|
|
1- Sosyal Hizmet Uzmanları, Ruh Sağlığı Ekibinin (Mental Health Team) bir
üyesidir.
Bütün dünyada konsültasyon ekibinin bir üyesi olarak kabul edilmesine ve
ülkemizde de her açıdan bu gereksinimin bilinmesine ve yetkili otoritelerce her
fırsatta, ilgili her kongrede ve sempozyumda dile getirilmesine karşın, ruh
sağlığı ekibi oluşturulurken ekipte Sosyal Hizmet Uzmanı yer almamaktadır. Yer
alması sağlanmalıdır.
2- Dünya Sağlık Örgütünün Sağlık kavramı tanımında “bedensel, sosyal ve
mental bakımdan tam bir iyi hali” olarak tanımlanıp, sağlığı üç boyutunun
olmazsa olmazlığı vurgulanmıştır.
Sağlık hizmetleri sunumunda Psikososyal boyut dikkate alınmalıdır..Sosyal Servis
Birimleri yoksa, tam bir sağlık hizmetinden sözedilemez.
3- Hasta ve hastalık durumunu oluşturan etmenlerin, hastanın morol ve
sosyal çevresiyle, ilişki ve iletişimiyle, etkileşimlerinin sonuçlarıyla
bağlantılı olduğu araştırma sonuçlarıyla da inkar edilemez hale gelmiştir.
Bu gerçekliğe rağmen, sağlık hizmetleri sunumunda hastanın ailesiyle, çevresiyle
ve karşılaştığı duygusal ve sosyal sorunlarına yönelik sağlık kuruluşlarında
danışmanlık hizmetleri yetersizdir. Bu konuda vatandaşın başvurabileceği bir
birim ve merkez hastanelerde bulunmalıdır. Doğal olarak şu akla gelebilir,
Psikiyatriste başvursun denebilir. İnsanlar sağlığını olumsuz etkileyen her
türlü sosyal problemlerle ve çevresel engellerleri aşmak için psikiyatriste
başvurma durumunda kalmamalıdır. Diğer ülkeler bu ihtiyaçları nasıl çözmekte;
sağlık sisteminin bünyesinde Sosyal Hizmet Uzmanlarıyla Psikologlarla seanslı
terapi ve danışmanlık hizmetleri verilerek çözmekte. Üstelik seans ücretleri
sosyal güvenlik kapsamında karşılanmakta. Hal böyle iken sağlık sistemi içinde
terapötik sosyal hizmet (tedavi edici sosyal hizmet veya sosyal çalışma)
uygulamaları ve danışmanlık hizmetlerinin sağlık kurumlarında da verilmelidir?
Elbette hastayı yalnızca doktor tedavi eder, ancak; psikolog, sosyal hizmet
uzmanı, ruh sağlığı ekibinin birer üyesidir. Bu durumda tedavi edici, rehabilite
edici, koruyucu, önleyici tıbbi sosyal hizmet veya sosyal çalışmaların
sağlıktaki önemi vurgulanmalıdır. Çünkü; ABD’ de yıllar önce yapılmış araştırma
sonuçları ortaya çıkarmıştır ki, bedensel açıdan iyileşmiş ve taburcu aşamasına
gelmiş hastaların ancak %65’ i tıbbi sosyal hizmet desteği almadıkça tam bir
iyilik haline kavuşamadıkları ortaya çıkarılmıştır. Hastalığı tetikleyen ruhsal
ve sosyal etmenler giderilmedikçe tam bir sağlık durumu söz konusu olamamakta,
öyleyse soru şu olabilir, sağlık hizmetleri bir bütünse ve hastalığı oluşturan
etmenlerin tümü sağlığı etkiliyorsa ? ki öyle; sağlığı olumsuz etkileyen
psikososyal sorunların giderilmesi gerekmez mi? Bu hizmetler için hastanelerde
birimler, merkezler oluşturulmaz mı? Bence vakit geçirilmeden oluşturulmalıdır.
4- Hekim dışı uzman sağlık personeli olarak; fizyoterapistlerin,
psikologların, sosyal hizmet uzmanlarının, diyetisyenlerin, çocuk gelişim
uzmanlarının dünyanın bir çok ülkesinde meslek kanunları ve meslek birlilikleri
ve meslek odaları vardır. Ülkemizde de Sosyal Hizmet Uzmanları Birliği, Sosyal
Hizmet Uzmanları Odası gibi mesleksel oluşumların kurulması desteklenmelidir.
