Sosyal Hizmet Mesleği

Bilgiler
Yayınları
Araştırmalar
 


Sosyal Hizmet Alanları

Çocuk
Gençlik
Yaşlılık
Aile
Sosyal Sorunlar
Engeliler
Tıbbi Sosyal Hizmet


Kaynak Bilgiler

Bireysel Gelişim
Sosyoloji
Psikoloji
İnsan Hakları
İletişim Bilgisi

 

 

 

 

 
 



ANA SAYFA

Sokakta Çalışan Çocuk Sorununa Bir Bakış*

Sosyal Hizmet Uzmanı
İkram DOĞAN
ikramdogan@gmail.com

 

 Çocuk emeğinin kullanımı ve çocuğun erken yaşta çalışma yaşamında yer alması tüm dünyada ciddi bir sorundur. Çocukların erken yaşta çalışmaya başlamasında birtakım kültürel değerler etkili olmakla birlikte asıl neden sosyo-ekonomiktir. Sokakta çalışan çocuklar, çocuk emeğinin en önemli bölümünü oluşturmaktadır. Zorunlu göç ve artan yoksulluğa paralel bir şekilde hızla artan "sokakta çalışan çocuk sorunu", bugün var olan yöntemlerle çözümü zor bir sorundur. Ülkemizde ne yazık ki sokakta çalışan çocuklar sorunun gündeme gelmesi için çocuğun ya bir fastfood zincirinin soğuk hava deposuna hapsedilmesi ya da sokakta öldüresiye dövülmesi gerekmekte.

Her şeyden önce sorunun nedenleri doğru bir şekilde tespit edilmediğinden, sonuçlar da doğru bir perspektifte değerlendirilemiyor. Örneğin var olan mevzuatta, yaş açısından çocuk, farklı yasalarda farklı şekillerde tanımlanmakta ya da fiili durumlar kafa karışıklığının doğmasına neden olmaktadır. Çocuk kavramı, ceza kanunlarında farklı şekillerde, eğitimde farklı, medeni kanunda farklı, Çocuk Koruma Kanununda farklı, SHÇEK Kanununda farklı şekillerde tanımlanmaktadır. Çalışma Bakanlığı çocuğu yaşa göre tanımlarken çocuğun çalışma yaşamında yer almasına destek olmaktadır. İş yasalarında 18 yaşından küçüklerin sanayi, tekstil ve benzeri işkollarında legal bir şekilde, üstelik de ucuz işgücü olarak çalıştırıldığı görülüyor. Çocuğun küçük yaşta iş yaşamına katılmasına engel olmak için öncelikle tanımlamanın doğru yapılması gerekir.

Sokakta mendil, su vb satan çocuklar, daha çok metropollerde özellikle de İstanbul özelinde görüntü kirliliği yarattıkları ve kentlileri rahatsız ettikleri gerekçesiyle kamu otoritelerinin gündemine girmektedir. Yani geliştirilen çeşitli müdahale yöntemlerinin sebebi çocuk refahı olmadığı açıktır. Sorun daha tanımlanırken aile ve çocukları suçlayıcı ve öteleyen bir terminoloji kullanılmakta mesleki bakış açısı ve sosyal hizmet yaklaşımından uzak bir anlayış sergilenmektedir. Şöyle ki, "çalışan çocuk" yerine "çalıştırılan çocuk" şeklinde bir adlandırma yapılması ilk bakışta doğru bir tanımlama gibi gelebilir. Fakat burada çocuğun çalışmasının nedeni olarak sosyo- ekonomik koşullar veya kültürel alışkanlıklara değil aileye işaret edilmekte, ailelerin çocuğu çalıştırarak istismar ettiği vurgulanmaktadır. Oysa durum incelendiğinde hiç de böyle olmadığı rahatlıkla görülebilir. Söz konusu ailelerin büyük çoğunluğunun zorunlu göçle metropollere yerleştiği, ebeveynlerin iş hayatına katılımını sağlayacak eğitim ve becerilerden yoksun olduğu, kalabalık nüfusa sahip oldukları, konut niteliğinden uzak derme çatma mekanlarda açlık sınırında yaşadıkları, çok zor koşullarda yaşam mücadelesi verdikleri biliniyor. Dolayısıyla ailenin geçimini sağlama işi kaçınılmaz bir sonuç olarak çocuklara düşüyor. Burada bu ailelerle hiçbir şekilde temas kurmayan ve onları görmezden gelen bir sistem ve ortaya çıkan sorunları yine bu ailelere yıkan bir anlayış söz konusudur. Sosyal devlet felsefesinden uzak bu sistem, kendi sorumluluğunu aileye atmakta ve onları suçlamaktadır. Böylece çocuğu çalışma yaşamına erken yaşlarda katılmasına neden olan sorunlar görmezden gelinmektedir.

