Sosyal Hizmet Mesleği

Bilgiler
Yayınları
Araştırmalar
 


Sosyal Hizmet Alanları

Çocuk
Gençlik
Yaşlılık
Aile
Sosyal Sorunlar
Engeliler
Tıbbi Sosyal Hizmet


Kaynak Bilgiler

Bireysel Gelişim
Sosyoloji
Psikoloji
İnsan Hakları
İletişim Bilgisi

 

 

 

 

 
 


ANA SAYFA

SOKAKTA YAŞAYAN VE SOKAKTA ÇALIŞAN ÇOCUKLAR SORUNU
(Bir Sosyal Sapmanın Küresel Doğası)


Aziz ŞEKER
 ( Site Editörü )

Sosyal Hizmet Uzmanı
shuaziz@gmail.com  

 

Ne yazık ki; masumiyetini yitirmeye başlayan çocukluk; iyi niyetli olmayan ve dünyayı talan eden küresel lortların yeni dünya düzeninde, yaşam koşulları tarafından ıskartaya çıkarılmak bir yana anlamsızca yok edilebiliyor da… 

    Sokakta yaşayan ve sokakta çalışan çocuklar benzer toplumsal nedenlerden beslenseler de iki farklı sorun kategorisi; bu soruna konu olan çocuklar genel olarak alt sosyo-ekonomik toplumsal kesimden ve iletişim örüntüleri bozuk aile ortamlarından gelmektedirler. 

    Çocuk, güç koşullarla içice bir çocukluk dönemi geçirdiğinde sokak çocukluğuna yatkın bir kişilik yapısı geliştirebildiği gibi sokakta da çalışabiliyor. Temeldeki hata; çocuğun bir özne olarak çocukluk döneminin gerektirdiği özgüllükte yetişememesi ve çocukluk dönemi gereksinimlerinin doyurucu bir şekilde karşılanamamasıyla ilintilidir. Kuşkusuz yaşam koşullarına bağlı olmanın yanında kimi çocukların yetişme tarzlarına bağlı bireysel özellikleri de bu tür bir yaşantıya sempati duymalarına neden olabilmektedir. Yine, toplumsal koşulların adaletsizliği ve eşitsizliğin derinliği ise bu olumsuz sosyal sürecin tetikleyicisi olarak baştaki belirleyiciler arasında her dönem yerini korumaktadır.

    Sokak çocuklarının psikososyal özellikleri / tipiklikleri ölçüt alındığında sosyal sapma içinde yer almaları önemli bir örnek alanı oluşturmaktadır sosyal bilim akademisyenleri için. Toplumun değerleriyle çatışmak bir yana o değerleri görmezden gelmek bu nitelikteki çocuklar için bir yaşam kuralıdır. Benlik algısının anlamsızlaşması, benlik tasarımının bozulması, iletişim bozukluğu, suç işleme, aşırı bencillik, şiddet vb., davranış bozuklukları ise sapma gösterdikleri davranışsal niteliklerin başında gelmektedir. 

   Türkiye toplumsal yapısından edindiğimiz bilgilerle, çocukluğun sosyal tarihinden yola çıkarak; göç, gelir dağılımı bozukluğu, yoksulluk, çarpık kentleşme, vb., sosyal olgularla dışa yansıyan toplumsal sorunlara baktığımızda sokak çocuklarının özellikle kentlerdeki kuşaklar arasındaki uyum sorunlarından da dinamik bulduğunu görürüz. Şehir merkezlerine, özellikle de Batı’ya doğru göç eden ilk kuşak umut doluyken, ikinci kuşak, ilk kuşağın yönlendirmesi altında kalmıştır. Bu toplumsal sorunsal, sosyolojik anlamda “kuşak”larla ilgisi kurularak kritik edilebilecekse üçüncü kuşak içerisine ancak oturtabiliyoruz. Türkiye için 1980 sonrasının ekonomi politiğinin toplumsal doğasını bu duruma örnek verebiliriz. 1980 sonrası ve 1990 yılları sonrasında ortaya çıkan sorunlar büyük oranda bu kuşağın şekillenmesinde etkili oldu. Toplumsal adaletin; eşitsiz koşulların gölgesinde kaldığı, yoksulluğun kırılamaz bir kısır döngü haline geldiği yapılar; sosyal sapma sergileyen sokakta yaşayan ve sokakta çalışan çocukların sayısında da bir artışa neden olmaktadır. Çeşitli ekonomik-politik-sosyal unsurlara bağlı olarak yaşanan göç ve ertesinde sosyal ve ekonomik uyum sorunlarının devletin sosyal refah kuruluşlarının olanakları kullanılarak aşılamaması ise bu toplumsal sorunun etki sahasının büyümesinin önemli bir gerekçesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Öte yandan kırsal çocuk emeğinin kullanımının boyutlarını da “çalışan çocuklar” sorununu gündeme taşırken hatırda tutmanın etik bir yanı bulunduğunu da göz ardı etmemek gerek. 

