Sistemler teorisi
biz insanların kaçınılmaz biçimde sosyal olmamız gerçegine
dayanmaktadır.Aile sitemleri teorisinin alana yaptığı en büyük katkı kişiden
(inrapisişik) kişiler arası etkileşime geçişi sağlayarak patolojiye ve
dolayısı ile tedaviye yeni bir yaklaşımı olası kılmasıdır.
Sistem olarak aileye yaklaşım yeni bir gelişmedir. Kısa bir geçmişe sahip
olmasına rağmen bu yeni yaklaşım pek çok davranış biçimimnin açıklamasını
şaşırtıçı bir şekilde sağlar.
Aile sistemleri modeli bir aile içinde herkesin bütünün içinde nasıl rol
oynadıklarını gösterir. Aile sistemleri modeli aynı ailedeki çocukların
nasıl birbirinden o kadar farklı olabildiklerinin de açıklar.Aileyi bir
sistem olarak ele almak aile tarihinin nasıl bir kuşaktan başka bir kuşağa
aktarıldığını da görmemizi sağlar.
Aile sistemleri teorisinde akıl hastalıkları ve belirtisel davranışlar hiç bir
zaman tek başına ele alınabilen bireysel fenomenler değildir.Bu fenomenler
sosyal bağlamları içinde ele alındıkları zaman gerçek anlamları anlaşılabilir.
Kişiyi aile psiko patolojisinin belirtisi (semptomu) olarak görürür ve ailenin
kendisi de bir bütün olarak toplumun belirtisidir.
Aslında işimizi yaparken mesleki pıratiğimizde bir sistem olarak aile gerçeği
ile tekrar tekrar karşılaşırız.Örneğin sokak çocukları gerçeği sağlıksız aile
ortamının bir belirtisidir. Bu aileler de bir bütün olarak toplumun bir
belirtisidr.Çalma, kaygı,enüresiz vb davranış problemleri çocuğun normal
yollardan alamadığı ilgi ve sevgiyi alma çabasıdır.Çocuklarda madde kötü
kullanımı ailedeki gerilimi azaltma aileyi birarada tutma ve hatta aile için bir
yardım çağırısı olabilir.Çoğunlukla tanı konulan hastalar onlardır.Ancak aile
sistemindeki işlevleri aileye yardım istemektir ve bazen de bunda başarılı
olurlar.
Sistemler teorisinde genel anlamda sistemlerin birinci ilkesi bütünlüktür.Bütün
parçaların toplamından daha büyktür Sistem ancak elemanların arasındaki
etkileşimden doğar. Etkileşim olmazsa sistem de olmaz.
Sistemin ikinci özelliği ilşkidir.Bütün aile sistemleri birbiri ile bağlantılı
ilişkilerden oluşur.Bir aileyi bir sistem olarak ele alabilmek için tek tek
bireyler arasındaki bağlantıları ve birbirlerine nasıl tepki verdilerini ve
hizalandıklarını görmemiz gerekir.Sistem olarak ailedeki her bir birey bir
diğeri ile etkileşim içindedir.Etkileşimin olmaması mümkün değildir.Hatta
etkileşimin olmaması da bir etkileşim biçimidir.Ailedeki her bir birey bir
bütünün bir parçası ve aynı zamanda bütün bir ögedir.Ailedeki x kişisi kendine
özgü benzersizliğinin yanı sıra aynı zamanda ailenin bir parçasıdır. Yani aynı
zamanda hem birey hem gruptur.
Kişi büyüyüp ailesinden ayrılsa bile o ailenin içsel gerçekleri kişinin içinde
var olmayı sürdürür.Kişinin benliği aile içindeki her bireyle etkileşimleri
sonuçı oluşur.
