Sosyal Hizmet Mesleği

Bilgiler
Yayınları
Araştırmalar
 


Sosyal Hizmet Alanları

Çocuk
Gençlik
Yaşlılık
Aile
Sosyal Sorunlar
Engeliler
Tıbbi Sosyal Hizmet


Kaynak Bilgiler

Bireysel Gelişim
Sosyoloji
Psikoloji
İnsan Hakları
İletişim Bilgisi

 

 

 

 

 
 


ANA SAYFA

RİSK GRUPLARINA YAKLAŞIMDA 
SOSYAL HİZMETLERİN ROLÜ 

Doç.Dr. İbrahim CILGA

 

RİSK OLGUSU VE BOYUTLARI

Sosyal bilimler açısından risk;insan-doğa ilişkileri ile insan-insan ilişkilerine dayalı çelişkilerden kaynaklanır.Belirli bir üretim tarzına gore; toplumsal ve ekonomik oluşum içindeki toplumun yapısına ve değişme sürecine bağlı olarak ortaya çıkan çelişkiler,o toplumdaki risklerin kaynağıdır.Toplumsal değişme sürecinde;sosyo-ekonomik,sosyo-kültürel ve sosyo-politik düzeylerde gündeme gelen riskler,toplum ve insan gerçekliğini yansıtan,toplumsal hareketliliklere ve demografik değişkenlere bağlı olarak nicelik ve nitelik kazanan sorunlardırKüreselleşme sürecinde,capitalist üretim tarzına gore günümüzde temellenen çeliuşkiler,risk gruplarının kompozisyonunu belirleyici olmaktadır..
Belirli bir toplumda;ekonomik ve sosyal gelişmişlik düzeyine,yerleşim yerlerine,üretim ve bölüşüm ilişkilerine,toplumdaki sınıfsal farklılaşmalara,yaşanılan göç sürecine ve toplumla bütünleşme sorunlarına,temel hizmetlerden yararlanma olanaklarına ve bunlara bağlı olarak sahip olunan yaşam kalitesi düzeyine göre riskler değişir.Toplumsal sorunların kaynağı olan ve toplumda belirli sosyal kesimlerin yaşam koşulları ile içiçeleşen riskler;eşitsizlik ,adaletsizlik,haksızlık ve toplumdan dışlanrmışlık üretir.Günümüzde,eşitsiz gelişme sürecinde riskler ve bu riskleri yaşayanlar;sömürülen,yoksul,dışlanmış toplumsal kesimler olarak karşımıza çıkmaktadır.
Riskler,eşitsiz gelişme sürecinde;kişisel,sosyal,ekonomik,siyasal ve katılım haklarından yararlanamayan toplumsal kesimlerin ve nüfus gruplarının gerçekliğini tanımlar.Eşitliğin ve sosyal adaletin sağlanması insanın ve toplumun mutluluğu için temel çözümdür.
Risk grupları;toplumda yetersiz yaşam koşulları içinde yaşayan,demografik degişkenlere bağlı olarak farklı nicelik ve nitelik gösteren,fizyolojik,psikolojik,sosyal,sağlık,ekonomik,siyasal,kültürel açılardan çağdaş yaşam koşullarına ulaşmak için sosyal devletin sorumluluğunda ve kamusal organizasyonunda; toplumsal güvenlik sistemi içinde, toplumsal koruma ve toplumsal hizmete gerdeksinme duyan sosyal kesimlerdir.
Özürlülük açısından,risk grupları;doğuştan ve sonradan olma nedenlere bağlı olarak ortaya çıkar,kişisel ve toplumsal işlev kayıplarına yol açar,özel ilgi,koruma ve yardım gerektirir.Toplumla bütünleşme,toplumsal ortam içinde olanaklardan adil ve eşit olarak yararlanma,her türlü güvensizliğe karşı güvenlik içinde olma ve insanca yaşayacak bir yaşam kalitesine sahip olma hakları ortaya çıkar.


TÜRKİYE’DE TOPLUMSAL DEĞİŞME SÜRECİNDE RİSK GRUPLARININ YAPISAL GÖRÜNÜMÜ

Yapısal Dönüşüm Sürecinde Krizler, Riskler, Sosyal Dışlanma ve Sonuçları

Türkiye’de yaşanılan ekenomik ve sosyal değişmeler sosyal dışlanma riskini arttırmışıtır.Dönemsel olarak,1999 yılından bu yana,yaşanılan yapısal krizler sürecinde,ekonomik ilişkiler üretimi geriletmiş,iş gücünün istihdama katılımını sınırlamış,işsizliik oranlarını arttırmış ve gelir dağılımındaki adaletsizlikleri yaygınlaştırmıştır.Farklı yerleşim yerlerinde yaşayan kesimler risk grubuna dönüşmüştür.
Sosyal ve ekonomik risklerin,adaletsizliklerin ve eşitsizliklerin neden olduğu güvensizlikler yaygınlaşmıştır. Kentte ve kırda yaşayan kesimlerin ve ailelerin yaşam kalitelerinin gerilemesi; yoksullaşma,işsizlik, bir gelire sahip olamama,sosyal güvenlik haklarından yararlanamama yapısal sorunlara dönüşmüştür.Kırsal kesimde ve gelişmişlik düzeyi düşük kentlerde krize bağlı yaşanılan yapısal çelişkiler göç sürecini yoğunlaştırmış,ailelerin metropollere ve gelişmiş kentlere göçetmesine neden olmuştur.
Göç eden nüfusun kentle bütünleşme,kentsel yaşama katılma,kentleşme ve kentlileşme beklentileri örgütlü hizmetlerle,planlı ve programlı olarak karşılanamadığı için sosyal dışlanma temel bir soruna dönüşmüştür.Sosyal dışlanma çelişkilerini yaşayan ailelerde çocuk yetiştirme stratejileri değişmiş,kırsal kesimde üretici güç olarak görülen çocuklar kentte tüketici olarak değer kazanmış,çocuk yetiştirmenin gerekli olanaklarına sahip olamayan kalabalık aileler çocuklar üzerindeki sosyal kontrolü kaybetmiştir.Aile dışı dinamiklere açı düşen,sokağın ve arkadaş çevresinin ortamına yönelen çocuklar,okuldan uzak kalarak bir risk grubuna dönüşmüştür.
Türkiye’de yaşanılan ekenomik ve sosyal değişmeler sosyal dışlanma riskini arttırmışıtır.Dönemsel olarak,1999 yılından bu yana,yaşanılan yapısal krizler sürecinde,ekonomik ilişkiler üretimi geriletmiş,iş gücünün istihdama katılımını sınırlamış,işsizliik oranlarını arttırmış ve gelir dağılımındaki adaletsizlikleri yaygınlaştırmıştır.Farklı yerleşim yerlerinde yaşayan kesimler risk grubuna dönüşmüştür.
Sosyal ve ekonomik risklerin,adaletsizliklerin ve eşitsizliklerin neden olduğu güvensizlikler yaygınlaşmıştır. Kentte ve kırda yaşayan kesimlerin ve ailelerin yaşam kalitelerinin gerilemesi; yoksullaşma,işsizlik, bir gelire sahip olamama,sosyal güvenlik haklarından yararlanamama yapısal sorunlara dönüşmüştür.Kırsal kesimde ve gelişmişlik düzeyi düşük kentlerde krize bağlı yaşanılan yapısal çelişkiler göç sürecini yoğunlaştırmış,ailelerin metropollere ve gelişmiş kentlere göçetmesine neden olmuştur.
Göç eden nüfusun kentle bütünleşme,kentsel yaşama katılma,kentleşme ve kentlileşme beklentileri örgütlü hizmetlerle,planlı ve programlı olarak karşılanamadığı için sosyal dışlanma temel bir soruna dönüşmüştür.Sosyal dışlanma çelişkilerini yaşayan ailelerde çocuk yetiştirme stratejileri değişmiş,kırsal kesimde üretici güç olarak görülen çocuklar kentte tüketici olarak değer kazanmış,çocuk yetiştirmenin gerekli olanaklarına sahip olamayan kalabalık aileler çocuklar üzerindeki sosyal kontrolü kaybetmiştir.Aile dışı dinamiklere açı düşen,sokağın ve arkadaş çevresinin ortamına yönelen çocuklar,okuldan uzak kalarak bir risk grubuna dönüşmüştür.
Kriz sürecinde yaşanılan sosyal dışlanma;göç edilen kentlerin çevresindeki yeni yerleşim alanlarında kentsel alandan dışlanmış yerleşim çevrelerinin oluşmasına neden olmuş,ailelerin geçimlik bir işinin olmaması,gelir getirecek gündelik işlere yönelmeyi hızlandırırken kente tutunamayan ailelerin ve nüfus gruplarının yetersiz yaşam koşullarında ve düşük standartlarda yaşamaları sonucunu doğurmuştur.Göç eden ailelerin ve insanların yaşam stratejileri çelişki ve çatışmalar içeren düzeylere gerilemiştir.
Ailede geçinme stratejileri;marjinal işlerde çalışma,çocukları çalıştırma,eğitim ortamından ayırma,suça yönelen işlere yöneltme,kanunla çatışma içine düşen yetişkin,genç ve çocuk gruplarının oluşması sonuçlarını doğurmuştur.Risk grubu içinde bulunan nüfus gruplarının yaşam koşulları içinde bağımlılık yaratan maddelerin yasadışı ticaretini yapma,esrar,uçucu madde,alkol,sigara gibi madde kullanma, suça yönelme ve madde kullanma davranışlarını bir arada sergileme eğilimleri artmıştır.
Göç edilen büyük kentlerin çevre yerleşim yerleri, toplumla bütünleşemeyen yoksul kesimlerin yaşadığı yeni yerleşim alanlarını doğurmuştur.Merkezi yönetim ve yerel yönetim birimleri toplumdan dışlanan kesimlerin yaşadığı yeni bölgelere gerekli hizmetleri sağlamada yetersiz kalmışlardır.Sosyal hareketliliğin toplumsal maliyetini azaltacak hizmetler geliştirilerek gerekli destek,yardım ve geliştirme proğramları üretilememiştir.
Kentlerde evsizlerin görünümü ve oranları artarken uygun sosyal barınaklar sağlanamamıştır.İşsizlere yönelik istihdam yaratma çalışmaları geliştirilememiş,üretime katılamayan,geçimlik gelirden yoksun aileler ve insanlar dönerek toplum üzerinde büyük bir toplumsal baskı oluşturmuştur.Toplumdan dışlanan sosyal kesimlerin yaşadıkları yerleşim bölgeleri suça yönelen ,madde ticaretine karışan,madde kullanan kesimlerin yaşadığı riskli alanlara dönüşmüştür.
Toplumsal dönüşüm sürecinde;sosyal dışlanma sorununu yaratan süreçlerin bilimsel çevrelerce ele alınması ,araştırılması ve önleme ,koruma ve geliştirme programlarının hazırlanması gerekmektedir.Göçü azaltıcı önlemelerin ekonomik ve sosyal kalkınmayı sağlayıcı ulusal programlarla ele alınması gerekmetedir.
Sosyal değişmenin olumsuz yönde seyretmesi ve krize yol açması nedeniyle, toplumsal gelişmeyi ve toplumsal bütünleşmeyi sağlayacak ulusal politikaların ve stratejilerin geliştirilmesi yapısal bir gereksinimdir.
Türkiye’de üretimi arttıracak,ekonomik kalkınmayı sağlayacak potansiyel vardır.Bu konudaki ulusal güç unsurlarının toplumsal kalkınma hedefi doğrultusunda harekete geçirilmesi önemli bir ulusal önceliktir.Yeini yönelişlerle geliştirilecek bakış açılarıyla Ulusal düzeyde araştırma öncelikleri saptanmalı,kalıcı ve uygulanabilir ulusal kalkınma programları geliştirilmelidir.Toplumun ekonomik kaynaklarının ve insan varlıklarının kalkınma hedefi doğrultusunda etin kullanımı önceliklidir.Sosyal dışlanma yerine toplumsal katılımı sağlayacak yapısal dinamiklerin yaratılması,ülke düzeyinde üretim ve bölüşüm ilişkilerinin daha adil ve eşetlikçi bir düzeye çıkarılması gereklidir.

