Ana Sayfa||Araştırmalar ||Editör ||Site  Haritası|  

ENGLISH 

Sosyal Hizmet Mesleği
Mesleki Bilgiler
SHU Yazıları
SHU Yayınları
SHU Araştırmaları
SHU İsim Listesi
Sosyal Hizmet Alanları
Çocuk Refahı
Gençlik Alanı
Yaşlılık ve Sorunları
Aile Sorunları
Sosyal Sorunlar
Engeliler ve Sorunları
Tıbbi Sosyal Hizmet

İş İlanları

Kurum İlanları
Elaman İlanları
İş İlanı Verme
Bireysel Gelişim
Bireysel Gelişim
NLP
Toplam Kalite
Beden Dili
İletişim Bilgisi
Halkla İlişkiler
Ana-Baba Okulu
Sosyal Bilimler
Sosyoloji
Psikoloji
Sosyal Siyaset
Sosyal Siyaset Bilgileri
Kitap / Sanat
Kültür/Sanat
Kitap Tanıtımı
İnsan Hakları
İnsan hakları Bilgileri

 

  Hızlı Erişim
 

Google
 
Web www.sosyalhizmetuzmani.org

"Sokakta değil, okulda olmak istiyorum!”

Nükte Devrim

Sokakta çalışan çocukların büyük çoğunluğu Kürt bölgelerinden gelme. Hükümetler
köklü çözümler yerine ”ileride başımıza bela olmasınlar” diyerek aileleri cezalandırmakyolunu seçiyorlar. Çocuklar ise okul başladığında seviniyorlar. Daha az çalışıyorlarçünkü…Son yıllarda İstanbul sokaklarının özellikle de işlek caddelerin ayrılmaz parçası haline geldiler.Yaşları dörde kadar inen çocuklar hiç de ait olmadıkları yerlerde, sokaklarda, parklarda, mağazaönlerinde mendilleri için müşteri arıyorlar, kırmızı ışıkta bekleyen araç camlarını bir parça bezletemizleyerek birkaç kuruş kazanma peşindeler. Reddedildiklerinde bazen ısrarcı, bazen isyankar,bazen umursamazlar. Kışın okula başladıkları için sayıları önemli oranda azalıyor. Emine, 12
yaşında, ”sabahları okula gidiyorum, sonra mendil satıyorum”, diyor . İki kardeşiyle birlikteçalışıyor. Emine, günde bir milyona yakın para kazanıyor. Annesi ev kadını, babası ise hamal.
”Evime yakın olduğu için Beyoğlunda mendil satıyorum” diyor Emine. Dokuz yaşındaki Ruken isemendil satmaktan ”nefret ediyor”. ”Bazen insanlar bizi azarlıyorlar. İyi ki okul başladı, daha azçalışıyorum,” diyor, kocaman gözlerini açarak. Evi ise Beyoğlu’nun hemen paralel mahallesibakımsız, harabe halindeki Tarlabaşı’nda. Ruken çalışmadığı zaman kardeşiyle birlikte SosyalHizmetler Müdürlüğü’nün Beyoğlu semtinde açtığı çocuk merkezine geliyor. Çocukluğunun belki desadece orada farkına varıyor. Üç odanın çocuklara ayrıldığı merkezde bir çalışma odası ve
kütüphane, ayrıca bağışlanan oyuncaklarla dolu iki oyun odası bulunuyor.

Giriş kattaki odada ise çuvallara doldurulmuş kullanılmış giysiler var. İki kadın, giysilerikarıştırıyorlar. ”İstanbul’a geleli dört sene oldu,” diyor, Türkçe bileni. Diğeri yalnızca Kürtçekonuşuyor. Her ikisinin de beş yıl önce Kürt şehirlerinden gelmeleri tesadüf değil. Biri Batman’dandiğeri Siirt’ten gelmiş. Eşleri günübirlik işlerde çalışıyor. Sosyal Hizmet ve Çocuk Esirgeme Kurumu(SHCEK)’in Beyoğlu’nda sokaklarda çalışmak zorunda kalan 216 çocuk üzerinde yaptığıaraştırmasında çocukların yüzde 90’nının Siirt, Batman ve Mardin olmak üzere üç Kürt şehrinden
geldikleri ortaya çıkmış. 35 bin nüfuslu Tarlabaşında 5 bin Kürt ailenin hepsi çocuklarını küçükyaşlardan itibaren çalıştırıyorlar. İstem dışında İstanbul’a geldiklerini söyleseler de artık köylerinedönmeye niyetleri yok. Onlar artık ”kentlerin en yoksulu”. Kürt şehirlerinden yapılan hem zorunluhem ekonomik göç aslında demografik değişimi de gösteriyor. Araştırmada da belirtildiği gibi, artıkyoksulluğun zorunlu mekanı olarak bilinen ”gecekondular”ın yerini yıkıntı halindeki Tarlabaşı almış.”Kentlerin yeni yoksulları gecekondularda yaşayacak kadar zengin değiller, Beyoğlu’nun Eminönü’nün tarihi mekanları, doğudan göç eden, tutunamayanların yerleşimleri için revaçta” deniliyor araştırmada.

