlanları
İş İlanı Verme
Bireysel Gelişim
Bireysel Gelişim
NLP
Toplam Kalite
Beden Dili
İletişim Bilgisi
Halkla İlişkiler
Ana-Baba Okulu
Kaynak Bilgiler
Sosyoloji
Psikoloji
Sosyal Siyaset Bilgileri
Kültür/Sanat
Kitap Tanıtımı
İnsan Hakları Bilgileri

 

 

Sitemizin Yazarları

Google
Web sosyalhizmetuzmani.org


RADİKAL SOSYAL KİŞİSEL ÇALIŞMA
 

 Dr. Fatih ŞAHİN*

GİRİŞ

Sosyal hizmet mesleği, çağdaş dünyada bir meslek ve uygulamalı bilim dalı olarak yerini, meslek olmanın kriterlerini de yerine getirerek almıştır. Bu kriterler, sistematik teori, otorite, toplum yaptırımı, mesleki ahlak ve mesleki kültürdür.

Amerikan Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği Direktörler Kurulu’na göre “sosyal hizmet, sosyal işlevselliği gerçekleştirme ve bu amaca uygun toplumsal koşulları üretmek için birey, grup ve toplumların kapasitesini geliştirme ya da onarma amaçlı profesyonel bir yardım aktivitesidir. Sosyal hizmet uygulaması sosyal hizmet değer, prensip ve tekniklerinin profesyonel bir biçimde uygulanmasından oluşur. Bu uygulama ile, insanların uygun hizmetlere ulaşmasına yardım, birey, aile ve gruplarla danışma ya da psikoterapi, sağlık hizmetlerini sağlamak ya da geliştirmek için birey, aile ve gruplara yardım, uygun yasal süreçlere katılım amaçlarının birine ya da daha fazlasına ulaşılır. Sosyal hizmet uygulaması, insan gelişimi ve davranışı, sosyal, ekonomik ve kültürel kurumlara ilişkin bilgiler ve tüm bu faktörlerin etkileşimini bilmeyi gerektirir” (Federico 1976:31-32).

Skidmore ve Thackeray (1964: 8) ise, sosyal hizmetin, “birey, grup (özellikle aile), toplum problemlerinin çözümünde bireylere yardım eden ve sosyal kişisel çalışma, sosyal grup çalışması, toplum örgütlenmesi yöntemleri ve araştırma ve yönetim süreçlerinin yardımcılığı ile doyurucu bireysel, grup ve toplum ilişkilerine ulaşmayı amaçlayan bir sanat, bilim ve meslek olarak tanımlanabileceğini” belirtmektedir.

Pincus ve Minahan (1973)’a göre sosyal hizmet, amaç oriyantasyonlu planlı değişme sürecidir. Onlara göre, sosyal hizmet uygulamasının odağı, insanlar ve kaynak sistemleri arasındaki etkileşim ve bağlantılar ve birey ve sistemlerin işlevselliğinde karşı karşıya kalınan sorunlardır. Onlara göre, sosyal hizmet;

“İnsanların, yaşam amaçlarını, stres ile başetmelerini, özlem ve değerlerini gerçekleştirme becerilerini etkileyen insan ve çevresi arasındaki etkileşimle ilgilidir. Sosyal hizmetin amacı, bu yüzden, 1.insanların problem çözme ve başetme kapasitelerini geliştirme, 2. insanları, kaynak, hizmet ve şanslar tanıyan sistemler ile bağlantılandırmak, 3. bu sistemlerin etkili ve insancıl çalışmasını geliştirmek, 4. sosyal politikanın geliştirilmesine ve ilerletilmesine katkı vermek” olarak ifade edilebilir .

Görüldüğü gibi, sosyal hizmet mesleğinin odağı, bireylerin toplum içindeki işlevsellik yeteneğini etkileyen birey ve çevresi arasındaki (çevresi içinde birey) etkileşimdir (Connoway ve Gentry 1988; Fink, Pfouts ve Dobenstein 1985; Kut 1988; Pincus ve Minahan 1973). Sosyal hizmet mesleğinin en üst düzeydeki amacı, bireylerin ve tüm toplumun yaşam kalitesini iyileştirmek, korumak ve/veya artırmak amacı ile oluşturulmuş planlı değişme stratejileri yolu ile müracaatçıların etkileşimlerini geliştirmektir (Connoway ve Gentry 1988; Fink, Pfouts ve Dobenstein 1985). Sosyal hizmet insanlara;

1. İhtiyaç duydukları ve hakları olan kaynaklara ulaşmalarında,

2. Problem çözme kapasitelerini geliştirmelerinde,

3. Müracaatçılara hizmet sunanların gelişimini destekleme yolu ile örgütlerin gelişmesini teşvikte,

4. Özel ve kamu kurumlarında sosyal, sağlık ve çevresel politikaları etkileyerek destek sağlar (Fink, Pfouts ve Dobenstein 1985; Pincus ve Minahan 1973; Skidmore ve Thackeray 1982).

