Sosyal Hizmet Uzmanları Web Sitesi
  

SOSYAL SİYASET

Sosyal Hizmet Uzmanları Ve Siyaset
SHU. Cafer ASAN• caferasan@gmail.com

Ana Sayfa
 
Aile Sorunları
Çocuk Refahı
Engelli
Gençlik
Sosyal Sorunlar
Tıbbi Sosyal Hizmet
Yaşlılık

Mesleki Bilgiler

SHU Araştırmaları
SHU İsim Listesi
SHU Yayınları
İnsan Hakları
Kültür/Sanat
Sosyal Siyaset
Sosyoloji
Söyleşiler
Psikoloji

Meslek Elamanı Arayan Kurumlar ve İş Arayan Meslek Elamanları


Sitemiz Yazarları

 
 
                         “Politika, politikacılara bırakılmayacak kadar ciddi bir meseledir.” Charles DeGaulle

Meslek yaşantım boyunca önemli sayıda meslektaşımın, sosyal hizmet uzmanlarının, bunların meslek örgütü olan sosyal hizmet uzmanları derneğinin siyasetten uzak durması gerektiğini ileri sürdüklerine tanık oldum, olmaya da devam ediyorum. Oldum olası bu düşünce bana hep kuşkulu gelmiştir. Sosyal hizmet uzmanları siyasetten uzak mı durmalı, siyasetle ilişkili mi olmalı veya siyaset mi yapmalı? Meslek örgütlerinin siyasetle ilişkisi nasıl olmalı? Siyaset hiç mi yapılmamalı? Siyasi içerikli açıklama hiç mi yapılmamalı mı, hiç mi tavır alınmamalı? Ya da bu mümkün mü? Siyaset yapmadan mesleki kazanımlar, meslek mensuplarının çıkarları savunulabilir mi? Ya da müracaatçıların çıkarları? Sosyal hizmet siyasetten ayrı düşünülebilir mi? Sosyal hizmetler alanında siyasaları belirleyen siyasiler olduğuna göre bu konu karışık değil mi? Yoksa soysal hizmet uzmanlığı, bürokrasi içerisinde yer alan “memurluk” kimliğiyle mi bu refleksleri gösteriyor? Uzmanlar kamuda zamanla mesleki kimlikleri yerine memurlaşarak mı siyasetten uzak durmaya evriliyorlar? Uzmanlar siyasetle yakınlaşarak da müracaatçılarına karşı etik ilke ve değerlerine bağlı kalarak tarafsız sosyal hizmet üretemez mi? Bu sorular bu yazının kaleme alınmasında belirleyici olmuş sorulardır. Öte yandan belirtmeliyim ki bu yazının başlığının “sosyal hizmet uzmanları ve siyaset” konulması tesadüfî değil, bilinçli bir tercihtir. Çünkü burada sorun siyasetin sosyal hizmet uzmanlarıyla ilişki kurup kurmaması değildir. Siyaset kurumu her şeyle ilgilidir ve ilişkilidir. Bu haliyle de her şeyi etkilemektedir. Burada yazının konusu sosyal hizmet uzmanlarının siyasete bakışları ve ilişkileridir. Bu nedenle bu yazıda, yazının odağına sosyal hizmet uzmanları alınarak uzmanlarının siyasete bakışları ve ilişkileri üzerinde bilimin biçimselliğine bağlı kalınmaksızın durulmaya çalışılacaktır Siyasetin ne olduğunu açıklamakla konuya başlayalım. Siyaset, genellikle devlet işlerini düzenleme ve yürütme sanatıyla ilgili özel görüş veya anlayış olarak tanımlanır.

