Sosyal Hizmet Uzmanları Web Sitesi
  

SOSYAL HİZMET MESLEĞİ


DEĞİŞEN SOSYAL HİZMET ALGISI

Aziz ŞEKER / Sitemiz Yazarı
shuaziz@gmail.com

Ana Sayfa
 
Aile Sorunları
Çocuk Refahı
Engelli
Gençlik
Sosyal Sorunlar
Tıbbi Sosyal Hizmet
Yaşlılık

Mesleki Bilgiler

SHU Araştırmaları
SHU İsim Listesi
SHU Yayınları
İnsan Hakları
Kültür/Sanat
Sosyal Siyaset
Sosyoloji
Söyleşiler
Psikoloji

Meslek Elamanı Arayan Kurumlar ve İş Arayan Meslek Elamanları


Sitemiz Yazarları

     
 Değişme ve Algı Üzerine

Algı üzerine tartışmak sıkıntılı bir süreçtir. Çünkü tarışmanın içine psikolojiden siyasete kadar birçok referans noktası girmektedir. Ve algı çoğu zaman güçten yana antenlerini çevirir. Insanların algılarına yönelmek önemli bir sosyal mühendislik işidir. Elbette insanlar, yaşadıkları koşullara göre de algılarlar. Içinde bulundukları koşullar onları özgürleştiriyorsa o şekilde düşünür ve yaşarlar. Bunun aksi söz konusu olduğunda yani koşullar yabancılaştırıcı ve kuşatıcıysa o vakit kaygının ve tedirginliğin gölgesine yaşarlar. Büyük ölçüde bağımlı kalırlar. Korkaklaşırlar. Algıları açık olmadığı gibi yargılarlar hatta önyargılı davranırlar. İnsanların olguları ve süreçleri doğru algılamaları onların yaşamla kurmuş oldukları sağlıklı ilişkiye bağlıdır. Ön yargıların tutsağı olan, erdemli ve dürüst olmayan bir insan doğru algılayamaz. Çoğu zaman algı kırılması yaşar. Bazen buna sahiplenir. Bazılarında ise algı körlüğü vardır. Değişmeyi ve gelişmeyi algılamak istemedikleri gibi direnç gösterirler. Vicdanları da düşünsel süreçleri de bu gariplik ve zavallılık üzerine kuruludur. Siyasetin biçimlendirdiği bir sosyal mühendislikte sıradan insanlar manüpüle edilebilmekte hatta istenilen yöne çekilen bir kitle haline getirilebilmektedir. Yerine göre grup psikolojisiyle de açıklanabilen bu olguda önemli olan, neden geniş insan kitleleri üzerinde algı yanılsaması yaratılmak istenmektedir? Bunun nedeni beklentiden beklentiye değişmektedir. Biz çalışmamızı bu noktadan sonra sosyal hizmet (sosyal çalışma) mesleğine birazçık çevirelim. Ben de biliyorum ki artık meslek üzerine yazmanın suyu çıktı. Yine de bir iki şey söylemeden edemeyeceğim. Ülkenin birçok üniversitesinde doğru ya da yanlış çok sayıda sosyal hizmet bölümü açıldı. Tartışmanın belki de en gri noktası, birkaç akademik tipi saymazsak öğrenci yetiştirme modelleri tam anlamıyla açanların düşünsel insafına kaldı. Sosyal hizmet felsefesi ve değerleri üzerinde çakma bir uzlaşı söz konusu. Sorun istihdam gereksiniminin karşılanması, yoksa insan hak ve özgürlüklerine duyarlı, bunları savunucu bir meslek kitlesi yaratmak değil. Bu konuyla ilgili olarak yazıyı okuyanlar istediklerine inanabilirler. Ne var ki benim düşüncem şu yıllarda tereddütsüz budur. Umarım tarih beni yanlışlar.
Algı ve Meslek
Toplumlar için meslekler bir ihtiyaçtır. Toplumun çeşitli sorunlarıyla ilgilenen, ihtiyaçlarına çözüm üreten mesleklerin algısı, söz konusu mesleklerin algınlanma düzeyleriyle de ilişkilidir. Bir toplum için meslekler hiyerarşisinde ön sıralarda yer alan bir meslek başka bir toplumda olmasa da olur şeklinde değerlendirilebilmektedir.
