Ana Sayfa||Araştırmalar ||Editör ||Site  Haritası|  

ENGLISH |DEUTSCHE 

Sosyal Hizmet Mesleği
Mesleki Bilgiler
SHU Yazıları
SHU Yayınları
SHU Araştırmaları
SHU İsim Listesi
Sosyal Hizmet Alanları
Çocuk Refahı
Gençlik Alanı
Yaşlılık ve Sorunları
Aile Sorunları
Sosyal Sorunlar
Engeliler ve Sorunları
Tıbbi Sosyal Hizmet

İş İlanları

Kurum İlanları
Eleman İlanları
İş İlanı Verme
Bireysel Gelişim
Bireysel Gelişim
NLP
Toplam Kalite
Beden Dili
İletişim Bilgisi
Halkla İlişkiler
Ana-Baba Okulu
Sosyal Bilimler
Sosyoloji
Psikoloji
Sosyal Siyaset
Sosyal Siyaset Bilgileri
Kitap / Sanat
Kültür/Sanat
Kitap Tanıtımı
İnsan Hakları Bilgileri

 

 

Semboller ve İnançlar (İdeolojiler, dinler)

SHU.Soner KOŞAN
Psikoterapist/Hipnoterapist
sonercan66@hotmail.com


Birbirini tamamlayan iki unsur ve birbirine ihtiyaç duyulan iki kavramdır Sembol ve İnanç.
İnanç, kendi içinde teşhirciliği arzular. İnanç olduğu yerde kalmaz, kendi içgüdüleri çerçevesinde hem atak hemde dinamiktir,

İnanç nedir, ne ister?
• Yaygınlaşmak ister.
• Aktüel olmak ama dogmatik yaklaşmak ister.
• İdealisttir.
• Mistiktir.
• Ezoteriktir.
• Ateşli savunma ister.
• Taraftar ister.
• Her kesimden anlaşılmak ister.
• Kişinin, Sosyo-ekonomik düzeyini aktüel durumundan daha iyi hale getirmeyi vaat eder.
• Kendisi dışındaki tüm sömürüyü yok etmek iste.r
• Yenilikçidir.
• Ütopiktir.
• Savaşçıdır.
• İtaat ister.
• Ödül vaat eder.
• Her bireye kendi içinde sorumluluk ve görev verir ve tüm bireyleri bir bireye bağlı kılar.
• Güç verir. Kişi kendini güçlü hisseder.
• İktidar vaat eder.
• İnanç sorgulanmak istemez.
İnancı çıkartan veya önderlik yapan kişi veya kişiler, Öldüğünde de ölümsüz olmak ve kendisinden sonra gelenlerin, kendisi kadar mükemmel kişilik olmadığını kendi cemaatine veya toplumuna hissettirmek için, kendini sembolize eden vücutsal değişiklikleri ve kendisinden parçaları kutsal bir misyon yükleterek, bu dünyadan ayrılırlar.
İnancını hissettirmenin en sessiz ve en çarpıcı yolu sembolize ederek bir meta’ya ruh vermek.
Bir sembol iki öğe arasında bir bağ kurar. Sembol, sembolik sistemin ve simgelenenlerin benzeşim unsurlarına sahip olabildikleri zihinsel temsil yoluyla “işaret eden” rolünü oynar, iki öğenin arasındaki uygunluk bakımından, kimi zaman, alegori(istiare), mecazı mürsel, amblem, işaret, ikon ve fetiş ile hemen hemen eşanlamlı olarak da kullanılmaya başlanmıştır.
Sembol ya da simge en genel anlamda, görünmez ya da algılanamaz bir şeyi benzerlik, uygunluk, bütünlük gibi çeşitli yollarla temsil etmek üzere kullanılan bir maddi nesne ya da algılanan bir araçtır. Dolayısıyla sembol bir resim, bir şekil, bir ses, bir sayı, bir renk, bir olay, bir kişi vs. olabilir. Semboller fikirleri, kavramları ya da soyut şeyleri göstermeye yarayan işaretlerdir.
En temel anlamı ile bir simge, bir kavramın uzlaşımsal betimlemesidir; bir düşüncenin, nesnenin, niteliğin, niceliğin vb. ruhbilimsel ve düşün bilimsel açıdan, tüm kavramlar doğaları itibari ile simgesel olup, betimlemeleri simgesel bir anlam taşıyan yapay belirtilerdir.
Giderek sembol, örtülü benzeşim yardımıyla, çağrıştırdığı mevcut bulunmayanlarla, daha doğrusu soyut olanlarla birlikte tüm realiteyi belirtir hale gelmiştir. Sembol böylece, mevcut bulunmayanın ve ne algılanabilir ne kavranabilir olanın bir temsili, bir tasviri durumuna gelmiştir. Böylelikle, tüm sembolik sistemler fikirleri, kavramları ifade etmeye çalışırlar.

