Sosyal Hizmet Mesleği

Sosyal Hizmet Alanları

Sosyal Kaynak
Bilgiler

İnsan Kaynakları

       



 



 
 

 Aziz ŞEKER
Sosyal Hizmet Uzmanı /Sitemizin Editörü
shuaziz@gmail.com



SOSYAL İNCELEMENİN SOSYOLOJİK ALGISI VE SOSYAL HİZMET DİSİPLİNİNDE MÜRACAATÇI/DANIŞAN PRAXİSİ

 

 


İnsanın somut bir gerçeği vardır. İnsan için bu, tanımlanabilir bir gerçekliktir. Bu, gereksinimler üzerinden bakıldığında ise ideolojilere indirgenmeyecek kadar nettir. Söz konusu insan gerçekliğine dayalı gereksinimler olduğunda, sosyal hizmet profesyonellik gerektiren bir meslek olagelir. Mesleğin uygulayıcısı sosyal sorunlara odaklandığından, kendini güncelleyen bir umutsuzlukla da her an yüzleşmek mecburiyetindedir. Bu süreçte mesleki rol ile kişisel özelliklerin karıştırılmaması gerekir. Şöyle değerlendirmek gerekirse, danışanın somut koşullarla ele alınışı, onun konumlanışı hakkında gerekli bilgiyi vermek için yeterli bir ögedir.

 

 Doğru bir uygulamanın kapısını, bu kavrayış yeterliliği ancak açabilir. Tek tek danışanların bilgisi, ortak sorunları bulunan belirlenmiş grupların bilgisi ya da bu durum esnek oldukça genellenebilir de olmaktaydı. Yani doğrulandıkça ifade ettiği anlam üzerinden bir teorik uzlaşı ortaya çıkmaktaydı. İşte bu, bilginin ne değin evrenselleştirilebilir yanının olduğunu meslek aktörlerine gösteriyordu. Demek istediğimiz, mesleki evrensellik algısının, kişisel özelliklerin gerisinde olmaması gerektiğidir.

 

Sosyal hizmet/sosyal çalışma mesleğinde, meslek aktörleri, pratiklerine yön veren değerlerin, ilkelerin farkında olmakla birlikte danışanlarından/müracaatçılarından daha çok şey öğrenmek gibi farklılıkları vardır. Örneğin sistem kuramı ve mesleki müdahale açısından bakıldığında, farklı kültürlerin, sosyal koşulların bireylere yansımaları, bireylerin sorunlarıyla mücadele stratejileri, müracaatçı sistemlerinden öğrenilenlerle ancak bilgisel bir deneyim bulur.

 

Bu bağlamdan hareket ederek sosyal inceleme tekniğine bakalım. Sosyal inceleme sorun içindeki bireyi; tüm yönleriyle öğrenmek için başvurulan bir mesleki tekniktir. Sosyal inceleme ile kayıt altına alınan bilgiler, hangi sorun alanına ilişkinse, bir mesleki literatür oluşumuna da katkı sağlar. Örneğin adli sosyal hizmet alanındaki tek tek sosyal incelemelerin, doğru kayıt altına alınması ve mesleki çözümlemesi ve pratiğe aktarılanların sonuçlarını doğru okumak hiç kuşkusuz mesleğin dağarcığını zenginleştirecektir.

 

Sosyal hizmetin hayırseverlikten evrilip gelen tarihsel arka planını, bu anlamda göz önüne getirelim:

 Yoksul insanları ve toplulukları odağına alan yardım severlerin ve din görevlilerinin çabalarının süreç içinde bu alanda bir mesleğe duyulan ilgiyi ortaya çıkarmasına, ayrıca hastalıkla özdeş tutulan yoksulluğun, kapatma kurumları, hastane gibi ortamlardan ayrıştırılarak ele alınması gerektiği eklenince, mesleğin varlığına duyulan ilgi belli bir eğitimden sonra uygulayıcıların yetkilendirilmesini beraberinde getirmiştir.

