Ana Sayfa||Araştırmalar ||Editör ||Site  Haritası|  

ENGLISH |DEUTSCHE

Sosyal Hizmet Mesleği
Mesleki Bilgiler
SHU Yayınları
SHU Araştırmaları
SHU İsim Listesi
Sosyal Hizmet Alanları
Çocuk Refahı
Gençlik Alanı
Yaşlılık ve Sorunları
Aile Sorunları
Sosyal Sorunlar
Engeliler ve Sorunları
Tıbbi Sosyal Hizmet

İş İlanları

Kurum İlanları
Eleman İlanları
İş İlanı Verme
Bireysel Gelişim
Bireysel Gelişim
NLP
Toplam Kalite
Beden Dili
İletişim Bilgisi
Halkla İlişkiler
Ana-Baba Okulu
Kaynak Bilgiler
Sosyoloji
Psikoloji
Sosyal Siyaset Bilgileri
Kültür/Sanat
Kitap Tanıtımı
İnsan Hakları Bilgileri

 

 

Google
 
Web www.sosyalhizmetuzmani.org

      Olacak şey mi bu şimdi? Bundan sonra ne yapacağım yahu! Her zaman evrak çantamın ön gözünde özel kadife kılıfında saklıyordum. İhtiyacım olduğunda özel kılıftan çıkarıp kullanıyordum. Kocaman çanta ile birlikte sihirli değneğimi trende unutmuşum. Hay Allah beni kaybetmesin!




          Ah be! Şakir. Ne vardı, bu kadar derin uyuyacak?
Bunca telaşlı olmamı merak ediyorsunuzdur. Anlatayım da dinleyin. Ben sosyal hizmet uzmanıyım. Hem de sosyal hizmet uzmanları arasında en şanslısı bendim, sihirli değneğimi kaybedene kadar. Şimdi diğer uzmanlardan bir farkım kalmadı. Sihirli değneği olmayan sıradan bir sosyal hizmet uzmanıyım.
Efendim, ben bu yetiştirme yurdunda göreve başladıktan sonra başladı her şey. Birçok sosyal hizmet kuruluşunda olduğu gibi çalışan tek uzmanım. İdeallerim var ve enerji deposu deli fişek bir gencim. Sosyal servisi kurdum, bütün çocukların sosyal incelemelerini tamamladım. Evrak işlerini yoluna koydum. Sosyal serviste ki işleri düzene soktum.

Rutin işleri hal yoluna koyduktan sonra kafamda mesleki çalışmalara başlamak var. Çocuklarımı tanımak, onlarla kişisel ve grup çalışmaları yapmak istiyorum. Ama nerede, Allah aşkına hangi uzman arkadaşım mesleğinin ana yöntemlerini uygulama fırsatı bulabiliyor ki? Ben de sihirli değneğe sahip olana kadar böyleydim. Çocuklarla bir kere olsun mesleki çalışma yapamadım.
Önce kurum müdürü başladı. Önüne gelen her evrakı sosyal servise havale ediyor. Kuruluşa alınacak kömür, bahçe duvarının tamir edilmesi için gerekli yazışmalar, personel hakkında istenen bilgiler, bahçede kaç tane ağaç olduğunu soran bakanlık istatistikleri, çocukların ayakkabı numaraları, kıyafet bedenleri aklınıza gelecek bütün gereksiz yazışmalar bana havale ediliyor. Sosyal serviste “gereksiz yazışmalar” adlı bir klasör oluşturdum. Klasör üç ay olmadan doldu, şimdi ikinci klasörün yarısındayım. Yazılara cevap vermekten başımı kaldıramıyorum ki.

Oğlum Şakir ha gayret et diyorum ama her gün bir öncekinden iki misli performansla çalışmama rağmen bu yazışma işinin altından kalkamıyorum. Bir yandan da sürekli düşünüyorum. Bu işlerin bir kestirme yolu olmalı, parmağını şıklatınca ya da sihirli bir değnekle dokununca bu gereksiz yazışmalar son bulmalıydı.