Kendinize bir bakın: kız arkadaşınız sizi ne ye benzetir, ya babanız, anneniz, iş arkadaşınız, asıl siz kendinizi neye benzetirsiniz, çabuk bir sembol bulun! Yâda bulmanıza gerek yok, zaten bu soruyu sorduğumda zaten cevabı diliniz düşmüştür. Okul deyince aklına ilk gelen şey endir? Yada cinsellik deyince yada din deyince biraz daha içselleştirelim. Neye sığınırsınız? Hangi korkularınız vardır? Neyden medet umuyorsunuz. Belki bu sorulara sayfalar dolu cevap verebilirsiniz, beklide kestirip atabilirsiniz. Ama şunu yapın. Duygunuz ne ile başladı ve şimdi nereden besleniyor ve beslendiği yer başlangıç noktasından uzak mı yoksa daha mı paradoks?. Artık cevabı kulaklarınız duysun.

İdeolojiler ve İnançlar sembolize edilerek yaygınlaşırlar ve yaşarlar. Şu anda var olan tüm inanç ve ideolojilerin hepsinin bir sembolü vardır. Bir dini inançtan ve ya ideolojiden bahsettiğimizde hemen gözümüzün önünde bir sembol belirir. Böylelikle daha hızlı taraftarını ve sempatizanını tanırız. Semboller ile inancı ve ideolojiyi algılamak için yüksek düzeyde IQ’ ye gerek yoktur herkesimden kişiler, görerek ve dokunarak onu anlar ve hisseder. Bu anlamda sembolize etmek yaygınlaşmanın bir aracıdır. Çevrenize bir bakın herhangi bir partinin, Spor takımların, örgütün, giysi markasının, büyük firmaların hatta duyguların bile sembolleri vardır. Biz bazen sembolleri kendisinden daha fazla önemser ve benimseriz.
Bireyler, bir ideoloji ve inancın taraftarı olmaktan gurur duyarlar ve liderlerin yokluğunu kendi geliştirdikleri sembollerle anarlar. Bu bazen öyle farklı yönlere kadar ilerler ki Meta’ya saygı duymaya ve metadan medet ummaya kadar ilerler. Tapınma başlar ve soyut algılama devreye girerek reel düşünmeden uzaklaşma başlar.
Freud’çü psikanalizde bu sistem, özellikle oidipus kompleksiyle yapılanmış bireysel geçmişteki eğretileme kurallarının uygulanmasından ve bilinçdışının düzenlenmesinden hareketle işler.
Carl Gustav Jung’un kolektif bilinçdışı denilen evrensel bilinç ya da ortak hafıza varsayımına göreyse, bireysel semboller kolektif bilinçdışının varlığını gösterirler, kolektif bilinçdışı yoluyla evrensel olur ve bu yolla arketipler haline gelebilirler.

