Sosyal Hizmet Uzmanları Web Sitesi
  

SOSYAL HİZMET MESLEĞİ


Türkiye'de Sosyal Hizmet Paradigması
 

Aziz ŞEKER / Sitemiz Yazarı
shuaziz@gmail.com

Ana Sayfa
 
Aile Sorunları
Çocuk Refahı
Engelli
Gençlik
Sosyal Sorunlar
Tıbbi Sosyal Hizmet
Yaşlılık

Mesleki Bilgiler

SHU Araştırmaları
SHU İsim Listesi
SHU Yayınları
İnsan Hakları
Kültür/Sanat
Sosyal Siyaset
Sosyoloji
Söyleşiler
Psikoloji

Meslek Elamanı Arayan Kurumlar ve İş Arayan Meslek Elamanları


Sitemiz Yazarları

     
 Daha başlangıçta belirtelim ki Türkiye'de sosyal hizmetlerin temel sorunları var. Yapısal gelişmemişlik bir neden olabilir, ancak günümüzde yalnızca yeterli kamusal bütçe ayrılması değil, alanda hizmet sunan meslek elemanlarının sıkıntıları da çok fazla. Meslekler anlamında genel bir umutsuzluk olduğunu rahatlıkla ifade edebiliriz. Her şeyden öte Türkiye gerçeklerine uygun hizmet veren bir sosyal hizmet modeli yok. Bu bile görebilene başlı başına bir sorun kaynağı. Kısaca toplumsal gerçekliğe dokunmayan bir sosyal hizmet paradigması, sosyal-ekonomik gereksinim içindeki kitlenin maddi koşullarını dönüştüremiyor.
Sosyal meslek elemanları konusuna biraz eğilelim. Büyük çoğunluğu odasız meslekler statüsünde. İşlevselliklerini aksatan bir durum. Meslek Odası kavramından amaç, mesleğin yaptırımı, dokunulmazlığı, kültürü, yetkinliğidir. Bir mesleğin gelişiminde toplumsal işbölümü ne değin önemliyse meslek odaları da mesleki kolektif kimliğin inşası ve mesleki öz saygının yerleşmesi anlamında önemlidir.
Türkiye'de sosyal hizmet alanlarında yeterince sosyal meslek elemanı yok, olsa bile sosyal refah konusunda ne kadar donanımlılar? Daha somut bir şey söyleyeyim, toplum kaynaklarını, sosyal mevzuatı kullanma noktasında bilgi ve becerileri yeterli mi? Gerçekten bu işi hakkıyla yapacak donanımda meslek elemanı sayısı az. Genel olarak baktığımızda sosyal hizmetin değerleri, uygulaması konusunda yeterliliğini tartışmaya açmak gerekir. Meslek Odasına sahip olmayan mesleklerin müdahale güçleri zayıftır. İş yapacaksın, yapacağın işi engelleyen yapıyı da beraberinde üretiyorsun.
Meslek elemanı açığı başka bir handikap. O zaman bu açığı nasıl kapatacağız? Örneğin Sosyal Hizmet Merkezleri bünyesinde farklı meslek elamanlarının adı geçiyor. Sosyal çalışmacı, sosyolog, psikolog, öğretmen, çocuk gelişimci, psikolojik danışman, aile ve tüketici bilimleri gibi diğer lisans alanlarından alımlarla hem onların istihdam alanlarını genişletmiş oluruz, tezi doğru olabilir. Ancak bu teknikle yeterli ve etkili meslek elemanı açığını kapatmış oluruz, diye düşünmek pek de mantıklı gelmiyor. Yalnızca günü kurtarabilirsiniz, geleceği biçimlendirme konusunda bir etkiniz olmaz. Bu mesleklerin hepsi saygın mesleklerdir. Hepsinin sosyal refah hizmetleri alanında birbirini tamamlayan rolleri vardır. Hepsinin yapacağı işler farklıdır. Ancak bunları odasız meslekler statüsüne indirgerseniz mesleklerine haksızlık yapmış olursunuz. Bunların hepsinin toplumla, aile ve bireylerle çalışmada apayrı yeri ve kendine özgü