Sosyal Hizmet Mesleği

Bilgiler
Yayınları
Araştırmalar
 


Sosyal Hizmet Alanları

Çocuk
Gençlik
Yaşlılık
Aile
Sosyal Sorunlar
Engeliler
Tıbbi Sosyal Hizmet


Kaynak Bilgiler

Bireysel Gelişim
Sosyoloji
Psikoloji
İnsan Hakları
İletişim Bilgisi

 

 

 

 

 
 



ANA SAYFA

SOSYAL HİZMETTE UNUTULMAYANLAR
Sonuç ve Değerlendirme
(2000’li Yıllara Doğru)
Aziz ŞEKER
shuaziz@gmail.com

 

17 Ağustos Marmara depreminden sonra sosyal hizmet mesleği de kendisini alandaki varlık ve yokluk noktaları açısından sorgulamaya başlamıştır. SABEV depremle ilgili bir kitapçık çıkarmıştı. Tarık Tuncay 2004’te bilim uzmanlığı tezini “Afetlerde Sosyal hizmet” üzerine bir çalışma ile yapıyordu. H.Ü. Sosyal Hizmetler Yüksekokulu İngilizce ve Türkçe; yabancıların yazılarının da yer aldığı “Travma Tedavisinde Uzman Eğitimi” isimli bir çalışma yapmıştı. Çalışma öylece kaldı! Çünkü kitap rafları için hazırlanmıştı. Ben de Küreselleşen Dünya’da Geleceğin Sosyal Hizmeti üzerine isimli kitap çalışmamda deprem konusuna anılarımdan, gözlemlerimden yola çıkarak geniş bir yer vermiştim.
*
Yıl 1977. Sosyal Hizmette Adım dergisi, “Sosyal Hizmetler Kurumu Deprem Hizmetlerini de İçerecek Biçimde Kurulmalıdır!” diye bir manşet atmış. Teorik yetkinliğe ulaşmış bir dergi ancak böyle bir cesaretle “Türkiye’de Deprem Hizmetlerinin Örgütlenmesi Üstüne Bir Öneri” yapabilir. Peki günümüzde durum ne? Sosyal Hizmetler Kurumunda afetlerle ilgili bir daire başkanlığı var mı? Bilen varsa söylesin…
Adım dergisinin 1. yılı geride kalmışken hem iç görü hem özeleştiri hem de genel bir durum değerlendirmesi yapan Ethem Çengelci, amaç kısmında bugünlere hiç de yabancı olmayan konular üzerinde şöyle durmaktaydı:
“Sosyal Hizmette ADIM Dergisi, aralık 1975-1976 ayları arasında, iki temel doğrultuda çalışma yaptı: 1. Sosyal Hizmet (Sosyal Çalışma) mesleğinin kendi içindeki çeşitli tartışmaları yoğunlaştırarak, yanlış tavırları, hedef saptırmaları sergilemek ve meslek için vurgulanması gereken doğruların, meslektaşların çoğunluğu tarafından benimsenmesini sağlamak, 2. Bulunmuş ve benimsenmiş ortak doğrular çerçevesinde, dışa yönelik bir çalışma yaparak mesleğin niteliğini ve işlevini bilim çevrelerine, yasa koyuculara, yöneticilere anlatmak, onları ikna etmeye çalışmak.”
Bakıyoruz ki, 1977 yılında Sosyal Hizmette Adım dergisi Türkiye coğrafyasının pek çok bölgesinde bilinir bir dergi haline gelmişti.
Adım’ın yine o yıllara “sosyal çalışma mı sosyal hizmet mi” tartışmasına bakış açısı da, bu kavramların beraberinde getirmiş oldukları süreçsel özellikleri yönünden kavramsal yapının oturacağı zamana kadar birbiri yerine kullanılacağı yönündedir. Bende kitaplarımı, çalışmalarımı baştan beri kaleme alırken Adım’ın geleneğine sadık kaldım. Çünkü sosyal hizmet bilim dünyası henüz daha YÖK’ün ilgili birimleriyle oturup bu konuda bir netleştirme sağlayamadı. Bu gidişle sağlayamaz da! Kavramlarda netlik oluşturmak bir yana, bilgi üreten “bazı” sosyal hizmet akademisyenleri, dar alanda paslaşmalarının bedelini yeni açılan sosyal hizmet bölümlerinin yönünü analiz edemeyerek ödemişlerdir.
Adım’ın 1977’de Ethem Çengelci’nin kaleminden aktardığı: “ilerici uzmanlar arasında, uzlaşmacı özelliği ağır basan, gerçekçi bir işbirliğinin oluşturulması zorunludur,” tezi, bugün içinde elzemdir. Neden ilerici peki, sosyal hizmet mesleğinin değerleri “ilerici” de ondan. İnsanın değerine ve farklılığına saygıyı “ilerici” insanlar gerçekliğe ancak aktarabilirler.
1977 yılında sosyal hizmet mesleğinde güzel bir gelişme daha olur. Sosyal Hizmet Uzmanları Derneğinin yayını olara TABAN dergisi teksir sayısı bir yana Aralık’ta ilk sayı olarak çıkar. Taban, “Demokratik bir anlayış içinde, ülkemiz koşullarına uygun, gerçekçi bir meslek anlayışını savunmaya çalışmaktadır. Aynı zamanda ‘savaşın gerçek sahiplerince’ belirlenmesi mantığını benimsemektedir. Başarı için de, düşüncelerin eyleme dönüşmesi gerektiğine inanmaktadır.” Biliyoruz ki, savaşın gerçek sahipleri hızla azalıyorlar. Bir bilgenin dediği gibi “omurgasız aydın” olmayı tercih edenlerin sayısı çoğalıyor.
Sosyal Hizmette Adım dergisinin yayını hiç kuşkusuz ekonomik bir takım zorlukları beraberinde yaşamıştır. İşte bu zorluklar sonraki sayılarda varlığını daha bir derinden hissettirmeye başlar…
Bu arada Sosyal Hizmetler Akademisi son sınıf öğrencilerinden Recep Aslan kalleşçe, kanla beslenenler tarafından evinde kurşunlanır. O dönem özgürlük mücadelesine kurşun sıkan çoktur; belki de aynı silahı kullanan düşman grupları burada anmak gerekiyor.
Mesleki açıdan, o yıllar Sosyal Hizmeti Yaygınlaştırma Derneği, mesleki kavramların belirginleşmesi için Türk Dil Kurumuna başvurur.
Adım’ın onuncu sayısında İlhan Tomanbay’ı “Çalışan Kadın ve Çocuğu”, Mehmet Yahyagil’i “Sosyal Refah Kavram ve Modelleri Üzerinde Toplumbilimsel Bir Tartışma”, Nihal Erkan’ı “Doğal Yıkımlar ile Ankara Solfasol Bölgesinde Van-Ankara Yersarsıntısı Felaketzedelerine Verilen Hizmetler Üstüne Genel Rapor” ile görmekteyiz.