Aile sistemleri kapalı yada son derece esnek ve açık sistemler olabilir.Kapalı
aile sisteminde yapı ilişkiler ,işleyiş ve bağlantılar sabit hatta
katıdır.Ailenin programları genellikle değişmez.Aile sorunlarını incelerken bunu
akıldan çıkarmamak gerekir.Konu ne olursa olsun (çocuk yetştirme ,hastalık
ölüm,para cinsellik eşin ailesi ,güç mücadelesi)akış düzeni hep aynı
kalır.(Richter,1985)
Aile sistemleri dönüşümlü tepki (fedbach) ile devemlılığını sürdürürür.Örneğin
anne depresyondadır.İşlerini yapamaz.Baba davranış ve tutumları ile onun hasta
olduğunu çocuklara haber verir.Çocuklar bunu kabul eder..Anneyi rahatsız
etmez.Annenin rahatsızlığına inanmış görünürler.Aslında hepsi annenin belirtisel
davranışlarını sürdürmsine olanak tanımaktadıdırlar.Böylece anne hayatında
yolunda gitmeyen gerçeklerle yüzleşmek zorunda kalmaz.Kendi sorumsuz
davranışlarının sonuçlarına da katlanmak zorunda kalmaz.Kendi içinde bazı bazı
pişmanlık duysada aynı davranışını sürdürür.Böylece olaylar aynı şekilde
tekrarlanıp durur.Çünkü sistem stabilze olmuştur.
Kapalı aile sistemlerinde tepki dönüşümleri durmuştur.Sınırların kapalılığı
sistemi dondurmaya değişmesini engellemeye hizmet eder.Kontrol ailedeki tepki
dönüşümünün elinde olduğundan birey mantıklı yollardan bunu ne kadar
değiştirmeye çalışsa o kadar aynı kalır.Çiftlerden her biri kendi ana
babalarından öğrendikleri kuralları uyguladığından sistem kuşaklar boyu bu
şekilde sürüp gider.
Aancak ve ancak olumlu tepki dönüşümü yıkımla seyreden kapalı aile kurallarına
meydan okuyabilir.Bir sistenmin sabitliğini yıkabilir.
Aile sistemleri teorisinde konu hasta olarak teşhis edilen şu yada bu kişi
değildir.Üzerinde durulması gereken konu ailenin işleyiş biçimidir.Konuya bu
şekilde yaklaşım tepki dönüşümlerinden yararlanılarak sistemin işleyiş biçimini
değiştirerek ailenin gelişiminin önünü açar.
Ailede belirtisel davranışlar insanların yada sistemin olumsuzluğu nedeni ile
değil, olumsuz geri döngüler kötü kurallar, davranış bicimlari kısaca geri
verilen negatif tepkiler nedeniyle oluşur.Aynı şey toplum içinde geçerlidir. (Lerner,1996)
Tüm sistemler gibi aile sistemleri de parçalardan oluşur.Başlıca parçalar
şunlardır.
Annenin kendi kendisi ile ve baba ile olan ilişkisi
Babanın kendi kendisi ile ve anne ile olan ilişkisi
Annenin çocukla olan ilişkisi
Babanı çocukla olan ilişkisi
Çocukların kendileri ile ve birbirleri ile olan ilişkisi
Çocukların ana baba ile olan ilişkisi
Bu ilişkilerin bütün toplamı aile bireylerinin birbirleri ile olan ilişkisini ve
sonuç olarakta kişinin kendisi ile olan ilişkisini oluşturur.Aile icinde bu
ilişkilerin şekli (işleyiş bilgisi) sistemi yönetir. Bu ilişkilerin içinde
sistemi belirleyici olan ana ilişki eşlerin birbirleri ile olan ilişkisidir.Eğer
çiftin ilişkisi iyi bir işleyişe sahipse çocukların işlevsel olma şansları her
zaman vardır.Eğer çift ilişkisi iyi işlemiyorsa aile baskı ve tehdit altındadır.
