Ana Sayfa||Araştırmalar ||Editör ||Site  Haritası|  

ENGLISH |DEUTSCHE

Sosyal Hizmet Mesleği
Mesleki Bilgiler
SHU Yayınları
SHU Araştırmaları
SHU İsim Listesi
Sosyal Hizmet Alanları
Çocuk Refahı
Gençlik Alanı
Yaşlılık ve Sorunları
Aile Sorunları
Sosyal Sorunlar
Engeliler ve Sorunları
Tıbbi Sosyal Hizmet

İş İlanları

Kurum İlanları
Eleman İlanları
İş İlanı Verme
Bireysel Gelişim
Bireysel Gelişim
NLP
Toplam Kalite
Beden Dili
İletişim Bilgisi
Halkla İlişkiler
Ana-Baba Okulu
Kaynak Bilgiler
Sosyoloji
Psikoloji
Sosyal Siyaset Bilgileri
Kültür/Sanat
Kitap Tanıtımı
İnsan Hakları Bilgileri

 

 

Google
 
Web www.sosyalhizmetuzmani.org

Susmak Benimsemektir

Özgür  KARAKAYA
Ozgkara@hotmail.com

   Konuşmak kadar susmakta yaşamamızın bir parçasıdır. Hayatın içersinde susmağa farklı anlamlar yüklenilmiştir. Sesin çıkmayışı, söyleyecek sözün olmayışı ve belki de beklentisi olmamaktır. Havadaki sakinlik, geminin yelkenin inmesi, gözleri konuşturmak için yapılan hareket, endişe ve olasılık hesapları arasındaki gelgitlerle biraz da huzursuz bekleyiştir. Soluklanma, geçmişin ve geleceğin muhasebesi, eğer bir sohbette konuşulanlar sıkıcı ve gereksiz bulunursa onların yerine geçmedir. Bir içe kaçış ve söylenemeyenlerin biriktirilmesi, hassas kırılgan bir tepkidir. Yaşanan bir acı, çaresizlik ve küçük bir hatırlatmadır.



İnsan farkında olmalı kendisinin, olayların ve gidişatın. Susmak, benimsemektir kimi zaman köleliği, haksızlığın olduğu yerde susmak; seyirci kalarak, egemen anlayışa destek vermedir. Bu anlayışa destek veren sözlere bakarsak: “Dertsiz aşım kaygısız başım.” “Ağam bey bilir işini aman sus hiç onlar yanlış yapar mı”? Bu sözler bireyciliği ve pasifliği kabul ederek, halka hizmet sözleriyle iktidara gelen, halkı kendine hizmet ettirmek isteyen anlayışın bir göstergesidir. Bireyci ve pasifliği kabul eden anlayışa karşı, aydınlık bir Türkiye için ülkeyi satmayın diye mücadele veren genç fidanlar bu uğurda mücadele vererek bunu da canlarıyla ödediler. Halkın susmasında baskıların ve darbelerin etkisi bulunmakla birlikte, baskıcı anlayışlarda susmak, yaşamın garantisi ve güvencesi olarak kabul edilir. Susana zarar gelmez de bu anlayışın söylemidir. Yakın tarihimizde Susurluk kazası da devlet siyaset mafya ilişkisini gözler önüne sermişti. Süreci basından izlemiştik. Olaya mizahi yönden bakarsak Salih Memecan’ın karikatüründe: Bir adam elini dudağına götürmüş susurluk diyordu.

Sosyal yaşamımızda da, susmanın önemini vurgulayan düşünce ve davranışlarla iç içeyiz. Geleneklerimizi gözden geçirdiğimizde, temel temanın, itaat ve susmadan yana olduğunu görürüz. Suskunluğu yenmek için, eğitim ve çok yönlü bilgilenmekle birlikte, yaşamda da duyarlılığın artırılması gerekir.
Toplumsal refleksi diri tutmak için “Susma sustukça sıra sana gelecek” sözüne vurgu yapılmalıdır. Söz, sükût kadar değerli ve anlamlıdır. Haksızlık karşısında susmayarak direnç gösterilerek, insan olmanın onurunu ve sorumluluğunu taşıyan kişi, ona zarar da verse söylenmesi gerekenleri, söylemelidir. Yaşamdaki hareketlerimizin temel direği susmak değil anlamlı bir şekilde konuşmaktan geçer

    
   ©Sitemize ait yazılarımızı izin almadan yayınlanmamasını talep etmekteyiz. Kaynak göstermek ve izin almak etik kuraldır.




Bize Ulaşın