EKONOMİK VE TOPLUMSAL KALKINMA DOĞRULTUSUNDA RİSK GRUPLARININ TOPLUMLA BÜTÜNLEŞMESİ VE YAŞAM KALİTELERİNİN YÜKSELTİLMESİ

Öncelikler ve Gereksinimler

Toplumsal değişme sürecinde bozulan ve tüm yaşamı çelişkilere yönelten olumsuz gelişmelere karşı ulusal düzeyde yapıcı ve geliştirici müdahalelerin yapılması gereklidir.
Kriz sürecinde bozulan toplumsal ilişkilerin kalkınma hedefleri doğrultusunda ulusal öncelikler doğrultusunda ele alınması söz konusudur.
Kriz sürecinden kurtulmayı sağlayacak, üretimi yeniden sağlayacak, üretime katılımı sağlayacak yeni istihdam alanlarını yaratacak, tüm toplumun yaşam standartlarını ve yaşam kalitesini yükseltecek programlar toplumsal dışlanmayı giderecek ve yeniden sosyal entegresyonu sağlayacaktır.
Sosyal dışlanmanın yol açtığı çelişkiler,olumsuz yönelişler,ara mekanizmalar ve suça yönelme,madde üretimi ,madde ticareti,madde kullanımı ve madde bağımlılığı gibi sosyal problemler kalkınmaya ve gelişmeye dönük ulusal müdahalelerle önlenebilir.
Ekonomik ve sosyal kalkınma programları; demokrasi ve insan haklarına dayalı,eşitlikçi ve adil bir yaşamın tüm ülke vatandaşlarına sağlanması yoluyla,toplumdan dışlanmış ve risk gruplarına dönüşmüş kesimler yeniden toplumla bütünleştirilebilir.Ulusal coğrafyada;tüm yerleşim birimlerinde yaşam kalitesininin yükseltilmesi için,çağdaş yönetim ilk ve işlevlerini temel alarak, merkezden ve yerinden yönetim ilkelerine göre geliştirilecek bütüncül kalkınma politikalarıyla yapısal riskler önlenebilir.
Ulusal kalkınmayı temel almayan,merkezi yapıları güçsüzleştirerek tüm sorumlulukları ve işlevleri yerele bırakan yerel kalkınma stratejileri riskler doğurur.Türkiye’nin toplumsal özellikleri,sadece yerele odaklanan stratejilerle kalkınmanın olanaklı olmadığına ışık tutmaktadır.Günümüzde,yerel kalkıma odaklı çabalar,gerçekci ve geçerli modeller olarak etkili sonuçlar üretecek nitelikleri taşımamaktadırlar.Bu çabalar;kısa vadeli,siyasal yatırımlara olanak sağlayan,yapısal riskleri attıran niyetler olarak değerlendirilebilir.
Tüm toplumun,risk gruplarını oluşturan toplumsal kesimlerin ve bu kesimler içinde yaşayan ailelerin objektif yaşam göstergelerinin yükseltilmesi;konut,iş,gelir,sosyal güvenlik,sağlık,eğitim hizmetlerinden yararlandırılmasını kapsar.Tüm vatandaşların sosyal ve ekonomik haklarının geliştirilmesi,bu haklardan yararlandırılması ve bu haklarının korunarak geliştirilmesi temel ilke ve strateji olmalıdır.Bu amaç ve hedeflere yönelik çalışmalar, ulusal düzeyde kalkınma seferberliğini gerektirir.
.Öncelikli kesimler ve özürlü olup özel durumu nedeniyle özel olarak korunması gereken kesimler;göç eden aileler ve farklı nüfus kategorilerini oluşturan insanlardır.Toplumla ve kentle bütünleşemeyen hedef kitlelerin arasında çocuklar,gençler ve kadınlar yer almaktadır.Toplumdan dışlanmış konumda olan bu kesimlerin işgücü olarak yetiştirilmeleri,istihdama katılmaları,gelir sahibi olmaları,gerekli sosyal sigorta,sosyal yardım ve sosyal hizmet olanaklarına kavuşturulmaları öncelik kazanmaktadır.
Farklı sosyal ve ekonomik konumlardaki toplumsal kesimlerin, tabakaların,ara kesimlerin ve risk gruplarının belirlenmesi için yapısal araştırmaların desteklenmesi,üniversite ve hizmet çevreleri arasında etkin bir işbirliğinin sağlanması zorunludur.
Toplumsal kalkınma çalışmalarının bütünlüğünde;risk gruplarının yeniden toplumla bütünleşmesini sağlayacak ulusal politika ve stratejilerin saptanması ve uygun hizmet modellerinin geliştirilmesi,sosyal dışlanma içindeki kesimlere yönelik sosyal bütünleştirme programlarının uygulanması,merkezden yönetim ve yerinden yönetim ilkeleri temelinde, öncelikle ele alınmalıdır.
Oluşturulacak “Sosyo-Kent”ortamları içinde; bilimsel temelde üniversite-kamu işbirliği kurularak, yeni hizmet modelleri denenebilir.
Risk gruplarına yönelik,;önleyici,koruyucu,geliştirici,eğitici ve bilinçlendirici çalışmalar yanında,risk gruplarını iyileştirecek, toplumsal yaşama katacak programalar bu ortamlarda sistemci,bütüncü,disiplinler arası yaklaşımla,çok sektörlü çoklu etkileşimlere açık düzenlemelerle sağlanabilir.
Yaklaşımlar ve Yapılanlar

Göç eden nüfusun sayısı, mekansal dağılımı kentsel alanlardaki yığılımları üzerine nicel ve nitel veriler üretilmesinde gerekli istatistik ve araştırma çalışmaları yapılamamıştır.
Yasal,politik ve ekonomik alanlarda etkin ve yaygın çalışmaların yapılamaması,planlananların uygulamaya konulamaması sorunların artmasına neden olmuştur.
Ulusal düzeyde ekonomik ve sosyal krizle mücadele programları 2002-2006 yıllarını kapsayacak nitelikte uygulamaya konulmuştur.Türkiye Hükümeti ile İMF arasında Ekonomiyi Güçlendirme Porgramı uygulamaya konulmuştur.
Dünya Bankası ile Sosyal Riski Azaltma Programı hazırlanmıştır.SPRAP projesi, kalıcı bir system üretmek yerine,geçici çözüm üretmeye yönelik bir anlayışla ele alındığı için,sorunu temelden çözecek arayışları engelleyici olmuş, riskleri doğuran yapılardan çok,risklerin sonuçları ile uğraşmış ve dar kapsamlı uygulamalar olarak öne çıkmıştır.
TBMM tarafından Sokak Çocukları Araştırma Komisyonu kurularak sorunun yapısal dinamikleri incelenmiş ve alınması gereken önlemler belirlenmiştir.
Sosyal Güvenlik Reformu kapsamında sosyal güvenlik,sosyal hizmet ve sosyal yardım ile sağlık sigortası alanlarında; yasal, idari ve yapısal koşullarını yeniden düzenlenme çalışmaları başlatılmıştır.Sosyal devlet anlayışını ortadan kaldıran,sosyal ve ekonomik hakları sağlamayı dışlayan,toplumsal koruma yaklaşımı geregince koruyucu uygulamaları üstlenmeyen,sosyal alanı piyasa koşullarına devreden yaklaşımlar ön çıkarılmıştır.
Konut yapma politikalarında geliştirilen düzenlemelerle ve uzun vadeli kredi sistemi üzerinden geliştirilen model ile yoksul kesimlere ev sahibi olma olanakları geliştirilmeye çalışılmaktadır.
Zorunlu temel eğitim kapsamında çocukların ağitim ortamından ayrılmalarını engelyeyecek yaptırımlar yasal olarak belirlenmiştir. Kız ve erkek çocukların eğitime başlamaları için projeler geliştirilmiştir. Yetişkinler eğitimi kapsamında yetiştin erkek ve kadınların okuma yazma oranlarını arttırıcı ulusal eğitim programları uygulamaya konulmuştur.
Sosyal Hizmetler alanında;yaşanılan güncel soarunlar karşısında,yeni yasa hazırlıkları;var olan yapıyı küçülten,güçsüzleştiren,hizmetleri belediyelere ve il özel idarelerine devreden,toplumda yaşanılan soruanlara etkil çözümler üretecek örgütlenmelere gitmeyen ve hizmet odaklı yaklaşım terkeden bir anlayış öne çıkarlmıştır.Aile,kadın,genç,risk grupları odaklı hizmetler unutulmuştur.Sokak çocuklarının yeniden topluma kazandırılması için gerekli sosyal hizmet programları başlatılamamıştır.Suça yönelen çocuklar için gözetim hizmetlerinin geliştirilmesinde sosyal hizmet kurumu kendini yapılandıramamıştır.
Kanunla çatışma içinde olan çoçukların topluma kazandırılması için adalet sistemi içinde Çocukları Koruma Kanunu düzenlenmiş ve Tam Denetimli Gözetim Sistemi getirilerek suçlu çocukların toplum içinde gözetim programlarından yararlandırılması kararlaştırılmıştır.Yasanın uygulanması için etkili bir uygulamaya geçilememiştir.
Uçucu madde bağımlısı çocukların tedavi edilmeleri,korunmaları ve yeniden topluma kazandırılmaları için AMATEM gibi bazı tedavi merkezleri açılmış fakat,etkilik ve işlevsellik kazanamamış, sosyal hizmet programları güçlendirilememiştir.

Ulusal düzeyde madde kullanımı ile mücadele edecek örgütlenmenin oluşturlmasına karşılık,ulusal politika ve stratejilerin geliştirilmesinde ve ulusal eylem planlarının hazırlanıp uygulanmasında dinamik ve eyleme dönük çalışmalar sergilenememektedir.

