Sosyal Hizmet Mesleği

Bilgiler
Yayınları
Araştırmalar
 


Sosyal Hizmet Alanları

Çocuk
Gençlik
Yaşlılık
Aile
Sosyal Sorunlar
Engeliler
Tıbbi Sosyal Hizmet


Kaynak Bilgiler

Bireysel Gelişim
Sosyoloji
Psikoloji
İnsan Hakları
İletişim Bilgisi

 

 

 

 

 
 



ANA SAYFA

Sosyal Güvenlik Reformu Üzerine Birkaç Not

Durdu Baran Çiftci 

Sosyal Hizmet Uzmanı
dbaranc@mynet.com
 

 

Bir sosyal güvenlik reformuna ihtiyaç değişen toplumsal koşullar, yapısal değişimler,yoksulluğun ve sosyal dışlanmanın artığı dönemde zorunlu görülmektedir. Ancak son 2 yıldır ülke gündeminde olup 1 ocak 2007 yürürlüğe girmesi beklenen ama daha sonradan Anayasa Mahkemesin bazı maddelerini iptal etmesi üzerine 1 Temmuz 2007 de yürürlüğe girmesine karar verilen  

“Sosyal Güvenlik Reformu” düzenlemeleri ile gelen gidenin aradır durumu yaşanacaktır sanırım. Yasa ile sosyal güvenceye en çok ihtiyaç duyan , düşük gelirli grupların sosyal güvenliklerini iyileştirecek gelir dağılımını dengeleyecek bir sosyal güvenlik reformu yapılmamaktadır (Erdoğdu). Toplumsal dışlanamaya uğramış hiçbir yaşamsal güvencesi olmayan kesimi daha da çok dışarı itmektedir. Devlet destekli sosyal koruma ve sosyal güvenlik en hafif deyimi ile tasfiye edilmekte ve sosyal güvenlik piyasalaştırılmaktadır. Bu bağlamda sağlığı özelleştirmekte, emekliliği bireysel sigortalamaya kaydırmaktadır.
   1950’lerden itibaren kurumsal bir hal kazanan Sosyal güvenlik sistemleri dünya ölçeğinde 1970’lerden beri bir gerileme maruz kalmaktadır buna örgütlü modernliğin çözülmesi süreci denilen modernide kazanımlarının çözülmesi olarak bakabiliriz;yalnız bu konudaki geniş açılımlar yazının konu bütünlüğünü dağıtacağından bu konu ile ilgili değerlendirmeyi başka bir yazıda yapmak istemekteyim Bu modernite krizi, küreselleşme sürenci ile at başı gitmektedir. Bunun Türkiye’deki gelişimi 80 lerden itibaren hızlanmıştır sosyal güvenlik özelinde ise 1998 den beri IMF ile yürütülen yakından izleme anlaşması çerçevesinde getirilen tahütler doğrultusunda, artık yapısal bir reform yapılması zorunlu kılınmıştır. “1998 IMF Yakın İzleme Anlaşması ile öngörülen ve 1999, 2002 ve 2005 IMF anlaşmaları ile de sürdürülen, parametrik değişikliklerle sisteme yapılan katkıların artırılıp, yararların azaltılması, bireysel emeklilik alternatifinin yerleştirilmesi, sağlık hizmetlerinde katkı payları, ticarileşme ve özelleştirme şeklindeki yaklaşım, dönem hükümetlerinin tümü tarafından uygulanmıştır”.(Erdogdu)
    “AKP Hükümetinin 2006 yılında gerçekleştirdiği sosyal güvenlik reformu da, 2005 yılında IMF ile yapılan 19. Stand by Anlaşması çerçevesinde, IMF yapısal uyum programının önemli bileşenlerinden biri olarak gündeme gelmiştir. IMF ile uygulanan program çerçevesinde “kamu maliyesinde kalıcı iyileşme sağlamayı hedefleyen reform çabalarının temel unsurunun, bütçe dengelerini korumaya yönelik kısa vadeli tedbirler ile desteklenen geniş kapsamlı bir sosyal güvenlik reformu” olduğu belirtilmiş ve sosyal güvenlik reformu kredi anlaşmasının koşulları arasına dahil edilmiştir”(Erdogdu).

       Erdogdu’nun da belirttiği gibi yapısal reform toplumsal kesimlerin ihtiyacı yönünden ziyade IMF’in ve büyük sermaye grupların beklentileri ve ihtiyaçları doğrultusunda hazırlanmaktadır. 
Çalışma ve sosyal güvenlik bakanlığı yapısal reformun zorunluluğunu şu gerekçelerle açıklamaktadır.