Din, genellikle doğaüstü, kutsal ve ahlaki öğeler taşıyan, çeşitli ayin, uygulama, değer ve kurumlara sahip inançlar ve ibadetler bütünü. Zaman zaman inanç sözcüğünün yerine kullanıldığı gibi, bazen de inanç sözcüğü din sözcüğünün yerinde kullanılır. Din tarihine bakıldığında, birçok farklı kültür, topluluk ve bireyde din kavramının farklı biçimlere sahip olduğu görülür. Arapça kökenli bir sözcük olan din sözcüğü, köken itibariyle "yol, hüküm, mükafat" gibi anlamlara sahiptir.

"Tanrı'ya, doğaüstü güçlere, çeşitli kutsal varlıklara inanmayı ve tapınmayı sistemleştiren toplumsal bir kurum, diyanet" ve "Bu nitelikteki inançları kurallar, kurumlar, töreler ve semboller biçiminde toplayan, sağlayan düzen" şeklinde tanımlanır.
Din tanımı birçok farklı bilim dalı ve felsefede farklı biçimlerde ele alınmıştır.

Psikologlara göre din bir üst benlik olayıdır. Bireyi topluluğa bağlayan kişisel yapısının projeksiyon aracılığıyla belirlediği ikincil kurumlardır.
Sosyologlar ise dini toplumla açıklarlar.
Sosyoloji, dine kutsalın toplum hayatındaki deneyimi olarak bakar.
Tasavvuf ve din psikologlarına göre din, insan-ı kâmil insan olmaya sevk eden bir disiplindir.
İslam Peygamberi Muhammed bin Abdullah'a göre "gittiğiniz yoldur".

Tanım ne olursa olsun din, asıl kendini aramaktır ve gün gelip kendine yakın bir sembol bulduğunda durak yerin orası olacaktır. O durakta inermisin, yoksa selamlayıp yola devam mı edersin, oda inancının ile kendin arandaki ilişkinin başka bir şeye olan ihtiyacını belirler.

Genel olarak din, doğaüstü bir nitelik taşır, mukaddestir, değişmezdir (dogmatik) ve gönülden bağlanmayı yani teslimiyeti gerektirir. Dinin taşıdığı nitelik ve öğeler de farklı dinlerde büyük bir değişiklik ve çeşitlilik göstermektedir.

İdeoloji: insan topluluklarının empirik olarak incelenmesi programıdır;

İdeoloji, siyasal ya da toplumsal bir öğreti oluşturan, bir hükümetin, bir partinin, bir toplumsal sınıfın davranışlarına yön veren politik, hukuksal, bilimsel, felsefi, dinsel, moral, estetik düşünceler bütünü.

Ezoterizm'de sembolizm
Sembolizm, ezoterizmde ise evrensel bilgi ve hakikatlerin basit ve sade öğelere indirgenerek ifade edilmesidir.
Bir sembol, anlatmak istediği şeyi en kesin, en belirli, en sade, en doğal şekilde ifade eden işarettir. Sembol sözcüğünün kökeni, eski Mısır dilindeki symbolon sözcüğünün Grekçe’ye geçmiş hali olan symballein fiilidir, “birlikte tartışmak, birlikte birleştirmek, bir arada toparlayıp bağlamak” anlamlarına gelir. Latincede symbolum biçimine dönüşmüştür.

Mistikler, deneysel ve entelektüel kavrayışın ötesinde çeşitli gerçekliklerin varlığına inanır ve bunlara kişisel deneyimlerle (tecrübe) ulaşılabileceğini düşünürler. Ezoterizim, inanç yerine entelektüel anlayışa dayanmayı, dinden daha sofistike olduğunu ve psiko-spiritüel transformasyon teknikleriyle felsefede çeşitli gelişmelere neden olabilineceğini öne sürer. Sadece gelişmiş, imtiyazlı kişilere açık olup kuşaktan kuşağa aktarılan 'gizli' bilginin varlığından bahseder. Bu kamuya açık olan egzoterik bilginin tersidir. Özellikle ruhsal (ruhani) uygulamayla ve disiplinlere önem verir ve uygulanır Antik Yunanistan'ın mistik dinleri ve modern Scientology dini Ezoterizm'in örneklerindendir.