TÜRKİYE’DE RİSK GRUPLARININ OLUŞUMUNDA YAPISAL UYGULAMALARIN ETKİLERİ

Türkiye’de risk gruplarının ortaya çıkışını belirleyen dinamikler yapısal ve makro niteliklidir.”Risk grupları” sorunu,yapısal nedenlerin bir sonucudur.Yapısal dönüşüm serecini yönetmek için benimsenen ve uygulanan makro politikaların ve stratejilerin bir yansımasıdır.
Bu nedenle,makro dinamikleri belirleyen ve risk gruplarının bir kategori olarak oluşmasına neden olan değişkenleri irdelemek gerekir. Makro ekonomik değişkenler çerçevesinde olgunun dinamiği irdelenebilir.
Kriz sonrasında Türkiye ile İMF arasında imzalanan “Ekonomiyi Güçlendirme Programı” kapsamında benimsenen ekonomi politikaları ve stratejileri;Türkiye’de risk gruplarının artmasına neden olmuştur.
Ekonomi ve işgücü piyasaları ilişkisi içinde değerlendirilecek olursa;serbest piyasa ekonomisinin gelişmesi yerine,borç ekonomisi güçlenmiş,yatırımlar durmuş,finanasal hareketlilikler içinde sıcak paranın girişi ve belirli sürelerde yüksek karlarla birikimlerin dışarıya aktarılması döviz karşısında YTL’nin değerinin artması nedeniyle bir kriz olasılığı yüksek görünmektedir.Bu sürece bağlı olarak,makro ekonomide olası sıkıntılar,risk gruplarının yaşam koşulları üzerinde olumsuzlukları arttırabilir ve yeni risk gruplarını oluşturabilir.
Türkiye’de,ekonomik gelişmelerin niteliği ve yönü;büyüme oranlarının toplumsal yaşama yansıtılamaması,kişi başına düşen milli gelirin çalışanların ve yoksulların gelir düzeylerinde bir artışa dönüşmemesi,düşen enflasyonin oranlarına karşın gündelik yaşamda belirgin ve yüksek bir fiyat artışının yaşanması,tüketicilerin satın alma güçlerinin artmaması,halkın yaşam standartlarında bir yükselmenin gözlenmemesi tüm bu olumsuz göstergelerin illere ve bölgelere göre belirgin farklılıklar göstermesi günümüzde yapısal risk ögelerin en önemli göstergeleridir.
Sanayi,hizmet ve tarım sektörlerinde gerilemeler,kamu ve öjzel sektörde verimliliğin yükseltilememesi,özelleştirme uygulamaları,kamu maliyesinde borç ekonomisinin temel belirleyici olması,bütçe açıkları ve yatırımma kaynak aktarılamaması,kayıt dışı ekonominin
büyüklüğü ve yaygınlığı,dolaylı vegilerin miktar veğ sayıca adaletli bir vergi sisteminin oluşturulamamış olması yapısal risk keri arttırıcı etmenlerdir.
Türkiye’de işgücü piyasasında göstergelerin yetersizliği yaşanılan kriz sürecindeki rislerin birer göstergesi olarak verileri öne çıkarmaktadır.Tplam nüfus içinde %10.4 oranındaki
işsizlik önemiul bin risk grubu yaratmaktadır.Ayrıca,Gençler arasındaki işsizlik oranının%20 dolayında olması işsiz gençleri önemli bir risk grubu olarak öne çıkarmaktadır. AB sürecinde tarıma yönelik sınırlayıcı ve yeniden yapılandırıcı proğram uygulamaları,köylülerin topraktan kopmasına,işşis kalmasına ve kentlere göç etmesine yol açmaktadır.Bu süreçte,kırsal nüfus yapısal tercihler nedeniyle önemli bir risk grubu olarak ağırlık kazanmaktadır.
İşgücü piyasasında yeterli iş olanaklarının yaratılamaması,esnek istihdam yaklaşımlarının öne çıkması,kayıt dışı istihdam eğilimleri çalışanlar arasında da önemli bir grubunu süreç içinde her zemen öne çıkarmaktadır.İnsan ticareti ve kaçak işçilik önemli bin risk grubunu oluşturmaktadır.
Doğuştan ve sonradan olma nedenlerle özürlü olan nüfus grubu,toplam nüfus içinde %10 dolayında önemli bir risk grubunu öne çıkarmaktadır.Özel ilgi ,eğitim ve korumaya gereksinimi olan özürlü nufusunun toplum içindeki konum,ail eve çevre üzerindeki baskıları önemli bir toplumsal sorundur.
Ekonomideki bu görünüm içinde;sosyal harcamalara ayrılan paylar düşük ve yetersizdir.Sosyal güvenlik sisteminin yeniden yapılandırılması çalışmaları sosyal harcamaları kısmaya,sigortalıların haklarını sınırlandırmaya ve sosyal ve ekonomik risklere karşı sigortalıları güvencesiz bırakmaya yöneliktir.Sigortalıların çalışırken ve gelecekte emeklilik aşamasında haklarının sınırlandırılması koruma altındakilerin risk grubuna dönüştürülmesi açısından yanlış bir yöneliştir.
Sağlık harcamalarının çalışan ve çalışmayan nüfus açısından yeniden düzenlenmesi konusunda alınan geçici önlemlerin etkisiz kalması,sağlık sigortası oluşumu ile sağlık giderlerinin bütçe ve sigorta sistemi dışına çıkarılması önemli bir çelişkidir.Sağlık giderleri açısından vatandaşın yararlanma oranlarının kısıtlmanması,maliyete katılımımın yaygınlaştırılması,sağlığın satın alınan bir hizmete dönüştürülmesi tüm nüfusu rik içine sokmuştur.
Sosyal yardım ve sosyal hizmetler alanında gündeme gelen eğlimler,sosyal güvenlik ve sağlık alanındaki yanlış yönelişlerin bir örneğini sergilemektedir.Devletin yeniden yapılanması çalışmalarıyla,üniter devlet yapısı yerine,yerelleşme odağında biçimlendirilen, fedaratif yönelişlere yol açacak modeller öne çıkarılmaktadır.Merkezden yönetim yerine yerele devir öne çıkmaktadır.
Tüm hizmetlerin İl Özel İdarelerine ve Belediyelere bırakılması hem model hem de ilkece yanlıştır.Ayrıca, belirtilen kurumların yeni zihniyete göre yapılanmaları,hizmet odaklı örgütlenmeye dayanmamaları,bütçe kaynakları,nitelikli işgücüne dayalı kadroların tanımlanmaması, var olan hizmet üretme ve uygulama durumları yetersizdir.Çıkarılan yasaların öngördüğü düzenlemeler bilimsel olarak hazırlanmış bir modele dayandırılamamıştır.Yasaların uygulamaya geçirilmesi başarılı değildir.

Devlet yapısının güçsüzleştirilmesi,ulusal strateji açısından, önemli bir temel risk unsurudur.
Düzenlemeler yapısal gelişmelerin ortaya çıkardığı risk gruplarına etkili ve verimli bir kamusal hizmeti üretmede etkisiz oluşumları ortaya çıkaracaktır.Devlet düzeninin çağdaşlaşması yerine güçsüzleştirilmesi,yapısal değişimlerin ortaya çıkardığı risk gruplarına karşı etkisiz ve güçsüz kurumlaşma denemeleri, merkezi devlet kurumlarına bağlı hizmet kurumlarının binaları,varlıkları,çalışan personeli ile yerel yötimlere devredilme düşünceleri önemli birer göstergedir. Bu göstergeler;sosyal alandaki ulusal varlığı riske edecek ve tüm toplumsal nüfusu risk içine sokacak eğilimlerdir.
AB SÜRECİNDE TÜRKİYE SOSYAL İÇERME BELGESİ:
AB sürecinde,“Türkiye Sosyal İçerme Belgesi”kapsamında kamusal alanda,İşkur’un koordinatörlüğünde yapılan çalışmalar;sosyal durumu çok yönlü analiz ederek,SOSYAL DIŞLANMA’ya karşı SOSYAL BÜTÜNLEŞME’yi hedefleyerek belirli proje çalışmaları ortaya çıkarmaktadır (www.iskur.gov.tr).
Bu proje,hükümet ve ilgili bakanlıklar düzeyinde merkezden yönetilmektedir.
Bu kapsamda önem kazanan bu çalışma risk gruplarının analizi ve boyutlarının görülmesi açısından önemlidir.Fakat,AB sürecinde sosyal politika alanında,sosyal devletin çağdaş bir yapıya kavuşturulması icin düzenleme yapmadan,mevcut kurumları ara çalışmalara yönlendirmek stratejik bir yanlıştır. Sosyal devletin güçsüzleştirilmesi eğilimleri karşısında,önemli bir çalışma etkisiz ve verimsiz kalır.AB sürecinin çelişkileri açısından sosyal boyuttaki bu oluşumlar, önemli bir olumsuz örnektir.
Temel çalışmada;makro göstergelere bakılarak, “sosyal durum analizi” için temel göstergeler saptanmış ve risk grupları sıralanmıştır. Geliştirilen temel çerçeve çalışması aşağıdadır:
Sosyal durum analizinin nufüs özellikleri ve gelir dağılımı açısından değişkenlerle irdelenmesinden sonra “risk grupları” saptanmıştır.İlgili kurumun koordinatörlüğünde sürdürülen çalışmalarla “Türkiye sosyal içerme belgesi” hazırlanmaktadır.Her bir risk grubu için kurulan komisyonlar ise risk gruplarına yönelik toplumsal içerme stratejilerini geliştirmektedir.
Gelir dağılımı,parasal yoksulluk temelinde; yoksullar ve yoksulluk riski altındakiler,yoksulluk eşiği,gelir eşuitsizliği,işsizliğin yoksulluğa etkileri,kadın-erkek yoksulluğu,kalabalık aile yapısı,kiraların hane halkı giderleri içindeki payının göreli yüksekliği,gecekonduda yoksulluk,evsizler ve kimsesizler,madde bağımlıları,bölgesel yoksulluk,eğitimin yoksulluğa etkileri,sosyal transfer alanında yoksulluk riski,yaşlılık ve özürlülerin emekli maaşından faydalananlar,işsizlik yardımı alanlar,yoksullukta bölgesel boyut gibi alanlarda bir risk analizi yapılmaktadır.Yoksulluğun sonuçları;evsizler ve alkolikler açısından ele alınmıştır.
Bölgesel ve yerel yönetimler açısından gelişmişlik düzeyleri ve sosyo-ekonomik farklılıkları; irdelenecek bir konu alanı olarak gören çalışma, soruna çok boyutlu bakış için bir temel oluşturmayı hedeflemektedir.

