Ana Sayfa||Araştırmalar ||Editör ||Site  Haritası|  

ENGLISH |DEUTSCHE 

Sosyal Hizmet Mesleği
Mesleki Bilgiler
SHU Yazıları
SHU Yayınları
SHU Araştırmaları
SHU İsim Listesi
Sosyal Hizmet Alanları
Çocuk Refahı
Gençlik Alanı
Yaşlılık ve Sorunları
Aile Sorunları
Sosyal Sorunlar
Engeliler ve Sorunları
Tıbbi Sosyal Hizmet

İş İlanları

Kurum İlanları
Elaman İlanları
İş İlanı Verme
Bireysel Gelişim
Bireysel Gelişim
NLP
Toplam Kalite
Beden Dili
İletişim Bilgisi
Halkla İlişkiler
Ana-Baba Okulu
Sosyal Bilimler
Sosyoloji
Psikoloji
Sosyal Siyaset
Sosyal Siyaset Bilgileri
Kitap - Sanat
Kültür/Sanat
Kitap Tanıtımı
İnsan Hakları
İnsan hakları Bilgileri

 

  Hızlı Erişim
 

Google
Web sosyalhizmetuzmani.org

SARIKAMIŞ'TA  SABAH

Kemal GÖKCAN / Editör

  Daha sabah ezanı bile okunmamıştı.Bu saate uyanmak ne zordu. Şu Alp ne kadar şanslı çünkü onun bu saate kalkma diye derdi yok.Alp kiracımızın oğlu babası astsubaydır. Onların kışlık yakacak dertleri yoktur. Babası her son bahar bir askeri cemse ile odun getirir.
Bu saate kalkarak Ormana gitmekten bıkmıştım. Keşke öğleden sonra gitseydik o zamanda akşama kalıyoruz o da kötüydü. Bunları düşünürken, ağabeyimin ikinci sesi ile irkildim,
-Çok tembelsin hala daha kalkamadın.
-Kalktım.Giyiniyorum
-Akşamdan arabayı hazırlamayı unuttum,ben arabayı hazırlıyorum.Acele et sonra git. Yakup’u kaldır.
-Tamam abi
Yakup,amcamın oğlu, evleri evimizle aynı bahçe içindedir. Onun uykusu da çok ağırdır. Şimdi dakikalarca kapısını vur . Kalkacak hazırlanacak ufff ya …..
-Hadi
-Gidiyorum
-Yenge ! Yakup ağabeyi kaldır. Acele etsin
-Fazla gürültü yapma,amcan uyanmasın,şimdi kaldırırım.

