SOSYAL HİZMET MESLEĞİ

 


SOSYAL HİZMET MESLEĞİNDE ETİĞİN ÖNEMİ VE MESLEKİ GELİŞİM SÜRECİNE ETKİSİ

Aziz ŞEKER / Sosyal Hizmet Uzmanı

Sitemiz Editörü 
shuaziz@gmail.com

Ana Sayfa
 
Aile Sorunları
Çocuk Refahı
Engelli
Gençlik
Sosyal Sorunlar
Tıbbi Sosyal Hizmet
Yaşlılık

Mesleki Bilgiler

SHU Araştırmaları
SHU İsim Listesi
SHU Yayınları
İnsan Hakları
Sosyal Siyaset
Sosyoloji
Söyleşiler
Psikoloji
 

 

 

   

Bilim, insanlığın ilerlemesine hizmet edeceği gibi insanlık ailesinin ortadan kaldırılması için "öldürmek" amacıyla da kullanılabilmektedir.Tarihe bakın, kullanıldığını görürsünüz de! Örneğin, insanlığa hizmet için yemin eden bir hekim olan Doktor Mengele, Auschwitz ölüm kamplarında onbinlerce insanın ölüm nedeni olabiliyordu. 1945'lerin kanlı dünyasıyla 2009'ların kanlı dünyası arasında bir fark var mı? 1994 yılına dönelim birgün yaşama veda edecek olan yüzümüzü; 1994
yılında Dünyanın herhangi bir yerinde üç ay kadar bir süre içinde 800.000 Tutsi insanı radikal Hutu'lar tarafından katledildi. Hotel Raunda belleklerimizde hâlâ acılı bir izdir yarına...

Neden öldürür insan, insanı? Neden silaha gereksinim vardır, neden dünya taze bir ekmek, bir demet gül kokacakken, insan kanı kokar?Barış ve sevgi neden hep mağluptur şiddet ve ölüm karşısında? Bilen var mı...

Şimdi konumuza dönelim:

Sosyal hizmet uzmanının yalnızca kendisiyle değil, bir başka insanla,toplumla ve mesleğini uygularken müracaatçılarıyla kuracağı ilişkide sorumluluklar bağlamında etik olgusunun önemli bir yeri vardır. Bu "yer" onun tarihsel konumlanışıdır da. Mesleki bakışta etik duyarlılığı, mesleki ve insani gelişimin olmazsa olmaz koşuludur.

Etik'in (ethic) Türkçe karşılığı ahlaktır. Ancak günümüzde, anlamdaki ahlaktan kayarak meslek ahlakı anlamında kullanılmaktadır. Özde kavram meslek elemanlarının insanlarla ve toplumla ilişkilerinde mesleklerinin gerekli kıldığı ahlaksal yaklaşımların neler olduğu ve neler olması gerektiğini anlatır.1 Bu kavramsal açılım, sosyal bilimlerin insanlık sorunlarına çare arayışında da bir değişkenden ziyade bir belirleyici olmuştur. İşte bu etik duruş, sorunların çözümünde yol gösterici olmuştur. Sorun çözücü işlevlere sahip olan sosyal hizmet disiplini ve mesleği bu nedenle etik olgusunu içselleştirmelidir. İçselleştirmek zorundadır da! Görünen şu ki, artık günümüzde sosyal hizmet uygulamasında önemsenen konuların başında etik olgusu gelmektedir. Toplumsal değişme ve
gelişme açısından toplumsal sorunlarla yenilenen mesleki yöntemlerin ygulanmasında sosyal hizmet etiği; değişmeye ve gelişmeye açık bir yöndedir. Etik mesleğin, mesleki uygulamaların ve sosyal hizmet uzmanının gelişmesinde yol gösterir. Sosyal hizmet etiği; evrensel çerçevede mesleğin ortak ilke ve standartlardan esinlenmesine, ulusal düzeyde özgün yorum ve katkılar yapmaya olanak sağlayan boyutlar taşımaktadır.2

Başka bir açıdan açık bir ifadeyle antropolojik anlamda etik, dişil bir kavramsallaştırmadır. Örneğin, anaerkil ilkeler; koşulsuz sevgi,doğal eşitlik, kan bağı ve toprağın önemi iken, ataerkil ilkeler;koşullu sevgi, hiyerarşik yapı, soyut düşünceler, insan yapısı olan yasalar ve devlet olarak biçimlenmektedir.3 Sosyal hizmet bu anlamda anaerkildir; insanlık sorunlarının çözümünde etik kalmayı gerektirir;eşitlikçidir, öyle ya sosyal hizmet mesleği felsefesinin odağı; insan
ve toplumdur. Sorunlara bilimsel yöntemle yaklaşır. İnsan ürünü olan
"bilgi" ile yetkinleşir...