Sağlık
 Kişi başına düşen harcama oranları
 Yaşam beklentisi
 Sağlık kurumları sayısı (kamu-özel) (yataklı-yataksız)
 Kişi başına düşen sağlık personeli (bölgelere göre sağlık personeli,hastane)
 Doktor başına düşen hasta sayısı
 Kişi başına düşen yatak sayısı
 Bekleme süresi
 Anne ve çocuk ölüm oranları
 Kanser, kalp, bulaşıcı ve solunum hastalıkları ve diğer sağlık sorunları
 Trafik kazaları
 Cinsel yolla bulaşan hastalıklarda artış
 Madde bağımlıları
 Ölüm oranları ve nedenleri
 Sağlıkta Dönüşüm Projesi
 Aile hekimliği uygulaması
 Devlet tarafından verilen sağlık yardımları (Yeşil Kart, 65 yaş uygulaması)

Konut
 Konut istatistikleri
 Konutlarda temel sorunlar (su, elektrik, kanalizasyon, ısıtma sistemi)
 Gecekondu ve kaçak yapılaşma
 Kaçak elektrik, su, kanalizasyon sorunu
 Konutlarda yaşayan kişi sayıları
 Evsizler
 Kullanılamayacak durumda olan evler
 Ortalama kira seviyesi (kır-kent)
 Deprem ve konut politikası
 Konut kooperatifçiliği
 Konut yoksulluğu
 Özürlüler için konut düzenlemeleri yapılması

Korunmasız gruplar
 Özürlüler (fiziksel ve zihinsel )
 Evsizler ve kimsesizler
 Kadın, çocuk ve insan ticareti sorunu
 İşsizler (uzun dönemli ve eğitimli işsizler vb. )
 Yaşlılar
 Eğitim düzeyi düşük ve kalifiye olmayan işgücü
 Düşük gelirliler
 Madde bağımlıları
 Kadınlar
 Çalışan çocuklar ve sokak çocukları
 Kayıtdışı çalışanlar
 Sosyal haklardan yararlanamayanlar (bilgi eksikliği)
 Göçmenler
 El sanatkarları

Eğitim
 Genel eğitim yapısı (Ögretim yılı ve okul gruplarına göre okullaşma oranı vb.)
 Okul, öğrenci, öğretmen, sınıf sayıları
 Öğretmen başına düşen öğrenci sayısı
 Eğitim düzeyi oranları
 Nüfusun eğitim yapısı (yaş, cinsiyet, bölgeler, kır-kent)
 Okulların erken bırakılması sorunu (ortalama eğitim yılı)
 Kır-kent farkları
 Eğitime katılım ve bunu etkileyen faktörler
 Risk altındaki çocuklar
 Mesleki eğitim ile ilgili bilgiler, istatistikler
 Eğitimin kalitesi (Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı – PISA)
 SCED Çalışmasında kullanılan bilgiler
 Bilgi ve iletişim teknolojilerinin kullanımı
 Burslar, krediler ve öğretim harçları
 Öğrenci başına yapılan harcama (devlet-aile payı ve farklılıklar)
 Devlet-özel okullarda eğitim farklılıkları
 Kütüphaneler, kitap ve kütüphaneden yararlananlar
 Okur-yazarlık oranları (kır-kent, kadın-erkek)
 Dezavantajlı gruplarda eğitime katılım
 Yüksek öğretim ile ilgili bilgiler, veriler ve istatistikler
 Okul öncesi eğitim (kreş)
 Eğitim reformu ve projeler

Sosyal koruma
 Sistem
o Sosyal sigorta
o Sosyal yardım ve hizmetler

• Emekli aylıkları
a. Yaşlılık
• Emeklilik yaşında olan nüfus
• Emekli aylığı alan kişi sayısı ( kriterler, yaşları)
• Emekli aylığına hak kazanamayanların durumu- Kayıtdışı istihdamda yer alanların emeklilik durumu
• Ortalama-asgari emekli aylıkları

b. Malüliyet
• Yardımlardan yararlanan sayısı
• Bu kapsamda aylık tutarı
• Asgari-ortalama aylık tutarı
• Yararlanma koşulları

c. İhtiyaç halindeki yaşlılar
• Her hangi bir sosyal güvenlik kapsamında bulunmayanların sayısı
• 65 yaş üstü nüfus
• Cinsiyet
• Aylık tutarları

d. Dul ve yetim aylıkları
• yararlanma koşulları
• yararlanan sayısı
• ortalama-asgari aylık

e. Ücretsiz aile işçilerine yönelik sosyal güvenliği

• Hastalık sigortası
• Mevcut durum (bağımlı, bağımsız ve kamu çalışan ile kapsamda olamayanların durumu)
• Sosyal güvenlik reformu çerçevesinde Genel Sağlık Sigortası


• Ulaşım İş kazaları ve meslek hastalıkları
• Sigortadan yararlanma koşulları
• Yararlanamayanların durumu
• İşsizlik sigortası
• Kapsamı
• Yardım alanların sayısı
• Yararlanma koşulları

 Sosyal yardım ve hizmetler
Sosyal yardımlar
• Yardımı sağlayan kurumlar (Kamu kurumları, yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşları)
• Yardımdan faydalanan gruplar
• Yardım tutarları

Sosyal hizmetler
• Hizmet sağlayan kurumlar (Kamu kurumları, yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşları)
• Hizmetten faydalanan gruplar
• Hizmetin şekli (Kurumlara maliyeti)

Projeler kapsamında sağlanan yardımlar ve hizmetler
 SYDTF’nin Dünya Bankası projesi
 Aile Araştırma Kurumunun projesi
 Diğerleri


 Şehirlerarası ve şehir içi ulaşım
 Engellilerin ulaşımı (toplu taşıma ve havaalanı yapısı)
 Ulaşım ücretlerinin toplumsal yaşama etkisi
 Engelliler için trafik ışıklarının, yaya yollarının, kaldırımların ve trafik işaretlerinin düzenlenmesidir.

Görüldüğü gibi,Türkiye’de risk gruplarının yapısal analizine yönelik temel çalışma,konunun ve sorunun önemini açıkca ortaya koymaktadır.Risk grupları sorunu,Türkiye’nin temel sorunu olarak,Makro ve mikro düzeyleri kapsayan bütüncül bir yaklaşımla ele alınmalı,sistemci ve çok yönlü çözümler üretilmesi bakımından önemlidir.Fakat,sosyal devlet aygıtlarının işlevsizleştirilmesi yerine güçlü bir sosyal devlet sisteminin olşturulması zorunludur.

BELEDİYELER VE RİSK GRUPLARINA YAKLAŞIM

Devlet Yapısındaki Değişmeler Açısından Belediyeler:

Türkiye’de eşitsiz gelişme sürecinde;yaşanılan ekonomik ve sosyal kriz,Hükümet uygulamalarına temel olan “Ekonomiyi güçlendirme programı”çerçevesinde yönetilmektedir.İMF ve Dünya Bankası yönlendirmeleriyle temellenen program yanında,AB sürecinde yapılan yasay idari ve kurumsal düzenlemelerle tamamlanmaktadır.Eİkonomiyi güçlendirme uygulamaları,sürekli yapısal riskler üretirken,risk gruplarının kompozisyonunu da ekonomik,sosyal ve siyasal yönlerden ağırlaştırmıktadır.Borç ekonomisine dayalı makro ekonomik uygulamalar,serbest piyasa ekonomisine dayalı önceliklerle yapısal çelişkileri derinleştirmekte,ekonomik ve sosyal alanlarda toplumsal koruma hizmetlerini sınırlandırmaktadır.
Kamu yönetiminin yeniden yapılanması kapsamındaki yasal ve idari düzenlemelerle;
katılımcı, saydam,hesap verebilir,insan hak ve özgürlüklerini esas alan bir kamu yönetiminin oluşturulması,
kamu hizmetlerinin adil,süratli,kaliteli.etkili ve verimli bir şekilde yerine getirilmesi için;merkezi idare,mahalli idareler ,diğer kamu kurum ve kuruluşların görev ve yetki dağılımları ile teşkilatlarının yeniden yapılandırılması ve hizmetlere ilişkin temel ilke ve esasların düzenlenmesi amaçlanmıştır (Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısı Taslağı,Mad. 1).

.
5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu ve 5272 sayılı Belediye Kanunu ile yapılan düzenlemelerle: idari faaliyetleri yerel yönetimlerin yürütmesi genel kural haline getirilmiş olup,bunların merkezi idare tarafından yürütülmesi ise istisnai hale getirilmiş, merkezi idarenin mevcut yetkilerinden önemli bir kısmı büyük ölçüde il özel idarelerine ve kısmen de belediyelere olmak üzere yerel yönetimlere devredilmiştir.
Yeni belediye kanunu;belediyelerin kuruluş ve sınırlarını geliştirmiş,mahalle yönetimini güçlendirmiş ve hemşehri hukuku tanımı altında hemşehrilerin,belediye karar ve hizmetlerine katılma,belediye faaliyetleri hakkında bilgilenme ve belediye idaresinin,insan onurunu zedelemeyecek koşullarda hizmet sunması gerekliliği ve belediye yardımlarından yararlanma hakkı getirilmiştir (mad. 13).
Belediyelerin görev ve sorumlulukları,yetkileri ve imtiyazlarının kapsamı genişletilmiş,teşkilat yapısı güçlendirilmiş,norm kadro esasına göre çalışanların statüleri tanımlanmış,gelirleri arttırılırken gider alanları da genişletilmiştir.
Stratejik plana uygun bütçe anlayışı temel alınmış,borçlanma ve iktisadi girişimler yapma olanakları genişletilmiştir.
Görev ve hizmetleri alanında şirket kurma olanağı sağlanmış ve işletmeci olarak belediyenin etkinlikleri güçlendirilmiştir.
Belediyelerin kentsel dönüşüm ve gelişim alanı içinde projeler uygulaması sorumluluğu getirilmiş, iç ve dış ilişkilerinde etkinlik alanları genişletilmiş,kent konseyi oluşumu düzenlenmiş, belediye hizmetlerine gönüllü katılım olanakları tanımlanmıştır.
İdari ve mali yönden özerk olan,iç ve dış denetime açık olan belediyeler,yapılan düzenlemelerle merkezi devlet yapısının temel sorumluluklarını üstlenmiştir.Anayasanın temel ilke ve normarına göre merkezi devlet sorumlulukları yerele devredilmiştir.Türkiye’de temel yapısal dönüşüm sorunlarının ekonomik,sosyal, kültürel,sağlık ve eğitim gibi temel sorumluluklarının icrası belediyelere ve il özel idarelerine bırakılmıştır.
Belediyeler kanunun 14. maddesine göre:
1. İmar,su,kanalizasyon,ulaşım,gibi kentsel alt yapı
2. Coğrafi ve kent bilgi sistemleri;
3. Çevre ve çevre sağlığı,temizlik ve katı atık;
4 .Zabıta,itfaiye,acil yardım,kurtarma ve ambulans;
5. Şehir içi trafik;
6. Defin ve mezarlıklar;
7 .Ağaçlandırma,park ve yeşil alanlar;
8 . Konut;
9. Kültür ve sanat,turizm ve tanıtım,gençlik ve spor;
10. Sosyal hizmet ve yardım,evlendirme,meslek ve beceri kazandırma;
11. Ekonomi ve ticaretin geliştirilmesi hizmetlerini yapar ve yaptırır.
12. Belediyeler,kadın ve çocuklar için koruma evleri açar.
13. Okul öncesi eğitim kurumları açabilir;
14. Devlete ait okul binalarının inşaatı,bakım ve onarımını yapabilir ve yaptırabilir,her türlü araç,gereç ve malzeme ihtiyaçlarını karşılayabilir;
15.Sağlıkla ilgili her türlü tesisi açabilir ve işletebilir;
16.Kültür ve tabiat varlıkları ile tarihi dokunun ve kent tarihi bakımdan önem taşıyan mekanların ve işlevlerin korunmasını sağlayabilir,bu amaçla bakım ve onarımını yapabilir,korunması mümkün olmayanları aslına uygun olarak inşa edebilir.
17. Kanunla başka bir kamu kurum ve kuruluşuna verilmeyen yerel ortak nitelikteki diğer görev ve hizmetleri de yapar veya yaptırır (Mad.14).
18. Büyük şehir belediyeleri ve belirli nüfus büyklüğüne bağlı belediyeler;kentin gelişimine uygun olarak eskiyen kent kısımlarını yeniden inşa ve restore etmek;konut alanları,sanayi ve ticaret alanları,teknoloji parkları ve sosyal donatılar oluşturmak,deprem riskine karşı tedbirler almak veya kentin tarihi ve kültürel dokusunu korumak amacıyla kentsel dönüşüm ve gelişim projeleri uygulayabilir (Mad.73).
19. Belediyeler,meclis kararıyla kendi görev alanında uluslararası teşekkül ve organizasyonlara,kurucu üye veya üye olabilir,yapılacak faaliyetlerin,dış politikaya ve uluslararası anlaşmalara uygun olarak yürütülmesi ve önceden İçişleri bakanlığından izin alınması zorunludur (Mad.74).
20. Diğer kamu kuruluşları ,meslek kuruluşları ile ortak projeler yapabilir (Mad.75).
21. Kent konseyi kapsamında;kent vizyonu ve hemşehrilik bilincinin geliştirilmesi,kentin hak ve hukukunun korunması,sürdürülebilir kalkınma,çevreye duyarlılık,sosyal yardımlaşma ve dayanışma,saydamlık,hesap sorma ve verme,katılım ve yerinden yönetim ilkelerini hayata geçirmeye çalışır (Mad.76).
22. Belediye hizmetlerine gönüllü katılımı çerçevesinde;sağlık,eğitim,spor,çevre,sosyal hizmet ve yardım,kütüphane,park,trafik ve kültür hizmetleriyle,yaşlılara,kadın ve çocuklara,özürlülere,yoksul ve düşkünlere yönelik hizmetlerin yapılmasında beldede dayanışma ve katılımı sağlamak,hizmetlerde etkililik,tasarruf ve verimliliği artırmak amacıyla gönüllü kişilerin katılımına yönelik programlar uygular (Mad.77).

