Sosyal Hizmet Uzmanları Web Sitesi
  

KİTAP TANITIMI

Ana Sayfa
 
Aile Sorunları
Çocuk Refahı
Engelli
Gençlik
Sosyal Sorunlar
Tıbbi Sosyal Hizmet
Yaşlılık

Mesleki Bilgiler

SHU Araştırmaları
SHU İsim Listesi
SHU Yayınları
İnsan Hakları
Kültür/Sanat
Sosyal Siyaset
Sosyoloji
Söyleşiler
Psikoloji

Meslek Elamanı Arayan Kurumlar ve İş Arayan Meslek Elamanları


Sitemiz Yazarları

    
 

                                                 "SOSYAL ÇALIŞMA VE SOSYAL HİZMETLERDE ÖNCE KAVRAM" KİTABI ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME

 

 

Aziz ŞEKER /Site Yazarı
shuaziz@gmail.com 

   
Dilimin sınırları dünyamın sınırlarıdır.
Wittgenstein
Hataları saklamak düzeltmekten daha çok acı verir.
Benjamin Franklin

Toplum değişir, insan değişir, mesleklerin kavramları da... Değişim dili de etkiler. Sanayi toplumunun dili daha olanaklıdır. Feodal toplumun dili ise daha kuru, sığası dardır. Belki de bu nedenle roman sanatı sanayileşmeyle gelen bir edebiyat türüdür daha çok denmektedir. Dil gelişir ve yetkinleşir. Bunu insan, kendi toplumsal koşulları değiştikçe yapar. Yapmak zorundadır da! Çünkü her toplumsal gerçek kendi özgüllüğünde kendi gerçekliğini ifade edebileceği dili varkılar. Sosyal çalışma mesleğinin toplumsal gereklere bağlı olarak ortaya çıkışı ve gelişimi kendi kavramlarıyla birlikte olmuştur. Türkiye açısından da durumun böyle olması doğal karşılanacak bir sonuç olması gerekirken, böyle olmamıştır. Batıya ait bir meslek olan sosyal çalışmanın evrenselleşmesiyle Türkiye'deki kimlikleşmesi kendi kavramsal zenginliğini oluşturması anlamında bazı sorunları beraberinde getirmiştir.
*
Hacettepe Üniversitesi Sosyal Hizmet bölümü öğretim üyelerinden Prof. Dr. İlhan Tomanbay'ın kaleme aldığı "Sosyal Çalışma ve Sosyal Hizmetlerde Önce Kavram" isimli yapıtı sosyal çalışmada kavram sorununu bol bol örneklerle işleyerek ele alıyor. Yer yer eleştiriyor, yer yer eski olanın yerine yenilerini koyarak tarafları bir tartışma ortamına çekiyor. Belki de sosyal çalışmanın putlarını yıkmaya çalışıyor. Bir mesleğin Türkiye'deki tarihini verirken açmazlarıyla yüzleştiriyor birçok yerde bizleri, direnç noktaları hakkında bilgilendiriyor. Gerekçesi ise meslek ve disiplindeki dil yanlışlarının varlığı ve görünmez ya da görünür eller tarafından hâlâ korunuyor olmasıdır. Haklı da: "Dil yanlışlarının önemsenmemesi, mesleğin ruhsal ve kültürel durumunu göstermeye başlıyor, bir mesleği etiketliyor adeta" (s, 188).
"Dille başlar herşey." Giriş bu tümceyle başlıyor. Kitap boyunca ele alınan kavramlar ve yazım yanlışları eleştirileriyle sürüyor. Saptamalar gerçeği yansıtıyor: "Türkiye'de sosyal çalışma mesleğinin kavramlarının da hızla değişmesi, yenilenmesi hem olağan, hem kaçınılmazdır. 1960'ların Fink'lerinin, Friedlander'larının, Konopka'larının, Hamilton'larının kitaplarının çevrildiği Türkçe ile 2010'ların sosyal hizmetini düşünemezsiniz bile... Düşünseniz düşünseniz 1960'ların terminolojisiyle 2000'li yılları düşünmeye kalkmış olursunuz, ki bu düşünce denemeniz yeni ufuklara açılmaktan çok uzak kalır. 2000'li yılların gereksinimlerine göre yeni kavramların önünü açmalısınız; daha ufuklu, daha varsıl ve daha sağlıklı düşünebilmek için. Teknolojisi 2010'lara ulaşan bir toplumda 1960'lı yılların kavramlarını sadık bir aşkla savunmak sadece gericilik değil, akıl eksikliğidir" (X).
Daha kitabın başlangıcında kavramların ve terimlerin meslek açısından öneminin altını çizdiği gibi meslek elemanları da dahil sorunla ilgili herkesi hatalarından arınmak için sosyal çalışma avlusuna davet ediyor.