Dipnotlar

1. Tomanbay, İlhan: Sosyal Çalışma Sözlüğü. Selvi Yay. Ankara, 1999, s. 84
2. Cılga, İbrahim: Bilim ve Meslek Olarak Türkiye'de Sosyal Hizmet.
HÜ. SHYO. Yay: 016 Ankara, 2004, s, 73
3. Fromm, Erich: Anaerkil Toplum ve Kadın Hakları. Çev. Acar Doğangün.
İstanbul, 1998, s. 17
Sosyal Bilimler...

Sosyal bilimler burjuvazi okulunun şarkitleridir. Bu şarkitler tarihsel dönemlerde insanlığın atmış olduğu adımlara göre kendilerine biçim bulurken "öz"lerindeki burjuvazi toplumsal tasarı imgesini de korumayı bilmişlerdir. Bu nedenle sosyal bilimlerin uygarlık tarihindeki yeri ve önemi her tarihsel sıçrayış dönemlerinde
tartışmaya açıktır. Burjuva ekonomi politiği, yörüngesi dışına çıkmaya davranan disiplinleri ise "ölü disiplin" karnesiyle sınıfta bırakmıştır.
Bu duruma verilecek en güzel örnek ele geçirilmesi istenilen toplumsal-tarihsel yapılar için öne sürülen sosyal antropolojidir. Sosyal antropoloji için sessiz bir cenaze merasimi yapılmıştır. Ötede işsizlik depresyonu yaşayan bakın bir sosyolojiye,örneğin Türkiye'de sosyolog yetiştiren tavernalarda artık Batının sosyolog mihmandarları üzerine çalışmalar yapılmakta, pas tutmuş çeneler çalınmaktadır. Türkiye toplumsal yapısıyla ilgili özgün ve kabul edilebilir araştırmalara çok az olanak tanınmaktadır. Kusursuz olarak sosyolojinin, üzerinde dersler işlenecek, araştırmalar yapacak "aydınları" da en azından oluşmuştur, ya sosyal hizmetin? Ne yazık ki,sosyal hizmet "uygulama"nın görkemli koridorlarında hala kabul edilmeyi beklemektedir.
Kanımca psikoloji ve türevi bilim dallarının gelişim geriliği yaşadığı ise bilinmek istenmemektedir. Özgün toplumsal gerçekliğe aldırmayan poliyanna psikologlarının varlığı ise sulanmıştır, ürün vermez... Çünkü insan "birey" olarak Çağın yangınında
nasıl hareket etmesi gerektiği konusunda bir baş dönmesi, dönüşü olmayan bir yabancılaşma yaşamaktadır. Her yerde danışmanlar kol gezmektedir. Sonuç ise insanın dipsiz yalnızlığı ve mutsuzluğunun giderek çoğalmasıdır.

Son bağlamda, sosyal bilimler ideolojiklerdir. İnsan, toplum ve tarih hakkında bilgimiz, yaşanılan çağın değerlerinden bağımsız, bu anlamda yansız bir bilgi olamaz. Sosyal bilimlerde araştırmanın her aşamasında ahlaksal ve özellikle politik değerlerin yön vericiliği söz konusudur. Sosyal bilimler ideolojik disiplinlerdi ve böyle olmamaları mümkün değildir.1 Sosyal bilimlerle ilgili tablo bu olunca, hayal kırıklıkları da tespih
taneleri gibi üst üste dizilmektedir. Kuğu kuşu birilerinin son şarkıları için mavi göllerden havalana dursun biz bilen ve düşünen akıl için insanlık yolunda iyi şeylerin yapılabileceğinin de altını çizmeyi unutmayalım.


ETİK YAKLAŞIM VE SOSYAL HİZMET

Her insanın bir insan olarak, o kişi olarak ve ayrıca bireyliğinde (iş'inde, üstlendiği rolde) insana (kendine) karşı, etik ilişkiye girdiği başka belirli kişilere karşı ve insanlara (çağdaşlarına, yurttaşlarına ve bakış-bilgisi uzanabildiğince gelecek kuşakların insanlarına) karşı sorumlu olması söz konusudur.2 Ve insanı insan yapan nitelik budur. Bu ise etik yaklaşımla örtüşmektedir. Sosyal hizmetin uygulama alanlarında etik yaklaşım (ethic approach) bilim ve meslek kavramları ile ilişkilidir. Etik alanı; 'bilim etiği' ve 'meslek etiği' kavramlaştırmalarıyla çok boyutlu, birbirini geliştiren bir bütünlüğü oluşturur. Sosyal hizmette bilim etiği; bilimsel eylemlerle ilgili bilgileri veren, bilimsel üretim sürecinde yapılacak değerlendirmelerin ve bilimsel önermelerin oluşturulmasında gerekli olan değerleri açıklar.3 Sosyal hizmet etiği (ethics of social work); sosyal hizmet mesleğinin evrensel mesleksel temelini oluşturan etik, yani meslekle ilgili ahlaksal kuralları kapsar. Sosyal hizmet etiği, uluslararası boyutta Uluslararası Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği tarafından yazılı metin olarak hazırlanmıştır.4 Bu metin sosyal hizmet uzmanının müracaatçılarıyla mesleki ilişki kurarken etik konusunda çok duyarlı olmalısı yönünde bir yol göstericidir de.5 Öte yandan sosyal çalışma ve sosyal hizmet eğitiminde ve uygulamasında, 'sosyal hizmet felsefesi' değer tutum ve davranışların niteliğini belirler.