Genel ifadeyle siyaset (politika), insanları yurttaşlık düzeyinde etkilemektir, denilebilir. Siyaset kavramı, Antik Yunan’daki ilk demokrasilerden beri anlam genişlemesine uğramıştır. Siyaset, hükümet uygulamalarını yürütmek, bir topluluğun kontrol ve ikna edilmesi ya da herhangi bir konuda uzlaşma ve yürütme çabaları anlamına gelebilmektedir. Antik Yunan’dan itibaren siyaset tarihine bakıldığında siyaset kurumunun öneminin Fransız Devrimi’nden sonraki gelişmeler sonrasında daha da arttığı görülmektedir. İletişim ve ulaşım imkânlarının artmasıyla da dünyanın farklı yerlerinde yaşayan insanlar birbirlerinden haberdar olmaya başlamışlar, oluşan kültür birikimi sonucunda insanlar özgürlük, adalet, eşitlik, insan hakları gibi kavramlara ulaşmışlardır. Bu durum insanları ikna ve kontrol çabalarının önemini daha da arttırmıştır. Uzun ve acılı süreçler yaşanarak demokrasiye doğru yol alan insanlık daha katılımcı daha özgürlükçü demokrasi anlayışına ya da yönetim anlayışına ulaşmaya çalışmaktadır. Yönetimde siyaset anahtar unsur haline gelmiştir. İnsanlar kendilerinin temsil edildiğini düşüncesiyle bazı siyasi kimselere güvenerek haklarını vekâleten onlara teslim ettiler. Bugünkü anlayış ile bakıldığında siyaset bilimciler tarafından, en fazla 50-60 yıllık bir demokrasi geleneğinden söz edilebileceği belirtilmektedir. Dolayısıyla da bir o kadar meşru politika tarihi söz edilebilir. Unutmamak gerekir ki, büyük sermaye, binlerce yıldır insanlara hükmetmektedir. Devlet de böyle bir hükmün aracı konumunda olagelmiştir. Siyasetçilik: bir meslek, bir rütbe ya da ele geçirilen bir pozisyon olmuştur.

Oysa siyaset isim, mevki, şöhret için yola çıkılan kişisel çıkar amaçlı olmamalıdır. Siyaset, insanlığı, yani kendini ilgilendiren bir meseledir. İçimizde gerçek anlamda halkı temsil edecek kişiler mevcuttur. Bunlar şu an sanatçılık, eğitimcilik, yazarlık, sosyal çalışmacılık gibi yönetimde yeterince söz sahibi olamayan konumunda bulunmaktadırlar. Meslek camiamız içerisinde milletvekili, bakan, başbakan, cumhurbaşkanı olacak iyi yetişmiş insanlar yok mudur? Elbette vardır. Onlarcası, belki yüzlercesi, her gün gördüğümüz insanlar politikaya bakış açısı değişmedikçe onlar orada durmaya, kendi aralarında siyasileri, siyaseti, partileri eleştirmeye veya alkışlamaya devam edecektir. Mesleki saldırılar karşısında da başkalarından (siyasilerden) lütuf beklemek durumunda kalacaklardır. Adıyaman Üniversitesi İİBF Sosyal Hizmet Bölüm Başkanı Doç Dr. Özge ÖZGÜR’ün bir yazısında verdiği bilgilere göre Amerika Birleşik Devletleri’nde 2011 yılından alınan verilere göre ABD senatosunda bulunan (toplamda 100 olan) senatörlerin 10’u SHU (sosyal hizmet uzmanı), Temsilciler Meclisinde ise (toplam sayısı 435) sandalyelerin 65’i sosyal hizmet uzmanlarına aittir. Bu durum, sosyal hizmet uzmanlarının siyasette başarılı olma durumunu gösterdiği gibi siyaset yoluyla müracaatçı gruplarına, topluma ve mesleğine, meslektaşlarına hizmet etmesinin de güzel örneğini ortaya koymaktadır. Kuşkusuz ki, sosyal hizmet uzmanları için parlamentoya girerek siyaset yapma tek seçenek değildir. Siyasetin her aşamasında ve türünde de etkili olarak, bilakis katılarak karar mekanizmalarına etki edebilirler. Öte yandan bugün önümüzde duran meslek ve meslek örgütü olarak siyasete bakışımız ne olmalıdır?

12 Eylül darbesi sonrası depolitize edilen bir toplumda siyaset kurumu kötülenip öcü gösterilerek insanlar siyasetten uzaklaştırılmışlardır. Siyaset, sorunlu bir alan olarak toplumsal algıya ve de bireysel algılara yerleştirilmiştir. Bunun sonunda siyaset yapanlar her konuda karar alma, uygulama hakkını ve de gücünü ellerinde bulundurmuşlardır. Bizler de o “üstün” kişilerden, “kurtarıcılar”dan medet umar olduk, sadaka bekledik, bize anlasınlar istedik. Hak temelli sosyal hizmetten bahsettik. Olmadı. Siyasiler bizi anlamadılar, biz kendimizi anlatamadık. Peki bizi kim anlatacak? Kim temsil edecek? Hep kendi aramızda “şöyle olması gerek”, “böyle olması gerek”, “Batı’da şöyle” mi diyerek enerjimizi, bireysel ve mesleki ömrümüzü geçireceğiz? “Durun biz de varız” demeyecek miyiz? Biz de bu toplumun bu alanda yetiştirilmiş insanlarıyız. Bizim de söyleyecek sözümüz var. Bizi de dikkate alın. Almazsanız biz de halkı etkilemeye yönelik siyaset yaparız. Kamuoyu oluşturmaya çalışırız. Fikrimizi söyler, demokratik hakkımız her türlü demokratik yolla almak için çaba sarf ederiz. Bunu yapmamalı mıyız?