“Sarıkamış’ta bizim orman serüveni Haziranda başlar ta Eylül ayının sonunda biterdi. Ekim ayında kış geliyorum derdi . Kasımda kış başlar ve kar ancak Nisan ayının başında kalkardı. Bu nedenle Sarıkamış’a karlar ülkesi denirdi.Kışlık yakacak ihtiyacımızı karşılamak için;ormandan sarıcamdan yere düşen kozalakları toplar,çuvallara koyar el arabası ile getirirdik.
Orman mahallemize 5 km uzaklıktaydı. Fakat koza toplama yerimiz ise yerine göre değişirdi. Tabi genelde kozalaklara Bakı memurlar (Orman Muhafaza Memuru) pek bir şey demezlerdi. Ama dallara kızarlardı . Ormana giriş el arabaları ile yasaktı. Bakı memurlara yakalanmadan ormana gitmek gerekirdi.”
-Yakup geldin mi?
-Geldim ağabey
-Yav daha Baldan’ı,Salih’i gidince kaldıracağız. Bu arada Yılmazı unutmayalım. Abi Şiloda geleceğini söyledi, onu da Kemal çağırsın
-Şiloya söz mu verdin?
-Yok abi kendi dedi
-Tamam
“Uyandıktan 1 saat sonra grup olarak el arabalarımızla yola çıkmıştık. Gürültü yapmamamız gerekiyordu. Millet bahçesinden geçtik ten sonra iki tercihimiz vardı. Ya Askeri Hastahanenin yolundan, yada Devlet Hastahanesinin yolundan gitmeliydik. Devlet Hastahanesinin yanı başında Bakı Memurların lojmanları vardı. Mutlaka nöbet tutuyorlardı. Askeri bölgeden gecmek yasaktı. Ama şansımızı deneyecektik. Çünkü hep böyle olur. İnşallah her iki yoldan geri çevirirlerde, döneriz. Bugün Şevketin bahçesinde iddialı maçta var.”
Salih ,
-Arkadaşlar Şılo Askeri Hastahaneye gidecek şu nöbetçiyi bi baksın oradan geçme şansımız ne? Yılmaz da Bakı Memurların lojmanına baksın nöbet tutan olabilir.
“Salih abi en büyük ağabeymizdir. Orman konusunda çok tecrübelidir. El arabasına en az 12 çuval yükler. Çok hızlı kozalak toplar.”
“Şılo,Gerçek adı Yavuz’dur ama lakabı Şılo dur.”
Şılo,
-Salih abi nöbetçi asker tam kıyak Güneydoğulu kafaya alabiliriz.
-Hadi be o çok zor
Yılmaz,
-Abi valla en kıcıkğı var. Biz bugün zor gideriz ormana
“Allah yaşadık. İnşallah vaz geçerler döneriz. Ya daha güneş bile çıkmadı. Ama Salih abi çok inat.”
Salih,
-Arkadaşlar ben uykum bölünmüş buraya kadar gelmişim bugün ormana gideceğiz. Askeri bölgeden geçeceğiz artık.
“6 el arabası ve 9 kişi ile Yaklaşık 500 m sonra ilk nizamiye önüne vardık.Asker dur çekti.”
-Dur! hemşerim bu yolu kullanarak ormana gitmek yasak!
Salih,
-Merhaba hemşerim,bi anlayış göster gidelim getireceğimiz 3-5 telis koza
-Olmaz. Yasak Şimdi komutan gelir hadi dönün.
Baldan,
-Hemşerim memleket neresi?
- Diyarbakır
-Tezkereye çok varmı?
-5 ay kadar
-Anla be hemşerim,hayat burada böyle biz bu güzel havada ormana gitmesek kışın ne olur halimiz.
Asker,
-Haklısınız. Ama bakın bende emir kuluyum.gidin nöbetçi amirinden izin alın.
Salih,
-Fevzi git şu nöbetçi amiri ile görüş senin ağzın iyi laf yapar.
-Tamam
“yaklaşık 5 dakika sonra”
komutan izin verdi.
“Tüm bu muhabbetler sonunda hele şükür Askeri Şehitliği geçerek ormana girdik. Çöplüğü de geçtik.”
Baldan,
-Bu bölgede hiç koza kalmamış hep temizlemişler. Cıbıl tepeye doğru gitmeliyiz.
“Cıpıltepe ormanımızda en uzak bölgelerden boş el arabası ile bile gitmek çok zor.Ama gidilecek dediğinde gidilecektir.Türkülerle ,bağırtılarla yola devam edildi. ”