Sosyal hizmet mesleğinin literatürü incelendiğinde, herkesçe kabul gören tek bir tanıma rastlanamamasına rağmen varolan tanımlar aynı öğeleri içermektedir. Tüm tanımlar incelendiğinde, sosyal hizmetin, bilgi tabanına dayalı, yöntemleri olan ve sosyal refah sisteminin kaynaklarını kullanan toplumsal olarak tanınmış bir meslek olduğu anlaşılmaktadır. Rein (1970: 15)’a göre sosyal hizmet mesleğinin gelişimini engelleyen nedenlerden biri de tanımlanmasındaki zorluktur.

Esasen, bireyin sosyal işlevselliğini artırmak açısından tarihi yönden iki ayrı yaklaşım, sosyal hizmet girişimlerinin karakteristiği olmuştur. Bu yaklaşımlardan birincisi, sosyal reform, ikincisi ise bireysel tedavi üzerine ağırlık vermiştir. Sosyal çevre üzerine ağırlık veren reform yaklaşımı, bireylerin uygun yaşam koşullarına sahip oldukları takdirde işlevselliklerinin otomatik olarak gelişeceği sayıltısına dayanmaktadır. Bu sayıltı zaman zaman doğrulanmasına rağmen genelde hatalı bulunmuştur. Nitekim ruh sağlığı akımı, sosyal koşullar kadar ruhsal durumların da sosyal işlevselliği etkilediğini ortaya çıkarmıştır. Sosyal hizmetin daha sonraki gelişmeleri, reform yaklaşımından vazgeçme ve sosyal koşulları kısmen dışarıda bırakarak ruhsal durumlara gösterilen ilginin ortaya çıkması ile karakterize edilmiştir. Bilinçli ya da bilinçsiz olarak sosyal hizmet uzmanı psikiyatristi mesleki bir model olarak kabul etmiştir. Yirminci yüzyıldaki politik ve sosyal ortam ve bireyin kendi kaderi için sorumlu olduğu Amerikan görüşüne çok fazla değer verme eğilimi, sadece reformcu yaklaşımın cazibesini yok etmekle kalmamış, aynı zamanda, sosyal hizmet tarafından ruh sağlığı görüşlerinin çabuk kabulü ve benimsenmesi için uygun bir ortam da sağlamıştır. Daha yeni bilgi alanlarına verilen önem, sosyal hizmetle biyolojik, hatta duygusal gelişme arasında ilgi kurduğu gibi, psikolojideki mevcut bilgiyi kullanmaya ilişkin eğilimi de teşvik etmiştir (Kut 1988: 25-26). Sosyal hizmetin, mesleğin temel amacına ilişkin bu ikili (bireysel tedavi-sosyal reform) kavramsallaştırması, yüzyıllık mesleki evrimden sonra bile temel bir tartışma konusu olmaya devam etmektedir (Haynes 1998: 501; Abramovitz 1993: 6).

Mesleki ve disipliner gelişimi içerisinde sosyal hizmette neden-işlev tartışması (cause-function debate) tartışması üzerinde sıklıkla durulmuştur (Rein 1970). Bu tartışma, sosyal hizmet uzmanlarının, müracaatçılara, kendilerini içinde buldukları sosyal durumları kabul etmelerinde mi (ya da bu duruma uymalarında mı) yoksa toplumun kendisinin de değişme sürecine katılması yolu ile müracaatçıların sosyal durumlarıyla başetmeleri açısından mı yardım etmeleri (ya da değiştirmeye çabalamaları) gerektiği üzerinedir (Wyers 1991: 241). Esasen bu tartışma sosyal refah sistemi içerisinde gelişmiş bir meslek olan sosyal hizmetin çeşitli toplumlarda uygulanış biçimi ile de ilişkili gözükmektedir. Örneğin sosyal hizmet kimi toplumlarda, çeşitli nedenlerle, sadece toplumsal yapının ürettiği sorunların giderilmesi ve gereksinimlerinin karşılanmasına yönelmekte ve bu sorun ve gereksinimlerin kaynağı olarak bireyi görür iken (residual social work), diğer toplumlarda sorun ve gereksinimlerin ortaya çıkmasında temel kaynak toplumsal yapı olarak görülmekte ve bu sorun ve gereksinimlerin ortaya çıkmasını daha baştan engellemeye (preventive) çalışılmaktadır. Bu ele alışlardan birincisinde adeta birey yaşadığı sorun ve karşılayamadığı ihtiyaçları için suçlanmakta, bir başka deyişle duruma uyum sağlamaları sağlanmaya çalışılmakta ikincisin de ise bireysel sorun ve ihtiyaçların nedeni olarak görülen sosyal yapı bireylerinde katılımının sağlanması yolu ile değiştirilmeye çalışılmaktadır.