Sosyal hizmet felsefesi, etik kurallar, ilkeler ve standartlar olarak somutlaşır, bilgi birikiminin bütünleştirilmesine temel olurken uygulamaları yönlendirici bir işlev kazanır. Sosyal hizmet etiği, ilkeleri ve standartları ortak yaklaşım,bakış açısı ve anlayış kazandırır. Sosyal hizmet etiği mesleğin değerlerine dayanır. Meslek kültürünün gelişmesi etik kurallara göre gerçekleşir. Mesleki değerler; mesleki tutumları ve davranışları belirler. Sosyal hizmetler alanında, bilimsel ve mesleki çalışmalarda bilimsel ve mesleki çevrelerde ortaklık, bütünlük, birliktelik,tutarlık ve dayanışma sosyal hizmet etik kuralları, ilkeleri ve standartları ile sağlanır. Sosyal hizmetler uygulamalarında tüm sosyal hizmet uzmanları aynı etik kurallara, ilkelere ve standartlara bağlı kalırlar. Bu bağlılık, sosyal hizmet mesleğinin kendine özgü nitelikleri olan bir meslek olmasına, mesleki kimliğin ve kültürün oluşmasına, mesleki işlevlerin gerçekleşmesine temel oluşturur. Etik kurallar; sosyal hizmet uzmanının mesleki rolü, mesleki ilişki ve etkileşimleri mesleğin genel amaç ve hedeflerine uygunluğu açılarından etkili ve yönlendirici olur.6 Türkiye Sosyal Hizmet Uzmanları Derneğinin 1997 yılında yapılan 4. Olağan Genel Kurulunda Uluslararası Sosyal Hizmet Uzmanları Federasyonu'nun (IFSW) sosyal hizmet mesleği ile ilgili etik ilke ve sorumlulukları kabul edilmiş ve 2004 yılında "Sosyal Hizmet Mesleğinin
Etik İlkeleri ve Sorumlulukları" adında bir kitapçık çıkarılmıştır. Kitapçığın ilgili bölümünde sosyal hizmet uzmanlarının bağlı bulunduğu sorumluluklardan şöyle söz edilmektedir:

1)Her insanın kendine özgü bir değeri vardır ve bu değer onun saygı görmesini gerektirir.

2)Her insanın, başkasının hakkını ihlal etmemek koşuluyla, kendisini geliştirme hakkı ve toplumun gelişimine katkı verme sorumluluğu vardır.

3)Her toplum, yönetim biçimi ne olursa olsun, tüm üyelerinin en üst düzeyde yararı için işlev görmeli; üyelerinin kendilerini geliştirmeleri için gerekli koşul ve olanakları sağlamalıdır.

4)Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Bildirge'sinde ve kaynağını bu Bildirge'den alan diğer uluslararası belgelerde ifade edilen, bireylerin ve grupların temel insan haklarına saygı gösterilmelidir.

5)Sosyal hizmet uzmanları kendilerinin yardımına ve tavsiyesine gereksinim duyan herkese; cinsiyet, yaş, özürlü olma, renk, ırk,toplumsal sınıf, dil, din, siyasal görüş veya cinsel tercih durumuna göre ayrım yapmaksızın, mümkün olan en iyi hizmeti sunar.

6)Sosyal hizmet uzmanları mesleki tutum, karar ve eylemlerinde sosyal adaletsizlikle mücadele ederler. Bu nedenle;Özellikle incinebilir, baskı altındaki birey ve gruplarla birlikte ya da onlar adına toplumsal değişmeyi sağlamaya çaba gösterirler;Öncelikle, yoksulluk, işsizlik, ayrımcılık gibi toplumsal sorunlarda
odaklaşırlar;Toplumsal sorunlara ilişkin bilinç ve duyarlılık düzeyinin yükseltilmesini amaçlar ve karar sürecine etkin katılımı sağlamak için çalışırlar.