Liyakat kavramın korunması için AB’ nin bu alanla ilgili müktesebatı beklenmeden
ve her türlü hazırlığın tamamlanmış olmasına karşın bu bilim ve disiplinlerin
henüz meslek kanunları yoktur ?
5- Hekim dışı meslek unvanlı sağlık lisansiyerlerin farklı bir branş,
bağımsız bir disiplin, bilim ve meslektir. Yardımcı sağlık personeli olarak
kategorize edilmemesinde yarar vardır. Sosyal Hizimet Uzmanları, Sosyal Sağlık
alanının birincil mesleğidir, Sosyal Refah Hizmetlerinin de temel mesleki
unsurudur.
Oysa tüm bu adı geçen meslekler bağımsız bir bilim ve liyakatı oluşturuyor.
Yardımcı sağlık personeli diye bir meslek litaratürde olmamasına karşın, bu
ibarenin kullanıyor olması anlam bilim bakımından da aykırılıklar ve
genellemeler taşımaktadır.
6- Ayrıca özel sektörün ihtiyaç duyduğu bu meslekleri kamuda yürüten
hekim dışı unvan taşıyan sağlık lisansiyerlerine mesai haricinde özel sektör
hizmetlerine katılarak sosyal sağlığa katkıda bulunmaları sağlanabilir.
7- İlkokul mezunu olan bir vatandaş eğer varsa mesleği ile ilgili isterse
bireysel veya entegre hizmet için işyeri açabilmekte iken, Üniversite mezunu
hatta daha üst eğitimi bulunan Psikolog, Sosyal Hizmet Uzmanları,
Fizyoterapistler, Diyetisyenler, Çocuk Gelişim Uzmanları gibi sağlık
lisansiyerlerine kendi ofislerini açmalarında hayatın kolaylaştırılması ve
sorunlara çözüm bulunması açısından da yarar vardır. Bu tür hizmetlerden halk
yoksun kalmamalıdır.
8- Gerek yetkilendirmelerdeki yetersizlik ve mevzuat’ dan kaynaklanan
kurumsal görev tanımları ile akademik tanımlamalar arasındaki farklılıklar
giderilerek, yeni mesleksel ve bilimsel gelişmeler dikkate alınarak görev
tanımları güncelleştirilmelidir ki, bu alanda çalışmaların başlatıldığına
ilişkin haberler memnuniyet vericidir. Çalışma alanlarındaki mesleki rolün,
imajın ve saygınlığın artması mesleğe değer verilmesiyle orantılı artabileceği
göz önünde bulundurulmalıdır. Mesleki statünün özlük haklarıyla da desteklenerek
güçlendirilmesinde yarar vardır.
9- Birçok Avrupa ülkesinde ve ABD’ de Sosyal Hizmet Uzmanları artık
Terapötik sosyal hizmet çalışmaları ile gençliğe, aileye ve topluma hizmet etme
sürecine geçmişlerdir. Bu alanda çalışan Psikoterapist olarak sosyal
çalışmacıların sayısı 2002 yılında 150 bini geçmişti. Bu sadece ABD( deki
rakam.) Belçika da bu sayı 1995 de 32 bindi. Bu rakamın büyük bir çoğunluğu
tedavi ve rehabilite edici sosyal çalışmalarda görev almaktadırlar. Ülkemizde
münferit 8-10kişi dışında bu alanda çalışan sayısı bulunmamaktadır.Bu eğilim
teşvik edilmelidir.
Sosyal Hizmet Uzmanlarının artık Terapötik sosyal hizmet çalışmaları ile
gençliğe, aileye ve topluma hizmet etme sürecine süratle geçmesi sağlanmalıdır.
10-Son olarak,Belediyeler Gençlik Merkezleri açılmasına öncelik
vermelidir. Kaybedecek zaman kalmamıştır. Sosyalleşmenin, normalleşmenin,
kontrollü gözlem ve desteğin, gençlik rehabilitasyonunun, gelişmenin ve olumlu
değişmenin, sağlıklı sportif ve sosyal etkinliklerin, kültürel ve sanatsal
gelişimin merkezi olabilecek çocuk ve gençler için Belediyeler tarafından
Gençlik Merkezleri kurulup yaygınlaştırılmalıdır.
Çocuk ve gençler, sokağın insafına, kendi kaderine terk edilmemelidir. Buna
kimsenin hakkı yoktur. Bu tür sosyal projelerin ertelenmesi gecikmesi bu günkü
gençliğin kaybıdır. Tüm il ve ilçelerde, her semtte gençlik merkezleri kurulmalı
ve mevcutlara işlevselli kazandıracak şekilde hizmetler şekillenmelidir.