*
1970’lı yıllarının sonlarına doğru Sosyal Hizmetler Akademisinin Prof. Dr. Cevat Geray’ın Dekanlığını yaptığı Siyasal Bilgiler Fakültesine katılmasının gündemde olduğu bir dönemdir. Ancak çabalar olumsuz sonuçlanır. Bu yıllar Sosyal Hizmet Mütehassısları Derneği Hacettepe Üniversitesi Sosyal Çalışma bölümünün mezunlarını bünyesine katmaya başlamıştır. SOÇ bölüm başkanı Emre Kongar ise yerini Birsen Gökçe’ye bırakır.
Sosyal hizmet mesleğinin kadroları genişlemektedir. Mesleğe ilgi vardır. Ancak MC dönemini, karanlık estirmektedir. Öyle ki, 1977-1978 mezunu SHU’ları mezun oldukları günlerde bir açıklama yayınlarlar. Mesleğe ve topluma bakış açılarını ortaya koydukları açıklamada, ülkenin MC dönemindeki karanlık tablosu çizilmekte, verilen savaşım anlatılmakta ve ardından ‘bundan sonra ülke ve meslek sorunlarına bilinçli SHU’ları olarak mesleksel birliğe katılıp güçlü bir örgüt yapısının oluşturulmasında çaba harcayacağız. Sosyal Hizmet Mütehassısları Derneği’nin ekonomik, demokratik, politik mücadelesinde birlik ve dayanışma içinde yerimizi alacağız’ denmektedir. MC yılları Keçiören’de eğitim veren Sosyal Hizmetler Akademisinde okuyan öğrencilerin hedefte olduğu yıllardır. Burası bir çıban olarak görülmektedir. Öyle ya, Haziran 1977’de 1 sayısı, Ağustos’ta 2 sayısı çıkan ve Sosyal Hizmetler Genel Müdürlüğü Eğitim-Araştırma Şubesi yayını olan Sosyal Hizmetler Bülteninin yayını da 2. MC Hükümetinin Genel Müdürü Enver Oymak tarafından durdurulur. Ancak bülten ile ilgili çalışmalar Sosyal Hizmetler Enstitüsüne geçer.
İbrahim Cılga Sos. Çal. ve Sos. Hiz. Asistanı olarak bu yıllarda sosyal çalışma ve sorunlarına ilişkin bilimsel görüşlerinin Çaba’da yazmaktadır. Bağımsız hareket uzmanı olarak çalışan Cafer İleri daha sonraki yıllarda “Görme Özürlülerin Hareket Özgürlüğü Eğitimi” kitabını yayınlayacaktır.
Eylül 1978 atamalarında sosyal çalışma çıkışlı meslektaşımız, Yusuf Sal, Diyanet İşleri Araştırma ve Planlama Dairesine atanır. Diyanet işlerinde 2010 yılı itibariyle çalışan sosyal hizmet uzmanı var mıdır acaba?
Aralık 1978 sayısında Çaba’nın baş konusu “Sosyal Hizmet Yaklaşımıyla Faşizm ve Sosyal Hizmettir.” Denmektedir ki, “faşizme karşı mücadelede, doğrudan, insana yönelik ve insan için yapılan bir çalışma olup, mesleksel çerçevede yapılan sosyal hizmet, bizatihi, faşizme karşı bir toplumsal uygulamadır.”
Bülten, 7 Nisan 1978 tarihinde faşizmin kurşunlarına hedef olan Tanilli için sakat arabasıyla dolaşacağının kanıksandığı, ev kampanyasına destek olur. 1978’de Maraş da oluk oluk kan akar, katil çeteleri insanları katlederler. 1979 yılı da terör olaylarına sahne olur, Adana Emniyet Müdürü Cevat Yurdakul, tüm vatanseverliğine rağmen kahpece öldürülür. Sonra Uğur’un dediği gibi, “Vah Tütengil hoca vah… Sen de mi bu kör kurşunlara, bu namussuz çetelere kurban gidecektin?” Finanse edilen terör tarafından, Bedri Karafakioğlu, Bedrettin Cömert, Ümit Doğanay, Necdet Bulut, gazeteci Abdi İpekçi ve daha niceleri gibi Cavit Orhan Tütengil de katledilir. Ya yıllar sonra Uğur Mumcu’nun parçalanması… Yürek yakan bir yangın yeridir kimi kez soluduğumuz hava…