7)Sosyal hizmet uzmanları nesnel olma, mesleki bilgi ve becerilerini geliştirme, uygulama yaptıkları alanlarda yetkin olma sorumlulukları vardır.

8)Sosyal hizmet uzmanları gizlilik, mahremiyet / özel hayatın korunması ve mesleki çalışmalarında elde ettikleri bilgiyi sorumlu bir biçimde kullanma ilkelerine uyarlar. Bu ilkelerle ülke mevzuatı arasında uyuşmazlık olduğu zaman bile gizlilik ilkesine bağlı kalırlar.

9)Sosyal hizmet uzmanları müracaatçılarıyla işbirliği içinde çalışır ve onları en üst düzeyde katılım için desteklerler.

10)Sosyal hizmet uzmanları müracaatçılarından, sonuçları onların yaşamlarını etkileyebilecek eylemlerin belirlenmesinde, kendileriyle işbirliğine girmelerini ve sorumluluk almalarını beklerler. Yasal zorlamanın gerekli olabileceği durumlarda, bir tarafın sorunun çözümü ile ilgili diğer kişilerin aleyhine sonuçlar doğuruyorsa, tarafların beyanları dikkatli bir şekilde değerlendirilmelidir. Ancak, sosyal
hizmet uzmanlarından yasal zorlamanın kullanılmasını en aza indirmeleri beklenir.

11)Sosyal hizmet uzmanları terörizm, işkence ya da benzer yollara başvuran kişi, grup, siyasal güç veya diğer güç odaklarına doğrudan ya da dolaylı bir biçimde destek veremez veya kayıtsız kalamazlar.

12)Sosyal hizmet uzmanları, Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği'nce hazırlanan Sosyal Hizmet Mesleğinin Etik İlkeleri ve Sorumluluklarınıkabul eder ve etik temele dayalı olarak karar verirler.7Görülüyor ki, sosyal hizmet etiği hem evrenselleştirici hem deinsancıl yönleriyle, insan hakları odaklıdır.

Dipnotlar

1. Özlem, Doğan: Etik-Ahlâk Felsefesi. İnkılâp Yay. İstanbul, 2004, s.185
2. Kuçuradi, İoanna: Etik. Türkiye Felsefe Kurumu Yay. Ankara, 1999, s. 153
3. Cılga, İbrahim: Bilim ve Meslek Olarak Türkiye'de Sosyal Hizmet.
HÜ. SHYO Yay: 16. Ankara, 2004, s. 69
4. Tomanbay, İlhan: Sosyal Çalışma Sözlüğü. Selvi Yay. Ankara, 1999, s. 233
5. Kut, Sema: Sosyal Hizmet Mesleği. Ankara. 1988, s. 68
6. Cılga, İbrahim: A.g.e., 2004: 72-73
7. Sosyal Hizmet Mesleğinin Etik İlkeleri ve Sorumlulukları Önerisi.
Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği Yay. Ankara, 2001, s. 5-6
DEĞER

İnsanın insanla, insanın toplumla ve diğer canlılarla kurduğu ilişkide insanlık gelişiminin birikimi olan değersel bakışın önemli bir yeri vardır. Değer insanlığın var olduğu sürece önemini koruyacak bir sorunsal. 'Değer' diye adlandırılan şeylere, insanın belli başlı varlık ilişkileri açısından hareket ederek bakmak, soruyu yanıtlamada yürünecek yol için bir ipucu olduğunu gösteriyor. Çünkü bu durum kişi,
birey ve tür olarak insanın içinde bulunduğu ilişkiler açısından yaşamsal bir zorunluluk ifade ediyor.1 Öyle ki, insana ait her şey bir bütün içinde değerlendirilmelidir ki, bu zorunluluk hali görülebilsin. Değer konusu diğer sosyal mesleklerin yanı sıra sosyal hizmet mesleğinin de uygulama tarzına yön vermektedir. Bir ölçüde evrensel bir mesleğin değerleri de evrensel bir iklimde insanın ve toplumsalın gerçekliğine eğilir. Mesleki pratikler değerler çerçevesinde analiz edilir.2 Edilmelidir de!

SOSYAL HİZMET MESLEĞİNİN DEĞERLERİ NELERDİR?