Belediyeler kanunla sayılan bu görevlerini;”öncelikler” ve “kendi sorumluluk alanları” kapsamında yaparlar (Mad.14):
“Hizmetlerin yerine getirilmesinde öncelik sırası,belediyenin mali durumu ve hizmetin ivediliği dikkate alınarak belirlenir,
Sorumluluk ve yetki alanı belediye sınırlarını kapsar,” hükümleri bir sınırlılık olarak öne çıkmaktadır.Görevlerin madde 14’de sıralanması sırasındaki “yapabilir”fiili esnek ve geniş zamanlı bir güç unsurunu tanımlamaktadır. Bazı önemli hizmetlerin esnek bırakılması sorumluluğun yerine getirilmesinde “yapmama” fiilini de olasılık olarak düşündürmektedir.

BELEDİYE YASASININ KRİTİĞİ

Anayasa ile belirlenen devlet yapısının ve yönetimin ilke ve normları bütücül ve sistemci bir çatıyı oluşturmuştur.Merkezi yapının güçsüzleştirilmesi ve yerelleştirme anlayışının öne çıkarılması çağdaş devlet anlayışı açısından yanlıştır.
Çoğulcu ve katılımcı demokrasi anlayışı;merkezi sorumlulukların yerelleştirilmesi ile çağdaş bir zihniyete,ileri bir yapılanmaya ve sosyal adaleti gerçekleştirecek nitelikli bir uygulamaya dönüştürülemez.Anlayış;bütücü ve sistemci bir yaklaşımla,merkezden yönetim ve yerinden yönetim ilkeleri bütünlüğünde,yetki devri yaparak ve yetki genişliğini bu bağlamda sağlayarak gerçekleşebilir.

Kamu Yönetiminin yeniden yapılanmasına ilişkin çerçeve yasa düzenlenemeyince, kamu mali yönetimi ve kontrolü, kamu personoli düzeni,sosyal güvenlik kurumları ve il özel idareleri,belediyeler konularında yeniden yapılanma çalışmaları başlatılmışıtır.
Düzenlemeler kapsamında; yerel yönetimler reformu adı altında, yerel yönetimleri güçlendirmek adına, merkezi devlet yapısını güçsüzleştiren, idari yapıyı ve sorumlulukları yerelleştiren eğilimler yasal düzenlemelere egemen olmuştur.
1. Anayasal Boyutlarda Eleştirisel Bakış

5272 sayılı Belediye Kanununda;
• Belediyelerin güçlendirilmesi yaklaşımı benimsenmiş,
• Güçlendirme; genişletme stratejisine göre düzenlenmiş,
• Genişletme; yerelleştirme odağına dayandırılmış,
• Yerelleştirme için devretme eğilimi temel alımış,
• Merkezden yerele devrederek belediyelerin yetki ve sorumlulukları genişletilmiştir.

Yapılan düzenleme yaklaşımı,anayasal uygunluk açısından temel çelişkiler taşımaktadır.Merkezi devlet yapısının güçsüzleştirilmesi eğilimi söz konusudur.Devletin bütünlüğü,devletin amaç ve görevleri,egemenlik,yürütme yetkisi ve görevi,idarenin esasları.idarenin kuruluş ve görevleri ile ilgili maddelerdeki hükümlere uygunluk tartışılmalıdır.
Anayasada;idarenin kuruluşu konusu;merkezi idare ve mahalli idareler olarak iki öge üzerinden tanımlanmıştır.Merkezi idare kapsamında yer alan illerin idaresi yetki genişliği esasına gore dayandırılmıştır.Mahalli idareler bu kapsamda değildir.Mahalli idareler;il,belediye veya köy halkının ortak gereksinimlerini karşılamak için kurulmuştur.Mahalli idarelerin kuruluş ve görevleri ile yetkileri ”yerinden yönetim ilkesi”ne uygun olarak düzenlenir.Bütüncül ve sistemci bir yaklaşımla merkezden yönetim ilkesini tamamlar.
Sosyal devlet ilkesine bağlı olarak;sosyal ve ekonomik haklar ve ödevlerle ilgili bölümde sayılanlar,devletin ve güçler ayrımı kapsamında yürütmenin sorumluluğundadır.Yerel yönetimlere devredilemez.Devlet;sosyal ve ekonomik alanlarda anayasa ile belirlenen görevlerini amaçlarına uygun öncelikleri gözeterek,mali kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde yerine getirir.Görevlerin yerine getirilmesinde,amaçlara uygun öncelikleri gözetme ve mali kaynakların yeterliliği ölçüsü temel alınmıştır. Amaca uygun öncelik ve mali kaynak yeterliliği birbiriyle ilişkilidir.Kaynak yeterliliği temel ölçüttür.Mali yeterlilik,mahalli idarelere ödevleri bırakmak ya da devretmek anlamına yorumlanamaz.Amaçlara uygun öncelikleri gözetmek,ödevleri yerine getirmede mahalli idarelere devir etme önceliğini akla getirmez.
Merkezi idarenin mahalli idare üzerinde “idari vesayet yetkisi” vardır.İdari vesayetin amacı;hizmetlerin “idarenin bütünlüğü ilkesi”ne göre yürütülmesi,kamu görevlerinde birliğin sağlanması,toplum yararının korunması ve mahalli gereksinimlerin gereği gibi karşılanmasıdır.Yerelleştirme ve devir gibi yaklaşımlar anayasada belirtilen amacın gerçekleşmesini zayıflatır.
2. Yasanın İçeriğine Eleştirisel Bakış

Belediyenin görev,sorumluluk,yetki ve imtiyazlarının genişletilmesinde, yukarıda tartışılan boyutlarda temel çelişkiler vardır.
Kuruluş yapısının ve coğrafik yönden sınırların genişletilmesi doğrudur.Toplumsal yapıdaki gelişmeler,yaşanılan sorunlar ve hizmetlerin dağılımındaki adaletsizlikler ile göç ve kentsel yerleşim yerlerinin büyümesi bağlamında, etkililik ve verimlilik açısından belediyelerin örgütsel gelişmeye ve yeni yerleşim alanlarına hizmet sunma olanaklarının genişletilmesi geçerli ve gerçekcidir.
Yasa ile getirilen;hemşehrilerin belediyelerde kararlara ve hizmetlere katılımının getirilmesi,katılımcı demokrasi yaklaşımı açısıdan olumludur.Fakat,katılım mekanizmasının tanımlanmamış olması bir eksikliktir.
Bilgilenme hakkının,hizmet sunumunda insan onurunu zedelemeyecek nitelikte hizmet sunma yaklaşımının ve belediye yardımlarından yararlanma hakkının temel ilke olarak düzenlenmesi demokrasi ilkeleri açısından olumludur.Etik ilke ve sorumlulukların kurum kültürüne dönüştürülmesi,belediyelerin karar ve uygulama düzeylerinde etik davranışlara uyulmasının sağlanması zorunludur.Bilgilendirmekten uzak,onur kırıcı,yanlı ve adaletsiz uygulamaları önleyici çalışmalar yapılmalıdır.
Stratejik planlamaya uygun bütçe anlayışının getürilmesi çağdaş yönetim yaklaşımına uygundur.Gelirlerin attırılırken gider alanlarının genişletilmesi mali açıdan temel bir çelişkidir.Borçlanma ve iktisadi girişimler yapma olanaklarının genişletilmesi belirtilen çelişkiyi gidermede bir olanak olarak görülebilir.Fakat,belediyelerin borç ekonomisine yönlendirilmeleri stratejik plan yapma ilkesine göre yanlıştır.İktisadi girişimler yapma oanaklarının arkasıdan şirket kurma olanağının da sağlanmış olması,belediyelerin kamu tüzel kişilikleri ile bir çelişki yaratmaktadır.İktisadi girişimler yapma olanağının şirketleşme yoluyla kullanılması,kamu yararının gözetilmesinde çelişki yaratabilir.Belediyelerin tüm görev ve hizmetleri alanında şirket kurma olanağının genişletilmesi,kamu yönetiminde “şirketleşen belediyeler” sorununu gündeme getirebilir.
Belediyelere:imar,su,kanalizasyon,ulaşım,evlendirme,kentsel alt yapı,defin,mezarlık,ağaçlandırma,park,yeşil alanlar gibi klasik hizmetleri yanında yeni hizmet sorumlulukları da getirilmiştir.Yeni hizetlerde;çevre.çevre sağlığı,temizlik ve katı atık,şehir içi trafik,coğrafi ve kent bilgi sistemleri gibi olumlu ve gerekli olan açılımlar sağlanmıştır.Bu hizmetlerin yapılması kesin görev kavramlaştırması ile belirtilmiştir.
Belediyenin temel hizmetler yönünden görevlerinin genişletilmesi olumludur.Fakat,devletin anayasal görevleri olan hizmet alanlarının belediyelere devri ana sorundur.Kültür,sanat,turizm,gençlik ve spor,sosyal hizmet.sosyal yardım,meslek ve beceri kazandırma,kadın ve çocuklar için koruma evleri açma merkezi hizmet kuruluşu olan bakanlıkların sorumluluğundadır.Belediyeler,ancak bakanlıklarla iş birliği içinde bu hizmetlere katılabilir.Ana sorumluluğu devretmek çağdaş yönetim anlayışına uygun değildir.Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanunun değişikliği için geliştirilen taslaklardan tüm hizmet kuruluşlarının il özel idarelerine ve belediyelere ayrı ayrı her ilde geliştirilecek protkoller ile devrinin düşünüldüğü gözlenmektedir.Protokollü devirler olumsuz sonuçlar doğurabilir.Sosyal hizmet kurumlarının gelecek sorunları bugünkünden daha çok olacak demektir.
Belediyelerin genişleyen yeni sorumlulukları arasıda bir de yapma ve gerçekleştirme açısıdan,geniş zamanlı sayılan,koşullara bırakılan,isteğe bağlı,gücüne göre yöneleceği yeni görevler eklenmiştir.Yapmak yanında yaptırma fiili ile hizmet satın alma olanakları getirilmiştir.Esnek yaklaşıma bırakılan bu görevler:ekonomi ve ticaretin geiştirilmesi,okul öncesi eğiti kurumu açma,okul binası yapma,bakım ve onarım yapma,araç, gereç, malzeme karşılama,sağlıkla ilgili her türlü tesisi açma,işletme,kültür ve doğal varlıkları koruma hizmetleridir.Bakanlıkların temel sorumluluğuna giren bu alanlardaki görevlerin devri, anayasa ve ilgili kanunlarla çelişmektedir.Hizmetler verilecek ise kesin ve açık bir sorumluluk tanımı getirilmelidir.
Belediye görevlerinin genişletilmesin karşın bu sorumlulukların yerine getirilmesinde bir sınırlama getirilmiştir.Belediyeler görevlerini;”öncelikler” ve kendi sorumluluk alanları” kriterleri kapsamında yaparlar (Mad.14).Görevleri genişletme ile kapsam sınırlaması getirilmesi çelişmektedir.Getirilen düzenlemelerin uygulaması ortadan kalkmaktadır.Bu çelişki;Devlet sorumluluklarının yerele devrinin gelecekte büyük sorunlar doğuracağının habercisidir.
Hizmetlerin yerine getirilmesinde öncelik sırasının dikkate alıması yanında, “belediyelerin mali durumu” ve hizmetin ivediliği” kriterleri de öncelik ve alan kriterini genişletmekedir.Uygulamanın sınırlandırılması gereksinmelerin karşılanması açısından yasanın en büyük boşluğunu oluşturmaktadır.Ayrıca,”belediye sınırları” kapsamında hizmet üretilmesi,toplumun tümüne hizmet sunma sorumluluğu açısıdan önemlidir.Sınırların dışında kalanlara kim hizmet götürecek?Devlet bütünlüğü açısından sakıncalı ve dışlayıcı bir yaplanma gelişecektir.Kö kanunu herşeyi içermemektedir.Bütünü parçalayıp dağıtmak,oradan bir bütüne ulaşmak düz matematiksel bir bakıştır.
Kent konseyi oluşumu,belediyenin örgütsel yapısı ile eklemleştirilememiştir.Kent konseyine verilen görevler belediyenin tele ve öncelikli sorumluluk alanlarıdır.Hizmet yönünden ilgili birimleri oluşturmayan kanun, konsey oluşumunun yapılanmasını eksik bırakmıştır.Kent konseyi belediye ile nasıl eklemleşeği açık olmayan bir durumda bırakılmıştır.Kent vizyonunun ve hemşehrilik bilincinin geliştirilmesi,kentin hak ve hukukunun korunması,sürdürülebilir kalkınma,çevreye duyarlılık,sosyal yardımlaşma ve dayanışma,saydamlık,hesap verme ve sorma,katılım ile yerinden yönetim ilkeleri Habitat II-İstanbul toplantısından bu yana benimsenmiş genel ilkelerdir.Bunların ulusal düzeyde ve belediyelerde nasıl uygulanacağı çok yönlü tartışılmıştır.Bu birikimlerden yararlanılmadan ilke tekrarı yapılması, kavramların içini doldurmaktan uzak,uygulanabilirliği sağlanmamış bir görünümde kalmıştır.Sayılan ilkeler; tüm belediye kururmunun,tüm birimlerin ve tüm çalışmalarının temeli olmalı,yeni bir zihniyet,yeni bir belediye yapılanması oluşturmalı ve yeni bir uygulama düzeyini ortaya çıkarmalıydı.Ancak,yasa hazırlama sürecinde bu boyutlar temel alnmamış ve eklektik bir kanun hazırlanması yolu seçilmiştir.