Yazışma işlerinin yanında beş komisyonda görevliyim. Yemek ve numune işleri, kömür alım, personel temin, yangın söndürme ve kalite kontrol komisyonlarına yetişmem ve buradaki görevlerimi eksiksiz yerine getirmem gerekli. Kimi zaman komisyonlardan komisyonlara koşuyorum. Alt katta mutfakta numune kontrolü yaparken, kömür geldiği ve kamyona binip kömürü tarttırmam ve sonrada kömürün kalitesini test etmeliyim. Kamyondan kömür boşaltılırken başında bekleyip çıkan taşları tekrar kamyona yükletmeliyim.
Mesleğim ile ilgisi olmayan her işte varım!
Gereksiz yazışmalar, komisyon işleri neyse ne de şu grup sorumluları bana çatmadan ya da gereksiz bir tartışma çıkarmadan günüm geçmiyor. İkinci grubun sorumlusu ve kurum en ihtiyar delikanlısı Naci Bey, çocuklardan birinin kulağından tutmuş, sosyal servise getirdi. Hayırdır Naci Bey demeye kalmadan daha çocuğu önüme doğru iteledi.

—Ben bununla başa çıkamıyorum, alın ne haliniz varsa görün, dedi.
Neler oluyor demeye kalmadan Naci Bey arkasını dönüp söverek gitti. Giderken bana mı yoksa karşımda korkudan ufacık kalmış çocuğa mı sövüyordu anlamadım. Kulağından tutup getirdiği kendi grubundan Tuncay o gün ceketi olmadığından okula gidememiş. Ceketinin kaybolduğuna da ikna olmayan Naci Bey çocuğu bana getirmiş.
Naci beyin bu davranışı diğer grup sorumlularına emsal teşkil etmiş olacak ki hemen her grup sorumlusu problemini çözemediği çocuğu getirip sosyal servisin ortasına bırakıp gidiyor.

İşte o günlerden birindeydi. Çocukların çocukça problemleriyle başa çıkamayan personelden kafam davul gibi olmuş, ruhuma bir sıkıntı girmişti. Her zaman olduğu gibi gereksiz işlerle fazladan mesai yapıp eve dönerken yolda aksakallı bir yaşlı dede ile karşılaştım. Yolun karşısına geçmeye çalışıyor ancak yoğun trafikte bunu yapamıyordu. Dedenin koluna girdim ve yolun karşısına geçtik. Evinin, benim gideceğim yönde olduğunu söylediğinden birlikte yürümeye başladık.

Bu nur yüzlü dede ne iş yaptığımı sordu. Sosyal hizmet uzmanı olduğumu ve yetiştirme yurdunda çalıştığımı öğrendiğinde yeşil gözlerini gözlerime dikip zor bir meslekle uğraştığımı söyledi. İhtiyara bak dedim kendi kendime gençlerin bile ne yaptığını bilmediği sosyal hizmet uzmanlığı hakkında yorum yapıyordu.
Yol boyunca dede ile sohbet ettik. Gerçektende mesleğimi ve zorluklarını benim kadar iyi biliyordu. Ayrılırken kendisine yapmış olduğum arkadaşlıktan dolayı bana bir hediye vermek istediğini söyledi. Yakasız cepkeninin iç cebinden özel kadife kılıfa sarılı bir şey uzattı bana.

Bu dedi sihirli bir değnektir. Yaptığın meslek ve çalıştığın kurumlarda bu değneğe ihtiyacın olacak. Sihirli değneği kullanmanın çok kolay olduğunu, ne yapmak istiyorsam aklımdan geçirmemin yeterli olacağını söyledi. İnanmayan gözlerle acaba dedenin beyni sulandı da benimle eğleniyor mu diye yeşil gözlerine baktım. Hiç de eğlenir bir tarafı yoktu. Gözlerimden yüreğimdekileri okuduğunu çağrıştıran bakışları ile tatlı tatlı gülümsedi. Sihirli değneği alıp çantama koydum ve dede ile sokağın başında vedalaşarak ayrıldık.
Eve vardığımda çantamdan sihirli olduğu söylenen değneği çıkardım. Gül ağacından yapılmış olan değneğin üzerinde anlayamadığım bir takım işlemeler vardı. İnce bir bıçakla usta bir elden çıkma olduğu belli olan işlemelerden hiçbir şey anlamadım. Değneği özel kılıfına koyduktan sonra biraz kitap okuyup uyudum.