Belli bazı felsefi kavramlar sosyal hizmet uygulamasının temelini meydana getirirler. Bunlar şöyle sıralanabilir:
1. Birey, bu toplumun ana sorunudur.
2. Bu toplum içindeki bireyler arasında karşılıklı bağımlılık vardır.
3. Bireyler birbirlerine karşı toplumsal sorumluluklar taşırlar.
4. Her bireyin ortak ihtiyaçları olmakla beraber, her birey esas olarak öteki bireylerden değişiktir.
5. Demokratik bir toplumun temel özelliği her bireyin tam anlamıyla
gelişebilmesi ve toplumsal sorumluluğunun, toplum etkinliklerine
katılması yoluyla gerçekleşmesidir.
6. Toplum, bu gelişmeyi önleyecek engellerin (yani kişi ile çevresi arasındaki dengesizliğin) ortadan kaldırılması ya da önlenmesi için olanaklar hazırlamakla sorumludur.
3 Sosyal hizmet mesleği, insancıl ve demokratik idealler ile demokratik
görüşleri benimsemiş bir meslektir. Sosyal hizmette; insanın değer,
onur ve haysiyeti temel değerlerdir.
4Sosyal hizmet; toplum olmaksızın olmayan bir meslektir. İnsanların yaşadıkları sorunların çözümünde toplumsal sorumluluk gerekmektedir. Sorunların çözümünde topluma ait görevi yerine getirirken sosyal hizmet işlevseldir. İnsanla soluk alıp veren sosyal hizmet bu varlık nedeni olan insana ve insanın değerlerine saygılıdır. Onun kültürel yapısına, diline,dinine, siyasal görüşüne, cinsine, cinsiyetine, fiziğine, görünümüne,bedeninin tamlığına, düşüncesinin hamlığına, ırkına barkına, varsılına yoksuluna, bakmaz. Laz'ına, Çerkes'ine, Türk'üne, Kürt'üne, Abaza'sına, Avşar'ına, Çingene'sine, Süryani'sine, Nusayri'sine, her türlü etnik grubuna, ulusuna, farklı toplum yapısına bakmaz.Budist'ine, Zerdüşt'üne, Protestan'ına, Katoliği'ne, Ortadoksu'na, ateistine, dinine, inancına bakmaz. Azınlığına, çoğunluğuna,göçmenine, göçerine, sığınanına, sığınmacısına, yaşam biçimine,içtiğine, içimine bakmaz. Bunlara bakmadan doğrudan hizmet sunar
.5 Sosyal hizmette değer, hizmet ettiği hedef kitlenin refahını sağlamak onu gerçekleştirmekle mücadele etmekle eştir. Özde sosyal hizmet mesleğinin temel değerlerinin kavramsallaştırılması şu şekilde yapılmaktadır; kişinin değeri, insanın temel olan haysiyeti, kişi refahı için toplumun sorumluluğu ve kişinin genel refaha katkıda bulunmak sorumluluğu gibi, demokratik toplumun geniş olarak kabul edilen değerlerini daha belirli bir şekilde ifade etmektedir.
6 Katılım olgusu açısından değerlere yaklaşan

Koçyıldırım'a göre ise: Sosyal hizmetin, tüm yöntemleri için gerekli olan ve katılımcı bir meslek olmasına yol açan demokratik değerlerinden biri, 'insan olarak kişinin değerine ve onuruna saygı' diğer ise 'ihtiyaç içinde bulunan kişinin, ihtiyaçlarının ne olduğunu ve bunların nasıl karşılanması gerektiğine kendisinin karar verme hakkı (self determination) olduğu yolundaki inanç'tır. İnsanın değer ve onuruna saygı ile kendi geleceğini belirleme hakkı insanın temel medeni hakları arasında yer
alır ve katılım açısından birbirlerini tamamlar.7

Sosyal hizmetin mesleki değerleri kısaca şöyle özetlenebilir:
1.Toplumsal hizmet ve olanaklardan eşit yararlanma sağlanmalıdır.
2.İnsanoğlunun refahı için toplumsal ve ekonomik koşullar iyileştirilmelidir.
3. Birey, grup ve toplum düzeyindeki değişmelerle,
yukarıdaki amaçların gerçekleştirilmesine çalışılırken; a) mesleki
bilgi ve beceriye dayanmalı, b) mesleki amaç, kişisel çıkarların
üstünde tutulmalı, c) gizliliğe uyulmalı ve d) yapılan işin
sorumluluğu yüklenilmelidir.8

Dipnotlar

1. Kuçuradi, İoanna: Etik. Türkiye Felsefe Kurumu Yay. Ankara, 1999, s.169
2. Şeker, Aziz: Sosyal Çalışma Mesleği. Sabev Yay. Ankara, 2008, s. 105
3. Kongar, Emre: Sosyal Çalışmaya Giriş. Sosyal Bilimler Derneği Yay.
Ankara, 1972, s. 21
4. Kut, Sema: Sosyal Hizmet Mesleği. Ankara. 1988, s. 11-41
5. Tomanbay, İlhan: Sosyal Olmak. Sabev. Ankara, 2007, s. 173-174
6. Kut, Sema: A.g.e., 1988: 19
7. Koçyıldırım, Şener: Toplumsal Hizmetlerde Halk Katılımı. Ankara, 1992, s. 54
8. Kongar, Emre: A.g.e., 1972: 42

Sosyal hizmet bir entelektüel mesleğidir. Uygulayıcısı da sosyal entelektüeldir. Mesleğin olmazsa olmaz koşulu "yaşam"dır. Yaşam her yanımızda olduğu için, yaşama dair bütün kategorilere ilişkin yeterli bilgiye bir zorunluluk olarak meslek elemanı sahip olmalıdır. O kozmopolittir! Bu nedenle gerekirse yalnız kalmağa mahkûmdur...