 

 Eğitim ve bu boyutlarda bir hizmetle toplumsal gereksinimin etkileşimi sosyal hizmet mesleğinin yaygınlaşmasını, değerlerini, hedef kitlesine dönük hizmetleri, felsefesini yapılandırırken zamanla tıbbın, psikiyatrinin, sosyal teorinin birikiminden meslekleşme sürecinde gereken desteği almasının önünü açmıştır. Alması da gerekmiştir. Bu nedenle sosyal hizmet, çok çeşitli kamusal hizmet uygulamalarında disiplinlerarası çalışmalara en yatkın mesleklerin arasında yer almıştır.

 

 Kuşkusuz meslek olmasından kaynaklı olarak kendi yöntem ve tekniklerini biçimlendirmekten bundan geri durmamıştır. Yoksa düşünsel boyutta gönüllülük potasında kalması işten bile değildir. Konumuz yönüyle baktığımızda hayırseverliği aşan sosyal hizmet olgusu, hemen hemen bütün mesleki pratiklerinde önemli tekniklerinin başında gelen, kullandığı sosyal inceleme sonrasında oluşturulan sosyal inceleme raporlarından son derece yararlanır.

 

Sosyal hizmet mesleğinde müracaatçı/danışan praxisi; sosyal uyum, sosyal denge ve rol ve sosyal işlevlerini yerine getiremeyen nesnel-öznel refah açısından sorunları bulunan sosyal-ekonomik şemanın her aşamasındaki bireyleri kapsar. Kuşkusuz geleneksel sosyal sorunlarla mesleğin yan yana duruşu daha çok özümsendiğinden müracaatçı grupları için büyük oranda yaşama olanakları karşısında dezavantajlı konumda bulunanlardan ağırlıklı olarak hareket edildiğini söylemek mümkündür.

 

Sosyal inceleme, aynı zamanda olgu hakkındaki sosyolojik bilgidir. Mesleki tutum takınmanın yanında, sosyolojik düşünerek inşa edilen bir rapordur. Vak’anın, içinde yer aldığı toplumsal yapıyla ilgili olarak yapacağımız en rasyonel çözümlemenin birtakım bilimsel yaklaşımlara dayanması gerektiği hususunda pek bir itirazın yükselmeyeceğini varsayabiliriz.

 

Örneğin sosyal uyum ve sosyal denge kavramları vak’anın, sosyal işlevselliğini yerine getirmesinde üzerinde durulan ölçütlerdir. Sosyal işlevsellik aynı şekilde vak’anın rollerine gönderme yapmaktadır. Çocuk, genç, kadın, yaşlı, engelli mülteci vb. gibi sıralayacağımız çok sayıda danışanların/müracaatçıların yaşadıkları toplum içinde, kendilerine atfedilen rollerin işlevlerini yerine getirememesi elbette sosyal incelemede yerini bulacaktır. Hiç kuşkusuz, rol teorilerine ilişkin yapılacak okumaların, sosyolojik tahayyüle sahip olmakla yakından ilişkili olduğunu burada söyleyebiliriz.

 

Örneğin yaşlanmanın yalnızca demografik bir süreç olmadığını, sosyal politika belirlenmesi gereken sosyolojik bir olgu olmasının yanında, yaşlı bireylerin refahlarıyla ilgili yapılacak çalışmalarda sosyal çalışma/sosyal hizmet mesleğinin amaçlarını gerçekleştirme çabasının uygulamadaki kritik rolünü kabul etmek gerekir.

 

Gradgrind, yaşam için yalnızca gerçeklere ihtiyaç vardır, söyleminde bulunmuştur. Sosyal inceleme; yetkin bir dille yapılmışsa, müracaatçılar yönünden yaşadıkları gerçekleri, içinde bulundukları sorunların nedenlerini, sorunlarıyla ilgili iç görülerini, sosyal çevrelerini ve gereksinimler dikkate alınarak müracaatçının yüksek refahı için belirlenecek yol haritasını yansıtır. Karar verme sürecinde ise bu gerçekler her şeyden önce dikkate alınır.

Bu nedenle meslek aktörünün bir fail olarak yapacağı bilimsel ve mesleki değerlendirmelerde, sosyal incelemenin sosyolojik değerinin bilincinde olurken, müracaatçı praxisine yönelik bir mesleki farkındalığa sahip olması önemsenmelidir.

 
 

 

 



Yasal Uyarı , Gizlilik Beyanı ve Künye   /  sosyalhizmetuzmani.org © Bütün hakları saklıdır.