Bu tartışmanın izdüşümüne mikro ve makro sosyal hizmet uygulamaları kavramlaştırmasında rastlanmaktadır. Mikro sosyal hizmet uygulamaları, birey ya da küçük bir grubun üyesi olarak birey üzerinde odaklaşır ve çevresel stres ile başetmesinde bireye yardıma yönelir. Mikro stratejilere, sosyal kişisel çalışma, sosyal grup çalışması örnek olarak verilebilir. Makro sosyal hizmet uygulamaları ise, birincil olarak toplum ve geniş sosyal sistemlere yönelen ve amacı bu sistemlerde değişiklik yaratmak olan uygulamalar olup, bireylerin sosyal işlevselliğinin, içinde yaşadığı koşulların (durumun) uygunlaştırılması yolu ile de arttırılabileceği inancına dayalıdır. Makro stratejilere, toplum organizasyonu, sosyal refah politikası oluşturma ve planlama örnek verilebilir (Compton ve Galaway 1979: 10). Görüldüğü gibi bu uygulamalarda da odak ya birey ya da durumdur. Bununla birlikte, Şahin (1999:67)’in de belirttiği gibi, hem bireye hem topluma yönelen müdahaleler sosyal hizmet karakteri taşımaktadır. Bireylerin sosyal işlevselliğini artırmak açısından bireye yönelen mesleki müdahalelerin yeterli olmayacağını, sosyal yapının temel bir değişken olarak sosyal işlevselliği etkilediğini savunan ve sosyal hizmet uygulamalarında önemli bir yaklaşım biçimi olan “radikal yaklaşım”ı incelemek önemli hale gelmektedir.

SOSYAL HİZMETTE RADİKAL YAKLAŞIM

Sosyal hizmet mesleğinin temel yönelimlerinden bir tanesi de hiç kuşkusuz radikal yaklaşımdır. Sosyal hizmette radikal görüşler, Marksist ideolojiden etkilenmiştir ve sosyal hizmet uygulamalarının odağı bireyden uzaklaşarak toplumun yapısına yönelmiştir. 1930’lu yıllarda ekonomik depresyon, sosyal hizmette radikal uygulama için temel bir uyaran olmuştur. Sosyal hizmette radikal görüşler 1970’li yıllarda özellikle önem kazanmıştır. Bu etki, 1980’li yıllarda azalmıştır. Bunun nedenleri arasında, pek çok ülkedeki genel politik gelişmelerin radikal anlayışa yönelik ters tepkileri sayılabilir. Ancak 1980’lerin sonlarında Sovyetler Birliği komünist rejiminin yıkılması, Doğu Avrupa’daki gelişmeler ve muhafazakar ülkelerde eşitsizliklerin artması tekrar radikal sosyal hizmete ilgiyi artırmıştır (De Maria 1992, 1993).

Radikal kelimesi, Payne (1997: 214)’in de belirttiği gibi, politik olarak radikal düşünceler ile karakterize edilen sosyalist düşünceler ile ilişkili ve temel değişimleri içermektedir. Sosyalist bakış açısından kaynaklanan görüşler ise sosyal hizmeti etkilemiştir. Bu etkiler aşağıdaki şekilde gruplandırılmıştır:

1. Problemler bireysel olmaktan ziyade sosyal ve yapısal olarak tanımlanır. Bu, açıkça, kapitalist toplumlarda bireysel ilişkilerin sosyal ilişkilerin ürünü olarak ele alınması anlamına gelir.

2. Toplumdaki belirli bir gruba ilişkin olarak eşitsizlik ve adaletsizlik onların çalışan sınıf pozisyonları (working-class position)’ndan kaynaklanır. Eşitsizlik ve adaletsizliğin giderilmesi sosyal aksiyonun temel hedefidir.

3. Eşitsizlik yapılarından ziyade eşitlik yapıları yolu ile toplumdaki örgütlenmelere yönelik işbirlikçi ve paylaşımcı yaklaşımlar önemli amaç ve motive edici faktör olarak değerlendirilir.

4. Sosyalist düşüncede değişmenin odağı, politik aksiyon ve geniş sosyal değişimdir. Eşitsizlik ve adaletsizlik toplumsal yapının bir ürünü olduğundan problemlerin nihai çözümü kapitalist toplumda gerçekleştirilemez. Sadece önemli sosyal değişmeler kapitalizmden kaynaklanan problemleri çözebilir. Bu ise, en azından sosyal ve politik düşünce bazında devrimi öngörür.

5. Praxis düşüncesinin anlamı, uygulamanın teoriyi yansıtması ve değiştirmesi için teoriyi uygulamaya aktarmaktır. Bizler eyleme geçtikçe, eylemliliğimizde varolan fikirler anlamını bulurlar. Bu nedenle eylemler, bizim yaptığımız şeyler ile ifade edilir ve uygulamada düşünceler deneyimlendikçe kendimize ilişkin görüşlerimizi değiştirir. Teori, bir parça günlük uygulamanın dışındaki düşüncelerden kaynaklanmalıdır. Yoksa, o uygulamanın basit bir yansıması olurdu. Fakat teori, tamamen varolan uygulamanın dışında olamaz. Bu noktalar, sosyal hizmetteki radikal uygulamanın sosyalist teoriden kaynaklanan temelleridir (Payne 1997: 214).