 Fanatik, kör partizanlık yaparak, kutsallarımızı istismar edenlere, etnik kimliklerimiz üzerinden siyaset yapanlara ve bir oligarşik yapı oluşturan seçkincilere mi biat edeceğiz? Yoksa bireyi, grubu/aileyi ve toplumu özgürleştirmeyi hedef alan bir mesleğin mensupları olarak biz özgürce güçsüzden, yoksuldan, yoksundan, ötekiden, dışlanmıştan, hukuktan, adaletten, sosyal adaletten, insan haklarından, çocuk, kadın, engelli haklarından yana tavır almayacak mıyız? Söz söylemeyecek miyiz? Sahi biz özgür müyüz? Feodal değer yargılarımız ve aidiyet duygularımız bizi ne kadar özgür kılıyor? Cevap veriyorum: Sosyal hizmet uzmanı özgür olmalıdır. Demokratik değerlere ve insan hakları ilkelerine bağlı olmalıdır. Feodaliteden kaynaklanan bireysel değerlerinin yerine meslek mensubu olarak mesleki değerlerini koyabilmelidir. Sosyal adaletten yana olmalıdır. Mesleğin nihai hedeflerinden birinin sosyal adaleti gerçekleştirmek olduğunu bilmelidir. Kişilerin özgürleşme göstergelerinden biri olan kendi kaderini tayin etme hakkını içselleştirerek tabi olma, biat etmek üzerinden siyaset yapanlara tabi olmamalıdır. Fikri hür, vicdanı hür olmalıdır. Yoksuldan, güçsüzden, hukuktan, sosyal adaletten yana olduğunu her demokratik yolla ortaya koymalıdır. Hele bu konuda meslek örgütünün ortaya koyacağı tavrı demokratik bir hak ve mesleki sorumluluk olarak ortaya konulmuş bir duruş, tavır olarak değerlendirmelidir. Etnik ya da dini hiçbir siyasi çalışma sosyal hizmet uzmanları için doğru kabul edilemez.

 Son tahlilde diyorum ki; biz sosyal hizmet uzmanları siyaset yaparak, siyasetle ilişki kurarak, öneri geliştirerek mesleki amaçlarımıza ulaşabiliriz. Uygun olan meslektaşlarımızın genel siyasette veya yerel siyasette rol almaları hayati önemdedir. Ülkemizde sosyal hizmet uzmanları olarak sağ ve sol siyasi yelpazeden demokrat kadroları ürettiğimiz, bunları aktif siyasete kattığımız sürece kamu politikalarını etkileme, yönetimde etkin olma şansımız artacaktır. Bu yapılıncaya kadar da gerek meslek örgütümüz gerekse meslek mensubu kişiler olarak siyasetten korkmamalı ve de uzak durmamalıyız. Özelikle meslek örgütü olarak belli bir partiye taraf veya belli bir partiye karşı duruş sergileyerek değil, görüşlerimizi ortaya koyarak siyasetle ilişkilerimizi sürdürmeliyiz veya siyaset yapmalıyız. Eleştirdiğimiz veya onayladığımız siyasi partiler değil siyasetin ortaya koyduğu düzenlemeler olmalıdır. Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi “Siyasetle ilgilenmeyen aydınları bekleyen sonuç, cahiller tarafından yönetilmeye razı olmaktır. Asıl önemli olan ve memleketi temelinden yıkan, halkını esir eden, gerideki cephenin suskunluğudur.” Özgür düşünen sosyal hizmet uzmanları kendileri, meslekleri, meslektaşları, müracaatçısı olan birey, grup/aile ve toplum için siyasetten korkmamalı ve de uzak durmamalıdır. Parti destekçiliği yapmak yerine taraf olduğu politikaları ortaya koyabilmeli, uygulanan politikalara karşı da demokratik katılım yollarıyla etkin bir şekilde katkı vermeye ya da karşı duruş sergilemeye, politikaları yönlendirmeye yönelik çaba göstermelidir. Unutulmamalıdır ki demokrasinin olmadığı yerde etkili sosyal hizmetten bahsedilemez?


 

 

 BİZE YAZIN
     Sosyal Hizmet Uzmanı Web Sitesi
     E-Posta : sosyalhizmetuzmanlari@gmail.com

   

© Copyright 2011
www.sosyalhizmetuzmani.org