|
|
Türkiye, 2008 Pekin
Olimpiyat Oyunları’ndaki ilk madalyasına Sibel ÖZKAN ile ulaştı. Halterde
bayanlar 48 kiloda mücadele eden Sibel, koparmada 88, silkmede ise 111 kilogram
kaldırdı ve toplamda 199 kilogramla olimpiyat ikincisi oldu.
Sibel’in daha önceki başarıları şöyledir: 2001–2002 yılında Halter Milli
Takımına seçildi. 2004’te Norveç’teki Avrupa Yıldızlar Halter Şampiyonası’nda 53
kiloda Avrupa Şampiyonu, 2005’te Güney Kore’deki Dünya Gençler Şampiyonası’nda
48 kiloda Dünya Şampiyonu, İspanya’da 2005’teki Akdeniz Oyunları’nda ise 48
kiloda ikinci oldu. 2007 yılı İspanya’daki Avrupa Gençler Şampiyonası’nda silkme
ve toplamda altın madalya, Dünya Gençler Şampiyonası’nda iki altın ve bir gümüş
madalya kazandı. Kolombiya ve İtalya’daki Avrupa Şampiyonasında da altın madalya
kazandı. Ayrıca, Avrupa Gençler Rekoru kırdı…
(Radikal 10.08.2008)
Haberde başarıları sıralanan Sibel
ÖZKAN, 2828 sayılı Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanuna (SHÇEK)
istinaden korunma ve bakım altına alınarak yatılı sosyal hizmet kuruluşuna
yerleştirilen ve halen yetiştirme yurdunda kayıtlı biridir.
Sibel, Konya M. Necati Çetinkaya Kız Yetiştirme Yurdunda kayıtlı olup, halen
Tokat Beden Eğitimi Spor Yüksekokulunda okumaktadır.
Sibel ile ilgili haber yapmayan gazete ve televizyon kanalı yoktur. İnternetin
arama motorlarına bu başarılı gencin adını yazdığınızda kendisiyle ilgili
yüzlerce internet sitesinde yapılmış haberleri ve yazıları göreceksiniz.
Başarılı olmak sıradan bir iş değildir. Başarı; yetenek, şans ve çalışma
üçlüsünün koordinesinde ortaya çıkan bir sonuçtur. Ama bu üçlü kombinezonda kimi
zaman ağırlıklı olarak ön plana çıkan durumlar vardır. Bazen, şanslısınızdır,
bazen çalışkan bazen de yetenekli olduğunuzdan başarılı olursunuz.
Olimpiyatlar ve diğer yarışmalar için ilk üçte olmak başarılı bir skordur.
Birinci, ikinci ve üçüncü arasındaki şans faktörü bu üç dereceye kimin sahip
olacağını belirler. Sibel’in şansı biraz daha yaver gitmiş olsa olimpiyat
birincisi olacaktı. Ancak, ülkemiz açısından baktığımızda gümüş madalyayı
kazanan ilk sporcu olmasından dolayı bizim gönlümüzün birincisidir.
Sibel ÖZKAN’ın olimpiyat ve diğer şampiyonlukları ile birlikte anıldığı diğer
bir durumda, kendisinin yetiştirme yurdundan hizmet alan bir genç olmasıdır.
Yetiştirme yurdunun anlamlarına bakalım. Türk Dil Kurumu Sözlüğünde tanım şu
şekilde yer alıyor: “Anne ve babası olmayan veya anne ve babası tarafından
bırakılan, haklarında koruma kararı alınan, 7–18 yaşlarındaki çocukların
barındırılıp yetiştirildiği eğitim kurumu, çocuk yuvası.” 2828 Sayılı SHÇEK
Kanununun tanımı ise şöyledir: “13–18 yaş arası korunmaya muhtaç çocukları
korumak, bakmak ve bir iş veya meslek sahibi edilmeleri ve topluma yararlı
kişiler olarak yetişmelerini sağlamakla görevli ve yükümlü olan yatılı sosyal
hizmet kuruluşlarını ifade eder.
Her iki tanımda da ön plana çıkan vurgulamalar; yetiştirme yurdunda korunmaya ve
bakıma muhtaç çocuk/gençlerin barındırıldığı ve hayata hazırlandıkları bir kurum
oluşundan söz edilmektedir.