Bölüm 1. Türk dilindeki terim, kavram, sözcük gibi konuların genel tanımlamalarını yapıyor. Yine sosyal çalışma ya da yaygın kabulüyle sosyal hizmet aktörlerinin çoğunun tanık olduğu "sosyal hizmetler", "sosyal hizmet", "sosyal çalışma", "başvuran", "müracaatçı" gibi kavramların doğru kullanımları hakkında bilgi veriyor ve diyor ki, "çok geç kalındı, kavramları gelişmeyen meslek gelişemez çünkü" (7). Tomanbay'ın eleştiri oklarını yönlendirdiği olgularda "sığ kalmış bir meslek terminolojisinin" bir sorunsal olarak dayanılmaz hafifliğini kabul etmek gerektiğidir. Doğru olanı bulmak için bu bir başlangıç...
Birçok yanlışın Sosyal Hizmetler Akademisinin kurulduğu günden başlayarak devam ettiğini belirtiyor. Çeviri ile başlayan bir serüven çevirmenlerin kavram duyarsızlıklarıyla sürmüş. O dönem hiçbir akademik unvanı olmayan "öğretim elemanlarının" kapılarına asılı tabelalarda "öğretim üyesi" yazılması gibi. Bu yanlışlık Akademinin Sosyal Hizmetler Yüksekokulu olarak dönüştüğü yıllarda da devam etmiş.
Mesleğin temel yöntemlerine verilen adların yanlışlığına değinen yazar, sosyal kişisel çalışmanın yanlış bir kullanım olduğunu ve yerine bireyle sosyal çalışma demenin bilimsel açıdan daha doğru olacağını ileri sürüyor.
Tomanbay, cümle aralarında Almanya'daki sosyal çalışma mesleğiyle ilgili doğruları da okuyucuyla paylaşıyor. Başka taraftan da Arapça müracaatçı kavramının yerine başvuran denmemesindeki anlamsızlığı işlerken bu konuya Hacettepe Üniversitesi Sosyal Hizmet Bölümünün kulaklarını neden kapattığına bir anlam veremiyor. Biliyoruz ki: "Sosyal çalışma terminolojisini Türkçe'de oluşturup geliştirmekle sorumlu odaklar bu alanın akademisyenleri ve uygulayıcılardır" (s.23). Hiç kuşkusuz mesleğin en önemli nitelikleri arasında kavramların varsıl işlevi gelmektedir.
Kavramların öğrenilmesinde ezberin öğrencilerde açtığı sorunları, yazar "üniversite öğrencilerimize yapılacak en büyük iyilik onların algılama yoluyla öğrenmelerini sağlamaktır" (s, 44) diyerek temellendiriyor. Buradan da sosyal çalışma mesleğindeki dil yanlışlarına geçiyor. Kavram üretememenin, doğru kavram kullanamamanın mesleğin gelişimini engellediğini ifade ediyor. Ekliyor, "sosyal çalışmacılar daha doğru bir deyişle, özgün, değişen durumlara göre yeni düşünce üretmekte sıkıntı çekiyorlar. Tam 50 yıldır..." (s, 59). Nedenlerinin başında sanayi kültürünün sorunlarını toprak kültürüyle yetişmiş meslek elemanlarının ele almaları ve kavram üretememeleri gelmektedir. Daha ötesinde sosyal çalışmanın Türkiye'deki kavramların uygulamadan değil, masa basında oluşturularak çıka geldiği gerçeğidir. Kitabın ilk bölümü sosyal çalışma mesleği ve disiplini açısında da son derece önemli olan kavram, terim, terimlik gibi konular ve örneklerle dokunuyor.
*
Bölüm 2. Sosyal çalışma mesleğindeki dil yanlışlıkları üzerine doyurucu bilgileri Tomanbay okuyucuyla paylaşıyor. Yazar bu bölümde: Sosyal ve toplumsal, hizmet ve hizmetler, uzman, sosyal hizmet ve sosyal çalışma, sosyal hizmet uzmanı, sosyal hizmet ile sosyal hizmetler, kişi ile birey, kişisel çalışma ve bireyle çalışma, grup çalışması ve grupla çalışma, toplum örgütlenmesi ve toplum kalkınması, kurum ve kuruluş, Sosyal Hizmetler Yüksekokulu, müracaatçı ve başvuran, müracaatçı sistemi ve müracaatçılık sistemi, vak'a ve olgu, etkinlik ve faaliyet kavramlarını yanlış ve doğru kullanımlarıyla örnekler ve bilimsel gerekçeler üzerinden giderek irdeliyor. Kavram karmaşasının boyutlarını yalnızca kitabın özenle kurulmuş cümlelerinde değil mesleğin uygulayıcıları ve bilgi üreticileri olarak ensemizde de hissedebiliyoruz. Örneğin şu cümle bir sorgulama alanı açıyor: "Sosyal hizmetin etkinliği arttırılmalıdır, dediğimizde mesleği mi kastediyoruz, etkinlik alanını mı, yani sosyal hizmet alanını mı? Bunu bilen, anlayan ve algılayarak söyleyebilen var mı?" (s, 104).