Sosyal Hizmet Uzmanları, sosyal yaşamda ilişki ve iletişimin sağlıklı
gelişmesinin, uyumlu bir özgürlüğün, çocuk ve gençlik ufkunun açılmasının, kişi
ve kurumların aydınlatılmasının, idealist bir gençlik yetiştirilmesinin,
özürlüye, yaşlıya, hastaya saygının, yoksula, yoksuna yardımın, çocukların
yüksek yararının korunarak yapılan mesleksel yaklaşımın, psikososyal sağlığın,
toplumcu katkı ve katılımların, gönüllülük çalışmalarının, hoşgörü kültürü ve
empatinin, toplumsal kalkınmanın ve gelişmenin, sosyal adaletin, sosyal devlet
olma ilkesinin, çaresizlik yaşayanların, destek ve danışma gereksinimi duyan
bireylerin, halka dönük sosyal politika ve projelerin, sosyal aktivitelerin,
aydınlanmanın, sağlıklı yönlendirme hizmetlerinin, ruh sağlığı ekip
hizmetlerinin, insani ve sosyal ilişkilerde yaşanan çatışmaların
çözümlenmesinin, nitelikli yaşam kalitesinin geliştirilmesinin, bilim temelli
yararcıl sanatların gelişmesinin vazgeçilmez unsurlarıdır.
Bu yönleriyle, Sosyal Hizmet Uzmanlığı gibi bir yardım ve destek branşının yer
almadığı ilgili alanlarda sağlıklı bir gelişmeden, yeterli hizmet sunumundan,
hedeflere ulaşılmasından, sağlıklı değerlendirme ve planlamadan, uygulamalı bir
bilimsel yaklaşımdan bana göre söz edilemez. Bu uygulamalı bilim ve disiplinin
temeli Sosyal Hizmet Uzmanlığı yaklaşımıyla, felsefesiyle ve teknikleriyle diğer
meslekler tarafından yeri doldurulamayacak bir perspektife sahiptir.Mesleki
bakışın farklılıkları mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır. Sosyal Hizmet
Uzmanının olaylara, olgulara ve sistemlere bakışı ve yaklaşımı farklıdır. Doğası
gereği farklı olmak zorundadır. Kalıplaşmış-Saplantılı davranış ve yargılardan,
esnek ve gelişimci veya gelişmiş insan tipini öngörür. İnsancıl boyut, insan
sevgisine ve yaşamına saygıyı gerektirir. Yapılmakta olan bir çok sosyal
projenin ve uygulamanın temel yanlışı hizmetlerin diğer yakın mesleklere havale
ediliyor olmasından kaynaklanmaktadır. Oysa bu meslek, bilimsel akılcı yaşam
biçimlerini içerecek kutsallıkta farklılıkları, tarihsel temelleri olan bir
bakışı gerektirir ki bu bakış yalnızca bu mesleğin eğitimini alan mesleği
özümsemiş, özde yardım ve destek çalışmaları içinde bulunan profesyonel
yaklaşımlar sergileyen ve içinde yaşadığı toplum için gerektiğinde endişelenen
ve sosyal sorunlar için çözüm önermeyi becerebilen sosyal hizmet uzmanlarını
gerektirir ve esasen bu makale ile benim yaptığımda budur. Aksaklıkların,
çarpıklıkların, engellerin, gerçek sosyal gereksinmelerin dışında yapılan
yanlışların, duygusal ve sosyal sorunların, adaletsizliğin ve hoşgörüsüzlüğün
görüldüğü her yerde sosyal hizmet uzmanları çözüm için devreye girmelidir.
Sosyal Hizmet Uzmanları, Sosyal Refahın sağlanmasının teminatıdır. Mesleğin
farklı felsefesinden biri de budur. Diğer mesleklerin böyle bir amacı, bu
düzeyde bulunmamaktadır. Öyleyse, akılcılığın ve bilimselliğin gereği insana
yönelik hizmetlerin her formunda ve aşamasında sosyal hizmet uzmanları etkin
olarak yer alabilmeli ve bu yer almanın koşulları daha çok geciktirilmeden
hazırlanmalıdır. İnsanımıza bu hizmetler lüks görülmemelidir.
(Bu yazı milliyet blog sayfalarında
yayınlanmaktadır)
|
UYARI!
©Sitemize ait yazılarımızı izin almadan yayınlanmamasını talep etmekteyiz.Her hakkı saklıdır.
|
|