yöntemleri, müdahaleleri vardır. Bunu gözetmek gerekir. Bütünsel olarak hizmet verilecekse, bu mesleklerin sosyal refah alanlarında istihdam koşullarının oluşturulması ve oda haklarının verilmesi elzemdir. Başka bir konu daha var ki o da şu, aileye yönelik hizmetlerin yapılandırılması daha gerçekçi sosyal politika uygulamaları üzerine olmalıdır. Kendinizi haklılaştırmak istiyorsanız, bağımlı yoksulları, bağımsız ve üretken insanlar haline getirmek için koşullarını değiştirin. Demek istediğim şey şu; sosyal hizmet Türkiye'de sosyal yardıma muhtaçlıkla özdeşleştirildi. Bunu artık kırmak çok zor.
Ayrıca refah devleti olma yönünde uğraşı vermek gerekir, çalınan kapıların arkasında işi olmayan insanlar, çocuğunu besleyemeyen anneler, ay sonunu getiremeyen emekliler, gördüğü şiddetten yüzü morarmış kadınlar, topluma karışmamış engelliler, çocuk gelinler göreceksiniz. Ne yapacaksınız? Yönlendireceğiniz mekanizmalar sorunları yeterince çözecek mi? Ya da çözüyor mu? Bunları tartışmak ve inanarak iyiye doğru değiştirmek gerek. Yoksa bugün her aileye bir sosyal hizmet uzmanı görüşünü dillendirirsiniz, yarın bir sosyolog ertesi gün bir psikolog. Bu taşar gider. Ve popülist tarzınız sosyal hizmetin yeni müşterilerinin sayısının artmasına neden olacaktır. Belki bürokratikleşmiş sosyal hizmetleri usule uygun bir işleyişe yönlendirebilirsiniz, ancak etik değerlendirme konusunu da geçmemek gerekir. Başvuran dediğimiz insan, istenen evrakları sosyal yardım için vermiş olabilir. Ötesine baktığımızda sayının giderek arttığını görürüz, etik devreye girdiğinde sorumlu davranmak ve yüzleşmek gerektiğinin altını çizmek gerekir. Yoksulun, ötekinin, dışlananın hakkını gözetirken toplumun geneline yayılacak bir refah paylaşımının getireceği toplumsal değişmeyi akılcı bir şekilde çalışmak gerekir ki nitelikli topluma dönüşebilelim. Meslek elemanlarından söz açılmışken, yeterlilik noktasında da sorunlar var. İyi bir eğitim ve kişisel gelişimden geçmeyen insanların yalnızca işsiz kalmama korkusuyla sosyal mesleklere yöneldiklerini, mezun olup işe yerleştikleri ortada. Bu işi hakkıyla yapacak insanları eleyip seçmelisiniz. Yazılı sınavın yanı sıra mülakatla öğrenci alımınız olmalı. Çünkü topluma dokunan, toplumun sorunlarıyla uğraşan insanlar yetiştiriyorsunuz. Meslek elemanı olarak insan haklarını savunacaksın, uygulayıcı olacaksın, ayrımcılık gözetmeyeceksin, eşitsizlikle mücadele edeceksin, toplumsal sorumluluğun şiddete karşı olacak, barışın ve adaletin elçisi olacaksın. Şu da yapılmalı. Sosyal refah alanlarında danışan konumundaki insanlarla ilgili olarak algı psikolojisi bağlamında çalışmalara yer verilmelidir. İnsanların aldıkları sosyal hizmet konusundaki bakış açıları ve tepkileri bilinmeli ki, verilen hizmet sürecinde katılımcı ve dönüştürücü olabilsinler. Hem bu yolla güçlendirme açısından da bir yol kat edilmiş olur.
 

 
BİZE YAZIN
     Sosyal Hizmet Uzmanı Web Sitesi
     E-Posta : sosyalhizmetuzmanlari@gmail.com

   

© Copyright 2011
www.sosyalhizmetuzmani.org