Dünyanın birçok ülkesinde devlet okullarına giden Müslüman öğrencilerin, başlarını örterek gitme arzusu, Türkiye de nüfusun büyük bir çoğunluğun Müslüman olmasına rağmen “hakiki Müslüman, gerçek Müslüman” kendisinin olduğunu göstererek farklılık yaratmak. Almanya’da Müslüman öğretmenlerin başörtülü olarak devlet okullarında görev yapmasını istemek (dinin özgür kılınması anlamına eş değer tutulması). Sikh ve Budizm gibi Uzakdoğu dinlerine mensup kişilerin sakal bırakma ve sarık giyilmesine ilişkin dini talepleri; Musevilerin kipa ve yarmulka gibi dini kıyafetler giymesi ile az bilinen dinlere mensup kişilerin benzer talepleri. Bu istemlerin temelinde yıllardan beri yatan su istimal mi, yatıyor yoksa marjinallik mi?

Semboller ile inancını ve ideolojisini yaşamak neyi amaçlamaktadır?
• Ben buradayım demek
• Farklılığını göstermek
• Korku veya ilgi uyandırmak
• Her an ona dokunarak veya görerek ona sığınıp güç almak
• Kendisinden ve inandığı düşüncedeki kişiler haricindeki tüm kişileri ötekileştirme
• Doğruyu ve hakikati bildiğini gösterme
• Gün geçtikçe onu vücudu ve ruhu ile bir köprü haline getirip içselleştirme.

“Kutsal topraklar”, tanımlaması. İnancın önderliğini veya savunuculuğunu yapan kişilerin salt düşünceleri değil tüm meta faaliyetlerinde aynı şekilde kutsallaştırma durumu.
Peygamberin doğduğu yer, yaşadığı yer, ibadet ettiği yer, çocuklarının olduğu yer, yazdığı deri, giydiği giysi, sakalı, sözü, hayattayken nefesi, yani kısaca tüm her şeyi ile sembolize ederek onu yaşatmak. Sembolize ettikleri eşyalara kutsal inanç yükleyerek ve değer vererek üst benliklerini rahatlatmak ve onun yolunda ilerlemek.
İdeolojilerde, tarihe mal olmuş ve önderlik kişiliklerde de bunu görebiliriz,
Örneğin: Peygamberler (Hz. Davut, Hz. Musa, Hz. İsa, Hz. Muhammet), Atatürk, Spartaküs, George Washington, Malcolm X (Malcolm Little), Adolf Hitler, Vladimir İlyiç Ulyanov Lenin, Mao Zedung, Mohandas Karamçand Gandi. Bu lider ve önderlerin hepsinde, hayattayken ve öldükten sonra gerek kıyafetleri; geleneksel elbiseleri, gözlükleri, şapkaları askeri kıyafetleri partilerinin veya örgütlerinin amblemleri, gerek vücutsal özellikleri; saç, sakal, bıyık biçimi, konuşma şekli, duruş şekli… Yıllar yılı hem onların inandığı yolda daha net ve hızlı ilerlemesini hem de onların ölümünden sonra taklit edilerek yaşatılma arzusu.
Kudüs- Musevilik, Hıristiyanlık ve İslam için kutsal kabul edilen ve üç din için de büyük önem arz eden bir şehir. Neden?
Peygamberlerinin orada doğması mı? Yoksa stratejik bir konumun olması mı?
Yoksa bu 3 dinin de birbirin hâkimiyeti altında olmasını istememesi mi (taraftarların düşüncesi ile.
Selahaddin Yusuf Eyyubi, Kudüs’ü aldığında Kudüs anlamı nedir diye sorulduğunda “Hiçbir şey ve Her şey “ diyerek bu yerleri sembolize etmiştir.
Bazen bireyler olguyu veya olayı o kadar çok yoğun duygularla sembolize ederiz ki, gelinen sonuca biz bile inanamayıp uğruna ölürüz. Ölmeden önce bir şansımız olsa ve sorulsa sen niye öldün? Sorusuna acaba inancım için mi yoksa inancını ölümsüzleştirdiğin ve ruhunda başka bir hale getirdiğin sembol için mi?