Çaba zamanla Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği Genel Merkezi yayın organı olur. Adı “Toplumsal Çaba” olarak değiştirilir.
Velhasıl 1979 yılı 16-18 sayılarına kadar genel bir değerlendirmesini yaptığım Toplumsal Çaba bültenin de görüyoruz ki, sosyal hizmet mesleği toplumsal koşulardan birebir etkilenen bir meslek olup mevcut ekonomi politiğin belirleyiciliği altındadır. Toplumsal yapı değiştikçe sosyal hizmet mesleğinin önündeki sorun alanları çoğalmaktadır. Mesleğin benimsenmesinin her dönem sıkıntılı olduğunu görmekteyiz. O yıllar toplumsal tansiyonun yüksek olmasından sosyal hizmet mesleği direkt etkilenmiştir. Meslek hem kendisini kabul ettirmeye çalışmakta (bugün de olduğu gibi) hem de büyük baskılarla karşı karşıya bırakılmakta, hatta bazen hedef alınmaktadır. Örneğin, Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığında, Sosyal Hizmetler Genel Müdürlüğünde göreve gelen Nedim Coşkun, Enver Oymak dönemi ile Melih Gökçek’in döneminde sosyal hizmet mesleğinin gelişimi engellenmiştir. 2010’un içindeyiz. Şu günlerdeki SHÇEK’nun sosyal hizmet mesleğine ve elemanlarına olan bakış açısı bu dönemleri sizce aratıyor mu? Meslek elemanlarının özlük haklarına, görev ve yetkilerindeki kısıtlamaya bakın bu sorunun cevabını görürsünüz. Ve bir o kadar sosyal korkaklardan geçilmiyor ortalık. Kapılar arkasından konuşmayı sevenlerden…

*
Görüyoruz ki, 1970 ile 1980 arası yıllarda, sosyal hizmet mesleğinde özgün ve yerel bağlamda daha çok dergicilik alanında yabana atılmayacak çalışmalar olmuş, gelişmeler sağlanmıştır. Öyle ya, Adım, Çaba, Taban, Toplumsal Çaba, Sosyal Hizmet-Sen, Korunmaya Muhtaç Çocuklar Bülteni gibi birçok dergi sosyal hizmetlerde yürütülen mücadelenin iziyle doludur.

(Not: Bu yazı dizisi boyunca, kırılanlar, hüzünlenenler, kızanlar, sevinenler, ben de varım diyenler, dedikodu yapanlar, destekleyenler oldu… Elektronik posta adresime gelen iletilerden yola çıkarak yazmayı denemeye karar verdim. Sosyal refah alanında bilgi ve hizmet üreten, üretmeye çalışan, ürettiğini sanan, yazılarımı okuyan herkesin bahtı, yolu açık olsun…)

Hoca Nâzım ne güzel söylemiş:
Mısırlı kardeşim, / biliyorum, biliyorum / istiklâl otobüs değil ki / birini kaçırdın mı, öbürüne binesin… / İstiklâl sevgilimiz gibidir / aldattın mı bir kere / zor döner bir daha.”
Nâzım

Kaynakça
Sosyal Hizmette Adım. Şubat. 1977. Sayı 9-10 Ankara.
Çaba / Toplumsal Çaba: Ankara. 1978 / 1979 (yılı tüm sayıları)

 



Editörler




Google
 

 


 


KURUMSAL VE BİREYSEL İŞ İLANLARI

 


 

SOSYAL MEDYA




 

 

Yasal Uyarı , Gizlilik Beyanı ve Künye

sosyalhizmetuzmani.org © Bütün hakları saklıdır.