Toplumlarca kabul edilmiş mesleklerin; kavramları ve uğraşı alanları rahatlıkla benimsenmektedir. Meslekler kavramlarıyla ancak anlamlanır. Bir mesleği ve disiplini oluşturan temel öğelerin başında zaman içinde o işin ortak kabul görmüş nesnel kavramlarının ve terimlerinin oturmuş olması gelmektedir. Mesleğe kalıcılık kazandıran bu ortak kavramların benimsenmiş olmasıyla birlikte uygulamada kullanılıyor olması ise mesleğin yaygınlaşmasını beraberinde getirir. Sosyal çalışmanın yaygın ismiyle sosyal hizmetin temel kavramları sosyal çalışma uygulamalarında diğer sosyal meslek elemanlarının sıklıkla karşılaştıkları durumları, mesleki sınırlarla ve mesleki odakla ilgili sorunları anlamalarında tanımlayıcı olmaktadır. Mesleki kavramları doğru bilmek onları kullanmak mesleğe sahiplenmenin temel genetik özelliklerindendir. Yaşadığı coğrafyanın dinamiklerine ve sorunlarına yanıtsız bir meslek ağızda çiğnenir ve siyasi goflet olur. Yine kavramları bağlamında da bir saygınlık oluşturamamış meslek, diğer mesleklerin atış sahasına girer. Sosyal hizmet biraz bunu yaşıyor. Özellikle günümüzde egemen olanın sorunlarına bakış açısını kabullenen ve olaylara bu çerçeveden eğilen azımsanmayacak bir sosyal hizmet mesleği üyesi var…kimi akademisyenler de çabası, onlar şapka çıkartanlar!
Algılanır Bir Meslek Olarak Sosyal Hizmet (sosyal çalışma)
Sosyal çalışmanın (sosyal hizmetin) dünyada ve Türkiye’deki tarihsel gelişimini tartışırken hayırseverlik temalı bir yardımlaşma olgusunun zaman tüneli içerisinde nasıl meslekleştiğine ve disiplinleştiğine tanık olmaktayız. İnsanın ve toplumun değişmesi, gelişmesi ve mutluluğuyla ilintili olan sosyal çalışma (sosyal hizmet) düşüncesi daha başlangıcından itibaren yoksullara gönüllü sosyal yardım ve onların sosyal sorunlarıyla yakından ilgilenen yardımseverlerin başlattığı bir hareket olarak kabul edilmiştir. Uzun bir tarihsel süreçte meslek bu şekilde algılanmıştır. Günümüzde de bu algıdan çıkmayan insana hizmet grupları var. Öte yandan farklı ülkelerdeki uygulamaların değişiklik göstermesine rağmen meslekleşmenin başlangıcıyla birlikte evrensel standartlara doğru gidildiği gözlenmektedir. Günümüzde dünyada insanların ve toplumların sosyal sorunlarının çözümü için profesyonel bir şekilde hizmet üreten meslek elemanlarını yetiştiren binlerce ön lisans ve lisan eğitimi veren sosyal çalışma okulu (sosyal hizmet) bulunmaktadır. Bu okulların temel hedefi mesleğine yabancılaşmayan, mesleki değerleri “kültürel yargıların” içinde yok etmeyen, insan haklarına duyarlı hümaniter meslek elemanları yetiştirmektir.
Sosyal çalışma mesleği sosyal hizmet alanlarında sosyal sorun yaşayan birey, grup ve topluluklarla ilgilenirken, uygulamada mesleki bilgisini çeşitli yöntemler ve teknikler yoluyla kullanır. Meslek elemanı kullandığı bu yöntemler ve teknikler ile mesleki fonksiyonlarını yerine getirirken müracaatçısının yüksek yararını gözetir. Bakın burada bilerek bir yanlışlığa gönderme yapıyorum. Genel olarak Türkiye’deki meslek literatüründe kullanıldığı için müracaatçı kavramını kullanıyorum. Oysa Türkçesi başvuran/danışandır. Müracaatçı kavramını düşünürken aklınıza Nisaiye gelsin. Hastanelerde geçmişi bilenler anımsarlar. Nisaiye klinikleri vardır. Yani kadın hastalıklarıyla ilgili bölüm. Ama değişme kaçınılmaz olarak nisaiyenin kavram olarak kullanılmasını geçersizleştirmiştir.
O zaman neden müracaatçıda ısrar var. Doğru bir kullanım olduğu için mi? Kısmen. Anlayamadığımız nokta, sosyal hizmette çoğu akademik bir duruşu olanlar da bu kavram kullanımından sıkıntı duymamışlar. Onları yargılamak için söylemiyorum bunu. Değişme ve gelişmeye öncelikle onların ilk parmak kaldırdıkları için. Ya da benim gibiler öyle sanıyor.
Sosyal hizmet alanlarında çalışan diğer sosyal meslek elemanlarının ve ara elemanların bu kavramlar, yöntem ve teknikler konusunda bilgili olması sosyal çalışma mesleğinin meslek sınırı ve odağı konusunda aydınlatıcı olmaktadır. Doğru kullanımlar, kavramsal aydınlanmanın olmazsa olmazlarıdır.