Sistem olarak ailede temel gereksinimlerden söz edilebilir.Bu temel
gereksininmlerden en önemlisi iyi bir ilişkiye sahip ve çocuklarıı dış
etkenlerden koruyarak yetiştirebilecek kendinden emin anne ve babanın
varlığıdır.Ailede herkez anne ile babanı ilşkisinden etkilenir Örneğin anne
anksiyetesi nedeni ile evde eşlik ve annelik rollerini yerine
getiremez,belirtisel davranır.Anne hazır bulunmadığı için aile gereksinimleinin
karşılanmasında bir boşluk vardır.Bu durumda muhtemel en büyük kız çocuğu
annenin rollerini ütlenmek zorunda kalacaktır.Bir başka çocuk işlevsiz babanın
işlevini devralır ve süper çocuk rolünün oynamak zorunda kalır.En küçük çocuk
sevimliliği ve komikliği ile sistemin içindeki gerilimi azaltıçı rolü
oynamaktadır.Diğer bir çocuk aile sistemindeki huzursuzluğu dengelemek için
akademik olarak çok başarılı olarak ailenin gurur kaynağı rölünü oynamaktadır.
Bir başka çocuk davranış bozukluğu göstererek aile içindeki gizli düşmanlığı ve
öfkeyi dışa vurma rölünü oynamaktadır.Davranışları ile anne ve babasının
dikkatini esas sorundan kendi üzerine çekmektedir.Aile bu çocuk hakkında kaygı
duyduğundan bu kaygı etrafında birbirlerine yaklaşabilirler.Genelikle ailede
belirtisel davranan kişi aile sisteminde bir şeylerin yolunda gitmediğinin
işaretidir.Ailede kişileden birirnin belirtisel davranması aileyi bir arada
tutma ve tüm ailenin tedaviye alınmasına hizmet eder.Belirtisel davranışlar
kişlerin bireysel secimlerinden değil aile siteminin gereksinimleri tarafından
belirlenir.Çocuklar sistemin gereksinimlerini karşılamak ve sistemi dengede
tutmak icin Otamatik olarak harekete geçme potansiyeline sahiptir.
Her bir fert aile sisteminde kendi rolünün oynayarak yardım etmeye çalıştıkça
bir paradoks olarak aile daha çok aynı kalmaya devam eder. Sağlıklı aile
sistemlerinde anne baba kendi rollerini ,çocuklar kendi rollerini oynar.Sağlıklı
ailelerde roller esnek,geçişli ve dönüşümlüdür.
Aileye bir sistem olarak yaklaşmak hasta ve akıl hastalığı gibi etiketlemeleri
dışarıda bırakır.Bozukluğu aile sistemindeki işleyiş örüntüsünde arar. Bu
yaklaşım hastalığın sadece kişinin iç ruhsal mekanizmalarından kaynaklandığı
inancını kabul etmez. Hasta olan birey değil ailedir.
‘ Sistem terapistleri aile içinde yer alan bireyin önemini göz ardı
etmez.Ancak,aile içinde bireyin bağlılık durumunun ve etkileşimlerinin bir
bireysel terapistten daha fazla beliirleyici olduğuna inanırlar.Çalışmalarını
aile sistemine yönelterek bireyin sistem içindeki davranışlarının ve
beklentilerinin ne ölçüde karşılandığını görme olanağı bulurlar.Bireyi
soyutlanmış olarak görmekten çok geniş ölçekli sistemdeki ilişkileri ile
birlikte anlamaya çalışırlar.(Corey,2007)
Sistemik yaklaşımların temel katkılarından biri işlev bozuklukları yüzünden ne
aileyi ne de bireyi suçlamamasıdır.Bu yaklaşımda aile etkileşimsel örütülerin
araştırılması ve belirlenmesi sürecinde yeniden yetkilendirilir.Ailede yada aile
üyelerinde bir değişiklik yapmak isteniliyorsa mümkün olduğu kadar sistemde bir
değişiklik yapmak esastır.(Corey,2007)
Bu yaklaşımda birey teşhis edilmiş hasta kişi olarak belirlenmediğinden hem de