Çalışan çocuklara yönelik uygulamalara göz atıldığında, sosyal hizmetlere bağlı gezici ekipler çocukları sokaktan toplayarak bir merkeze götürmekte, burada aileler çağrılıp çocuklar teslim edilmekte, aile uyarılmakta, tekrarlanması durumunda para cezası kesilmektedir. Sorun sosyal hizmet felsefesi ve sorun çözme anlayışıyla değil cezalandırma yöntemine başvurularak çözülmeye çalışılmaktadır.

Çıraklık eğitim merkezleri ve sanayide çocuklar legal bir şekilde çalıştırılırken, sokakta çalışan çocuklara yönelik yasal dayanağı tartışmalı bir takım cezalandırma yöntemleri icat edilmesi büyük bir çelişkidir. Mülki idare amirleri, kabahatler kanununa dayanarak ailelere yüksek para cezaları kesmek gibi caydırıcı yöntemlere başvurmakta, bazen de çocuğu ihmal ve istismar davalarına konu etmektedir.

Diğer yandan gezici ekipler vasıtasıyla uygulanmaya çalışılan “sokak sosyal hizmeti”, olması gerekenden çok uzaktır. İstanbul’da hizmette olan ekiplerde çoğunlukla meslek elemanı olarak sosyologlar görev almaktadır. Psikolog, çocuk gelişimci gibi meslek grupları yanında, bu ekiplerde sosyal hizmet uzmanlarının yer alması büyük önem taşıyor. Sokak sosyal hizmeti ve aileyle çalışma konusunda eğitim alan tek meslek grubu olan sosyal hizmet uzmanlarının mutlaka sahaya çıkması gerekmektedir. Bunun için de sosyal hizmet uzmanı istihdamına gidilmelidir. Fakat alanda çalışan meslek gruplarının istihdamı var olan şekliyle yani taşeronlaştırma ile değil memur kadrosuna alınarak yapılması gerekir. Çünkü iş güvencesi ve özlük hakları açısından mağdur edilen meslek elemanları ciddi bir yabancılaşma ve tükenmişlik durumuyla karşı karşıya kalmaktadır. Bu da yaptığı işin niteliğini doğrudan etkilemektedir.
Sokakta çalışan çocuklara yönelik saha çalışmalarında mobil ekiplerin görev ve yetkileri ‘Sokakta Yaşayan ve Çalıştırılan Çocuklara Yönelik Hizmet Modeli’nde’ bugün uygulanan şekliyle tanımlanmamıştır. Mesleki müdahale yönteminden uzak bu uygulamalarda çocuklar zorla araçlara bindirilerek bir nevi şiddete maruz kalmakta ve çocukların devlet eliyle istismarına neden olmaktadır. Söz konusu hizmet modeline ilişkin olarak şu öneriler getirilebilir:
Mobil ekipler, sokakta, kendi rızası olmadan çocukları almamalıdır. Mobil ekipte bulunan meslek elemanlarının aynı zamanda rehabilitasyon sürecinde de bulunmaları süreci başarısız kılmaktadır, çünkü var olan mobil ekip uygulamaları mesleki müdahale yöntemlerinden çok kolluk kuvveti gibi çalışma yürütmektedir. Çocuğun rehabilitasyon sürecinde de aynı kişi ile karşılaşması güvensizlik duygusunu pekiştirmekte, kendisini kapatmasına yol açmaktadır. Fakat mobil ekiplerin işleyiş şekli ve görev tanımları değiştirilirse mobil ekipte yer alan meslek elemanları aynı zamanda rehabilitasyon sürecinin de aktif çalışanları olabilirler.