Yakup,
-Salih abi acıktık ne yapacağız yerimiz demi kahvaltı yapalım, yoksa yakında ki gözenin başında mı.
Salih,
-Ne dersiniz arkadaşlar?
“hep bir ağızdan gözenin başında denildi.”
Baldan,
-Birde çay demledik mi tamam.
“Ormana gitmenin en zevkli yanı kahvaltı yapmak ve konuşmalardır. ağabeylerimizin fıkraları,tartışmaları vaz geçilmezdir. Hepsi de Lisede okumaktadırlar. Ben bu sonbahar ilkokula başlayacağım Bu nedenle Eylül aynı iple çekiyorum. Gerçi okuma yazmayı öğrenmede zorluk çekmeyeceğim ablam şimdiden harfleri öğretti.”
“Bunları düşünürken Bilgin abi bağırdı.”
-Fevzi telisleriniz gevşemiş,düşecek dikkat et
-Sağ ol,molada hal ederiz.
“Nihayet güneşte yeni çıkmak üzereydi. Mola verdik. Gözenin yanında ( ormanda kendiliğinden çıkan su ) Hemen sırayla su içtik. En küçük olarak ben ilk içtim.
Yakup,
-Memleketimizin suyu her şeye bedel hayat bu be,Adana’da bu su servet eder.
Şılo ,
-Adana’da 9 ay kış yok.Ama baksana 3 ay ormanda koza taşı 9 ay kışı yaşa, ne memleket.
Salih,
-Şılo seni kim çağırdı, bu komünisti kim çağırdı gelmeyecek dedim.
Şılo ,
-Salih abi kırıcı oluyorsun. Gerçekleri söylemek seni neden rahatsız etti.
-Ne gerçek sen memleketini beğenmiyorsun,çok yaz istiyorsan git Adana’ya
-Yolda gelince bu küçük çocuğa abuk sabuk şeyler öğretmişsin sorup duruyor daha okula gitmeden abisine “Alp çiko çocuğu onlar bu dünyada şanslı çocuklar,onların ormana gitme derdi yok vs” Çocuğun kafasını karıştırmışsın geçen günde Hüseyin de söylüyordu aynı şeyleri daha bunlar okula bile gitmiyor. Ne cins adamsın.
Şilo,
-Abi ben niye kafasını karıştırayım. Çocuklar görmüyor mu. Bak çiko çocukları yatıyor.
Salih,
-Aynı tenteneyi konuşuyorsun. Seni uyarıyorum bi daha bizle geleceksen konuşmayacaksın ,bildiğin türkü varsa söyle o kadar.
-Tamam abi
“Konuşmalar,şakalaşmalar keyifle sürdü. Karnımızda ormanın temiz havasında doyurduktan sonra Cıbıltepe’ye doğru yola devam ettik..”
Baldan,
-Nihayet geldik . Zor oldu.
-Salih abi bu ne kozalak cenneti 1 saate kalmaz yük hazır.
-Allahın izni ile uzak ama hemen başlayalım.
-Fevzi kemal’in sepetine ne oldu.
-Unuttuk abi teneke ile toplasın artık.
“Gittiğimiz bölgede kozalar elle değil süpürerek bir araya getiriyorduk. Artık koza toplamada herkes ustaydı ve bir saate kalmadan yük tamamdı. Şimdi sıra çuvalların altına kuru dal koymaktı o da bir saat sürerdi.”
Baldan,
-Nihayet yükler tamam
Yakup,
-Abi hızlı edelim maçımız var.
Salih,
-Arkadaşlar çöplüğe kadar durmadan iniyoruz.
“Çöplük dediğimiz yer yolumuzun tam ortasıydı. Buraya Sarıkamış 9 Tümenin askeri çöplüğüydü.”
Yılmaz,
-Salih abi çöplükte bir hareketlilik var. Gördünüz mü?
-Bu ne askeri birlikler ne yapıyor?
Bilgin,
-Ya izin vermeseler kalırız akşama kadar.
-Abi askerler geliyor buraya.
-Gitti maçımız zor gideriz. Mutlaka bir eğitimleri vardır.
-Selam aleyküm gençler
-Merhaba abi
Asker,
-Gençler tatbikat var. Bugün yoğun ateş olacak saat 3 kadar maalesef 3 kadar buradan geçmeniz mümkün değil.
Salih,
-Gözünü seveyim saat daha 10.30
Mümkün değil.
Baldan,
-Arkdaşlar yolumuz 1 saat uzar,soğuksu yolundan gidelim başka çare varmı.
Yılmaz,
-Peki bu yükle bu dik yeri nasıl çıkacağız ki soğuksu yoluna girelim.
-Sırayla bir birimize yardım edeceğiz.
-En geç saat 1 de evde oluruz.Eğer saat 3’ü beklersek saat 5 de evde oluruz. Ne dersiniz?
“Hep bir ağızdan tamam.İlk önce Şıllo’nun arabasından başlayalım.”
“Bir saate tüm el arabalarını soğuk su yoluna çıkardık.Umduğumuzdan da rahat olmuştu. Artık bayır aşağı olduğu için çok hızlı iniyorduk.”
Yakup,
-Bu ne?
Fevzi,
-Eyvah askeri ateş alanına girmişiz.
-Ne olacak?
Salih,
-Neden asker koymamışlar buralara bilmiyorlar mı
-Hemen arabaları terk edin dereye doğru kaçın ateş her an yoğunlaşa bilir.
“Çok yoğun ateş tatbikat ateşi başlamıştı,eğer dereye gitmesek 3 telis çuval için ölecektik.”
-Salih,
-Panik yapmayın hemen yerimizde ağaçların arkasına geçin ,uzanın saat 3 kadar hiç kimse kıpırdamadan yatacak .
“Saat 3 kadar yerlerimizde yüz üstü yatmıştık. Ben abim ve tüm ağabeylerimiz çok korkmuştuk . Mermiler üzerimizden saatlerce geçti. Kulaklarımız duymaz duruma gelmişti. Evlerimize gittiğimizde ise saat 5 olmuştu. Ailelerimiz çok merak etmişti. Yaşanan durum anlatıldı . O gün maçta olmadı. O hafta hiçbirimiz ormana gitmedik. İyi dinlenmiş ve eğlenmiştik ertesi hafta orman macerası devam etti…”
Sarıkamışlı olup,da 1970 yıllarda ormana koza getirmeye gitmeyen yoktur. O gün ormana gittiğimiz tüm ağabeylerim Üniversite okudu.Tümü meslek sahibi oldu. Türkiye’nin değişik bölgelerine dağıldı.
Ama Sarıkamış’ta herkes bu ağabeylerim kadar şanslı ve başarılı değil!