Sosyal hizmet sözlüğüne göre radikal sosyal hizmet (Parker 1987:135) “eşitlik amacını gerçekleştirme, sosyal problemlere çözüm getirme ve kurumlarda değişiklikler yaratmaya yönelmenin en etkili yolu olarak kimi sosyal hizmet uzmanları arasında varolan bir ideoloji” olarak tanımlanmaktadır. Radikal sosyal hizmet, pasif direniş, gösteriler, grevler, politik ve sosyal aktivizmi de içeren değişiklikleri barışçı yollarla ortaya koyan teknikleri içerir.

Collins sosyal hizmet sözlüğüne göre radikal sosyal hizmet, “sosyal refah ve sosyal hizmet teorisi ve uygulaması kavramlarını yeniden düşünmeye yönelten bir temel çaba”dır. Bu yeniden düşünme çabasında, bireysel problemlerin sınıf farklılığı ve ırk (racial) ayrımı gibi kimi baskıcı sistemlerden kaynaklandığı ya da sosyal refahın sağlanmasında piyasa(market)’nın rolü üzerinde durulur (Thomas ve Pierson 1995:313).

Radikal sosyal hizmet, geleneksel (psikodinamik) sosyal hizmeti eleştirmektedir. McIntyre (1982 akt. Payne 1997: 216) geleneksel sosyal hizmetin radikal yaklaşıma göre eleştirisini yapmaktadır. Bu eleştiriler üç başlık altında toplanmıştır:

1. Geleneksel sosyal hizmette açıklama biçimleri, karmaşık sosyal problemleri bireysel psikolojik problemlere indirger. Sosyal kaynaklı problemlerden dolayı müracaatçıyı sorumlu tutarlar; bir başka deyişle sorunun sosyal kaynaklı olduğunu yadsırlar.

2. Bu anlayış, aynı deneyimi yaşaması muhtemel olan müracaatçılar ile sosyal sorunları kişiselleştirilerek açıklanan müracaatçıları birbirinden uzaklaştırır ve birlikte çalışmalarını engeller.

3. Bu, kapitalizmin baskıcı sosyal düzenini güçlendirir.

Yine geleneksel sosyal hizmet, radikal sosyal hizmeti “burda ve şimdi” yaklaşımı ve insanların karşı karşıya kaldığı problemler üzerinde daha az odaklaşması ve gelecekteki daha iyi toplumun yaratılmasında daha fazla odaklaşması açılarından eleştirmektedir. Esasında bu eleştiriler bireylerin şu anki ihtiyaç ve istek değerlendirmelerine güvenmemek anlamına gelmektedir (Banks 1995:59).

Bu kritiğe rağmen, radikal teori ile geleneksel sosyal hizmet arasında ilişkiler bulunmaktadır. Webb (1981 akt. Payne 1997) bunları dört temel başlıkta toplamaktadır.

 

1.      Her ikisi de bireysel problemleri toplumun ürettiğini kabul etmektedir.

2.      Bizi etkileyen sosyal koşulları etkileyebileceğimizi ortaya koyması açısından, her ikisi de, birey ve toplum arasındaki ilişkiyi transaksiyonel (transactional), yansıtıcı (reflexive) ya da karşılıklı etkileşimli (interactive) olarak betimlemektedir.

3.   Her ikisi de, müracaatçı otonomisine önem vermektedir. Geleneksel sosyal hizmet, bireysel ihtiyaçlar ve otonomi ile çatışmalı olabilecek genel sosyal hizmet amaçlarının peşinde koşmayı ihmal etmesi açısından radikal sosyal hizmeti, radikal sosyal hizmet ise uyulacak sosyal zorlamaları görmezlikten geldiği için geleneksel sosyal hizmeti eleştirmektedir.

4.      Her ikisi de, müracaatçıların, içinde yaşadıkları duruma yönelik davranış geliştirmeleri için durumlarını anlayabilecekleri değerini kavramıştır. Bununla beraber, eylemin amacı ve sonuçları farklıdır. Her ikisi de, diğerinin eylem biçiminin değerini inkar eder.

Radikal sosyal hizmetin temel beş konusu aşağıdakilerdir:

1.   Yapısal analiz, toplumun sosyal ve ekonomik yapısı içerisinde bireysel problemleri nedenlere (causes) taşır.

2.   Sosyal hizmetin ve refah hizmetlerinin sosyal kontrol fonksiyonu, çalışma içerisinde sürekli olarak anlaşılır ve ifade edilir.

3.   Sosyal, ekonomik ve politik düzenlemelerde statükonun eleştirisi sürekli olarak yapılır.

4.   Baskıya karşı bireyin korunması, çalışmanın temel odağıdır.

5. Bireyin özgürleşmesi ve sosyal değişme önemli amaçlardır (Payne 1997:227).

Sosyal problemlerin yapısal nedenleri üzerinde odaklaşan feminist, ırkçılık karşıtı (anti-racist) ve diğer baskı karşıtı (anti-oppresive) yaklaşımlar radikal perspektif içerisinde değerlendirilmektedir. Bununla beraber, tüm feminist ve ırkçılık karşıtı yaklaşımlar radikal değildir. Bu yaklaşımlardan kimileri, liberal ya da reformist de olabilir. Her ne kadar radikal sosyal hizmet müracaatçıya bir birey olarak güvense de müracaatçıların baskının doğasına ilişkin bilinçliliği artırılmalı ve sosyal değişim için birlikte çalışma kapasiteleri geliştirilmelidir. Sosyal hizmet uzmanları, müracaatçıların daha fazla seçenek sahibi olmaları ve sosyalist/baskıcı olmayan bir toplumda insan olarak potansiyellerini geliştirmelerine olanak sağlayacak koşullara yönelik olarak çalışmalıdır (Banks 1995:59).