Sosyal Hizmetin Amacı Nedir?

Sosyal hizmet toplumsal yapı içinde, bölünmez bir hizmetler bütünü olarak sosyal refah alanlarında insana yardım odaklı yapılan yöntemsel mesleki sosyal işlerdir. Gerçeğin içindedir. Değişme, adalet ve gelişme ana argümanlarıdır. Fırtınalı havalar esse de tarihsel belleğinde. Çalkantılı dönemlerden geçse de! Bayağılaştırılsa da!
Aksine sosyal hizmetin felsefesi yayılıyor, varsın onu tanımsız kılmaya çalışan güçler olsun. Meslek olarak sosyal hizmet, evrensel değerlerin serpilmesi için mücadele kategorilerini genişletecektir.

Toplumsal hizmet veren kuruluşlarda ise sosyal hizmet, sosyal tedavi amaçlı sosyal çalışmalar yapar. Kendi içine sosyal rehabilitasyon kavramını da alan tedavi çocuk yuvasından, huzurevine, toplum merkezilerine kadar geniş birçok yelpazede hizmet üretir. Sosyal hizmet, toplumsal sorunların öbeğindeki insanların reel hayatta işbirlikçisidir. Onurun yeryüzündeki inşasıdır. Kimsesizler, evsizler,
yoksullar, yaşlılar, engelliler, çocuklar, kadınlar açıkçası yaşam olanaklarından mahrum edilen tüm insan grupları sosyal hizmetin öznesidir. Toplumsal sorun yaşayan güçsüz ve yoksul insanların yanındadır. Bu nedenle taraftır! Haktan yanadır. Bu bir yetkinleşme sürecidir. Görüyoruz ki Arlien Johnson'a tarafından modern sosyal hizmet, toplumun istekleri ve yetenekleriyle ahenkli olarak, kendi
isteklerine ve yeteneklerine göre doyurucu ilişkiler ve hayat standartları sağlamaları için, bireyler veya gruplar halinde insanlara yardım amacıyla yapılan mesleki bir hizmet, şeklinde yarım yüzyıl öncetanımlanmıştı.

1 İşte bu yaklaşım, yeni gelişmelerin önünü de açtı. Gelişme diyalektik olarak sürdü.Meslek aktörünün pratiğine yön veren amaçlar vardır.

Genel olarak sosyal çalışma uygulamasının amaçları şunlardır:
1.Kişiler ve gruplara, kendileri ile çevreleri arasındaki dengesizlikten doğan sorunların belirlenmesi, çözülmesi ya da etkisiz hale getirilmesi için yardım etmek. 2. Dengesizliğin meydana gelmesini önlemek için kişiler ya da gruplarla çevreleri arasındaki potansiyel dengesizlik alanlarını belirlemek.
3.Tedavi edici ve önleyici tedbirlere ek olarak, kişilerin grupların ve toplumların en yüksek gelişme güçlerini aramak, belirlemek ve kuvvetlendirmek. Kısaca, insanların, öteki insanlarla ve doğa ile olan ilişkilerini, mevcut çelişkileri ortadan kaldıracak şekilde düzenlemelerine yardım etmektir.2