Ertesi gün kuruma geldiğimde masamın üzerinin yine gereksiz bir sürü evrakla dolu olduğunu görünce canım sıkıldı. Aklıma birden yeşil gözlü dedenin verdiği sihirli değnek geldi. İşte er meydanı, hadi bakalım değnek dedim.
Sihirli değneğimi evrakların üzerinde gezdirerek bütün gereksiz yazışmaların kendiliğinden olmasını diledim. İnanılmaz bir şey oldu. Şimdi bu anlattıklarıma inanmayacaksınız biliyorum. Gözlerimle görmesem ben de inanmazdım. Masamda duran bütün evraklar bir an da kayboldu. Her evrak kendiliğinden cevaplandı, istatistikler yapıldı ve ilgili dosyalara takıldı.
O gün etütte gürültü yaptığı gerekçesiyle sosyal servise getirilen Ufuk’un başına sihirli değnekle ilk kez dokundum. Ufuk, ders çalışması gerektiğini söyleyerek etüt salonuna koştu. Sürekli olarak yurttan kaçan Süleyman artık yurdun bahçe duvarlarından bile çıkmaz oldu. Atilla’nın yıllardır devam eden enürezi sorunu daha o akşam sona erdi.

Diyelim grupta problem çıkaran bir çocuk var. Çocuk grupta yaramazlık yapıyor (en doğal hakkı yaramazlık yapmak), grup sorumlusunun sözünü dinlemiyor (çünkü o her dediğinin anında yapılmasını istiyor ve her konuda çocuktan bilgili olduğundan karşısında kendisini savunan ya da cevap veren çocuk istemiyor). Hakkını aradığı ya da kendini savunduğu için (hak yoktur, çocuk sadece kendisine söylenenleri harfiyen yerine getirmelidir, ne zaman oturacağına ya da kalkacağına ve ne zaman konuşacağına grup öğretmeni karar verir) dik başlı olmuş oluyor ve bu soruna anında çözüm üretilmelidir. (zaten bütün problemlerin kaynağı çocuğun kendisidir).
Bu değneği kimin başına dokundurursam anında değişime uğruyor. Bu yüzden de bütün işlerimi zorlanmadan yapıyorum. Çocukla görüşme tekniklerinin, mesleki yöntemlerin, adına bilimsel denilen bilgilerin hamallığını yapmaz oldum kısa bir zamanda.

Ben döner koltuğumda rahatımdayım. Sihirli değneğimi havada sallamam yeterli. Artık evrak gelmemesinden, ne işe yaradığı anlaşılmayan istatistikî verileri doldurmamaktan, komisyon işlerinin olmamasından sıkılmaya başlayacağım.

Kurumda bütün işleri yoluna koydum. Artık her şey tıkırında. Hatta sihirli değneği çaktırmadan grup sorumlularının ve diğer personelinde başına dokundurdum. Bütün gruplarda bir dirlik düzen var. Hiçbirinden sorun gelmiyor. Personel çocuklarla arkadaş gibiler. Kol kola geziyorlar. Kimsenin yüzü asık değil. Herkes mutlu, özellikle de çocuklarda değişmeler var. Hepsi yeteneklerine göre sanatla, sporla ya da başka faaliyetlerle meşgul. Okul başarımız çok yüksek. Takdir belgesi almayan çocuğumuz yok. Grup sorumluları sürekli olarak okula gidip kendi çocuklarını takip ediyor.
Derken mutlu günler sona erdi. Trende uyumasaydım ben hala en şanslı sosyal hizmet uzmanı olacaktım.

Şimdi ben ne yapacağım. Sihirli değneğim olmadan onca işin altından kalkamam ki! Of be! Şakir. Şimdi bir özelliğin kalmadı. Başta olduğu gibi el yordamı ile kendi becerilerinle üstüne atılmış onca gereksiz iş ve evrakla, uyduruk komisyon çalışmalarıyla baş başa kalacaksın. Yine servisin orta yerine çocuklar bırakılacak ve çocukça sorunların üstesinden gelemeyen büyüklerle uğraşacaksın.

Yeşil gözlü dedemin buyurduğu üzere sosyal hizmet mesleği bu kurumlarda sihirli değnek olmadan yapılamaz ki?


    
   ©Sitemize ait yazılarımızı izin almadan yayınlanmamasını talep etmekteyiz. Kaynak göstermek ve izin almak etik kuraldır.




Bize Ulaşın