Aşağıdaki tabloda radikal ve radikal olmayan sosyal hizmet uygulamalar arasındaki farklar ele alınmaktadır:

Tablo1: Radikal ve Radikal Olmayan Uygulamalar Arasındaki Farklar

Sosyal Hizmetin          Radikal Olmayan Yaklaşım-        Radikal- Yapısal Odaklı
Bileşenleri                         Çevre Odaklı  

Sosyal faktörler

 

Sosyal çevre  problemlerle ilişkilidir.

Problemlerin nedeni sosyo-ekonomik yapıdır.

Örnekler

İletişim kalıpları

Rol kalıpları

Grup/aile normları

Önceki sosyal deneyimler

İlişkiler/ağlar

Materyal kaynaklar

Güç dengesizlikleri ve eşitsizlikler

Baskın sosyal uygulamalar

Baskın sosyal inançlar

Tarihsel ve sosyal değişme

Etiketleme süreçleri

Sosyo-ekonomik yapılar

Değerlendirme

 

 

Bireyler çevreleri ile baş edemezler

Sosyo-ekonomik yapı bireysel ihtiyaçları karşılamak açısından yetersizdir.

Örnekler

Etkisiz iletişim

Rol çatışmaları

Grup/ aile normları arasında çatışma

 

Geçmişe dönük negatif öğrenme

 

Yetersiz sosyal ilişkiler, sosyal destek yetersizliği, izolasyon

Materyal kaynak yoksunluğu

Güçte yoksun olma

İdeolojik sosyal sınırlamalar

Çıkar grupları arasında çatışma,gizli sosyal gündemler

Sosyal değişmeyi etkileme ve değiştirme yeteneğinde yetersizlik

Etiketleme etkileri

 

Sınırlayıcı sosyo-ekonomik yapılar

Amaçlar

 

 

Bireylere sosyal duruma uymalarında ve onunla başetmelerinde yardım

 

Bireylere onları etkileyen yapıları değiştirme ve kontrol etmelerinde yardım

Örnekler

İletişimi geliştirme

Stresten kurtulma, beklentileri değiştirme

Çatışmaları çözme

 

Geçmişten bağımsız bugün

 

 

Materyal kaynak sağlama

Sömürülen insan gücünü geliştirme

İdeolojik sınırlamaları azaltma

 

Sömürüyü azaltma,saklı baskı sosyal gündemini ortaya çıkarma, güç dengesizliklerini eşitleme

Değişme kapasitesini ve yaşamı kontrol etmeyi artırma, tarihi ve sosyal değişmenin etkilerine ilişkin bilinci artırma

Sınırlayıcı sosyal yapıları değiştirerek materyal kaynak sağlama

Yöntemler

Bireysel uyum ve başetmeyi sağlama

 

Bireysel değişme ve kontrolü sağlama

Örnekler

Beceri eğitimi, pratik yardım

Kaynakların pasif kullanımı

Duygusal empati

Duygusal destek

Kendine bilinçlilik geliştirme

Aile terapisi; ilişki çalışmaları

 

Sosyal eğitim

Kaynakların aktif kullanımı

Sosyal empati

Sosyal destek

Kritik bilinçlilik; güçlendirme

Savunuculuk

Radikal ve radikal olmayan uygulamalar arasındaki farkları bu biçimde inceledikten sonra, radikal sosyal hizmet oryantasyonlu sosyal kişisel çalışma yöntemini ve özelliklerini irdelemek önem kazanmaktadır.

RADİKAL SOSYAL KİŞİSEL ÇALIŞMA

 

Sosyal hizmette radikal sosyal kişisel çalışmanın tarihçesi 1960’lı yıllara dayanmaktadır. Genellikle uygulanan, geleneksel ya da psikoanalitik sosyal kişisel çalışmanın politik olarak tutucu olduğu belirtilmektedir. Diğer taraftan radikal terapi, toplumun baskıcı özelliklerine daha duyarlıdır. Radikal sosyal kişisel çalışma, radikal sosyal adalet hareketi ve bu hareketin ilkeleri ile uyumlu bir biçimde gelişmiştir. Fook’a göre radikal sosyal kişisel çalışma; “ bireysel problemlerin yapısal nedenleri ve daha da özelde problemlere neden olan birey ve sosyo-ekonomik yapı arasındaki karşılıklı etkileşim üzerinde odaklaşan birey odaklı yardım” olarak ortaya konmaktadır (Payne 1997:227).