Futbol takımlarına bakalım. Futbol takımı, hobilerin arasında tutabileceğin hoşça vakit geçirebileceğin bir zaman diliminde seni mutlu veya mutsuz edip, sembolize eden bir takım.
Sen onu içselleştirip yaşamının vazgeçilmez sembolü olarak idrak edersen, belli bir zaman sonra onun için birçok şeyi yapar ve yaptırsın. Ve yaptığında, acaba o futbol takımı içinmi yapmış olursun,( yaralama, taciz, cinayet) yoksa sonradan üstüne yüklediğin ve asıl amacını aşan sembol için mi.Bir Düşün?!
İkili ilişkiler içinde aynı şey geçerli, iki kişinin birbirini sevmesi çok doğal ve yoğun duygu hali. Ama onu yoğun duygular ile sembolize edip onun efendisi ve tek sorumlusu olarak görüp onun için sözde onu koruyup kollamak için(yaralama, taciz, cinayet) yaptığında!. Bu davranışları gerçekten onu korumak için mi, yoksa sembolize ettiğin ve alakası olmayan duyguyu sevdiğin kişi ile birleştirdiğin için mi yaparsın?

Devlet millet ikilemi içinde bu geçerli. Devlet içinde herkes, devleti için yararlı bir şeyler yapmak ve savunmak için mücadele eder. Bu kavramı eğer yanlış sembolize dersen, herkes devleti savunmak için birbirleri ile çatışır ve ölen ve yaralananlar için hepsi kahramandır. O zaman şu soru çıkıyor ortaya suçlu olan kim devlet mi?

Sembolize etmek aslında iki uçlu kılıç gibidir dikkatli kullanmak gerekir.

Şu soru ortaya çıkıyor. En son olarak bizi semboller mi veya (inançlar, ideolojiler mi) yönetiyor? Hiç unutmayalım ki ilk doğan hiç bir şey (İnanç, İdeoloji)de dâhil, doğduğu gibi kalmıyor. Birilerinin elinden, fikrinden, tecrübesinden filtre ediliyor. Sonradan semboller kimin eline geçiyorsa o yönetiyor. Bir lideri örnek olarak alalım. Atatürk; Türkiye de birçok insan Atatürk’ü bilir, saygı duyar ve en azından sempati ile bakar. Ama gerçekte ve tarihte bir Atatürk olmasına rağmen, kaç kişiye sorarsanız o kadar Atatürk göreceksiniz yani aslında sembollerin arkasına gizlenmiş kişisel gerçeklik.


Veya İslam: İslam’ın bir peygamberi bir kitabı olmasına rağmen kime sorarsanız sorun milyonlarca HZ. Muhammed, milyonlarca
Kuran-ı Kerim ve milyonlarca İslam şartını göreceksiniz. Sebebi nedir peki? İnsanlar, içindeki, arzu ettikleri his, duygu, görgü, kültürü, düşünceyi dışarı çıkartıp herkes tarafından ret edilmeyecek bir servis tabağı ve hizmeti ile sunmak istemesinden kaynaklanıyor.
Düşüncenin hayat bulması için herkes tarafından beğenilen bir kalıbın içinde çıkması gerekiyor ki zamanla palazlanıp yok edilmeden hareket alanı bulsun. Bu ideolojiler için de din içinde geçerli.
 

 


               Bize Ulaşın

Google
 

 

 

UYARI! ©Sitemize ait yazılarımızı izin almadan yayınlanmamasını talep etmekteyiz.Her hakkı saklıdır.