    Sokakta çalışan ve sokakta yaşayan çocuklar sorunu gelecek yıllarda ağırlaşacak ve kimi toplumsal sorunların oluşumuna da etki edecek gibi görünüyor. İstismar, çocuk fuhuşu, kapkaç, mafya, çeteleşme, sokak ölümleri (bakın, adli tıp kayıtlarına kadına yönelik ölümle sonuçlanan şiddet üzerine yapılmış uzmanlık çalışmaları mevcutken, sokakta bir biçimde ölen / öldürülen bu tür çocuklarla ilgili bilimsel araştırmalara rastlanmamaktadır) bu sosyal olguların başında gelmektedir. 

    Yukarıda anlatılanları düşündüğümüzde her ne kadar toplum temelli sağaltımın Yüzyılımızda öneminin arttığını görsek de da pek de iç acıcı olmayan bir sosyal durumun söz konusu olduğunu da hakkıyla teslim etmemiz gerekir. Söz edilen sorunlara ek olarak madde bağımlığı Türkiye insanının gündeminde daha çok yer tutmaya başladı. Örneğin diğerleriyle bağlantılandırılabilecek bir aralığa sahip olan bu sorundan etkilenenlerin yaş dilimi gün geçtikçe aşağılara düşmektedir. Nadir de olsa kimi tiner bağımlısı sokak çocuklarının cinayetlerini anımsadığımızda yüzümüze değen soğukluğun anlamını daha bir kavramış oluruz. Dolayısıyla toplum sağlığını bozan bu sosyal sapmanın seyri vardığı yerler açısından ciddi bir şekilde düşünmeye itiyor insanı. 

    Evet, nasıl bir tutum sorunu çözümleyebilir? Nasıl bir sosyal politika? 20 Kasım 1959’da Çocuk Hakları Bildirgesi Birleşmiş Milletler Örgütü tarafında benimsendi. 20 Kasım 1988’de ise Atatürk’ün Türkiye’si bu uluslararası metni birkaç maddesine çekince koyarak imzalamıştır. Sözü geçen; evrensel, çocuk refahını gözeten bu sözleşme temel alınarak bir Çocuk Bakanlığının kurulması, çocuk hukuk sisteminin “çocukluğu” odak alan bir yapılaşma yaşaması Türkiye için ilk akla gelen önlemler arasında yer alıyor. 

     Küreselleşmenin Dünyayı kendi amacı doğrultusunda yönlendirdiği, eşitsizlik görünümlerinin hızla arttığı bir dünyada, yaşanan toplumsal sorunların boyutlarını kritik ettiğimizde sokakta yaşayan ve sokakta çalışan çocuklar açısından umutsuz bir geleceğin kapımızı çalmakta olduğunu acı içinde bir rahatlıkla söyleyebilir ve bu sosyal sapmanın küresel doğasını bütün uçlarıyla görmüş oluruz. 

     İnsancıl bir dünyada yaşama konusunda insanlık üzerine düşen ödevi yapıyor olsaydı, bu tür toplumsal sorunlardan çok az etkilendiğimizi görmüş olabileceğimiz gibi çocuklara güzel günler yaşama olanaklarını da sunmuş olabilecektik.

     Ne yazık ki; masumiyetini yitirmeye başlayan çocukluk; iyi niyetli olmayan ve dünyayı talan eden küresel lortların yeni dünya düzeninde, yaşam koşulları tarafından ıskartaya çıkarılmak bir yana anlamsızca yok edilebiliyor da… 

 

 



Editörler




Google
 

 


 


KURUMSAL VE BİREYSEL İŞ İLANLARI

 


 

SOSYAL MEDYA




 

 

Yasal Uyarı , Gizlilik Beyanı ve Künye

sosyalhizmetuzmani.org © Bütün hakları saklıdır.