Radikal terapinin amacı, insanların duygusal stresine neden olan ya da duygusal streslerini artıran adaletsizliklerin bilincine varmalarında onlara yardım etmektir. Radikal terapi, yarışmacı, tüketim odaklı bir toplumun kendimize ve çevremizdekilere ilişkin davranışlarımızı nasıl belirlediğini anlamamızla ilgili bilinçliliğimizi artırır. Radikal terapistler, müracaatçılara, onların geçmişlerini araştırma ve ailelerini suçlamaktan ziyade sosyal kurumların baskılarını anlama açısından yardım ederler. Radikal terapinin arzu edilen sonucu, müracaatçıları baskı altına alan güçlere onların karşı gelmelerine yol açan müracaatçıyı güçlendirmektir (client empowerment). Radikal terapistlere göre, “terapi” içsel baskıları ele almak açısından gereklidir ve belirli özgürleştiren terapötik teknikleri olanlar, anlamlı bir kendilik ve dünya duygusu üretebilirler. Terapinin yanlış kullanımı müracaatçının güçlendirilmesinden ziyade artan oranda yabancılaşmaya yol açabilir (Macht, Quam ve Seidl 1986:116-117).

Fook (Payne 1997:227) dört tane radikal sosyal kişisel çalışma amacı tanımlamaktadır:

1. İdeolojik sınırlamaları azaltmak. Davranışlardaki sınırlandırmalar, rol seçeneklerini genişleterek, rol çatışmalarını çözerek, müracaatçıların alternatif roller geliştirmelerini sağlayarak, rolleri değiştirerek, rollere göre nasıl sosyalize olduğumuz hakkında bilinçliliği artırarak yok edilebilir. İnanç sınırlamaları, yanlış inançları değiştirerek, inançlar ya da değerlerdeki çatışmaları tolere ederek, müracaatçıların çözüm için yollar bulmalarına yardım ederek ya da kendi kendini koruyan inançları değiştirerek azaltılabilir. Yapısal sınırlandırmalar, ek materyal kaynakları sağlayarak ya da yeniden dağıtarak, kaynaklar üzerindeki gücü ve girişi artırarak ve yarışan çıkar grupları arasında gücü eşitleyerek etkilenebilir.

2. Baskı ve sömürüyü azaltmak. Bu ise, davranış ve inançları değiştirerek, daha yüksek bireysel güç geliştirerek, alternatif destek sistemleri ile müracaatçıların bağlantı kurmasına yardım ederek başarılabilir.

3. Etiketlemenin etkilerini azaltmak. Öncelikle, sosyal hizmet uzmanı, müracaatçılara etiketlemenin onları nasıl etkilediğini anlamaları konusunda yardım etmelidir. Müracaatçı kendi kendini suçlamayı bırakmalı, benlik saygısını artırmalıdır. Sosyal hizmet uzmanı, müracaatçıların seçeneklerini ve alternatif rol şanslarını da artırmalıdır.

4. Kişisel değişimi sağlama. Bu amaç, insanların güç kazanmaları ve kendi hayatları üzerinde kontrol sahibi olmaları ile ilgilidir. Tarihi ve sosyal bağlama ilişkin bilinçlilik, müracaatçının tarihi ve sosyal etkileri anlamasına yardım eder ve bu ise yabancılaşmayı azaltmayı sağlayabilir.

Fook, mesleki uygulamalara rehberlik edecek strateji ve teknikler dizisi betimlemektedir.

Bu stratejilerden bir tanesi kuruluşun sınırlamaları ile ilgilenmektir. Kuruluş politika ve prosedürlerinin  analizinde yer alan dikkatli dokümantasyon ve araştırma ile bireysel vakalarda kullanılabilecek kuruluş süreçlerinin değişimi deneyimleri ele alınmaktadır. Vaka toplantılarında müracaatçıyı anlamanın alternatif yollarının artan tartışması ve sosyal hizmet uzmanının yapacaklarına ilişkin uygunsuz bürokratik sınırlamaların reddi taktik olarak kullanılabilir. Sosyal hizmet uzmanları, “bitmemiş” işleri de kabul etmek zorundadır. Bu ilerlemedeki küçük adımların da önemli olarak kabulünü gerektirmektedir. Politik ve müzakereci taktikler doğrudan yüzleştirmeyi de içerir. Çok aşırı bir istek ortaya koyup daha azına razı olmak da ilerlemeye yardım eder.

Bir başka teknik grubu ise, müracaatçılar arasında eleştirel bilinçlilik geliştirmek ile ilgilidir. Bu mutlaka, onları ya da karşı karşıya aldıkları konuları politize etmek demek değildir. Bu, açıklama sürecini ve durumu anlamalarını paylaşmak demektir. Müracaatçının kendi algılaması ve amaçları baskın olmalıdır. Sosyal hizmet uzmanları, müracaatçılara, yaşamlarındaki dışsal etkiler önemli olduğunda durumdan kendilerini sorumlu tutmamaları için içsel faktörlerden dışsal faktörleri ayrıştırarak yardım edebilirler. Eleştirel sorgulama, yanlış düşünceleri (mitleri) ve sınırlandırılmış davranışları değiştirmeye çalışma, düşünme ve yaşamanın alternatif yollarını yaratma, bu sürece önemli katkılar verir.