Alan ve meslek adının karıştırıldığına somut bir örnek: Sosyal Hizmet Sempozyumu derken, başka ve önemli bir yanlış yapıldığını ileri sürüyor. Hizmet alanıyla ilgili bir sempozyum mu? Meslek alanıyla mı ilgili? O zaman ne ortaya çıkıyor. Sosyal hizmet alan adı olarak da kullanılıyor meslek adı olarak da! Bu su götürmez bir çelişki ve günümüzde de sürüyor. Tomanbay, literatüre yansıyacak yanlış kullanımları bazen somutluyor. Trajik bir örneği kısaltarak şu şekilde kullanabiliriz: Kara Kuvvetleri Komutanlığı 2010 tarihinde "sosyal hizmetler uzmanı" alıyor, sivil memur statüsünde. Ancak bir sorun var. Bu yanlışın giderilmesi yönünde sayın Veli Duyan 01 Mart 2010 günü yetkililere başvuruyor. Yanlış düzeltiliyor. Ancak başka bir yanlışla. "Sivil memur (sosyal hizmetler uzmanı) kadrolarına fakültelerin sosyal hizmetler bölümü mezunu olanların müracaatları kabul edilecektir" deniyor. Yani yanlış "sosyal hizmetler uzmanı"... Kitabın 138-139 sayfaları bu bağlamda doyurucu örnekler sunuyor.
Sosyal çalışma mesleği saygınlığını dilbilim kurallarına uygun davranarak ancak kazanabilir, yanlış türkçeleştirilmiş kavramlarla değil... Tomanbay'ın, bozulan meslek terminolojisinin kolay kolay düzeltilemeyeceğinin altını çizmesi ise aslında sorunun çetrefilli doğasını gün yüzüne çıkarıyor. Peki suçlu mu aramalıyız. Bence suçlu değil, sorumluluk sahiplerinin bu eleştirilerle ilgili düşüncelerini öğrenmek bizlerin hakkı olsa gerek. Çünkü okulun adı da yanlış "sosyal hizmetler" olunca... Öte yandan yazar, Hacettepe Üniversitesi Sosyal Hizmetler Yüksekokulunda yıllarca verilen "Sosyal Kişisel Çalışma" dersinin adının yanlışlığını savunuyor. Dersin kitabının adının yanlış mı kullanılmış olduğu sorusunun karşılığını bulmaya götürüyor bizleri. Bu soruyu dersin öğretim elemanı Prof. Dr. Nihal Turan'ın yanıtlaması uygun gibi duruyor. Belki karşı tez mantığa daha yatkın olabilir. Yine ikinci kuşak sosyal hizmet akademisyeni Veli Duyan'ın da aynı kitabın editörlüğünü yaptığı ikinci baskısında da dersin adıyla ilgili düşünceleri kanaatimizce vardır?
Mesleki tutunma adına yapılan kavramsal yanlışlardaki gerçekleri dile getiren Tomanbay, alışkanlıklarımızın da bir anda değişmesini beklemenin kolay olmadığını söylüyor. Dil duyarlılığını mesleğin en uç noktalarına kadar giderek bulduğu yanlışlıklarla gösteren Tomanbay, meslekle ilgili "dil kurultayının" gerekliliğini önermesi ise ortak kabul gerektiren bir konudur. Mesleğin adıyla ilgili ileri sürdükleri de dikkate değer, sosyal mühendislik, sosyal hekim gibi...
Kitabın kimi yerlerinde eleştiri olanaklarını zorlayan Tomanbay, mesleğin ve disiplinin tarihi arenasına sorumluluğu olanları çağırıyor. Sosyal Hizmetler Akademisinin, Sosyal Hizmet Bölümünün akademisyenlerine bu davet! Çünkü meslek terminolojisini oluşturanlar içinde birincil derecede sorumluluk akademisyenlere düşmektedir.
Yazar bir kapı aralıyor. Meslek adı başta olmak üzere birçok yanlış kullanılan kavramı kritik ettikten sonra ekliyor: "Zor ya da olanaksız diyeceğiniz bu kavramları savunmak inanın bana, bugün yanlışlıklarıyla sosyal hizmet uzmanını savunmaktan çok daha onurludur ve benimsenebilirdir" (s, 178).
Kitabın sonuna doğru yazar, dile saygı ve özen temelinde sosyal çalışma (sosyal hizmet) aktörlerini dilin yasalarına/dilbilgisi kurallarına uygun bir şekilde terim ve kavram üretmeye itiyor. Umarız çağrısı yankısız kalmaz. Çünkü "hepimiz konunun tarafıyız."
Kitap: Sosyal Çalışma ve Sosyal Hizmetlerde Önce Kavram (Sosyal Çalışmada Kavram Sorunu)
Yazar: İlhan Tomanbay
Yay: SABEV/ Ankara , Ocak 2012.
Sayfa sayısı 202.
İsteme Adresi:
sabev@sabev.org.tr
www.imge.com.tr

 

 BİZE YAZIN
     Sosyal Hizmet Uzmanı Web Sitesi
     E-Posta : sosyalhizmetuzmanlari@gmail.com

   

© Copyright 2011
www.sosyalhizmetuzmani.org