SOSYAL HİZMET MESLEĞİ

SOSYAL HİZMET ALANLARI

   KAYNAK
BİLGİLER

 

                                                                                                                               

 


İş İlanı Veriniz

 





 Sitemizde Yayınları Yayınlanan Sosyal Hizmet Uzmanları
 



Sitemizde Diğer Meslek Elamanlarının Yayınları
 

sosyalhizmetuzmani.org
 


 

Anlamanın Sosyolojik Bağlamına Kısaca Bir Bakış

Prof.Dr. Kamil ALPTEKİN

Karatay Üniversitesi
Sosyal ve Beşerî Bilimler Fakültesi
Sosyal Hizmetler Bölüm Başkanı

Sosyal Hizmet Uzmanı  


 

 

Tıbbi bilimler ile toplumbilimleri arasında gidip gelen, amorf (şekilsiz-biçimsiz) yapıdan mümkün olduğunca kurtulmak için sorun/ilgi alanına giren normaldışı davranışı (mantıksız davranışı) tüm göstergeleri ile birlikte gereğinden fazla medikalize edip son kertede semptom oluşumunun nedenini, biyolojik yapıdaki bozuk bir organda veya sistemde arayan ve böylece somutlaş/tırıl/an bozukluğu bir hastalık gibi tedavi etmeyi amaçlama hevesi ile tıp alanında kalmaya kararlı gözüken psikiyatri; normaldışı davranışı açıklarken mevcut bilimsel paradigmaya uygun hareket eder. Yani normal dışı davranışı; 1. Anlamaya, 2. Açıklamaya, 3. Kontrol altına almaya çalışır.
Üç adımdan oluşan bu hareket dizisi; “ne için?”, “kimin için?” soruları ile muhatap kılındığında ister istemez devreye; hakim bilimsel paradigmanın alt yapısını oluşturan pozitivizm, materyalizm ve son olarakta modernizmin biçimlendirdiği ideoloji girer.

Psikiyatride anlama, işlevsel olarakta açıklama ve kontrol altına almadan öncedir. Çok kabul gören düşünme biçimi ile bir fenomeni (olayı) anlarsanız, o fenomeni kavramlaştırabilir diğer bir ifade ile adını koyabilir ve bu sayede açıklayabirsiniz. Dolayısıyla sözkonusu fenomenin dağılımını ve etkisini istendik yönde kontrol altına alabilirsiniz

Aynı zamanda psikiyatride anlama, zor ve karmaşık görünümünün yanısıra, en çok bilgi, çaba ve hüner (ustalık) isteyen bir süreçtir. Bakın, Dr. Süheyla Ünal (2002), anlama konusunda neler söylüyor:

Bir başkasını anlamak oldukça karmaşık bir süreçtir. Hem hastanın hem terapistin kültürel geçmişi, sosyal alanı bu süreci etkiler. Sosyokültürel etkenleri göz önünde bulundurmayan bir psikiyatrik yaklaşım en azından hastanın öznelliğine duyarsız olma riski taşır. Dahası etkisiz kalabilir, hatta zarar verebilir. Tedavi ancak terapistin gündemi, hastanın bireysel ve kültürel gündemi ile uyuştuğunda iyi işler (Becker and Kleinman 2000). Ortak gündemin oluşturulmasında ise “anlama” süreci önemli rol oynar.

Ünal (2002), anlama sürecinde sosyo-kültürel öğelere vurgu yaparken benzerlik ve farklılık kavramlarına da kısaca şu şekilde değiniyor

“İnsanlar arasındaki benzerlikler ve farklılıklar, anlama sürecine temel oluşturur. Benzerliklerimiz empatik anlayışı geliştirirken, farklılıklarımız da “öteki”ni anlama merakını ve isteğini doğurur”.

Anlama sürecinin önemli bileşenlerinden benzerlikler ve farklılıklar, şimdilerde çok popüler olan, sıkça dillendirilen “biyolojik sosyolojik, psikolojik ve kozmik” ifadesindeki sosyolojik alan için ayrı bir önem taşır. Benzerlik ve farklılıkların biyolojik, psikolojik ve kozmik parametleri bulunsa da bir kıyaslamaya dayalı olarak ancak sosyolojik ortamdaki ilişkiler ağında bir değer kazanacağını hatırlatmak bile yersiz. İnsanın sosyal bir varlık olduğunu ne ilk ne de son kez biz söylemiyoruz. İlişki ve davranış biçimlerindeki değişimlere rağmen, bireyi toplumun önüne çıkaran ve bireyselliğe aşırı vurgu yapan toplumlar da dahil bireyin bir başınalığının bile, ait olduğu toplumdan kopuk olamayacağını söylemek zor olmasa gerek. Doğan Ergun’un (1995) yerinde söylemi ile;

“Bilimsel kesinlik, şimdiye kadar, insanın doğal, tarihsel, toplumsal toplumcul bir varlık olduğunu ortaya koymuştur. Ve bu uygarlık içinde insan, olanaklarına göre tanımlanmıştır. Nesnel gerçeğin bu verileri dururken ve bunlardan hareket etmek varken, bireyciliğe ideolojiler kurdurmak ve bunlara göre yaşamak ve yaşatmak yabancılaşmayı artırmak ya da yeni yabancılaşmalar yaratmak demek olacaktır.”

Şu halde lafı eğip bükmeden, anlama ile sosyolojik yapı arasındaki ilişkiye getirmiş bulunuyoruz. Daha uzun bir deyişle anlama sürecinin değerler, normlar, yorumlar ve simgelerle biçimlenen üst sosyolojik yapıdan bağımsız olamayacağı ama algılamadaki bireysel farklılıklar nedeniyle büyük ölçüde öznel bir bakış açısı ile şekilleneceğini belirtmiş oluyoruz. Ve anlama sürecinin öznele açılan bu penceresinde; akıp giden zaman, mekan ve insanlar arasında yaşantının çeşitli karelerini yakalamaya olanak sağlayacak gözlemin, meslek elemanı için önemli bir bilgi edinme kaynağı olduğu sonucuna ulaşıyoruz.

Kaynakça

ÜNAL Süheyla (2002). “Psikiyatrik Uygulamalarda Sosyo-Kültürel Duyarlılık”. Psikiyatri.net, Erişim Tarihi: (12.05.2002).

ERGUN Doğan (1995). Sosyoloji ve Tarih, Sosyolojide Yöntem Sorunu. Ankara: İlke Yayınevi, Eklerle 3. Baskı

 

 

 

 

 

 

Yasal Uyarı , Gizlilik Beyanı ve Künye

 

sosyalhizmetuzmani.org © Bütün hakları saklıdır. 
Sitemizde yayınlanan  yazarlarımızın yayınları ve sitemizin yayınları  kaynak gösterilerek ve içeriği değiştirilmemek şartıyla alıntı yapılabilir.