Müracaatçıların lehine savunuculuk ve onları sürece katmak, uygulamanın önemli radikal bir biçimidir. Güçlendirme, müracaatçılar ile paylaşma ve onlara gücü kullanma deneyimi sağlamayı içerir. Sosyal kişisel çalışma ilişkisi de radikal bir biçimde geliştirilebilir. Sosyal kişisel çalışma, müracaatçının otonomisi ve baskı ve sömürünün azaltılması üzerinde önemle durur. Eşitlik ve paylaşıma dayalı mülakatlar, müracaatçıya önemli deneyimler kazandırır. Uygun bilginin dikkatli bir biçimde toplanması da özel olarak önemlidir. Sosyal hizmetteki eğitsel süreçler, hem eylem ve bilinçlilik hem de anlayış üzerinde odaklaşmalıdır.

Sosyal kişisel çalışmada kaynaklar aktif olarak kullanılmalıdır. Bilgi, müracaatçının otonomisini artırmak için kullanılmalıdır. Diğer hizmetlere yapılan havaleler müracaatçının fırsatlarını artırmak için kullanılmalıdır. Grup, toplum ve materyal kaynaklar müracaatçıların eşitliğini sağlamak ve onların hayatları üzerindeki kontrollerini artırmak için yaratıcı bir şekilde kullanılmalıdır. Empati önemlidir, çünkü doğru bir şekilde müracaatçılara deneyim ve bilgilerini paylaşma olanağı tanır. Ayrıca, sosyal hizmetteki eğitim sürecinin daha iyi kullanımını sağlar. Destekleme önemlidir fakat sadece duygusal boyut ile sınırlandırılmamalıdır. Alternatif destek sistemleri, müracaatçıların hayatları üzerinde varolan kontrollerini güçlendirir. Geniş sosyal deneyimler, bireyin onaylanmasını sağlar. Sosyal hizmet uzmanları, risk alan insanları da desteklemelidir. Değerlendirme, kendisinin de öğretici bir süreç olması, müracaatçıların olup biten hakkında algısının ve uzmanın gelecekte etkili bir biçimde çalışma kapasitenin güçlendirilmesi açılarından da önemlidir.

 

SONUÇ

İnsan yaşamında psikolojik ve toplumsal boyut son derece önemli yer tutmaktadır. Bu temel gerçeğe rağmen, insana yardım etme, onun sosyal refahını sağlama uğraşısında olan bilim ve meslekler, büyük ölçüde bu iki yönden birinde odaklanmaktadır. Bu açıdan değerlendirildiğinde sosyal hizmet bireyin bio-psiko-sosyal bütünlüğü üzerinde odaklanan bir disiplin ve meslek olarak diğer yardım veren meslekleri de tümleyen bir konumdadır.

Bir başka deyişle, birey ve topluma ayrı ayrı önem vererek her ikisi ve ikisinin etkileşimlerini birey ve toplumun sosyal işlevselliği temelinde ele alma sosyal hizmetin yardım veren meslekler arasındaki eşsizliğini de ortaya koymaktadır. Teorik tasarımı açısından anılan temelde değerlendirilen sosyal hizmet, tarihsel gelişimi içerisinde sorun ve ihtiyaçların ortaya çıkışında bireysel odağa toplumsal odağa göre daha fazla önem vermiştir (Şahin 2000; Şahin 1999; Fiqueira, 1993 179­;  Specht 1990; Jannson 1990; Dolgoff 1981: 284-285). Esasen böylesi bir durum sosyal hizmetin toplumsal değişme, sosyal adalet ile ortaya konulan ve özgünlüğünün temeli olan boyutuna zarar vermektedir. Şahin (1999: 67)’in de belirttiği gibi, toplumsal yapı değişkenine dolayısı ile sosyal adalete yönelmeden bireylerin tedavisine yönelme ya da bireylerin tedavisine yönelmeden toplumsal yapı dolayısı ile sosyal adalete yönelme mesleki uygulamanın kısırlaşması ve hatta yapılan mesleki faaliyetin sosyal hizmete aşina ancak kesinlikle sosyal hizmet sayılamayacak bir faaliyet olmasına yol açabilecektir.

Anılan çerçeve içerisinde, sosyal hizmet birey ve toplumun refahında toplumsal yapı değişkenine hakettiği ilgiyi yeterince gösterememiş ve bu nedenle de kimliğinin son derece önemli bir bileşenini uygulamaya büyük ölçüde geçirememiştir. Sosyal hizmetin diğer yardım veren meslekler arasında “kimliğinin özgünlüğünü” tam olarak ortaya koyamamasının bir nedeni de bu biçimde açıklanabilir.