Büyük şehir belediyelerine ve beliri nüfus büyüklüğüne bağlı belediyelere;merkezi yönetimin denetiminden uzakta”kentsel dönüşüm ve gelişim projeleri” uygulama yetkisinin getirilmesi,ulusal düzeyde plan yapma ve gerçekleştirme stratejilerine aykırıdır.Her il düzeyindeki proje geliştirme denemeleri;kaykansız,plansız,programsıç çalışmaları getirir.İller tamamlanmamış,yarım,işlevsiz,kamu yararını zarara uğratan projeler kaosunu yaşayabilirler.Eskiyen kent kısımlarının yeniden inşaası konut yapımı,sanayi ve ticaret alanları,teknoloji parkları,sosyal donatılar,doğal riskleri önleme kentin tarihi ve kültürel dokusunu koruma adıyla hizmette başarısızlıklar yaygınlaşabilir.
Belediyelere aktarılan yeni sorumlulukların yerine getirilmesinde;çağdaş belediyecilik yaklaşımının temel alınması,hizmet odakl iç birimlerin oluşturulması ve ilgili hizmetlere niteilki elamanların istihdamı gerekir.Norm kadro düzenlemesi ile belediyelerin öncedn süren kadro sorunlarının çözümüne çalışışmış,fakat nielikli elaman gereksinimi açıkca tanımlanmamıştır.Belediyeler yeni göevlerini hangi elamanlarla yapacaklar?Devredilecek hizmetlerle birlikte ilgili nitelikli kadrolar da mı aktarılacak?Bu nitelik elamanların çalışmalarında sürdürülebilirlilik nasıl sağlanacaktır,Bu sorular yasa açık kalmıştır.
Belediye hizmetlerine gönüllü katlımının getirilmiş olması niyet olarak iyi, hizmet örgütleşmesinin yokluğu açısındak işlevsiz kalan,nitelikli elaman olmadan gönüllü katılımından nasıl yararlanılacağı, etkisi ve verimliliği hesaplanmamış bir düzenlemedir.Sağlı,eğitim,spor,çevre,sosyal hizmet,sosyal yardım,kütüphane,park,trafik,kültür hizmetleri alanlarıda gönüllü katılımının kriterleri ne olacaktır?Kimler nerede,ne zaman,nasıl ve hangi yöntemleri kullanarak gönüllü katılımını sağlayacaktır?Gönüllü katılımının toplumsal yararlar doğrultusunda,bilimsel gereklere uygun olarak yönlendirilmesini kim yacaktır?Ayrıc,yaşlılara,kadın ve çocuklara,özürlülere,yoksul ve düşkünlere yönellik hizmetlerin yapılmasında,yasa ile getirilen dayanışma ve katılımı sağlamada organizasyon nasıl oacaktır?Yaklaşı,politika,strateji, amaç ve hedeler ne olacaktır?Bu yolla hizmetlerde etkililik,tasarruf ve verimlilik nasıl sağlanacaktır?Bu sorular; gönüllü katılımı konusunun tartışmaya
açılması ve bir sistem geliştirilmesi açısından, bir başlangıç sayılmalıdır.
Belediyelerin iç ve dış denetime açık olması sayılan alanlardaki çelişkileri ve başarısızlıkları önlemede kesin çözüm üretemeyebilir.Ayrıca,il özel idareleri ile belediyeler arasıdaki ilşkilerin açık ve güçlü bir biçimde tanımlanmamış olması,sadece;genel bir işbirliği yapma maddesi ile yetinilmesi kent yönetiminin bütünlüğü açısından eksiktir.Uluslar arası ilişkilerin geliştilmesi içn yapılan tanımlamalara daha çok önem verildiği gözlenmektedir.
Özerk kurumlar olarak belediyelerin güçlendirilebilmesi ve çağdaş bir gelişme sağlanabilmesi için;düzenlemelerin üniter devlet yapısını güçlendirici modellere yöneltilmesi gereklidir.Ulusal politika ve stratejilerle yerel ihtiyaçlarları karşlanması konularında bütüncül bir paradigma geliştirilmelidir.Sistemi farklı paradigmalara gre düzenlemek ulusal güç unsurlarını zayıflatır.Hizmet odaklı yapıları geliştirmeden,programlı çalışmaları nitelikli elamanlarla uygalanabilir hale getrmeden sistem gelişmez.Sosyal belediyecilik denemelerinin güçlendirilebilmesi için;şirketleşme yönelişi,belediyecilik anlayının gelişmesine olmsuz etkiler yapar.Esnek hizmet üretimi ve esnek istihdam arayışları toplumsal kazanımları sınırlandırır.İşgücünü istihdam etmeden hizmeti gönüllülere bırakmak bilim dışı uygulamalar ve yönelişlere fırsat yaratabilir.

RİSK GRUPLARINA YÖNELİK SOSYAL HİZMET UYGULAMASI
(Belediyelerde Sosyal Hizmet Uygulaması için Bir Model Denemesi)

Belediyelerde görev alacak sosyal çalışmacıların bilimsel ve mesleki yetişme süreç- leri,mesleki yeterlilikleri ve deneyimleri gelişme ve sorun odaklı çalışmalara yöneliktir.Sosyal hizmette sorun çözme odaklı çalışma metodolojisi,sorun çözme süreci ve aşamaları çerçevesinde mesleki ve bilimsel bir temele dayanır.
Uygulama sürecinin çok boyutlu ele alınması ve belediyenin görevleriyle örtüşen bir
açılımının yapılması gerekir.Çevreyi değerlendirme ve çevreyle sosyal çalışma;belediyeyi sorumluluk çevresi içinde değerlendirilmeyi ve çevreyle çalışmayı içerir.
Belediyede, hizmet odaklı, risk gruplarına yönelik sosyal hizmet uygulamasında „ Sorun çözme süreci ve Aşamaları „ ;
I-Durum Analizi: İnceleme
II-Teşhis / Tanı
III-Kaynaklar
IV- Uygulama Modeli; Program ve Plan Oluşturma
V- Uygulama Süreci
VI-Değerlendirme , Son Verme ve İzleme’dir.

