Ana Sayfa||Araştırmalar ||Editör ||Site  Haritası|  

ENGLISH |DEUTSCHE

Sosyal Hizmet Mesleği
Mesleki Bilgiler
SHU Yazıları
SHU Yayınları
SHU Araştırmaları
SHU İsim Listesi
Sosyal Hizmet Alanları
Çocuk Refahı
Gençlik Alanı
Yaşlılık ve Sorunları
Aile Sorunları
Sosyal Sorunlar
Engeliler ve Sorunları
Tıbbi Sosyal Hizmet

İş İlanları

Kurum İlanları
Elaman İlanları
İş İlanı Verme
Bireysel Gelişim
Bireysel Gelişim
NLP
Toplam Kalite
Beden Dili
İletişim Bilgisi
Halkla İlişkiler
Ana-Baba Okulu
Sosyal Bilimler
Sosyoloji
Psikoloji
Sosyal Siyaset
Sosyal Siyaset Bilgileri
Kitap - Sanat
Kültür/Sanat
Kitap Tanıtımı
İnsan Hakları
İnsan hakları Bilgileri

 

  Hızlı Erişim
 

Sitemizin Yazarları

Google
Web sosyalhizmetuzmani.org

ŞANSLI

Sitemiz Yazarı
Sabancı Ünv.Toplumsal ve Siyasal Bilimler öğrencisi
Can KÜÇÜKALİ
kucukali@su.sabanciuniv.edu


Trafik çok yoğundu. Buna rağmen oldukça hızlıydı. O küçücük arabaları nasıl da küçümseyerek ve kolayca geride bırakıyordu. Bugün diğer günlere oranla çok daha fazla araç vardı.Yoğunluğun tatilin son günü olmasından kaynaklandığını düşündü. İşi dolayısıyla çok fazla yola çıkmak zorunda olan biriydi. Yoksa bu gibi durumlarda birkaç gün beklemeyi tercih ederdi.

Keyfi yerindeydi. Her sollayışında, arabaların içindeki küçük dünyaları kısa sürede olsa gözlemleme fırsatı buluyordu. Kimi zaman kavga eden bir çift, kimi zaman da yola odaklanmaya çalışan yorgun bir çift göz. O da yorgundu ama en azından şimdilik yanında sorun çıkartan birileri yoktu. Doğrusu bu yoğun tempoda en son ihtiyacı olan şey sorun çıkartan birileriydi. İşte bu yüzden insanlara acıyordu çoğu zaman. Yanlış bir karar veriyorlar ve acısını ömür boyu çekmeye mahkum oluyorlardı. O ise her zaman olduğu gibi doğru zamanda doğru kararlar vermişti ve bu yüzden huzurlu sayılırdı. Kafası rahattı ve bu nedenle kendisini yaptığı işe kolayca verebiliyordu. Onun için şu an tek sorun, söz verdiği yere zamanında yetişebilmenin korkusuydu. Çünkü o olmaksızın işlerin yürümesi mümkün değildi. Kilit adam konumundaydı ve herkes ona bir yönüyle muhtaçtı.

Aslında son birkaç senedir yıprandığını hissediyordu. Çoğu zaman ayrılmayı da düşündü ama sahip olduğu deneyim ve buna bağlı olarak çeşitli firmalardan aldığı cazip teklifler onu kararından sürekli olarak caydırıyordu. Sonuçta iş dünyası oldukça acımasızdı ve eğer ayrılırsa dönüşü olmayabilirdi. Bu noktaya gelmek için çok uğraşmıştı ve yıllar sonra sahip olduğu imkanlardan bir anda mahrum kalmak istemiyordu.

Mesela arabasını düşündü. Son modellerden biriydi ve bu aracı kullanmak gerçekten bir ayrıcalıktı. İçinde televizyondan yatağa, buzdolabından klimaya her türlü konfor mevcuttu. Kendi kendine sordu. Acaba kaç kişiye böyle lüks bir araba kullanmak nasip olurdu. Bunun kıymetini bilmeliydi. Gerçi kendi arabası değildi ama her zaman için şirket ona yeni bir araba tahsis ediyordu. Arabasının her türlü bakımı şirkete aitti ve kimi zaman işi acele olduğunda havayolunu kullanmasına da izin veriliyordu. Sonuçta bütün imkanlar onun işini rahat bir şekilde yapabilmesi için seferber edilmişti. Şirket için aslında ne kadar da vazgeçilmez olduğunu düşündü ve vazgeçilmez olmanın verdiği özgüvenle gaza bastı.

Bu arada bir puro yaktı. Bunu da son seyahatinde İngiltere’den almıştı. Dışarıya baktı. Sonra televizyonu açtı. Yola odaklanmıştı ama arada ekrana da bakıyordu. Ekonomi bülteninde işlerin iyi olduğunu bazı rakamlarla aktardı sunucu. Kendinden emin ve mutluydu. Sanki müjde veriyor gibiydi. Başıyla onayladı. Gerçekten işler iyiye gidiyordu. Mükemmel bir işi vardı. Bugüne kadar birçok ülke gezmişti. Birçokları için bu sadece bir hayaldi. İşte o an diğerlerini düşündü ve bir anda verilen haberlerden kuşkulandı. Yine de moralini bozmadı ve mutlak bir inançla gülümseyerek tekrar dışarı baktı. İşler iyiye gidiyor olmalıydı. Son yaptıkları anlaşma, şirketi için yüz bin dolardan fazla bir kazanç demekti ve O da elbette payına düşeni alacaktı. Bu kadar büyük işler yaptıklarına göre tablo olumluydu.

Bu tablonun oluşmasında şüphesiz onun da katkıları olmuştu. Kendisini bu başarıların önemli bir parçası olarak görüyordu. Şu an bulunduğu konum her neyse onu gerçekten hak etmişti. Eğitimine son vermek zorunda kaldığı yıllarda bugünlerin hayalini bile kurması mümkün değildi. Şimdi ise bambaşka bir yaşamı vardı. Sahip oldukları için dua etmeliydi. Kesinlikle duacı olmalıydı ve daha çok çalışmalıydı. Son ana kadar çalışmaya devam etmeliydi. Çünkü o şanslılardandı. Şanslı bir tır şoförüydü.