SOSYAL HİZMET MESLEĞİ


 

SOSYAL HİZMET ALANLARI


 

BİLGİLER


 

 


MAKALELERİ YAYINLANAN MESLEK ELAMANLARI


“SOSYAL HİZMET MAGAZİN” ÜZERİNE…


Aziz ŞEKER / Sosyal Hizmet Uzmanı
Sitemiz Editörü
shuaziz@gmail.com

 

 
 

 

Meslekler, uygulamalarıyla gelişirken, teorik zenginleşmeleriyle de uygulamalarını daha etkili kılarlar. Bu iki öge, mesleki gelişimin önemli ölçütleri arasında yer almakla beraber, başka şeylere de gereksinim vardır. Örneğin söz konusu mesleğin, hem toplumda güçlü bir karşılığının olması hem de hukuken yetkilendirilmiş olması gerekmektedir. Sosyal hizmet mesleği açısından bakıldığında, en azından yaşadığımız coğrafya açısından bunların bir bütün halinde var olduğunu söylemek şimdilik olanaksız gibi görünüyor. Meslek kabul edilmekle birlikte, uygulama boyutu yeterince gelişmediği daha doğrusu toplumda kurumsallaşmadığı için tartışmalar sürüyor. Belki de bunu, mesleği ortaya çıkaran süreçler üzerinden giderek yorumlamak daha anlaşılır görünüyor. Sosyal hizmet mesleğinin unsurlarından olan, meslek elemanının eğitim boyutu ne kadar yeterli? Ya da uzmanlaşma sağlanabilmiş mi? Meslek elemanı disiplinler arası işbirliğinde ne kadar yetkin ya da kendi mesleki kimliğinin sınırları ne ölçüde başarıyla çizilmiş? Toplum, meslekten ne anlıyor? Mesleğin saygınlığı yeterli durumda mı? Mesleğin bir odası var mı? Bu sorular en can alıcı şekilde çoğaltılabilir…

 

Mesleğin geliştiği Batı ülkeleri, sosyal hizmet mesleğinin Türkiye’de gelmesi gereken aşamayı çok yıllar önce başarıyla geçtiler. Mesleği seküler bir çizgiye taşırlarken, hem toplum hem de diğer meslekler hiyerarşisindeki çelişkilerini çözümlediler.

 

Türkiye’de sosyal hizmet mesleği 1961 yılından beri, buna zaman kaybetmek demeyelim, ama bir adım ileri iki adım geri tarzında gelişme adına muğlâklığa kayan bir yana sahip oldu. Sosyolojiyle olan kan bağı, ya da psikolojiyle olan sırdaşlığından söz etmiyorum. Söylemek istediğim bir paradigma sorunu yaşıyor olduğu gerçeğidir. Elbette bu durum, kendi doğasını da ilgilendiriyor. Ama temelde konuk olduğu sofrada tutunup tutunmamasıyla ilgili… Örneğin farklı bilimsel çevrelerde çok sayıda renkli sesler çıkmasına rağmen, mesleğin kavram sorunuyla ilgili bir aşama kaydedilmemiş görünüyor. Meslek elemanları olarak yetişenler, nasıl yetiştikleri ya da kendilerini nasıl yetiştirdikleri ayrı bir tartışmanın konusu ama, artık istihdam noktasında hayal kırıklıkları yaşıyorlar…

 

Mesleğin gelişimiyle ilgili yapısal sorunların varlığı gün geçtikçe daha bir artıyor. Okullaşma ve meslekte nicel genişlemenin, nitel ilerlemeye bir katkısının olmadığı gün gibi ortada… Yine de bu koşullarda mesleğin fotoğrafını çeken, arayış içinde olanların dertlerini kaleme aldıkları yayınlarla da karşılaşma şansına sahibiz. İşte bunlardan biri, sosyal hizmet magazin dergisi…

 