Sokakta çocuğun çalışmaması için öncelikle aile ikna edilmelidir. Bunun için de ailenin durumunu ayrıntılı bir şekilde açıklayan sosyal inceleme raporu düzenlenerek –ailenin özgün koşulları göz ardı edilmeden- uygun mesleki müdahale yöntemi geliştirilmelidir. Karar verilen tüm mesleki müdahale süreçlerine aile ve çocuk ortak edilmelidir. Var olan problemler aile ve çocukla birlikte çözülmelidir. Ailenin sadece çocuğunu sokakta çalıştırmasından kaynaklanan sorunları değil, kente uyum konusunda yaşadıkları diğer problemler -eğitim, sağlık, aile planlaması, hukuki yardım, vb.- konusunda da bilinçlendirilmeli ya da uygun hizmetten yararlanmaları için danışma hizmetleri verilmeli ve var olan toplum kaynaklarından yararlandırmanın yolları aranmalıdır.
Aile incelemeleri yapılarak düzenlenecek Sosyal İnceleme Raporu sonucunda bireysel ve toplumla çalışma yöntemleri kullanılarak mesleki müdahale gerçekleştirilmelidir.
Elde edilecek istatistiklerden sonra, uygun görülen yerlere, toplum merkezleri veya benzer çalışmaları yürütebilecek merkezler açılması için, Başbakanlık Genelgesi (2005/5) ile kendilerine verilen görevlere dayanarak yerel yönetimlerle işbirliğine gidilmelidir.
Var olan uygulamalardan elde edilen deneyimlerden yola çıkılarak, göç, ‘sokakta çalıştırılan ve yaşayan çocuklarla ilgili akademik araştırmalar yapan üniversiteler, kurum ve kuruluşlarla işbirliğine gidilmeli ve sorunla ilgili yeni bir sosyal politika oluşturulmalıdır.
Aileler ayni-nakdi yardımla desteklenerek meslek elemanlarınca takibine devam edilmelidir. Bu süre içerisinde çocuğun okulla bağı güçlendirilmeli, Okulla bağı kopmuş çocukların tespit edilerek örgün veya yaygın eğitimden yararlanmaları sağlanmalıdır.
Aileler, çocukların sokakta çalışması ve karşılaşılan riskler ile ilgili bilinçlendirilmeli ve kentsel yaşama uyum konusunda desteklenmelidir. Ayni nakdi yardım aldığı halde çocuğunu çalıştırmaya devam ettiği tespit edilen ailelerin aldığı ayni nakdi yardım kesilerek hakkında yasal işlem başlatılmalıdır.
Çocuk okula devam ederken parayla kurduğu ilişki sonucu, eğitimini bırakıp zamanının tümünü sokakta geçirmeye başlayarak risklere açık hale gelmektedir (madde kullanımı, hırsızlık, fiziksel ve duygusal şiddet vb.). Toplum merkezleri ve okullarla işbirliği yapılarak, risk gurubunda yer alan ailelerin çocuklarına yönelik koruyucu ve önleyici çalışmalar yapılmalıdır.
Okul çağındaki çocukların boş zamanlarını değerlendirebilecekleri çocuk kulüpleri ve etüt sınıfları açılmalıdır. Böylece hem çocukların sokakta geçirdikleri zamanı verimli bir şekilde değerlendirmeleri sağlanacak, hem de okuldaki başarısını etkileyebilecek ders çalışma ortamı sağlanacaktır.
(* 24.01.2010 tarihinde evrensel gazetesinde yayınlanmıştır)

 

 



Editörler




Google
 

 


 


KURUMSAL VE BİREYSEL İŞ İLANLARI

 


 

SOSYAL MEDYA




 

 

Yasal Uyarı , Gizlilik Beyanı ve Künye

sosyalhizmetuzmani.org © Bütün hakları saklıdır.