Sosyal Hizmet Uzmanları Web Sitesi
  

PSİKOLOJİ

 Rehberlik ve Psikolojinin Ortaya Çıkışında Kapitalizmin Etkisi

 Ahmet AY
 

Ana Sayfa
 
Aile Sorunları
Çocuk Refahı
Engelli
Gençlik
Sosyal Sorunlar
Tıbbi Sosyal Hizmet
Yaşlılık

Mesleki Bilgiler

SHU Araştırmaları
SHU İsim Listesi
SHU Yayınları
İnsan Hakları
Sosyal Siyaset
Sosyoloji
Söyleşiler
Psikoloji

Meslek Elamanı Arayan Kurumlar ve İş Arayan Meslek Elamanları

 


Rehberlik ilk olarak 1908’de Frank Parsons tarafında mesleki bürolar adında kurulmuştur. Psikoloji ise 1876 yılında W. Wundt tarafından Almanya da ilk psikoloji laboratuarı kurularak felsefeden ayrılmıştır. Rehberliğin ortaya çıkışı ve psikolojinin felsefeden ayrılıp bağımsız bir bilim haline gelmesi, kapitalizmin gelişmekte olduğu yani hızla geliştiği bir döneme gelmektedir. Burada rehberliğin ortaya çıkmasında ve psikolojinin bağımsız bir bilim olmasında kapitalizmin etkisine değinilecektir.

Sanayi devrimiyle beraber 18. Ve 19. Yüzyıllarda teknik ve bilim gelişmiş, bu gelişmelerle beraber bütün sosyal kurumlar etkilenmiş ve bu sosyal kurumların sahip olduğu değerler değişmiştir. Ve değişim insanı etkilemekte ve insanın sahip olduğu değerleri sarmıştır.

Makinalaşmayla beraber nüfuz hızla artmaya başlamış ve köyden kente göç başlamıştır. Bu göçlerle beraber kentlerde nüfus, fabrika etrafın da yoğunlaşmaya başlamış, gecekondu mahalleleri oluşturulmuştur. Böyle bir süreçte insanlar geçim ve uyum problemi konusunda sorun yaşamışlardır.

18.yy lın sonlarına doğru kapitalizmin kesinleşen zaferiyle beraber, kapitalist sistem yeni bir anlayış tarzı dayatmış ve bireysellik üst düzeye çıkmıştır. Kapitalizm bunu serbest rekabet ile gerçekleştirmektedir. Bu dönem itibariyle sermaye tek elde toplanmaya başlanmış, insanlar mülksüzleştirilmiştir. Artık işçi sadece patron için çalışmakta ve işçinin verdiği emeği karşılığında kapitalist işçiye sadece yaşama hakkı verir. İşçi burada sadece ayakta kalabilmek için var olan tüm gücüyle kapitaliste hizmet etmektedir.

Bu durum insanlarda stres, işsizlik, kötü sağlık, özgüven kaybı, boş ümitler vb. gibi birçok sorun ortaya çıkarmıştır. Bu noktada Karl Marx’ın dediği gibi ‘’ kapitalizm insanı kendinden koparır’’ ve kopartmış bunun adı da YABANCILAŞMADIR. Yabancılaşmayla beraber insan, insansal olan özelliklerinden uzaklaşmış, kendine, emeğine yabancılaşmış adeta bir meta haline gelmiştir. Herkes bireysel, duygusuz olmuş, sadece anlık haz peşinde koşan kitleler oluşmuştur. Buna bağlı olarak bütün dünyada suç işleme eğilimi artmıştır.

Üretim araçlarını elinde tutan azınlık, çoğunluğu yönetmek için ideolojik olarak onları bu dünyadan koparmış ve bunu topluma korku salma ile gerçekleştirmiştir. Dinsel korku, hukuksal korku …bu baskının en şiddetli yaşandığı dönem ise “kapitalist dönem”dir.
Kapitalist sistem verimliliği artırma adına vasıflı insan gücüne ihtiyaç duymaktadır. Bireylerin kabiliyetine, sahip olduğu özellikleri dikkate alarak onları işlerde çalıştırırlar.

Teknolojik gelişmeler ile birlikte ortaya çıkan endüstrileşme ve kentleşme olgusu, rehberlik ve psikolojik danışma hizmetlerini ortaya çıkaran koşulların başında gelmektedir. Rehberliği zorunlu kılan, iş’te verimliği artırmak için iş bölümü ve uzmanlaşmaya gidilmiştir. Bu durumda bireyin meslek seçme seçenekleri artmıştır. Kişinin verimli olabilmesi için ona uygun olan bir meslekte çalıştırılır. Bu noktada rehberliğin ortaya çıkışında kapitalizmin büyük bir etkisi vardır. Köyden kentlere olan göçlerle beraber ortaya çıkan sorunlar yani uyumsuzluk sorunu, geçim sorunu, iş ve aile sorunları, insanın sürekli çalışmasından kaynaklı ortaya çıkan bunalımlar rehberlik, psikolojiyi zorunlu kılmıştır.