SHÇEK resmi web sitesinde 113 yetiştirme yurdu, 102 çocuk yuvası ve ülke
genelinde kuruma bağlı toplam 652 sosyal hizmet kuruluşu olduğu bilgileri yer
almaktadır. Ülkenin en büyük ailesi olan kurumda; çocuk, genç, yaşlı, kadın,
aile, özürlü gruplarındaki binlerce müracaatçıya hizmet sunulmaktadır. Kurumun
her kademede çalışanlarını da hesaba kattığımızda kurumun nüfusunun ne kadar
ciddi bir çoğunlukta olduğu görülecektir.
Bütün bu istatistikî bilgileri neden sıraladım? Ülkenin en büyük ailesi olan
SHÇEK’in aile üyelerinden birisi Sibel ÖZKAN, dünyanın önemsediği ve spor
karşılaşmalarında önemli bir yere sahip olimpiyat oyunlarında halterde gümüş
madalya kazanarak ikinci oldu. Bu başarı, özellikle Avrupa Birliği projelerinde
imkânı kısıtlı gruplar olarak değerlendirilen korunmaya ve bakıma muhtaç
müracaatçı kitlesi için önemli bir olaydır. Çocuk yuvası ve yetiştirme
yurtlarında kalan diğer çocuklarda Sibel ablaları gibi olimpiyat şampiyonu olma
yolunda hırslanacak ve kendilerinden birisinin başardığını gördükleri içinde
özgüven kazanarak çalışmaya başlayacaklardır.
Sibel ÖZKAN ismi bir kenara not edilmelidir. Hatta bu ismin unutulmaması için
SHÇEK’e bağlı yetiştirme yurtlarından birisine verilmesi hem başarının
ödüllendirilmesi hem de geriden gelecek çocukları teşvik niteliği taşıyacaktır.
Özellikle, sporcunun kaldığı yetiştirme yurduna, adının verilmesi anlamlı
olacaktır. Çünkü Sibel tek başına bir başarı örneği ve öyküsüdür. Kendisiyle
yapılan söyleşilerde ve antrenörünün açıklamalarında yarışmalara zor koşullarda
hazırlandığı ortaya çıkmıştır. Her türlü zorluğu ve imkânsızlığa rağmen ortaya
konan bu başarılı sonuç takdire şayandır.
Yazılı ve görsel medyada yer alan her Sibel ÖZKAN haberi ile birlikte anılan
SHÇEK ve Konya Yetiştirme Yurdu sporcuya emeğinin hakkını teslim etmelidir.
Geçmişte, medyada çıkan kimi haberler ile kurumun adı yıpratılmıştır. SHÇEK’ten
hizmet alan müracaatçılar arasında olumlu ve başarılı örneklerin olduğu Sibel
ÖZKAN ve başka alanlarda başarı sergileyen yurt çocukları tarafından ortaya
konmaktadır. Bir başına kurumun adının dünya çapında yaygınlaşmasını sağlayan
başarılı gençleri kutlamak yeterli olmayacak, hak ettikleri gerçek değeri vermek
yerinde olacaktır.
Eşref APAK atletizm çekiç atmada elli yıl sonra Türkiye’ye bronz madalya
kazandırdı. Bu başarı ile sporcunun ismi Ankara’da bir spor tesisine verildi.
Yine, ünlü haltercilerden Naim SÜLEYMANOĞLU, Halil MUTLU başarılarını,
isimlerinin çeşitli tesislere verilmesi ile taçlandırmışlardır.
SHÇEK’in kalabalık aile bireyleri arasında daha çok başarılı kişiler yetişmesi
ve ön plana çıkması için yeni bir gelenek başlatalım. SHÇEK’i sosyal, sportif,
kültürel ve diğer alanlarda temsil eden ve başarı gösteren kişilerin adlarını
sosyal hizmet kuruluşlarına verelim. “Sibel ÖZKAN Yetiştirme Yurdu” adını
kayıtlara geçirelim.
Yiğidi öldürmemiş hem de hakkını yememiş olalım.
|
UYARI!
©Sitemize ait yazılarımızı izin almadan yayınlanmamasını talep etmekteyiz.Her hakkı saklıdır.
|
|