Baştan söyleyeyim, evet bir emek harcanmış, her çaba üzerinde durulduğunda eleştiri hakkı baki kalmak şartıyla saygıyı hak ediyor. Bu mesleki dergi eğer günceli, beceriyle takip edebilirse, ileride yetkin bir mesleki tartışma platformu haline gelebilir. Bununla ilgili bir şeyler yazmak için şimdilik erken. İleri haftalar demeyeceğim, ancak yıllarca yayın hayatını sürdürebilirse belki de güzel ve anlamlı şeyler yapma amacına ulaşmış olacak. Bu nedenle bu işe gönül vermiş meslek aktörlerinin işi zor ve yorucu görünüyor. Buna rağmen başarmaları için önünde hiçbir engel ufukta görünmüyor. Sosyal hizmet magazin dergisine yeniden dönecek olursak: Mesleğin dönemsel olarak Türkiye’deki öncüleri arasında yer alan Nihal Turan’la yapılan söyleşiden etkilendiğimi paylaşmak isterim.

 

Mesleği bilmek, anlamak, tanımlamakla ilgili bir birikim bu. Özetle, bu söyleşi, içinde çok değerli şeyler barındırıyor. Dikkatinizi çekmek isterim. Nihal Turan’ın kendisine yöneltilen bir soruya verdiği şu cevap genişçe tartışılmayı hak etmiyor mu?:

 

“Ayrıca sosyal hizmet literatüründe birçok yeni kavramın kullanılmaya başlandığına tanık oluyoruz. Bunlar arasında; yeşil yoksulluk kavramı var, daha önceki süreçte toplum merkezleri yapılanmasına benzeyen toplum sağlığı merkezleri var, kanıta dayalı sosyal hizmet var ve son olarak muhafazakâr sosyal hizmet var. Muhafazakâr sosyal hizmet özellikle çok yeni bir kavram ve bana göre tartışılması gereken bir kavram.”(bkz: sosyal hizmet magazin, söyleşi, Nihal Turan)

 

İlhan Tomanbay’ın çabasına, meslekle tanıştığım yıllardan beri uzak değilim. Tarık Tuncay ile birlikte, bu dergide yeni tartışmaların önünü açmak istedikleri muhakkak. İyi de yapıyorlar. İkisine bu konuda teşekkür etmek isterim. Bu arada yeni yüzlerin, yeni yazarların ortaya çıkması için verdikleri katkıyı önemsemek gerekir. Kuşkusuz mesleğin tarihini okuyanlar bilirler; Tomanbay’ın yıllarca sürmüş SABEM macerasını… Hemen adresinden aktarayım; 

 

“SABEV Türkiye’nin sosyal hizmetler ve sosyal çalışma alanında eğitim, araştırma, belgeleme ve uygulama alanında kurulmuş ilk ve tek vakfıdır. Vakıf tarafından beş yıl boyunca sosyal çalışma alanında Türkiye’nin o dönem için biricik meslek dergisi olan ve iki ayda bir yayınlanan SABEM adlı dergi yayınlanmıştır. Derginin yayınına 1995 yılında başlanmış ve 1999 yılında ekonomik nedenlerle son verilmiştir.”

 

Umarım, sosyal hizmet magazin dergisi istediği aşamaya ulaşır. Sonu SABEM gibi olmaz… Yoksa çok yazık olur. Çünkü sosyal meslekler gerçekten tartışılarak ve yazılarak ilerleyen mesleklerdir. Sürekli çağı yakalamaya dönük bilgi arayışı, mesleki pratiğin yetkinliği, bu işe gönül vermiş bir mesleki yazar kuşağının yetişmesi gerekiyor… Şimdilik yazacaklarım bunlar. Unutmadan, ziyaret etmek isterseniz derginin linkini tıklayabilirsiniz. Benim görmediğim birçok şey belki de sizleri heyecanlandırabilir:

  
https://www.sosyalhizmetmagazin.com

 

 
 

Yasal Uyarı , Gizlilik Beyanı ve Künye
 

sosyalhizmetuzmani.org © Bütün hakları saklıdır. 
Sitemizde yayınlanan  yazarlarımızın yayınları ve sitemizin yayınları  kaynak gösterilerek ve içeriği değiştirilmemek şartıyla alıntı yapılabilir.