Kısacası kapitalist sistem işçiden daha az ücret karşılığında fazla verim alabilmek için rehberliğe başvurmuştur. Çünkü kişiye uygun işlerde ona görev vererek verimliliği artırmayı amaç edinir.

Psikoloji ise kapitalizmin hızla geliştiği bir dönemde felsefeden ayrılmış ve bağımsız bir bilim haline gelmiştir. Kapitalizm insanın hem fiziksel hem de ruhsal dengesini bozmuş ve insansal olan bütün etkinliklerden onu koparmış, bir robot haline gelmiştir.

İnsanlar kapitalizmin bu ağır şartlarından hasta olarak çıkmış ve çıkmaktadır. İnsanın ruhsallığını bozmuş, bu soruna alternatif olarak psikoloji bilimini işaret etmektedir. Artık psikoloji kapitalizmin hasta ettiği insanları iyileştirme çabasına girmiştir Kapitalizmde aslolan burjuvazinin sınıf çıkarları olduğu için doğası gereği bencildir. Bencillik korkuyu/kaygıyı besler. Korku, stres yaratır. Bunun sonucu bir çok psikolojik/biyolojik hastalığın zemini oluşur toplum sağlıksızlaşır. Bütün kapitalist ülkelerde korku imparatorluğu yaratılmasının sebebi daha rahat yönetebilmektir. Bireylerde ise her an işini kaybetme,evsiz kalma,aç kalma kaygısı sonucu korkunç derecede insanlar yıpranır verimsizleşir.

"Alışveriş, bir tatmin davranışına dönüştü"

Alışveriş davranışı ihtiyacı karşılamak amacıyla yapıldığında sorun teşkil etmez. Ancak Depresyon gibi özellikle kentleşmeyle beraber artan psikolojik hastalıkların oluşturduğu gerginlik kişiyi alışveriş davranışını yönlendirebiliyor. Alışveriş ihtiyaç olmaktan çıkıp bir tatmin davranışına dönüşmüş. İnsanlar gerginleşen organizmanın oluşturduğu kaygı enerjisini boşaltmak ve rahatlatmak amacıyla tüketim davranışına, yani alışverişe başvuruyor. Burada sorun, alışverişin ya da tüketmenin kendisi değil, tüketimi tetikleyen psikolojidir.

Psikoloji aynı zamanda özneyi belli bir şekilde kurgular ve onu yeniden inşa eder. Althusser, iktidarın kendini var ettiği ve maddileştirdiği yer olarak, bireyin deneyimini işaret etmiştir. Egemen, bireye seslenmenin ötesinde bir şey yapar; aynı zamanda kendi iktidarını var etmek için, bireye bir özne olarak ihtiyaç duyar. Psikolojinin bir başka işlevi ise iktidarın devamlılığı sağlama konusunda işlevselliği vardır. Louıs Althusser, bunu devletin ideolojik aygıtı olan öğrenimsel ideolojik aygıtı ile açıklamaya çalışmıştır. Althusser, ‘’ Tüm toplumsal sınıfların çocuklarını ana okulundan başlayarak alır ve ana okuldan itibaren, yeni veya eski yöntemlerle, yıllar boyunca, çocuğun ‘’ etkilere en açık’’ olduğu çağda öğrenimsel ideolojik aygıt ile eğitim görüp, egemen ideolojiyle kaplanmış becerileri ya da sadece katıksız egemen ideolojiyi, tekrarlaya tekrarlaya çocukların kafasına yerleştirir.’’ Bu noktada şu unutulmamalıdır ki, devletin ideolojik aygıtı olan öğrenimsel ideoloji aygıtı içerisinde bulunan okullar da, aktif rol oynayan ve diğer öğretmenlere liderlik edip, bunu uygulamaya hazırlayan psikologlar ve psikolojik rehberlik danışmanlarıdır. Günümüzde de eğitim sistemlerinin değiştirilmesine bu açıdan bakabiliriz, bütün iktidarlar devamlılığını sağlayabilmek için bu yola başvurmaktadırlar.

Sonuç olarak psikoloji ve rehberliğin ortaya çıkmasında kısmen de olsa kapitalizmin etkisi olmuştur. Eğer psikoloji ve rehberliğin ortaya çıkışını tamamen kapitalizme bağlarsak bu gerçekliğin yadsınması anlamına da gelir. Kapitalist sistem anormalliklerini psikolojiye başvurarak, anormalliklerini normalleştirme çabasına girer ve psikoloji bunları normalleştirici nitelikler yükleyerek kapitalist sistemin ortaya çıkarttığı sorunları meşrulaştırmaktadır.

KAYNAKÇA

KARL MARX, 1844 El Yazmaları
LOUIS ALTHUSSER, İdeoloji ve Devletin İdeolojik Aygıtları
http://www.aktuelpsikoloji.com/haber.php?haber_id=6624&print=1
 

 

 BİZE YAZIN
     Sosyal Hizmet Uzmanı Web Sitesi
     E-Posta : sosyalhizmetuzmanlari@gmail.com

   

© Copyright 2011
www.sosyalhizmetuzmani.org