aile suçlanmadığından tüm aile bütünü karakterize eden etkileşim örüntülerini
anlama ve çözüm bulma uğraşısına etkin olarak katılma olanağı bulmaktadır (Corey,2007)
Ailede bir kişinin organik sebebi bulunamayan kronik baş ağrısını bir sistem
olarak aileye yaklaşım açısından değerlendirelim .Aile bireylerinden birinin
kronik ağrısı aildeki kişileri etkiler.Sistem olarak aileye yaklaşımda ağrı
yakınması ile aile bireyleri arasındaki olası ilişki araştırılır.Ağrı sıklıkla
ailedeki gerginliğe bir tepki olarak ortaya çılar.Gerginlik, öfke gibi duygusal
gereksininmlerin anlatımı engellendiğinde ağrı ailede bir iletişim biçimi
olabilir. Nede olsa aile sisteminde belirtisel davranışların kendine özgü
anlamları vardır. Günlük yaşamda insanların bu iş başını/başımı ağtıtır/ağrıtacağa
benziyor cümlesini sıklıkla kullanmaları hepten raslantısal değildir.Burada esas
olan belirtisel davranışın sistem açısından ve kişi açısından anlamı ve neden
diğerlerinin değilde o kişinin beliti taşıyıcı olduğudur.Buradaki birleştirici
faktör belirtisel davranan kişinin çatışmaya girmeden belirti yardımı ile aile
üyelerinin duygusal gereksininmlerini dile getirmesidir. Belirti sağlıksız da
olsa ailede bir gereksinimi karşılıyorsa kronikleşebilir.Kişi hasta rolünü
oynayarak aile sistemini stbilize edebilir.Belirtisel davranışın alevlenmesi
ailenin dengesine tehtidin varlığını gösterebilir.Neden o kişinin belirti
taşıyıcısı olduğu kisinin karakter ve tutum özelliklerinin yanı sıra en çok ta o
kişiye ailede atfedilenler ile ilgilidir.
Aile bireylerinde birinde akut yada kronik ağrının olması ailede düşmanlık,
aşırı koruyuculuk, esnekliğin omayışı ,çatışmaları çözümlenmemesi ve
çatışmalardan kaçınma gibi ön koşulların varlığından besleniyor olabilir.Aile
terapisi süreçlerinde, ağrı aile sistemindeki bağlantıları ve aile bireylerini
nasıl hizalandırdığı saptanarak duyguların belirti üzerinden anlatımından
duyguların normal yollarla anlatımına muktadir olmaları sağlanır.
Sistem olarak aile terapisinde aile dinamik bir sosyal organizma olarak
görülür.Bu organizma karşılıklı etkileşim ve bağımlılıkla yaşar.Örneğin ergen
annenin sorgulaması karşısında susar uzaklaşır.Annede çocuğu susmasından
edişelenir ve daha çok üstüne gider. Çocuk daha da çok susar ve uzaklaşır.
.Kısacası ailede davranışlar gelişi güzel değil dögüseldir.Ailedeki herkes diğer
herkes tarafından etkilenir ve diğer herkesi etkiler.
İnsan yaşamı boyunca aynı anda hem birey olma hemde aynı anda ait olma ikilemi
ile yaşamak durumundadır.Ben (benlik) ancak biz ilişkisinin içinde oluşup
gelişebilir.Ailelerdeki gerilim ,bireyselleşme birliktelik kutuplaşmasından
doğar.Genelikle kendine özgü olma gereksinimi sistemin sağlığı için boyun eğme
gereksinimi ile çatışır
Kaynaklar
1-Richter, H.E.’ Hasta Aile’.Yaprak Yayınları,1985.
2-Lerner,Harriet.’Öfke Dansı’ Varlık Yayınları,1996.
3-Corey,Gereald. ‘Psikolojik Danışma Psikoterapi Kuram Ve İlkeleri’.Metis
yayınları ,2007.
©Sitemize
ait yazılarımızı izin almadan yayınlanmamasını talep etmekteyiz. Kaynak
göstermek ve izin almak etik kuraldır.