« Çevre”; en geniş anlamda « toplum « dur.Toplumsal yapı ve değişme açısından topluma bakış ve yapısal öğelerin rsk gruplarının durumuna,sorunlarına,yetişmesine , gelişmesine ve topluma katılımına etkileri üzerinde durmak
önem kazanır. « Yapısal değişim sorunlarının yol açtığı çocuk sorunları ve çocuğun suça yönelişi « ne-
den – sonuç ilişkisi içinde ele alınarak sürekli nedensellik analizi yapılmalıdır.
Toplumsal yapı açısından çevre yapının oluşumunda etkili olan coğrafi koşullar ya da üretim ve
yaşam yönünden farklılaşan « yerleşim yerleri « dir.Yapısal olarak bakıldığında yerleşim yerleri ; kırsal
yerleşim yerleri,kentsel yerleşim yerleri ve gecekondu olarak farklılaşır.Kırsal ve kentsel yerleşim yer- leri ile gecekondu ; insanın yetişmesinde,korunmasında,bakılmasında,gelişmesinde ve topluma katılı-
mında farklı ortam ve koşulları içeren yapılardır.İnsanın yetişmesinde ve sosyalleşmesinde etkili olan
yerleşim yerlerine özgü yapısal koşullar ;insanın değerinde,sosyal gelişiminde;risklerin oluşmasında etkili olur.Toplumsal yapı ve değişimleri ve yerleşim yerlerine göre farklılaşan dinamikleri dikkate alarak çevreyi değerlendirmek, çevre ile ve çevresi içinde insanla çalışmak önemlidir.
BELEDİYENİN SORUMLU OLDUĞU ÇEVREYİ DEĞERLENDİRME
DURUM ANALİZİ :
Belediyelerde sosyal hizmet uygulamaları; çevreyi değerlendirme : « durum analizi « ya da « inceleme « ile başlar. Durum analizi ; belediyenin sorumlu olduğu toplumsal çevreye yöneliktir.Çalışma ; bilgi toplamayı,sorunu saptamayı,hizmet kitlesinin toplumsal konumunun incelenmesini içerir. Risk gruplarının toplumsal korunmasını hedefleyen ,toplum içinde tutarak yeniden topluma kazandırmayı ve sorun çözmeyi amaçlayan sosyal hizmet süreci durum analizi ile başlar.
Durum analizi ; bilgi ve veri toplamaya,çocuğun sorununu saptamaya ve gereksinimlerini gör-meye,çevresi içinde değerlendirilecek çocuğu ; hedef kitle kategorisinde « çoklu hedef kitle analizi « ile incelemeye yönelik bir çalışmadır.Durum analizi ; sosyal çalışmacının içinde çalıştığı kurum odaklı de-ğerlendirme ile tamamlanır. çalışmasını organize eden belediyedeki hizmet biriminin görev alanı,birimin yapısı,amaçları,niteliği,konumu ve rolü açısından sosyal hizmet uygulamasına kurumsal yaklaşım, ele alış ve açılım geliştirilir.
TEŞHİS
Durum analizi ile elde edilen veriler sosyal hizmet uygulaması açısından değerlendirilmeli ve insan ve toplum odaklı olarak yorumlanmalıdır.
uygulamaya temel olacak verilerin « teşhis « açısından kritiğinin yapılması teşhis aşamasının başlangıç çalışmasıdır.hizmetten yararlanacak risk grupları düzeyinde alandan derlenen veriler kapsamında rik gruplarının
sorunlarının nedensellik analizi öncelikle yapılmalıdır.Çevreyi değerlendirme açısından yapısal bütüncü yaklaşım ; ekonomik,sosyal,kültürel,teknolojik,olanak,toplumsal,siyasal ve doğal nedenlere bakmayı içerir.Nedenlerin bütüncül,sistemci ve tarihsel yorumu değerlendirme çalışmasına çok boyutluluk kazandırır.
Sorunun çözümünü engelleyen nedenlerin ortaya konulmasını gerektirir.Değerlendirme açısın-dan teşhis aşaması çok yönlü güç analizi ile tamamlanmalıdır.
Güçler perspektifi açısından güç analizi ; risk grupları açısından çevresel güçler ve etki-leşimlerine bakmayı içerir.Güç analizi ; değişme güçleri,direnme güçleri,güçler ittifakı,mücadeleci / en-gelleyici güçler ve güç analizinin makro-mikro ölçekli analizi açılarından derinlemesine irdelenmelidir.

SORUN ÇÖZME SÜRECİ VE AŞAMALARI

I. DURUM ANALİZİ : İNCELEME
I. BİLGİ VE VERİ TOPLAMA
1. Ön teşhis
2. Birinci elden bilgi toplama
3. İkinci elden bilgi toplama
4. Değerlendirme araştırması hazırlama
5.Bilgilerin sistematize edilmesi ve yorumlanması,kayıt alma rapor yazma
II. SORUN / GEREKSİNME
1. Sorunun tanımı
2. Sorunun ortaya çıkışı
3. Sorunun ele alınışı
4. Sorunun nedenleri ve sonuçları

III. HEDEF KİTLE ANALİZİ
ÇALIŞMA YAPILACAK TOPLUMUN DEĞERLENDİRİLMESİ
1.Toplumsal yapı incelemesi ve analizi
2. Sorunun toplumsal dinamiği,etkileşimler,güçler :
3.Toplumun soruna bakışı
4.Toplum değerleri,tutumlar ve davranışlar

IV. ÇALIŞMA YAPAN BİRİMİN YAPISI,NİTELİĞİ,KONUMU VE ROLÜ
1. Kurumsal bakış ve ilişki
2.Toplum içindeki yeri
3.Güç analizi
4.Kaynaklar
5.Yönetici ve lider kadrosu
6.Çalışmalara katkı verecek insan gücü
7.Liderlik sorumluluğu ve gücü
8.Lider ve ekibi

II.TEŞHİS / TANI
1- SORUNUN NEDENSELLİK ANALİZİ ( Nedenlerin İşlevsel Tanımı / Açılımı )

a. Ekonomik Nedenler ( Makro-mikro ekonomik analiz,Gelir dağılımı vb. )
b. Teknolojik Nedenler ( Nitelik Analizi )
c. İdeolojik Analizler,yönelimler,uyum ve çatışmalar vb. )
d. Toplumsal Nedenler ( Toplumsal dengesizlikler,sanayileşme,tarım,kente göç, kentlileşme,gecekondu / varoş,yaşam niteliği,gelir farklılıkları,yoksulluk,suça yönelme,aile yapısı,ilişkiler,eğitim,sağlık,sosyal güvenlik,görenek,adet,göre-nek,yabancılaşma,bunalımlar )
e. Siyasal Nedenler ( Genel,yerel,uluslararası yönetime uygun yansımalar )
f. Doğal Nedenler
g. Nedenlerin bütüncül,sistemci ve tarihsel analiz ve yorumu h.Sorunun çözümünü engelleyen nedenler
a) İç ve dış nedenler ( Siyasal,ekonomik vb. Güç dağılımı )
b) Toplumsal güç ve organizasyona bağlı nedenler
c) Yapısal birimler ve etkileşimleri
d) İletişim sorunları
e) Yardım edilen toplum,birim,kesim ve grupların bilinç düzeyi,bilinç,ilgi,istek,çaba yokluğu
f) Dış nedenler
• Dış çevrenin gerçeklerinin yanlış anlaşılması
• Çevreden soyutlanmışlık
• Çevrenin baskı ve istekleri
• Dış dünya ile ilgili başka nedenlerin engel oluşturması

2. GÜÇLER PERSPEKTİFİ / GÜÇ ANALİZİ
a. Değişme güçleri
• Değişmeye yönelik çıkarlar ve temsilcileri
• Değişmenin itici güçleri
• Yeni destek unsurları
• Değişme güçlerinin toplumsal konumu ve yapısal ilişkileri
b. Direnme güçleri
• Değişmeye karşı çıkan güçler ve çevresi
• Değişmeye karşı direnç doğuran psiko-sosyal etmenler
• Yapısal birimler,kurumlar ile direnme güçleri arasındaki ilişkiler,nedenler
c. Güçler ittifakı ( Direnme ve değime odaklı güçler arası ilişki ve bağlantıların durumu )
1) Uzlaşma noktaları,destekler
2) Ortak davranışların geliştirilmesindeki güç analizi
3) Uzlaşmayı sağlayan güçler dinamiği
4) Direnmeye neden olan güçler dinamiği
5) Toplumsal düzeyde uzlaşmanın sağlanmasında etkili olan güçler,rolleri.... d.Müdahaleci / engelleyici güçler ve mekanizmaların analizi
• Yardım edilen toplum / kesim / grup ve kişilerin değişme ve gelişmesini engelleyen / önle-yen fakat doğrudan değişmeye karşı olmayan güçler nelerdir ?
• Ortaya çıkan değişme olasılığı değişen güç dengeleri ve durumların analizi
• Ele alınan sorun yanında önemsenen / öncelik verilen sorunların varlığı
• Kaynak zaman ve olanakların kıtlığı nedeniyle
• Harcamanın gereksizliği
• Dağılımın yeni güç dengeleri yaratması,karşı olanları zayıflatması
• Değişmenin odak noktası olan sorun/ yanında öne çıkan önemli sorunun analizi
• Ele alınan sorunun/başka sorunların çözümüne sağladığı destek ve çözümler, çok amaçlı değişme olanağının araştırılması,
• Müdaheleci güçlerin yapısal, kurumsal bağlantılarının ve etkilerinin analizi;

E. Güç analizinin Yapısal /makro/mikro ölçekli analizi;
- Bağlantılar, ilişkiler,
- çatışmalar, çelişkiler,
- çıkarlar
- Etkiler ve sonuçlar
- Değişen roller,
- Gelir dağılımı/ sınıfsal farklılaşmaların durumu,ortaya çıkan riskler ve olşan risk gruplarının profili

SORUNUN ÇÖZÜMÜNE YARDIMCI OLABİLECEK KAYNAKLAR :
Belediye açısıdan risk grupları odaklı çevreyi değerlendirme çalışması; kaynaklar üzerinde odaklaşmayı gerektirir. Uygulamada; çevreyle sosyal çalışma, güçler perspektifine dayalı olarak kaynaklara yönelik çalışmaları kapsar. Kaynakları harekete geçirerek sosyal hizmet programı gerçekleştirmek çalışmanın özünü oluşturur.
Kaynaklar; iç kaynaklar, dış kaynaklar ve kaynakların harekete geçirilmesi açısından ele alınır. Uygulamaya destek olacak kaynaklar, risk gruplarını yeniden topluma kazandırılması, kaynakların niteliğine ve hedef grup için harekete geçme kapasitesine bağlıdır.
Kaynaklar, sosyal hizmet mekanizmasını destekleyecek ögelerdir. Sosyal hizmet mekanizmasının destek ögeleri; mali, işgücü, teknik ve organizasyon bilgisi, bilimsel bilgi, örgütsel davranışlar, toplumsal liderlik ve katılımlar, dış kaynaklar ve harekete geçirme gibi boyutları kapsar.

SORUNUN ÇÖZÜMÜNE YARDIMCI OLABİLECEK
III. KAYNAKLAR
1. İç kaynaklar
2. Dış kaynaklar
3. Kaynakların harekete geçirilmesi


1. İç Kaynaklar:

A- Sorunun çözümü için yapılacak çalışmalarda kullanılacak ne tür iç kaynak var? Kaynakların kullanımına karar verenler, ilişki ve etkileşimleri;
a. Mali
b. İş gücü
c. Teknik bilgi/ organizasyon bilgisi
d. Bilimsel bilgi
e. Örgütsel davranış ve yaklaşımların kaynak kullanımına etkisi
f. Toplumsal liderlik ve katılımlar
g. Toplumun sorun çözümüne ilgi, eğilim ve katılımı

2. Dış kaynaklar:

a. Sorunun çözümü ve çalışmalar için gerekli kaynaklara gereksinme:
b. Kaynak sağlama yolları ve etiği
c. Kaynakları kontrol edenler ve topluma yönlendirilmesi.

3.Kaynakları Harekete Geçirme
a. Eldeki kaynakların kullanıma hazırlanması
b. Dış kaynakları harekete geçirme, sorun çözümünde devreye sokma,
c. Etkili ve verimli kaynak kullanımı
d. Bütçeleme, program ve proje maliyeti
e. Kaynakları harekete geçirmede Toplumsal/Örgütsel deneyimler,
f. Kaynak yaratma ve harekete geçirme yaklaşımları ne olmalıdır ?