Mesleğin amaçlarının ne olduğu hususunu incelediğimizde karşımıza farklı tanımlar çıkmakla birlikte bunlar içinde ortak yanlar bulmak mümkündür. Türkiye'de yayınlanmış tanımlardan yola çıkarak amaçları saptayalım: Kişi, grup ve toplulukların sosyal ve kişisel yönden doyurulmaları ve bağımsızlıklarını kazanmaları yönünde... Kişilerin ve toplumların kendi içlerindeki ve çevreleri ile aralarındaki
dengesizlikleri gidermeye yönelen... (Hacettepe Üniversitesi, Bülten 1969-70) Sosyal çalışma kişilerle tek tek ve gruplar halinde yardım sağlamak yolu ile sosyal ilişkiler alanında daha verimli olmalarını amaç edinir. (DPT Özel İhtisas Komisyonu Raporu, 1969) Görüldüğü gibi amaçlar, sosyal dengesizliği gidermek, yardım, sosyal ve kişisel doyum, sosyal ilişkiler alanında verimlilik, bağımsızlık sağlamaktır.
Hemen her tanımda kişi grup ve topluma -ki bu toplum comunity yani yerel topluluk anlamındadır- eşit ağırlık verilir. Zaman zaman ileri sürülen karşıt savlara rağmen, bu amaçların kalkınma sorunlarını çözmüş bir toplumdan süzgüden geçirilmeksizin aktarıldığı görülmektedir. Zira, yeni ihtiyaçların doğma ve ifade edilmesini
engelleyerek de kalkınmamış bir ortamda dengeyi sürdürmek mümkündür.3
Sosyal çalışmanın temel amacı; adaletli bir toplumsal yapı inşasıdır.4Mesleğin amacı, fonksiyonları, ahlaki değerleri ve yöntemleri müdahale odağının belirleyicileridir. Birey-çevre etkileşimi temelinde bireyin sosyal işlevselliği ve çevresiyle olan etkileşimini olumsuz olarak etkileyen sorunlarını çözümlemeyi ya da bunları olumlu olarak etkileyebilecek kaynakların verimliliğini arttırmayı amaç edinen
sosyal çalışma mesleğinin odağı tüm ilişkileriyle insandır. Müdahale
odağı ise insanın işlevselliğidir.5Sosyal çalışmacı, gelişim dönemlerine ilişkin değişiklikler ve aileile diğer gruplar içindeki rol ve statü değişikliklerinden kaynaklanan stresin ortaya çıkardığı sorunlarla uğraşırken, üç rolü yerine
getirir. Bunlar güçlendiricilik, öğreticilik ve kolaylaştırıcılık rolleridir.6

Frıedlander'e göre sosyal çalışma uygulamasının amaçları şöyle
sıralanabilir:

1. Kişiler veya gruplar ile çevre arasında çatışma yaratmaya müsait alanları teşhis etmek ve böyle çatışmaları önlemek için kişiler, gruplar ve çevrede değişikliklerin meydana gelmesine yardımcı olmak.
2. Kişi, grup ve toplumlarda, bunların azami güçlerinin değerlendirilmesine yol açacak yaratıcı imkân ve kuvvetleri bulmak ve kuvvetlendirmek.
3. Kişi ve gruplara, kişiler veya gruplarla bunların çevreleri arasındaki dengesizlikten doğacak problemleri çözmekte yardımcı olmak. Sosyal çalışma uygulama yöntemleri, bu amaçları gerçekleştirmek için düzenlenmiş sistemli işlemlerdir. Kısaca
bir kişi veya grubun bütün potansiyelini anlamak ve onlara, bu anlayışın gerektirdiği sorumluluğu, demokratik bir toplumun özelliği olan aktif katılma yolu ile kabul etmelerinde, yardımcı olmaktır. Sosyal çalışma uygulaması kişi veya grupların kendi güçlerini anlamalarına mani olan engellerin ortadan kaldırılabilmesi için, kişi
ile onun çevresi arasındaki dengesizliği önleyecek veya düzeltecek
araçları sağlamayı da toplumsal bir sorumluluk addeder. Bu kavramlar
sosyal çalışma uygulaması töresinin temelidir.7 Ve sorun çözme sürecine denk gelmektedir.Sosyal çalışma, Türkiye'nin modernleşmesine ve demokratikleşmesine hizmet etmek amacındadır. Sosyal çalışma, felsefesinin özü gereği buna zorunludur da. Zaten sosyal çalışma mesleği, insancıl ve demokratik ideallere dayalı bir meslektir. Sosyal çalışmanın mesleki etkinliğinin odağı, bireyin toplumsal işlevselliği ve çevresi ile olan etkileşimi 8

olarak kavramsallaştırıldığından dolayı mesleki rol bağlamında;

