Ana Sayfa||Araştırmalar ||Editör ||Site  Haritası|  

ENGLISH |DEUTSCHE

Sosyal Hizmet Mesleği
Mesleki Bilgiler
SHU Yayınları
SHU Araştırmaları
SHU İsim Listesi
Sosyal Hizmet Alanları
Çocuk Refahı
Gençlik Alanı
Yaşlılık ve Sorunları
Aile Sorunları
Sosyal Sorunlar
Engeliler ve Sorunları
Tıbbi Sosyal Hizmet

İş İlanları

Kurum İlanları
Elaman İlanları
İş İlanı Verme
Bireysel Gelişim
Bireysel Gelişim
NLP
Toplam Kalite
Beden Dili
İletişim Bilgisi
Halkla İlişkiler
Ana-Baba Okulu
Kaynak Bilgiler
Sosyoloji
Psikoloji
Sosyal Siyaset Bilgileri
Kültür/Sanat
Kitap Tanıtımı
İnsan Hakları Bilgileri

 

Google
Web sosyalhizmetuzmani.org

ÜTOPYA

Ütopya, aslinda olmayan, tasarlanmis olan ideal toplum ve devlet sekli anlami tasir. Ütopyalar, ideal düzen arayislarinin tasarlanmis tipik örnekleridir. Ütopyalar üzerine görüsler iki biçimde ortaya çikmistir. Bir kismi özendirici, istenen nitelikte, diger bir kismi ise korkutucu, ürkütücü ütopyalardir.

Istenen (Özendirici nitelikte) Ütopyalar

Bu tür ütopyalar, ideal bir toplum ve devlet tasarimlaridir. Bu özellikteki ütopyalarin en önemlileri sunlardir:

Platon’un Ütopyasi

Platon, "Devlet" adli eserinde ideal devletin nasil olacagini belirtmistir. Bu devlette insanlar üç sinifa bölünmüstür; Çalisanlar (isçiler, çiftçiler, zanaatkarlar), bekçiler (askerler) ve yöneticiler. Isçi sinifi çalisip üretimde bulunarak devletin maddi ihtiyaçlarini karsilar. Bekçiler sinifi toplum içinde güvenligi ve disariya karsi devletin varligini savunur. Yöneticiler sinifi ise devleti yönetir.

Bu toplumda her sinifin bir erdemi vardir. Isçi sinifinin erdemi kanaatkâr olmak, bekçi sinifinin erdemi cesaret, yöneticilerin erdemi ise bilgeliktir.

Platon’un açtigi bu ütopik devlet anlayisi yolu, gelecekte hem dogu hem de bati felsefelerinde temsilciler bulmustur. Dogu felsefesinde böyle ütopik bir devlet anlayisini Fârâbî’de görmekteyiz.

Fârâbî’nin Ütopyasi

Platon’dan etkilenen Fârâbî, "Medinet’ül Fâzila" (Erdemli Sehir) adli esrinde böyle ütopik bir devlet tasarlamistir. Ona göre, insanlar yardimlasarak bir arada yasamalidir. Saglikli bir organizmada bütün organlar nasil uyumlu bir sekilde çalisiyorsa, toplum da böyle olmalidir.

Kötü insanlar toplumdan çikarilmalidir. Erdemli sehirde gerçeklikler, dogruluklar, iyilik ve güzellikler birlesirler. Bunu saglayan bu sehrin yöneticisidir. Yönetici, peygamber ile filozofun erdemlerini kendinde toplayan kisidir ve bu özeliklerini topluma yayarak devleti yönetir. Bireylerin de yöneticinin bilgilerine katilmasiyla mutlu bir sehir dogar.

Thomas Morus‘un Ütopyasi

Roman tarzinda yazdigi "Ütopya Adasi" adli eserinde ütopik bir devlet tasarimi ortaya koyar. Bu devlette özel mülkiyet yoktur ve yasaktir. Herkes devlet adina üretir. Para geçerli degildir. Üretilenlerden herkes ihtiyaci kadar alir. Bireyler günde alti saat çalisir, geri kalan zamanlarini sanat ve bilimle ugrasarak geçirirler. Yöneticiler, tipki Platon’un ideal devletinde oldugu gibi, çok siki bir egitimle yetistirilir.

Tommaso Campanella’nin Ütopyasi

Günes Devleti adli eserinde ütopik bir devlet yasarimi yaparken, o da Platon’un etkisi altinda kalir. Günes kentte her sey ortaktir. Aile yoktur. Eslerin seçimi yönetimce yapilir. Kent bir rahip tarafindan adilce yönetilir. Herkes dört saat çalisir. Geri kalan zamanda sanat, eglence, okuma, beden ve ruhlari egitme gibi zevk veren islere ayrilir. Yöneticinin yetkisi mutlaktir. Adlari "Güç", "Akil", " Sevgi" anlamina gelen üç yardimcisi vardir.

Francis Bacon’un Ütopyasi

eni Atlantis adli eserinde ütopik devletini tanitir. "Ben Salen" adli adada saglam bir ahlâk anlayisi egemendir. Özel bir örgüt, halkin bu yüksek bilgi ve kültürünü planlar ve yürütür. Buna göre "Yeni Atlantis" bir bilgi devleti olarak tasarlanmistir.

Korkutucu Nitelikte Ütopyalar

Günümüzde de ütopyalar yazilmaktadir. Ancak, bunlarin ortak bir niteligi vardir, o da toplumlari gelecekte bekleyen tehlikeleri göstermektir. Bu tehlike, bir yandan makinelesen bir toplumda insanin duygu, düsünce ve deger sistemleri ile yok olup gitmesidir. Öte yandan, insan özgürlüklerinin, demokratik haklarin kurulacak bir despotik devlet tarafindan yok edilmesidir. Bu ütopyalar, insanlari, bu türden tehlikeler için önceden uyarmaktadir.

Huxley’in Ütopyasi

Yeni Dünya adli eseri bir bilim-kurgu özelligi tasir. "Yeni Dünya" da teknoloji çok gelismistir. Insanlar suni yoldan üremektedir. Evlilik yoktur. Insanlar çalisir ve eglenirler. Hastalanma ve yaslanma yoktur. Geçmis, tüm degerleriyle yok edildigi için, geçmisi düsünme ve özlem duyma yoktur. Bu ütopya, dogal yasamdan kopmayi dile getirme açisindan gelecege iliskin bir korku ütopyasidir.

G. Orwel’in Ütopyasi

Orwel, "1984" adli eserinde despotizmin (zorbalik) egemen oldugu bir dünyayi tasvir eder. Bu ütopyaya göre, dünya esit güce sahip üç bloka ayrilmistir. Yönetenler tek egemen güçtür. Insanlar yöneticilerin korkusu ile sinmis, özgürlükler kaldirilmis, ahlâki ve insani duygular yok edilmis, düsünme ve düsündügünü söyleme yasaklanmis, yasam tüm güzelliklerini yitirmistir. Hiç kimse birbirine güvenememektedir. Çogu kisiler casustur. En yakinlarini yönetime gammazlama bir ödev haline getirilmistir. Bireylerin kisilikleri tamamen silinmistir.

Orwel bu eserinde, gelecek üzerine korkularini dile getirmistir. Insanlari, modern dünyayi etkileyebilecek sorunlar üzerinde düsünmeye yöneltmek istemistir


 
Bize Ulaşın