• Nüfusun yaşlanması: Türkiye nüfusunun geç bir nüfus olduğu ve bunun gelecekte yaşlanması ile sosyal güvenlik sisteminde tıkanmalara neden olacağı ön görülmekte ama Türkiye nüfusunun yaşlanma sorunu şimdi için dorun değildir sorun bu nüfusun rasyonel ve gerçekçi bir istihdam alanında yoksunluğudur. “2040 yılında sorun haline gelmesi beklenen nüfusun yaşlanması olgusunun, bugünden sosyal güvenlik sisteminin temel bir sorunu gibi sunulması ise pek çok sözde reform uygulamasında olduğu gibi Dünya Bankası ve IMF şablonlarının Türkiye’ye ithalinden ibarettir(Erdogdu)”. 
• Mevcut sistemle sosyal güvenlikten dışlananların durumu: Sosyal güvenlik çatısı altında olmayan nüfusta sistemin reform ihtiyacının bir nedenidir aslen ama getirilen yeni düzenleme bu dışlananları kapsamaktan ziyade bu alanı daha da genişletmektedir.
Örneğin “Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Yasasına göre (madde 6), 
-Ev hizmetlerinde süreksiz olarak çalışanlar; ev hizmetlerinde hizmet akdi ile sürekli çalışmasına rağmen haftalık çalışma sürelerinin İş Yasasında belirtilen sürelerden az olması nedeniyle aylık kazançları prime esas günlük kazanç alt sınırının otuz katından az olanlar; 
-Niteliği itibarıyla bir kişinin bir gün içinde yapabileceği işlerde yevmiyeli olarak çalışanlar, 
-Kamu idareleri hariç olmak üzere, tarım işlerinde veya orman işlerinde hizmet akdiyle süreksiz işlerde çalışanlar; 
-Kendi nam ve hesabına çalışanlardan gelir vergisinden muaf olup aylık faaliyet gelirlerinden bu faaliyetine ilişkin masraflar düşüldükten sonra kalan tutarı, prime esas günlük kazanç alt sınırının otuz katından az olduğunu belgeleyenler,
-Tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan; tarımsal faaliyette bulunan ve yıllık tarımsal faaliyet gelirlerinden bu faaliyete ilişkin masraflar düşüldükten sonra kalan tutarın aylık ortalamasının, bu Yasada tanımlanan prime esas günlük kazanç alt sınırının otuz katından az olduğunu belgeleyenler, kısacası ev hizmetlerinde çalışan yoksul kadınlar, tarım ve orman işlerinde süreksiz olarak çalışan topraksız ve az topraklı yoksul köylüler, gündelikçi yoksul kentliler, yoksul küçük esnaf, tarımda geçimlik faaliyette bulunan yoksul köylüler yani tam da sosyal güvenliğe ihtiyacı olanlar zorunlu sosyal güvenlik kapsamı dışında bırakılmışlardır”(Aktaran,Erdogdu). 
Görüldüğü üzere sosyal güvenlik şemsiyesinin genişletilmesine ihtiyaç varken bu alan olabildiğince daraltılmıştır.
• Mevcut Sosyal Güvenliğin Halkı Yoksulluğa Karşı Koruyamaması: Bu madde de yukarıda açıklanmaya çalışıldığı gibi korumak bir yana halkı-bireyi- daha da yalnızlaştırıp, temel bir devlet hizmeti olan sosyal güvensizlik bırakacaktır.
Sosyal güvenli siteminin finansman sorunu da reformun nedenlerinde biri olarak gösterilmektedir. Ancak yazının çapı bu değerlendirmeyi aşar .Bu sorunların gerçeği ne derece yansıttığını Serhan Erdogdu’nun çalışmasından ayrıntılı olarak bakılabilir.
Sonuç olarak değişen ve farklılaşan toplumsal koşullar altında bir sosyal güvenlik reformu şartı vardı ancak bunun gibi kolektif sistemlerin ortadan kaldırmayı amaçlayan kanunlarla halk kitlelerin başta emekçiler ve alt sosyal grupta bulunanların sosyal güvensizliğe gömüleceği anlaşılır bir durumdur. Bu durum sosyal refah ve sosyal hizmet kavramların yeniden sorgulanmasını da beraberinde getirecektir.
Bu güvensizlik durumu da bireyi toplumsallıktan çıkararak bir dışlanma durumu yaratır. Bu dışlanma durumu da risk toplumu denen kavramsalı da beraberinde getirir. Bu kavramları , süreci ve sosyal güvenliğin tasfiyesini başka yazılarda tartışmak üzere…

[1] Sosyal politikada değişim ve sosyal güvenlik reformu- Dr. Seyhan Erdoğdu www.sendika .org

©Sitemize ait yazılarımızı izin almadan yayınlanmamasını talep etmekteyiz. Kaynak göstermek ve izin almak etik kuraldır.
 

 



Editörler




Google
 

 


 


KURUMSAL VE BİREYSEL İŞ İLANLARI

 


 

SOSYAL MEDYA




 

 

Yasal Uyarı , Gizlilik Beyanı ve Künye

sosyalhizmetuzmani.org © Bütün hakları saklıdır.