SOSYAL HİZMET MESLEĞİ

 


21. YÜZYILDA SOSYAL DEVLET OLGUSU VE TOPLUMSAL SORUNLARA BİR BAKIŞ

Aziz ŞEKER / Sosyal Hizmet Uzmanı

Sitemiz Editörü 
shuaziz@gmail.com

Ana Sayfa
 
Aile Sorunları
Çocuk Refahı
Engelli
Gençlik
Sosyal Sorunlar
Tıbbi Sosyal Hizmet
Yaşlılık

Mesleki Bilgiler

SHU Araştırmaları
SHU İsim Listesi
SHU Yayınları
İnsan Hakları
Sosyal Siyaset
Sosyoloji
Söyleşiler
Psikoloji
 

 

 

   

Eşitsizliğin ve adaletsizliğin tetiklediği toplumsal koşulların insan yaşamında yarattığı buhranlarla, kırılmalarla sosyal huzursuzluklar dıkım dıkım çoğalırken aynı zamanda insanın ufku da köreltici bir kuşatılmışlığa, bir yabancılaşmışlığa sürüklenmektedir. Bu yüzden çağımızın insanı mutsuz görünüyor. Toplumsal sorunların beslediği yozlaşmışlık ise kan kusturuyor adeta yalnızca modern giyinmeyi bilen homo sapiens’e… Geleceğe dair iyi olan ne varsa umut vaat etmeyen yarınlarda istenmedik sorunlarla biçimleniyor artık. İnsanlığı ütopyası yok!..


XXI. yüzyılda uygarlık tarihi, ekonomik, toplumsal, kültürel ve demokratik siyasal birikimden yoksun bir perspektifsizlikte, işbirliği ve dayanışmayı latent bir tehlike olarak göstererek teorisini fonksiyonel yalanlarla doldurup onurlu ve refah eksenli bir yaşamın olanaklarını da sunmuyor hem söylencelerinde hem de insanlık dışı uygulamalarında…

Dönmemek üzere ayrılacağımız şu dünyada umut kapımızı çalmıyor, yoksulluğun beslediği çaresizliğimiz kimsesizlik olarak sevgisiz yarınlara yenik düşüyor. Birazcık gökyüzü, onurlu bir yaşam, hepimize yetecek kadar zenginlik barındıran bu göç edilesi dünyadan eşit ve insancıl bir toplumda yaşamak tek olumlanacak düş aralığıyken neden bu zülüm?

‘Kamu hayatından uzaklaşan bireye kendi kendine yeterli olabilmeyi öğretmek gerekir.’ Yunan sitelerinde savunulmuş olan bu düşünce mantığı geçmişte insana verilen değerin boyutları hakkında bizi az çok bilgilendirmektedir. Tarihin o dönemlerindeki toplumsal örgütlenme biçimlerinde insanı tüm varlığıyla kapsayan insan bütününe yönelik sosyal refah kuramının insancıl bir başlangıcının da somut ifadesidir Yunan sitelerinde savunulmuş olan bu düşünce yapısı.

Tarih ilerledikçe farklı devlet formasyonları, siyasal tarz örgüleri, toplumsal örgütlenme üslupları içeriğinde ideal devlet düşüncesi gelişerek yetkinleşerek kimi ayrıksı öğeleri terk edilerek günümüze kadar gelmiştir. Dünyanın herhangi bir bölgesindeki üretici güçlerin bir yansıması olarak egemen devlet şekli ideolojikleştirilirken kimi bölgelerindeyse sosyal refah devleti, hukuk devleti, polis devleti vbg olgularla dizgeleşerek yaşana gelmiştir.

Açık bir ifadeyle insanlık ve uygarlık tarihi değişik bölgelerde o bölgelere ve koşullara özgü üretim yapısının değişmesiyle ilintili olarak her dönem farklı bir devlet gerçekliğiyle idare edilmişlerdir.

Sosyal devlet nedir? Sosyal devlet, tarihselliğinin oluşum kökenlerini insanlık birikiminin ilerici yönlerinden, rönesans, reform, 1789 Fransız devrimi ve sayısız işçi hareketlerinden, toplumsal mücadele kazanımlarından, toplumsal politika bulgularından almaktadır. Olgusal olarak kavramsallaştırılan bu sosyo-tarihsel yapı ancak ve ancak sosyal hukuk devleti kurumlarının varlığıyla bir gerçeklik kazanabilmektedir.

Sosyal devlet olgusuna içerik kazandıran Keynesgil ekonomi politikasıdır. Devlet müdahalesini öncelliyen, sosyal güvenliğe ağırlık veren solun da benimsediği 1960’lı yıllarla birlikte önemi kavranan sosyal devlet olgusunun XXI. yüzyıl görünümüyle sosyal devlet içeriğinde kopmalar, dağılmalar ola gelmiştir.

Ülkemizde 24 ocak 1980 ekonomi kararları ve IMF’ye verilen niyet mektupları toplumsal sorunların önünü açarken Türkiye toplumunu da geri dönüşü çok zor bir istikrarsızlığa sürüklemiştir. Serbest Pazar doktrini ülkenin başını ağrıtmıştır… Toplumsal harcamalar kısıtlanırken, sosyal hizmetlere bütçeden ayrılan pay da azaltılmıştır.

Sosyal devlet tüm görünümleriyle tasfiye sürecine sokulmuştur…

Yoksulluk, göç, suç, gelir paylaşımında adaletsizlik, eğitimde fırsat eşitsizliği, bölgesel geri kalmışlık, sosyal konut sorunu, beslenme yetersizliği, sağlık sorunu, işsizlik, sokak çocukları, şiddet… yaşam niteliğini kapsayan her alanda bir gerileyiş ve çeşitli özel nüfus gruplarının çözüme eriştirilmeyen insanca yaşam beklentileri…

Sosyal planlamanın işlevsizleştirilmesi çabası…

Her doğan çocuk ağır bir borç yükü altında doğmaktadır. Sosyal onur ve erdem yaşamın neresindedir?

Sosyal hukuk devletinin gereklerini yerine getirmek ve bu yönde verilen her zenginleştirici çaba, emperyalizme ve onun yerli işbirlikçilerine karşı yürütülen ulusal kurtuluş savaşına ve Türkiye insanına saygının bir ifadesi olarak algılanmalıdır. Türkiye’nin kalkınmasını yalnızca Türkiye gerçekleştirebilir. Uluslararası hiçbir kuruluş bu kalkınmayı gerçekleştiremez. Hele serbest piyasacı küresel kalpazanlar hiç değil…

 BİZE YAZIN
     Sosyal Hizmet Uzmanı Web Sitesi
     E-Posta : sosyalhizmetuzmanlari@gmail.com

   

© Copyright 2011
www.sosyalhizmetuzmani.org