BİREYSEL GELİŞİM
 

 

Sıradanmısınız?
Gündoğdu YILDIRIM
Eğitimci /Yazar

Ana Sayfa
 
Aile Sorunları
Çocuk Refahı
Engelli
Gençlik
Sosyal Sorunlar
Tıbbi Sosyal Hizmet
Yaşlılık

Mesleki Bilgiler

SHU Araştırmaları
SHU İsim Listesi
SHU Yayınları
İnsan Hakları
Sosyal Siyaset
Sosyoloji
Söyleşiler
Psikoloji
 

 

 

   

Günlük yaşamda; bazen sıradan bazen de özgün davranışlar kabul görür. Her iki davranışta koşullara göre önem kazanır ve yapıldığı zamanlara göre değer bulur.
Genelde sıradanlık; önemsiz, değersiz, hiçlik gibi anlamlara gelir. İnsanlar kendilerinin sıradan birisi gibi algılanılmasından veya sıradan nitelendirilmesinden aşırı rahatsız olur. Önemsenmek, farklı hissedilmek insanın doğası gereğidir.
İnsanlarda “ben” duygusu hakimdir.

Özel olmak isterler.
Hani isimleri niteleriz ya; özel isim, cins isim diye. Özel isim; adı üzerinde özel, kişiye ait, kendine has, eşi ve benzeri olmayan anlamına gelir. Cins isim; birden çok benzeri olan, bir sürü anlamında kullanılır. Örneğin, kalem, silgi, tarak, denir. Kafalarda öyle bir anlam oluşturulur ki, binler, milyonlar vb sayısal değerlerle sanki “hiçlik” denizinde boğulmak istenir.

Bazen politikacılar konuşurken; “sıradan bir vatandaş olarak konuşuyorum” der. Sıradanlık, önem mi arz ediyor yoksa önemsizleştiriliyor mu, pek anlaşılmaz.
Toplumsal süreçlerde sıradanlık; kişinin her hangi bir olay karşısında gösterdiği hal, hareket ve davranışların, diğer cinsleriyle aynılık veya benzerlik oranıyla ilintilidir. Örneğin, çevreye karşı sorumlu davranmıyorsan, etrafını kirletiyorsan bu davranış bir çok kişi tarafından yapıldığı için sıradan ve olumsuzdur.
Evrensel değerler; insanlığı doğrular temelinde yönlendirir. Evrensel değerlere yaklaşmak, çaba göstermek, kişiyi davranışları temelinde özelleştirir. Onu farklı kılar, sıra dışı yapar.

Düşünsel ve siyasal alanda kişiler, genelde sıradan davranışlar gösterir. Birçok kez, düşünmeden duygularıyla hareket eder. Örneğin bir linç girişiminde, biranda kalabalığın içinde bulur kendini, orada niye vardır, tepki nedir, kimedir? kendiside bilmez.

Yazar, siyasetçi, doktor, öğretmen ne bileyim bilim adamı olmak bile özel olmak için yetmez. Örneğin TBMM’de beş yüz elli millet vekili vardır. Bunlardan bir çoğunu kamu oyu tanımaz, bilmez. Çünkü onlar, sıradanlığı aşamamış, toplumsal ve siyasal konularda duyarsız ve tepkisiz kalmıştır.

Farklı olmak, duyarlı olmak, en önemlisi de; toplum adına güzel şeyler yapmaktır sıradanlığı aşmanın ön koşulu. Atılan her doğru adımın mutlaka bir toplumsal karşılığı vardır ve de olmuştur. Örneğin tekel direnişinde, işçilerin yanında yer alan, işçilerin mücadelesine omuz veren milletvekili sıradanlığı aşmış, sıra dışı olabilmiştir.
“Adını altın harflerle yazdırmak” tarihte kalıcı olmak kişinin kendi elindedir. Sadece sanatla kalıcı olunmaz. Yaşamda her hareketin bir karşılığı vardır. İnsanlara iyilik yapmak, yardım etmek, kötü alışkanlıklardan uzak durmak, toplumsal konularda duyarlı davranmak, kişisel menfaatlerden kaçınmak bile kişiyi sıradanlıktan uzaklaştırır.

Sorgulamayan, üretmeyen, her şeyi tüketen; bilimle fenle, felsefeyle uğraşmayan birey ve toplumlar sıradanlaşır.

Gelişen bir toplumsal süreç özel insanların çoğalmasıyla mümkündür. Ne kadar çok özel insan, o kadar çok üretim, paylaşan ve çağdaş toplum demektir.

 

 BİZE YAZIN
     Sosyal Hizmet Uzmanı Web Sitesi
     E-Posta : sosyalhizmetuzmanlari@gmail.com

   

© Copyright 2011
www.sosyalhizmetuzmani.org