Büyük şehirlere göç dahi edemeyenler ise çocuklarını çalıştırmak amacıyla otobüslerle yaz aylarında İstanbul, Ankara gibi kentlere gönderiyorlar. ”Bekar evleri” olarak bilinen Eminönü, Süleymaniye gibi mahallelerde bir kaç metrekarelik odalarda üstüste altalta kalıyorlar. Kışın ise okula gitmek içinmemleketlerine dönüyorlar.

Özellikle yaz aylarında artan sokakta çalışan çocuk sayısını farketmemek imkansız. Ancak İstanbulValiliği’nin önlem alması için MacDonalds’in bu soruna karışması gerekiyordu. Ağustos ayındaİstanbul’daki bir MacDonalds müdürünün müşterilerine mendil satmaya çalışan 8 yaşındaki Leyla’yısoğutucuya kapatması üzerine sokakta çalışan çocuk problemi birden gündeme yerleşti. Leylamüşterilerin şikayeti üzerine polis operasyonuyla kurtarıldı, müdür gözaltına alındı, tepkilerden eteği tutuşan MacDonalds, basın açıklamasıyla apar topar bu kişiyle ilişkisine son verdiğini duyurdu.
Valilik, 19 Agustos’ta yürürlüğe giren genelge ile sokakta çalıştırılan çocukların Çocuk Koruma istasyonlarına aldırılacağını açıkladı. Çocuk toplama ekipleri sokakta satıcılık yapan çocuklarıİstanbul dışında iki yüz yatak kapasiteli Ayvansaray ve Ağaçlı’daki iki merkeze götürmeyebaşladılar. Valilik özellikle istasyonları merkezlere uzak bölgelere kurdu, biraz da caydırıcı olsundiye. Zira toplanan cocukların aileleri Ağaclı’ya toplu taşıtın olmaması yüzünden hemen ulaşamıyor.Bütçesi kısıtlı olan anne babaların taksi tutması gerekiyor. Çocuklarla bu arada sosyal hizmetgörevlileri ilgileniyor. Genelgeye göre aileler bir kereye mahsus olmak üzere uyarılacaklar, misafiredilen çocuklar ailelere iade edilecek. Ancak çocuklarını sokakta çalıştırmaya devam ederlerse,çocuklar ailelerinden alınarak muhafaza altına alınacaklar. Aileler hakkında ise adli prosedürbaşlatılacak.

Böyle bir prosedürün uygulanmasının sancılı olacağı kesin. Valilik öncelikle bu genelgenin caydırıcıolmasını amaçlıyor. Ekiplerin çocuk toplamaya başlamasına karşın, tepkilerden çekinen Valilik ikiistasyonun resmi açılışını dahi henüz yapmadı. İstanbul Valiliğinin uygulamaya koyduğu genelgeye en büyük tepki İstanbul Barosu’nun Çocuk Hakları Komisyonu’ndan geldi. Komisyona göre, ”devletçocuklara verdiği hizmetin niteliğini yükseltmeden, ailelere destek vermeden, vatandaşlarını
cezalandırmayı seçti”. Komisyon ”sıranın ne zaman cezalandırmaya geldiğini” soruyor. Baro’ya göreçocukların korunmaya alınması kararı ancak 1988 yılında kurulan Çocuk mahkemeleri tarafındangerçekleştirilebilir. İstanbul Üniversitesinden, Sevgi Usta ise on iki yıldır alt yapısının oluşturulmadığıiçin ”çocuk mahkeme”lerinin ceza mahkemesi olmaktan öteye geçemediğini, oysa ailelere,çocuklara psikilojik ve maddi yardım gibi maddelerin bu mahkamelerin prosedüründe bulunduğunuvurguluyor. Probleme köklü çözüm üretilmesi gerektiğini belirten Usta, ”çocukları sokaktagörmemenin” çözüm olmadığını belirtiyor. Genelge ise çocuklardan ziyade toplumu koruyor sanki.
Valiliğin genelgede belirttiği gibi ileriki yıllarda toplum için ”Potansiyel tehlike” oluşturacağı belirtilen bu çocuklar için biraz da bıçak kemiğe dayandığından şimdi apar topar önlem alınmaya çalışılıyor.
         

 

 

 


 

 


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

.