Radikal sosyal hizmet ise sosyo-ekonomik yapıdaki yetersizliklerin bireysel ihtiyaçları karşılamaktaki yetersizliğini sorunların nedeni olarak görmektedir. Bu ele alış, hem insanları çevreleyen sosyal koşulların iyileştirilmesi yolu ile sosyal işlevselliğin artacağına inanan makro sosyal hizmet uygulamalarını, hem de birey ya da küçük bir grubun üyesi olarak birey üzerinde odaklaşan ve çevresel stres ile başetmesinde bireye yardıma yönelen mikro sosyal hizmet uygulamalarını zenginleştirmektedir.

Tüm bu nedenlerle, bir mikro sosyal hizmet uygulaması olan sosyal kişisel çalışma yöntemine radikal sosyal hizmet bakışı ile yaklaşmak, mesleğin tüm uygulamalarında gerçekleştirmeye çalıştığı mikro-makro uygulama bütünleşmesini gerçekleştirmek açısından yararlı olacaktır.  

Sosyal hizmetin temel yönelimlerinden bir tanesi olan radikal sosyal hizmeti,  mesleğin tüm boyutlarına, sorunları üreten toplumsal yapı tanımlaması çerçevesinde daha fazla katmak, mesleğin doğasını hayata geçirmenin yegane yolu olacaktır.

 

YARARLANILAN KAYNAKLAR

Abramovitz, Mimi

1993    “Should All Social Work Students Be Educated For Social Change” Journal of Social Work Education Vol:29 Nu:1:6-11.

Allan, P. ve A. Minahan

1973    Social Work Practice: Model and Method, Itasca III.: Peacock.       

 

 

Banks, Sarah

1995    Ethics and Values in Social Work , Macmillan Press Ltd., Houndmills, Basingstoke, Hampshire, RG21 2XS London.

Barker, Robert L.

1986    The Social Work Dictionary, National Associations of Social Workers, Silver Spring, Maryland.       

Burhardt, Steve ve M.Fabricant

1987        “Radical Social Work” Encyclopedia of Social Work, NASW, 18th  edition,455-462.

Compton, B.R. ve B. Galaway

1979   Social Work Processes. The Dorsey Press, Homewood, Illinois.

Connoway ,R.S. ve M.E. Gentry

 1988   Social Work Practice. Englewood Cliffs,NJ:Prentice   Hall.

De Maria William

1992    “Alive on The Street, Dead in The Classroom: The Return of Radical Social Work and the Manufacture of Activism” Journal of Sociology and Social Welfare, Cilt:19, Nu:3, 137-158.

1993    “Exploring Radical Social Work Teaching in Australia” Journal of Progressive Human Services Cilt:4 Nu:2, 45-63.

Dolgoff, Ralph L.

1981      “Clinicians as Policymakers.” Social Casework: The Journal of Contemporary Social Work, Vol:62, Nu:5:284- 292.

Federico, Ronald C.

1976   The Social Welfare Institution: An Introduction, Second Edition, D.C. Heath and Company

 

Fiqueira, Mc Donough Josefina

1993   “Policy Practice: The Neglected Side of Social Work Interventions.” Social Work, Vol:38,Nu:2:179-188.

Fink, A.E. , J.H. Pfouts, A.W. Dobelstein

1985   The Field of Social Work. Beverly Hills, CA:Sage .

Haynes, Karen S.

1998  “The One Hundred-Year Debate: Social Reform Versus Individual Treatment”Social Work, (Special Centennial Issue) Vol:43 Nu:6: 501-509.

Jansson, Bruce S.

1990  Social Welfare Policy:From Theory to Practice.  Wadsworth

Publishing Company, Belmont, California.

Kut, Sema

1988   Sosyal Hizmet Mesleği, Nitelikleri, Temel,Unsurları, Müdahale Yöntemleri. Ankara.

Macht, M. W., Jean K. Q., F. W. Seidl

1986    Social Work: An Introduction, Charles E. Merrill Publishing Company, A Bell & Howell Company.

Rein, Martin

1970  Social Policy. New York : Random House.      

Skidmore, R. ve M. Thackeray

1964   Introduction to Social Work.New York : Appleton –Century-Crofts.

1982   Introduction to Social Work. Englewood Cliffs,NJ: Prentice Hall.    

 

Specht, Harry

1990   “Social Work and Popular Psychotherapies.” Social Service Review,Vol:59: 345-357.

Şahin, Fatih,

2000   Sosyal Hizmet Uzmanlarının Sosyal Refah Politikası Süreçlerine Katılımı, Aydınlar Matbaası, Ankara.

1999   “Sosyal Hizmetin Doğası ve Paradigmaları”, Prof. Dr. Sema Kut’a Armağan: Yaşam Boyu Sosyal Hizmet, Ed:Nesrin Güran Koşar, Aydınlar Matbaası, Ankara, 1999

Thomas, M.ve J. Pierson

1995   Collins Educational Dictionary of Social Work, Collins Educational Limited, London.

Wyers, Norman L.

1991   “Policy- Practice in Social Work : Models and Issues.”  Journal  of Social Work Education,

Vol 27, Nu:3: 241-250.

* H.Ü. Sosyal Hizmetler Yüksekokulu Öğretim Görevlisi

* Kaynak: Fook, 1993 Tablo 3.3-6 akt. Payne 1997, s. 22


 




Bize Ulaşın