UYGULAMA MODELİ : PROGRAM VE PLAN OLUŞTURMA

Belediyelerde risk grubuna yönelik çalışmalar açısından, uygulama kapsamına alınan her risk grubu için bir uygulama modeli geliştirilir. Geliştirilen bu model; programı ve planını ortaya çıkarır.
Uygulama kapsamına alınan farklı risk gruplar için,farklılıklar taşıyacak olan uygulama modeli, risk grubunu çevresi içinde değerlendirme çalışmaları ile elde edilen verilere dayalı olarak geliştirilir.
Durum analizi, teşhis ve kaynakların değerlendirilmesi doğrultusunda elde edilen sonuçların uygulamaya dönüştürülmesi temel hareket noktasıdır.
Sosyal hizmet açısından; örgütsel, yönetsel liderlik, rol ve sorumlulukların belirlenmesi, Çalışma;uygulama yaklaşımının bilimsel açılımı, uygulama politika ve stratejisinin tanımlanması, uygulamada temel amaç ve hedeflerin belirlenmesi ve uygulama kapsamının belirlenmesi uygulama modelinin geliştirilmesi için gereklidir.
Uygulama modeli gereğince; kapsamda yer alan çalışmaya ilişkin iş ve işlemlerin programlanması ve planlanması modelin pratiğe dönüştürülmesine olanak sağlar.
UYGULAMA İÇİN ÇALIŞMA MODELİ VE EYLEM PLANI OLUŞTURMA

I.DURUM ANALİZİ VE TEŞHİS DOĞRULTUSUNDA
ELDE EDİLEN SONUÇLARIN UYGULAMAYA DÖNÜŞTÜRÜLMESİ
A. Örgütsel /Yönetsel / Liderlik Rol ve Sorumlulukların Belirlenmesi
1. Örgütsel ve yönetsel rol ve sorumluluk
2. Liderlik rolü ve sorumluluk
3. Yardım edilecek toplum, kesim, grup ve kişilerle görüşme: Durum/ Teşhis sonuçlarını paylaşma
4. Ortak rol ve sorumlulukların saptanması; ortak sorun çözme stratejisi
II.ÇALIŞMA / EYLEM / UYGULAMA YAKLAŞIMININ BİLİMSEL AÇILIMI
A- Bilimsel yaklaşım, ilke yöntem ve teknikler
B- Sistemci, Bütüncü ve Disiplinler arası yaklaşım
C- Bilimsel işbirliğinin sağlanması ve Destek Alınması, Literatür Çalışması,
D- Çalışmanın Bilimsel Deseninin Tasarlanması ve Kavramsal Model Oluşturma

III. UYGULAMA POLİTİKA VE STRATEJİSİNİN TANIMLANMASI
A- Çağdaş Yaşamı Geliştirme Yaklaşımı Doğrultusunda Sorun Çözme Politikaları
B- Sorun Çözme / Değişme Yaratma Stratejileri ;
C- Uygulama İlkeleri;

IV.TEMEL AMAÇ VE HEDEFLERİN BELİRLENMESİ
A- Temel Amaçlar;
B- Temel hedefler;
C- Temel amaç ve hedeflerin uygulamaya yönelik açılımı,


IV.UYGULAMA KAPSAMININ TANIMLANMASI
A- Uygulamada kapsanacak konular ve yapılacak çalışmaların belirlenmesi
B- İşlem ve süreçlerin tanımlanması
C- Çalışma zamanı ve yerlerinin saptanması çalışma programı hazırlığı;
D- Çalışmada öne çıkan görev ve sorumlulukların tanımlanması
E- Çalışmada görev alacak ekibin oluşturulması, yetiştirilmesi,
F- İş bölümünün yapılması
G- Ekip çalışması süreci ve dinamiğinin tanımlanması.


UYGULAMA SÜRECİ

Belediyelerde sosyal hizmet uygulaması; risk grubu odaklı çevreyle sosyal çalışmadır.Bu uygulamayı;bilimsel ve mesleki yeterliliklere sahip sosyal çalışmacı etik ilke ve sorumlulukları çerçevesinde gerçekleştirir. Uygulama modeline göre geliştirilen programın uygulanması en önemli aşamadır. Risk gruplarına sosyal hizmet uygulama süreci olarak tanımlanabilecek bu aşama; bilimsel ve mesleki bilgi, beceri ve yeterliliklere dayalı olarak gerçekleştirilir. Uygulama; mesleki ilişki ve iletişim bilgisine ve becerisine dayalı olarak içerik kazanır. Program uygulaması; bilimsel ve mesleki ilişki ve iletişim stratejisinin saptanması ve uygulanması demektir. Uygulama; bu stratejiye göre başlatılır. Risk gruplarınınyaşam, gelişme ve yetişme koşullarının onların yararına değiştirilmesi için, program odaklı çalışma gereklidir. Uygulama süreci; esnek, dinamik, etkin, sürdürülebilir ve verimli bir süreç olarak gerçekleştirilir. Bilimsel yaklaşım, yöntem ve tekniklerin gözetim uygulama sürecinde uygulamaya dönüştürülmesi gözetim çalışmasına özgün, profesyonel ve uzmanlık gerektiren bir alan olma niteliğini kazandırır. Uygulama politika ve stratejilerinin yaşama geçirilmesi, uygulamada güç analizine dikkat edilerek,risk gruplarının gelişimsel sorunlarının çözümü temel çabadır. Uygulama süreci sonunda;risk gruplarının gelişimsel açıdan güçlenerek çıkması temel hedeftir.

V. UYGULAMA SÜRECİ:

A- İlişki ve iletişim stratejisinin saptanması ve uygulanması
B- Uygulama sürecinin başlatılması
C- Uygulama kapsamında yeralan konularda, işlem ve süreçlerin uygulama programına göre gerçekleştirilmesi
D- Bilimsel yaklaşım, yöntem ve tekniklerin süreç içinde uygulamaya dönüştürülmesi
E- Uygulama politikalarının ve stratejilerinin yaşama geçirilmesi
F- Uygulamada güç analizine dikkat edilmesi ve sorunun çözümünün sağlanması


DEĞERLENDİRME, SON VERME VE İZLEME

Sosyal hizmet uygulaması; değerlendirme, son verme ve izleme çalışmalarıyla tamamlanır.
Değerlendirme aşaması; gözetim uygulama sürecinin gözden geçirilmesi, sağlanan değişikliklerin ve ilerlemelerin saptanması çalışmalarını kapsar. Sağlanan gelişmeler, hizmet ve mekanizmalarının irdelenmesi, uygulama modelinin geçerliliğinin gözden geçirilmesi, Uygulamada sorumluluk alan sosyal çalışmacının mesleki yeterliliğinin ve etkililiğinin değerlendirilmesi,uygulamada sosyal çalışmanın dinamiğinin irdelenmesi, gözetime destek olan, katılan ve katkı veren ilgili kurum, kuruluş ve organizasyonların işbirliğinin güçlendirilmesi ve hizmetin standartlarının analizi çok yönlü ele alınır.

Son verme etkinlikleri; risk grubu odaklı uygulamanın sonuçlarını ölçmeyi ve değerlendirmeyi, elde edilen yararların ve ilerlemelerin sürdürmeyi, sorun çözümünde yeterlilik düzeyinin gözlenmesini, kurumlaşmış, kalıcılık açısından irdelemeyi gerektirir. Öngörülen zaman dilimi içinde gerçekleştirilen çalışmanın tamamlanması son verme etkinliklerinin bir boyutudur.
Uygulanmanın sonlandırılması, belirli bir zaman dilimi sonrasında risk grubu odaklı izlemeyi ve yeniden geliştirmeyi de içerir. İletişim stratejinin bir açılımı olarak izleme çalışması, yeniden çalışmayı ve desteklemeyi gerektirebilir. Çalışmanın başarısı izleme çalışmalarıyla gözlemlenebilir.Bunun için,çok yönlü değerlendirme mekanizması oluşturulabilir. Sorun çözme sürecinin aşamaları kapsayan değerlendirmeler,uygulamanın etkililiği ve verimliliği açısından önemli bir göstergedir. Uygulamada sorumluluk alan sosyal çalışmacının kişisel, mesleki ve kurumsal başarıyı çok yönlü değerlendirilmesi; bilime, mesleğe ve temelde de belediye sisteminin gelişmesine güç katar.


VI. DEĞERLENDİRME, SON VERME VE İZLEME

A- Uygulama Sürecinin Gözden Geçirilmesi
B- Sağlanan değişikliklerin ve ilerlemelerin saptanması
1. Çalışma yapılan kesimin grubu değerlendirmesi
2. Kurumsal / yönetsel değerlendirme
3. Çalışma Ekibinin Değerlendirmesi C- Son verme Etkinlikleri:
1. Sürdürülebilirlik mekanizmalar
2. Sorun çözmede yeterlilik
3. Kurumlaştırma ve kalıcılık
4. Sonuçlar
D- İZLEME VE YENİDEN GELİŞTİRME
1. İzleme mekanizması;
2. Yeniden Geliştirme,


KAYNAKLAR

Güler,Birgül Aymar,2000,Yerel Yönetimleri Güçlendirmek mi? Ademi Merkeziyetçilik mi?,Çağdaş Yerel Yönetimler,Dergisi,C:9,S:2,s.14-29
Cılga,İbrahim, 2002,Küreselleşme Sürecinde Göç,Kentleşme,kentlileşme,AileSorunları ve Çözüm Yolları,’2001 Yılı Aile Raporu,Aile Araştırma Kurumu Başkanlığı,Yayın no;120,Ankara,s.129-146
Cılga,ibrahim,2004,Türkiye’de Eşitsiz Gelişme Sürecinde Devlet Sorunu ve Sosyal Hizmetlerin Geleceği,Küreselleşme,Sosyal Adalet ve Sosyal Hizmetler,6.Ulusal Sosyal Hizmetler Konferansı 22.5.2004,Sosyal Hizmet Uzmanları derneği Genel Merkezi Yayını yayın no:9,Ankara, s.293-302
Cılga,İbrahim,2004,Küreselleşme Sürecinde Devlet Sorunu ve Kamu Yönetiminin Yeniden Yapılanması,Hukuk ve Adalet Dergisi,Y:1,S:2,İstanbyl,s.162-175
Cılga,İbrahim,2005,Gözet5im Temel Bilgisi ve Çevre ile Sosyal Çalışma,Gözetim Görevlileri Eğitim Programı,Dostlar Dayanışma Derneği Yayınları:2,Ankara,s.197-215
Cılga,İbrahim,2005,Çocuklar için Güvenli Kent Yaklaşımı Açısından Belediye ve Sosyal Tesisler,Çocuklar için Güvenli Kent, III.Türk Belediyecilik Sempozyumu,(uluslararası Katılımlı),Hacettepe Üniversitesi_Keçiören Belediyesi,Ankara,s.155-164
1982 Türkiye Cumhuriyeti Anayasası
5272 sayılı Belediye Kanunu
5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu
Kamu Yönetimi Temle Kanunu Tasarısı Taslağı
SosyalHizmetlerin Yeniden Yapılandırılması, Sosyal Hizmetler Kururmunun Teşkilat ve Görevleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı Taslağı

 

 



Editörler




Google
 

 


 


KURUMSAL VE BİREYSEL İŞ İLANLARI

 


 

SOSYAL MEDYA




 

 

Yasal Uyarı , Gizlilik Beyanı ve Künye

sosyalhizmetuzmani.org © Bütün hakları saklıdır.