İnsana yardım temelinde bir sosyal çabanın meslekleşmesi için hiç kuşkusuz tarihsel bir geçmiş, yapılan işin toplum tarafından benimsenmesi ve işin uygulayıcısının olması gerektiği gibi o işin mesleki anlamda felsefesinin, amacının, değerinin, işlevinin de olması gerekir. Sosyal çalışma konu olarak insan ve toplum sorunlarıyla ilgilenirken çeşitli yöntemler ve teknikler kullanmaktadır. Sosyal çalışma uygulamalarına gereksinim duyan bireyler, sosyal gruplar ve topluluklar için uygulanan bu yöntemler sosyal çalışmanın meslek felsefesine, değerlerine, konusuna, amacına, niteliklerine ve işlevine uygun olarak kullanılmaktadır. Diğer uygulamalı sosyal meslekler arasında yaşanan etkileşim düşünüldüğünde sosyal refah alanlarında hizmet sunan meslekler arasında geçiş olduğunu söyleyebiliriz.
Birçok sosyal sorun sosyal çalışma mesleğinin uygulama alanını oluşturmaktadır. Alanlar sosyal çalışma mesleğinin sorumluluk taşıdığı, uygulamasını yaptığı ve müracaatçı guruplarının var olduğu sorun kategorileridir. Mesleğin toplumda algılanma düzeyi bu sorun kategorilerinde söz hakkını elinde bulundurmasıyla ilgilidir. Mesleğin doğru algılanması bu alanlardaki tutunmaya bağlıdır. Bu ise mücadele gerektirir. Sözde akademik ve mesleki soytarılık değil!
sosyal çalışma mesleği uygulandığı alanlar içinde yalnız başına bir meslek değildir. Diğer sosyal meslek elemanları bu alanlarda sosyal çalışma mesleğiyle bir takım içinde görev yüklenirler. Örneğin bir çocuk ihmali ve istismarı olayında adli tıp uzmanı, akıl ve ruh hastalıkları uzmanı, çocuk hastalıkları uzmanı, çocuk gelişimci, psikolog, avukat ve daha birçok meslek elemanıyla birlikte çalışmalarını yürütürler. Alanlarda yapılan mesleki çalışmalarda amaç müracaatçı (başvuran) ya da müracaatçı gruplarının yüksek refahını gözetmektir. Elbette her mesleğin odağı ve sınırı vardır. Çalışmalarda etik olarak bu duruma uygun hareket edilmektedir. Bu beceriyi nitelikli eğitim almış, duyarlı ve yüzyılını fark edebilen meslek aktörleri sergileyebilirler.
Sosyal Hizmet Kuruluşunun Algılanışı
Sosyal çalışma uygulamaları birçok alanda farklı kuruluşlarda gerçekleştirilmektedir. Sosyal hizmet veren resmi kuruluşlar ve özel kuruluşlarda yürütülen sosyal çalışmalar önemli ölçüde sosyal çalışma mesleğinin amaçlarını gerçekleştirmeye yöneliktir. Kuruluş algısı coğrafyamızda insan hak ve özgürlüklerinin yaygınlaşması algısıyla bir bütünlük sağlar. Bakın kuruluş reformlarına rağmen, algılayışta bir çözülme yok. Bir çocuğun kurum bakımında değerlendirilmesinden öte çocuk hakları anlamında toplumsal yapıda sağlıklı bir algılayış yoksa, anlamlı çabalar bile anıdan farksız bir duruma düşmektedir. Bu durum sığınmaevleri için de huzurevleri için de geçerlidir. Ve daha birçok kuruluş için…
Sosyal çalışma mesleği ve sosyal hizmet alanları insan hakları felsefesine uygun bir bakış açısına sahip oldukları için sosyal adalet, sosyal planlama, sosyal refah ve sosyal devlet gibi olgulardan birebir etkilenirler. Bu olguların toplumsal yapı düzenlenirken üzerinde durulması ve çalışmaların bunlara göre yapılması sosyal hizmetlerin gelişimini sağlar. Bunun aksi durumlar ise sosyal çalışmanın benimsenmesi ve sosyal hizmetin bir hak olarak kabul edilmesinin önünde büyük engeller oluşturmaktadır.
Sosyal hizmet (sosyal çalışma), algılanma ve kabul edilme düzeyini 21. yüzyılda küresel sosyal adalet mücadelesine entegre olarak, uygulandığı koşullarda sosyal sorunları çözücü, toplumsal muhalefet rolünü yaygınlaştırıp kurumsallaştırarak ve bunları yaparken doğru kavramlar kullanarak gerçekleştirir aksi halde kendisiyle ilgili popüler algının tersine bir durum yaşayacağı şimdilik kuşku götürmez bir gerçeklik olarak görünüyor. Reel tarih dersinden aynaya bakmak yeterli...

 

 
BİZE YAZIN
     Sosyal Hizmet Uzmanı Web Sitesi
     E-Posta : sosyalhizmetuzmanlari@gmail.com

   

© Copyright 2011
www.sosyalhizmetuzmani.org