birey-grup-toplulukların psikososyal-ekonomik sorunlarının çözümünde yardımcı olup, toplumsal refahlarının gelişimini hedefler. Bu bakış açısıyla hareket için davranış bilimlerinin yanı sıra, kendi kuram ve uygulamalarının birikiminden de yararlanır. Sorunlara bütünsel olarak bakar. Sosyal çalışmayı diğer disiplinlerden ayıran nokta da burası; insan varlığını ele alıştaki özgünlüğü... Bireyi özgüllüğü ve çevresiyle/ sistemlerle etkileri dâhilinde ele alır. Toplumsal koşulları göz
ardı etmediği gibi sosyal uyuma yönelik olarak çalışır. Sonuç olarak, sosyal çalışma amaç bağlamında değerlere çok önem veren bir meslektir. Bu bağlamda değer olgusu, bütünlüklerimizin ve onların iç hiyerarşilerinin zorlayıcı bir biçimde yeniden yapılanmaları olduğundan 9 sosyal çalışma elemanları çalışmaların her aşamasında,
kişinin önemi, değeri, karar verme hakkı ve kişinin kendini gerçekleştirmesi, topluma katkıda bulunma sorumluluğu gibi temel değerlerin etkisi altındadır. Bu temel değerlerden ikinci değerler türer; örneğin toplumun kişilerin kendilerini gerçekleştirmelerine olanak sağlama sorumluluğu gibi. Sosyal çalışmanın amacı bu değerleri uygulanabilir, kullanılabilir hale getirmektir ve şu biçimde belirtilebilir: Kişilerin kendilerini gerçekleştirmelerine ve diğer kişilere katkıda bulunmalarına engel olan toplumsal ve ruhsal koşulları değiştirmek; kişinin kendini gerçekleştirmesini ve katkısını kolaylaştıran koşulları yaratmak.10 Değer insanca üretilen bir şeydir. İnsan yaşamını üretir. Sadece gereksinme duyduğu malları değil, sosyal yaşamı ile tümü ile tüm sosyal ilişkileri ile üretir. Ürettiği şeyler onun varlığının, kişiliğinin parçalarıdır. Tümü de bir anlamda 'dışlanmış' yani üretimin dışında olan şeylerdir. Sosyal bilimlerde, insan etmeni, sorunun merkezindedir. Üreten odur, malı da, düşünü de o üretir. Sosyal olayı o üretir. Sosyete de insanı üretir. Bu çelişki,temelde diyalektik, yani mantıksal bir çelişkidir. Bundan dolayı da
ayrıntıları ile kavranması son derece zordur; belki de olanaksızdır.11

Sosyal hizmet uzmanları (sosyal çalışmacılar) insanların yaşadıkları sosyal sorunlar karşısında taraf olmalıdırlar. Onların "sorumluluk ahlakı" bunu gerektirir. Sorumluluğunu bilen, kendini tanıyan, sosyal sorunlar karşısında tavrını koyan meslek elemanı tek tek sosyal vak'alar ile ilgilendiği gibi, toplumla da ilgilenmelidir. Zaten sosyal hizmet mesleğinin dayandığı temellerle ilişkilidir bütün bunlar. Yani, her toplumun hedefi insanın daha iyi yaşamasıdır;ekonomik ve kültürel kaynaklar geliştirildikçe genel yaşama seviyesinin gittikçe iyileşmesi gerekir. Beden, psikososyal sağlık ve refah için eğitim toplumsal yapıya yayılmalıdır. Bunun için toplumsal çaba içinde olunmalıdır. Kardeşlik duygusuna giden yol buradan
geçmektedir.12

Dipnotlar

1. Trecker, B. Harleigh: Sosyal Grup Çalışması. Çev. Necil Ulusay.
SSYB SHGM Yay. Ankara, 1964, s.11
2. Kongar, Emre: Sosyal Çalışmaya Giriş. Sosyal Bilimler Derneği Yay.
Ankara, 1972, s. 21-26
3. Elkin, Besin: Sosyal Hizmet Mesleği ve Eğitimi. HÜ. Sosyal Çalışma
Bölümü, Teksir, Ankara, 1970
4. Kut, Sema: Sosyal Hizmet Mesleği. Ankara, 1988, s. 22
5. Kut, Sema: 1988: 106
6. Uluğtekin, Sevda: Çocuk Mahkemeleri ve Sosyal İnceleme Raporları.
Ankara, 1994, s.105
7. Frıedlander, A. Walter: Sosyal Hizmetin Kavram ve Metodları. Çev.
Elkin Besin. SSYB Yay. No: 43. Ankara, 1965, s. 267
8. Kut, Sema: A. g. e., 1988: 1-14
9. Henri, Levy Bernard: Entelektüellerin Övgüsü. Çev. Halil Gökhan.
Gendaş Yay. İstanbul, 2002. s. 92
10. Koşar, G. Nesrin: Sosyal Hizmetlerde Aile ve Çocuk Refahı Alanı.
Ankara, 1992, s. 25
11. Mumcu Uğur: Aybar ile Söyleşi. Sosyalizm ve Bağımsızlık. Tekin
Yay. İstanbul, 1993, s.128-129-166
12. Hamilton, Gordon: Sosyal Kişisel Çalışmanın Teori ve Uygulaması.
Çev. Doğan Karan, Duygu Sezer. SSYB SHGM Yay. Ankara, 1967, s. 2

 

 BİZE YAZIN
     Sosyal Hizmet Uzmanı Web Sitesi
     E-Posta : sosyalhizmetuzmanlari@gmail.com

   

© Copyright 2011
www.sosyalhizmetuzmani.org